Türkiye'de tütünle mücadelenin 'dünü ve bugünü'

AA |  05 Ocak 2020 Pazar - 11:16 | Son Güncelleme : 05 01 2020 - 11:16

Resmi olarak 1996'da tütünle mücadeleye başlayan Türkiye, toplu taşıma araçlarında yasaklardan kapalı alan düzenlemesine, uyarı yazılarından "düz ve standart paket"e kadar birçok uygulamayla dünyaya örnek ülkeler arasında yerini aldı.


Yapılan son düzenleme kapsamında Türkiye'de yarından itibaren sigara paketleri "düz ve standart" olacak. 
 
Türkiye Solunum Araştırmaları Derneği (TÜSAD) Tütün Kontrolü Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Nazmi Bilir AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de tütünle mücadelenin dünü, bugünü ve yarınına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
 
Türkiye'nin tütünle mücadelesinin resmi olarak 1996 yılında başladığını belirten Bilir, "Bu yıldan önceki dönemde bazı bireysel çabalar ve bazı sivil toplum hareketleri olmakla birlikte 1996 yılında çıkarılan Tütün Mamullerinin Zararlarının Önlenmesine Dair Kanun Türkiye'de tütünle mücadelenin başlangıcıdır. Bu kanunla ilk defa tütün ürünlerinin her türlü reklam ve tanıtımı yasaklandı, toplu taşıma araçları sigara dumanından arındırıldı. Kanunun reklam yasağı konusundaki maddesi etkili şekilde uygulandı. Kanun tarafından tanınan bir yıllık sürenin sonunda tütün ürünleri reklamı Türkiye'nin gündeminden çıktı." bilgisini paylaştı.
 
Kanunla sağlık, eğitim ve kültür-spor kuruluşlarında ve kamuya açık diğer bazı kapalı yerlerde tütün ürünleri kullanımının yasaklandığının altını çizen Bilir, "Ayrıca uçak, tren, şehirler arası yolcu taşıyan otobüs ve deniz taşıtları gibi toplu taşıma araçlarında tütün ürünleri kullanılması, tütün ürünlerinin her türlü reklam tanıtımı ve 18 yaşından küçük olanlara tütün ürünleri satışı yasaklandı. Bütün televizyon kanallarına ayda 90 dakika süreyle tütün kullanımının zararları konusunda eğitici yayın yapılması görevi verildi. Tütün ürünleri paketleri üzerine sağlık uyarı mesajları yazılması zorunlu oldu." bilgisini verdi.
 
Kanunda cezanın uygulanma şeklinin açık ve net şekilde ifade edilmediği ve bu nedenle eleştiri aldığı değerlendirmesinde bulunan Bilir, "Kanun gerçekte ülkede tütün kontrolü bakımından bir dönüm noktasıdır. Çünkü 20 milyon dolayında sigara içen kişinin olduğu ülkede ilk defa tütün ürünü kullanımı konusunda kısıtlama getirilmiştir." dedi.
 
"Türkiye, Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi'ni benimsedi"
Bu süreçte tütün kontrolü alanında uluslararası düzeyde de önemli gelişmeler olduğunu anlatan Bilir, Avustralya, Kanada, ABD ve bazı Avrupa ülkelerinde tütün kontrolü ile ilgili önemli ilerlemeler kaydedildiğini, tütün ürünleri paketleri üzerindeki uyarı mesajları konusunda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Avrupa Birliği (AB) tarafından yazılı mesajlara ek olarak resimli uyarıların yer aldığını dile getirdi.
 
Bilir, DSÖ tarafından tütün kontrolü alanında uluslararası bir yasa hazırlığı yapıldığını dile getirerek, 2003'te Tütün Kontrolü Çerçeve Sözleşmesi'nin DSÖ Genel Kurulunda oy birliğiyle kabul edildiğini söyledi. Türkiye'nin bunu 2004 Nisan ayında imzaladığını aktaran Bilir, aynı yıl kasım ayında TBMM'de onaylanan Çerçeve Sözleşme'nin yasa olarak benimsediğini anlattı.
 
1996'de çıkarılan kanunda restoran, kahvehane, kafe, bar gibi ikram sektörü işletmelerinde sigara kullanılması ile ilgili bir kısıtlama yer almadığını belirten Bilir, yıllar içinde ikram sektörü işletmelerinde de kısıtlama yapılmasının tartışılmaya başlandığını ve 2008'de 4207 sayılı Kanun'da bazı önemli değişiklikler yapıldığını bildirdi.
 
Bilir, bu kapsamda ikram sektörü işletmelerinde de tütün ürünleri kullanımının yasaklandığına dikkati çekerek, "Ayrıca kanundaki ceza maddesi değiştirilmek suretiyle ihlal durumunda cezanın nasıl uygulanacağı açık ve net olarak ifade edildi. İl ve ilçelerde denetim ekipleri oluşturulması karara bağlandı. Kanunun ceza maddesinde çocuklara tütün ürünleri satışı yapanlara 12 ay hapis cezası uygulanması da yer aldı." dedi.
 
Öte yandan söz konusu kanunda denetimlerin nasıl yapılacağının da belirtildiğini ifade eden Bilir, "Tütün kontrolü çalışmalarını planlamak ve uygulamakla ilgili konuları görüşmek üzere illerde Valilikler tarafından İl Tütün Kontrol Kurulu kurulması kararlaştırıldı. Kanunun adı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkında Kanun olarak değiştirildi." diye konuştu.
 
"Son uygulama düz ve standart paket"
 
Türkiye'nin, tütünle mücadelede mevzuata ilişkin yasal düzenlemeleri hazırlayıp uygulamaya koyan sayılı ülkeler arasında yer aldığının altını çizen Bilir, "Ülkemizde tütün kontrolü alanındaki yasal düzenlemelerde son uygulama tütün ürünlerinde 'düz ve standart paket' uygulamasıdır." dedi.
 
Bilir, bu uygulama ile tütün endüstrisinin ürün paketleri üzerinde reklam yapmasının önüne geçildiğine dikkati çekerek, bu kapsamda 5 Aralık 2019 tarihinden itibaren "düz ve standart paket" uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi.
 
"Paketlerin cazibe unsuru olması özelliği ortadan kalktı"
 
Prof. Dr. Nazmi Bilir'in aktardığı bilgiye göre 5 Aralık'tan itibaren yeni paketler raflardaki yerini aldı. Yarından itibaren de sadece yeni standart paketlerin satışı yapılabilecek ve piyasada eski tip paket bulundurulamayacak.
 
Yeni düzenlemeyle tütün mamullerinin paketleri Pantone 448 C mat bitişli tek renk olacak. Marka ayırt edici ibare ve diğer zorunlu bilgilerin yazım şekli, rengi, konumu standart hale getirildi, markanın logosu, simgesi veya sair işaretleri kaldırıldı. Tek tip ve tek renk olacak paketler üzerindeki birleşik (resimli) sağlık uyarıları alanı yüzde 65'ten yüzde 85'e çıkarıldı.
 
Resimli uyarı, paketin ön yüzeyinin yanı sıra arka yüzeyine de konuldu. 14 yeni birleşik (resimli) sağlık uyarısı belirlendi. Bütün paketlerde yer alacak ibarelerden biri de 'Alo 171 Sigara Bırakma Hattı'' mesajı olacak.
 
Yeni düzenleme ile tütün mamulü çeşidini belirleyen ayırt edici ibare, paketlerin ön yüzeyinde yer aldı. Nargilelik tütün mamulü paketlerinin iç ambalajı ile puro ve sigarillo paketlerinin varsa iç ambalajları üzerine marka ve ayırt edici ibare siyah renkle yazıldı.
 
Üretim tarihi ve üretim kodlama bilgileri, siyah zemine beyaz renkte olan yeni paketlerde, yan yüzey alanlarının yüzde 50'sini kaplayan genel uyarı ve bilgi mesajına yer verildi.
 
Mevcut sigara paketlerinin yan yüzeyinin birinde yüzde 10'unu kaplayan zifir, nikotin ve karbonmonoksit bırakım değerlerine ilişkin bilgilendirme kaldırıldı, paketler üzerinde bulunan "18 yaşını doldurmayanlara satılamaz" şeklindeki uyarı "18 yaşını doldurmayanlara satışının cezası hapistir" şeklinde değiştirildi. Bu şekilde tütün ürünü kullananlar açısından paketlerin renk ve şekil bakımından cazibe unsuru olması özelliği ortadan kalktı.
 
 
aketlerde sigara içen kişilere ilişkin caydırıcı fotoğraflarla birlikte 14 ayrı yeni resimli uyarı mesajı da yer almaya başladı. Resimli uyarılarda yer alan ifadelerden bazıları şöyle:
 
"- Sigara içiyorsanız çocuğunuzun da sigara içme ihtimali iki kat fazladır. Yaşam boyu sigara içenlerde erken ölümlerin yarısı sigara içmekten kaynaklanmaktadır.
 
- Sigara içmek kan akışını yavaşlatır ve cinsel iktidarsızlığa neden olur.
 
- Sigara kullanımı gebelikte erken doğuma yol açarak bu bebeklerdeki ölüm, hastalık ve engellilik riskini artırır.
 
- Sigara kullanımı her aldığınız nefesi zorlaştıran kronik bronşite neden olmaktadır.
 
- İnmenin en büyük nedeni sigaradır.
 
- Sigara dumanında benzen, nitrozamin, formaldehit ve hidrojensiyanit gibi kanser yapıcı maddeler bulunur.
 
- Sigara içmek ayakta kangrene neden olur.
 
- Sigara içenler genç yaşta ölür."
 
"Türkiye'de paket sigara dışındaki ürünlerin satışı yasak" 
 
Öte yandan Prof. Dr. Bilir, tütün endüstrisinin de sigara ve diğer tütün ürünlerinin yanı sıra yeni bazı ürünler geliştirmek suretiyle varlığını sürdürmek ve karlılığını artırmak amacı ile çalışmalar yaptığını söyledi.
 
Endüstrinin, tütün ürünleri kullanımının sağlık açısından zararlı olduğu bilgisinin netlik kazandığı 1950'li yıllarda, sigaranın zararlı etkisini azalttığı iddiasıyla filtreli sigaralar üretmeye başladığını aktaran Bilir, şunları kaydetti:
 
"Sigara dumanının filtre tarafından 'süzüldüğü' ve bu şekilde zararlı etkisinin azaldığı görüşü yayıldı. Ancak 1980'li yıllara gelindiğinde, sigaraya filtre takılmasının tütün kullanımının zararlı etkilerini azaltmadığı ortaya çıkınca bu defa katran (ve nikotin) miktarı azaltılmış sigaralar üretilmeye başlandı. Bu ürünler 'light, mild, ultra mild' gibi nitelemelerle piyasaya çıkarıldı. Bunların da sigara kullanımına bağlı olumsuz sonuçları azaltmadığı ortaya çıkınca bu defa tütün endüstrisi tarafından, katran içermeyen ama kullanıcıya nikotin sağlayan düzenekler geliştirildi. Bu ürünler 'e-sigara' adı ile piyasaya sürüldü.
 
Bu dönemde 'sigara kullanımında zarar azaltma' kavramı ortaya atıldı ve sigara içenlere sigara yerine elektronik sigara önerildi ve uygulama 'zarar azaltma' olarak tanıtıldı. Sektör tarafından elektronik sigara, sigara bırakma ürünü olarak piyasaya sürülmüş ama uygulamada sigara içenlere sigarayı bırakmaları ve yerine bu ürünü kullanmaya devam etmeleri önerildi. Oysa tütün kullanımında zarar azaltmanın yöntemi kişileri sigara yerine başka bir ürüne yönlendirmek değil sigara içmeye son vermek olmalı. Elektronik sigara, sigara bırakma ürünü olarak kabul edilemez."
 
Bilir, endüstrinin "memory stick" şeklinde ve cepte kolaylıkla taşınabilen farklı ürünlerin geliştirdiğini anlatarak, "Türkiye'de paket sigara dışındaki ürünlerin satışı yasak." dedi.