Türkiye'de 25 bin kişinin hayatı buna bağlı!

AA |  09 Kasım 2017 Perşembe - 20:51 | Son Güncelleme : 09 11 2017 - 20:51

Organ ve Doku Nakli Erzurum Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Dr. Fatih Kacıroğlu, Türkiye'nin organ naklinde gerek cerrahi, gerek cerrahi sonrası takipte dünyanın en iyi ülkelerinden biri olduğunu belirterek, "Bizim ciddi bir problemimiz var o da vefat eden insanların beyin ölümü gerçekleştikten sonra yakınları tarafından organlarının bağışlanmamış olmasıdır." dedi.


Dr. Kacıroğlu, Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimliği'nce 3-9 Kasım Organ  Bağışı Haftası dolayısıyla düzenlenen konferansta yaptığı konuşmada, Türkiye'de  yaklaşık 25 bin hastanın organ nakli beklediğini bildirdi.
 
Türkiye'nin organ bağışını çok iyi yapan bir ülke olduğuna işaret eden  Kacıroğlu, "Organ naklinde gerek cerrahi, gerek cerrahi sonrası takipte dünyanın  en iyi ülkelerinden bir tanesiyiz. Fakat bizim ciddi bir problemimiz var. O da  vefat eden insanların beyin ölümü gerçekleştikten sonra yakınları tarafından  organlarının bağışlanmamış olmasıdır. Organ nakli yapılabilmesi için organ  kaynağına ihtiyacınız var. Bu ya canlı insandan ya da vefat eden insandan  olacak." diye konuştu.
 
Kacıroğlu, insanların organ bağışı konusunda duyarsızlaştığını  belirterek, bunun sebebinin de insanların organ bağışını ve beyin ölümünün ne  olduğunu bilmediklerini vurguladı.
 
İnsanların organ nakli konusunda bir fikir sahibi olmadıklarını  anlatan Kacıroğlu, şöyle konuştu:
 
"Organ nakli çok ciddi bir tedavi şeklidir. Hem maliyeti düşük hem de  insana ömür uzatıcı etkileri olan yaşam kalitesini artırıcı etkileri olan bir  tedavi şeklidir. Biz, vatandaşlarımız yakınları vefattan sonra organlarının  bağışlanması hususunda bizlere destek vermelerini bekliyoruz. Ülkemizde 25 bin  organ bekleyen hasta var. Bu insanlar yaşamlarını sürdürebilmek için organ  bağışına ihtiyaç duyuyorlar. Bu insanalara bir umut olabilmek için organ nakline  evet demek gerekiyor."
 
Kacıroğlu, "Organ nakli konusunda medya ayağı çok önemli. Organ  nakline gazeteciler vurgu yapacak. Filmlerimizde, dizilerde Türkiye'de olmayan  organ mafyasından değil, böyle bir şey yok ülkemizde. Onlar üzerinden reyting  kovalamak peşinde değil, organ bağışının önemine, gerekliliğine, lazım olduğuna  dair senaryolarla sahneye çıkmalarını istiyoruz." ifadelerini kullandı.
 
Kardeşlerinin böbrekleriyle hayata tutundular
 
Böbrek hastası iken iki ay önce ablasından nakledilen böbrek ile  sağlığına kavuşan 47 yaşındaki Şaban Kılıç da "Nakil sonrası durumum çok iyi.  Ablamın da durumu çok iyi. Herkesi organ nakline davet ediyorum. Eşim, çocuklarım  ve ablam organlarını bağışladı." dedi.
 
Yozgat'ta 8 yıl önce eşi Salim Alkan'ın 5 organını bağışlayan Süheyla  Alkan, "O dönemde organ başını oğlum teklif etmişti. İlk başta düşünmedim, daha  sonra kan lazımdı kan aramıştık. O zaman karar verdim. Oğluma 'biz babasız  kalacağız başkaları kalmasın' dedim ve eşimin organlarını bağışladık. Organ  bağışı önemli bir konu. Bir insanın yaşaması, çocukların babasız kalmaması,  eşlerin yalnız kalmaması, yaptığımın iyi olduğunu şuanda yalnız kaldıkça daha iyi  anlıyorum." diye konuştu.
 
Hüsnü Karakavak ise 2011'de kadavradan böbrek nakli yapıldığını ancak  beş gün sonra böbreğin attığını belirterek, şu bilgileri verdi:
 
"2016 yılında kız kardeşimden aldım. 15 aydır nakille yaşıyorum. Kız  kardeşim 19 yaşında çok sağlıklı, hiçbir sorunu yok. Şu anda kardeşimin böbreği  ile yaşıyorum. 34 yaşındayım, 14 yıl diyalizle yaşadım, son aşamaya geldiğimde  kız kardeşim böbreğini verdi. Sağlığım çok iyi."
 
Konferans sonrası vefat eden yakınların organlarını bağışlayan  vatandaşlara plaket verildi.