Türkiye: ABD'den somut adım bekliyoruz

AA |  26 Nisan 2019 Cuma - 11:21 | Son Güncelleme : 26 04 2019 - 12:54

Dışişleri Sözcüsü Aksoy, "ABD'den YPG konusunda Türkiye'nin güvenliği için somut adım bekliyoruz" dedi. Aksoy ayrıca, "Fransızların bir asır önce Ermenilerin silahlandırılıp Türklerin katledilmesinde sorumluluğu var" ifadelerini kullandı.


Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, Dışişleri Bakanlığı'nda basın bilgilendirme toplantısı düzenledi. Türkiye ile ABD ile arasındaki sorunları çözmek amacıyla temasların devam ettiğini belirten Aksoy, "ABD'den PYD, YPG ve FETÖ başta olmak üzere, ülkemizin güvenliğini ilgilendiren temel konularda somut adımlar atmasını bekliyoruz." ifadesini kullandı.
Aksoy, ABD'de düzenlenen NATO toplantısı kapsamında, ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence'in Türkiye'yi hedef alan bazı söylemleri olduğunu hatırlatarak şunları kaydetti: "ABD yönetiminin yeniden tehdit diline başvurmaya başladığını görüyoruz. Ancak bunun işlemediğini biz daha önce gördük. Ülkemize yönelik bu söylemi kabul etmemiz de mümkün değil. ABD'nin dayatmalarla sonuca ulaşamayacağını artık anlaması gerekiyor." Aksoy, öte yandan, NATO'nun kuruluşunun 70. yıl dönümü vesilesiyle Washington'da düzenlenen NATO Dışişleri Bakanları toplantısında dayanışma ve birliğin öneminin ön plana çıktığını, NATO-Rusya ilişkileri, ittifakın terörle mücadeleye katkıları, Avrupa-Atlantik güvenliği gibi konuların ele alındığını söyledi.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu'nun mevkidaşı Mike Pompeo, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton ve bazı kongre üyeleriyle ile görüşmeler yaptığını anımsatan Aksoy, iki ülke liderlerinin başta ticaret ve savunma olmak üzere ilişkilerde pozitif gündeme odaklandıklarını anlattı.

Aksoy, "ABD ile ikili ticaret hacmimiz şu anda 20 milyar dolar civarında. Hedefimiz bunu 75 milyar dolara çıkarmak." şeklinde konuştu.

"Fransızların Ermenilerin silahlandırılıp Türklerin katledilmesinde sorumluluğu var"
 
Ermenistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü'nün Türkiye'nin arşivlerin açılmasına yönelik çağrıları hakkındaki açıklaması sorulan Aksoy, "Ermenistan sözcüsünün üslubu ve kullandığı kelimeler Ermenistan'ın henüz devlet geleneğine sahip olmadığını gösteriyor." dedi.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararında Ermeni tezlerinin Türklere dayatılmasının ifade özgürlüğüyle bağdaşmadığını belirttiğini vurgulayan Aksoy, Fransız Anayasa Mahkemesinin de "Türklerin kendi görüşlerini ifade hakkı korunmalıdır" kararını hatırlattı.

Aksoy, birçok saygın tarihçinin Ermeni tezlerini sorgulayan akademik yayınlar yaptığını belirterek, "Hal böyleyken Türklere inkarcı demek aslında çağ dışı bir zihniyet, ifade özgürlüğümüzü engellemeye yönelik bir girişim, bir suç unsuru olarak bile değerlendirilebilir." diye konuştu.

Ermeni tarafının arşivlerinin açık olduğunu iddia etmesine rağmen açık olmadığını vurgulayan Aksoy, "Bunların sadece Ermeni iddialarını doğrulamaya yönelik kısmı açık." ifadesini kullandı.

Birçok yerdeki Ermeni arşivlerinin sadece Ermenilere ve Ermeni iddialarını destekleyenlere açık olduğunun altını çizen Aksoy, "Ermeniler aslında bu arşivleri açma cesaretini gösterseler gerçekler ortaya çıkacak. Maalesef tüm dünyayı ve genç nesilleri yanıltmaya devam ediyorlar." şeklinde konuştu.

Fransa'nın Ermeni iddialarına desteği konusuna da değinen Aksoy, şöyle devam etti: "Fransız yönetimi attığı adımın vahametinin farkında değil. Fransa'nın bir asır önce Ermenilerin silahlandırılıp Türklerin katledilmesinde sorumluluğu var. Şimdi yine Ermeniler üzerinden gündem yaratma peşindeler. (Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel) Macron'un 24 Nisan'ı anma günü ilan etmesini unutmayacağız." Aksoy, Fransa Başbakanı Edouard Phillipe'in radikal Ermenilere hitabında Türkiye hakkında kullandığı ağır ifadelerini de kınadı.

Aksoy, "Bir müttefik ülkenin yöneticisine yakışmayan bu tavrın da karşılıksız kalmayacağını belirtmek istiyorum." dedi.
 
Yeni Zelanda'nın Christchurch kentinde Müslümanları hedef alan bu  terör saldırılarının İslamofobinin ulaştığı boyutun bir göstergesi olduğunu  söyleyen Aksoy, "Yeni Zelanda hükümetinin bu saldırılar karşısında oradaki  Müslümanlarla gösterdiği dayanışma gerçekten bazı Batılı ülkelere örnek olacak  nitelikte." şeklinde konuştu.
 Aksoy, söz konusu saldırıdan sonra Zirve dönem başkanı olarak  Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatını (İİT) toplantıya çağırdığını hatırlattı.  Sözcü Aksoy, toplantı sonunda kabul edilen nihai bildiri ile bölgesel ve  uluslararası kuruluşların İslam düşmanlığı, tahammülsüzlükle mücadele için  harekete geçmeye davet edildiğini söyledi. Ayrıca 15 Mart'ın "İslamofobiye Karşı Uluslararası Dayanışma Günü"  kabul edilmesi çağrısında bulunulduğuna işaret eden Aksoy, Birleşmiş Milletler  Genel Kurulu'nda Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun da uluslararası camiayı  yükselen hoşgörüsüzlük ve nefret suçlarına karşı etkili önlem almaya çağırdığını  anımsattı.
 
Aksoy, Sri Lanka'da otellere ve kiliselere karşı düzenlenen  saldırılarda yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesiyle  terörün gaddar, insanlık  dışı yüzünü bir kez daha gösterdiğine dikkati çekerek, "Bu hain saldırılar  aşırıcılığa ve terörizme karşı ortak mücadele edilmesi gerektiğini bir kez daha  ortaya koydu." dedi.
 
 "ABD Ortadoğu'da çözümün değil, sorunun parçası"
 
 ABD'nin Golan Tepeleri kararına ilişkin Aksoy, "ABD yönetimi maalesef  bu kararıyla Ortadoğu'da çözümün değil, sorunun parçası olmaya yönelik tutumunu  devam ettirdi." ifadesini kullandı.    Aksoy, bu adımın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde (BMGK)  1981'de kabul edilen karara karşı olduğuna dikkati çekerek, Türkiye dahil pek çok  ülkeden bu karara tepkiler gelmesinin ABD'nin bu adımında yalnız kaldığını  gösterdiğini söyledi.   ABD Başkanı Donald Trump'ın Suriye'den çekilme kararında takvimin ne  zaman ve ne şekilde işleyeceği konusunda hala belirsizlikler olduğunu söyleyen  Aksoy, "ABD'nin Suriye'den tamamen çekilmeyeceği ve belli miktarda askerini  burada bırakacağı anlaşılıyor. Ancak bunun sahada güç boşluğuna yol açmaması  lazım. Bundan dan önemlisi terör örgütlerini cesaretlendirmemeli." ifadesini  kullandı. Aksoy, ABD ile Suriye'de güvenli bölge tesis edilmesine yönelik  temasların devam ettiğini belirterek, bu kapsamda Şubat'tan bugüne 3 toplantı  gerçekleştirildiğini kaydetti.Türkiye'nin güvenli bölge konusundaki önceliklerine ilişkin ise Aksoy,  "Öncelikle bu bölgenin kontrolü bizde olacak. PYD/YPG bölgeden çıkarılacak ve  güvenli bölgenin derinliği ortalama 20 mil yani 32 kilometre civarında olacak."  şeklinde konuştu.
 
 Suriye'de güvenli bölge
 
  Aksoy, Türk askerinin Suriye'de oluşturulması planlanan güvenli  bölgede konuşlandırılması konusunda ABD ile uzlaşıya varılıp varılmadığı  yönündeki bir soru üzerine, güvenli bölge konusunda teknik görüşmelerin  sürdüğünü, şubattan bu yana üç defa görev gücü çalışmaları yapıldığını, bir  sonraki görev gücü toplantısının nerede ve ne zaman yapılacağını dair  çalışmaların devam ettiğini bildirdi. Aksoy, güvenli bölgenin kontrolünün Türkiye'de olması ve terör örgütü  PYD/YPG'nin bölgeden çıkarılmasını konusunda Türkiye'nin tutumunun net olduğunu  yineledi.
 Aksoy, Türk-Amerikan ilişkilerinde sorunlu konuların ele alınması için  Türkiye'den bir heyetin ABD'ye gideceği iddiaları hakkında ise "Resmi bir heyetin  şu sıralarda ABD'yi ziyareti söz konusu değil." açıklamasını yaptı.
 
F-35'te geri adım yok
 
 F-35 programı hakkında soruyu yanıtlayan Aksoy, "Biz F-35 programının  parçasıyız. Ödemelerimizi tam olarak yapıyoruz. Pilotlarımız orada eğitim  görüyor. Uçakların teslimatı başladı. Bu konuda geri adım atmayacağız." dedi.  Aksoy, ABD yönetiminin F-35 programını Türkiye'nin S-400 alımına  bağlamaya çalıştığını belirterek, "Biz her seviyede bunun doğru olmadığını dile  getiriyoruz." ifadesini kullandı.
 Türkiye'nin S-400 konusunda ABD'ye yaptığı bir teknik komisyon  kurulması teklifi sorulan Aksoy, şunları söyledi: "Henüz buna bir cevap almadık. ABD tarafı S-400 konusunu F-35  programına, CAATSA yaptırımlarına ve Patriot satışına ilişkilendirmeye çalışıyor.  ABD'li yetkilileri bizim S-400 alma nedenimizin acil ve kısa vadeli güvenlik  ihtiyaçlarımızı karşılamaya yönelik olduğunu söylüyoruz. Bu sistemin NATO  sistemlerine zarar vermeyeceğini dile getiriyoruz. Bağımsız kullanacağımız  söylüyoruz. Çalışma grubu teklifimiz de bu yüzden."
Aksoy, "ABD'nin F-35 konusunu her vesileyle bir tehdit unsuru olarak  dile getirmesi yakışık almıyor, müttefiklik ilişkilerimizle de uyuşmuyor." diye  konuştu.
 
 ABD'nin İran yaptırımları
ABD'nin İran yaptırımlarını değerlendiren Aksoy, yaptırımların  bölgesel işbirliğine, İran halkına ve Türkiye'nin ticari ilişkilerine zarar  verdiğini, konu hakkında ABD yönetimi ile temaslarının devam ettiğini söyledi.  Aksoy, bu konuda Türkiye'nin Ticaret Bakanlığı nezdinde bir çalışma yaptığını  belirtti.
Türkiye'nin yaptırımlardan muafiyetinin gelecek hafta bitmesinden  sonra Tüpraş'ın İran'dan ham petrol almaya devam edip etmeyeceği sorusunu  yanıtlayan Aksoy, Tüpraş'ın da konuyu yakından izlediğini, İran petrolünün Tüpraş  rafinerisine uygun olduğunu aktardı. Aksoy, "ABD ile görüşmelerimiz devam ediyor. Umarız önümüzdeki dönemde  bir sonuca ulaşırız." dedi.
 
İdlib'te rejimin ihlalleri
Aksoy, İdlib'te sağlanan ateşkesin kalıcı olmasının Türkiye'nin  önceliği olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti: "Rejimin özellikle sivilleri hedef alan saldırıları başta olmak üzere  İdlib'e yönelik provokasyonlarını devam ettirdiğini görüyoruz. Rusya ile İdlib'te  sükunetin sağlanması konusunda hemfikiriz. Rejimin saldırıları karşısında bu  doğrultudaki mesajlarımızı, beklentilerimizi Rus muhataplarımıza aktarıyoruz."
 
"Anayasa Komitesi dengeli ve muteber bir yapıya sahip olmalı"
 
Aksoy, Suriye ihtilafına ancak BMGK'nın 2254 sayılı kararı temelinde  bir siyasi çözümle çözülebileceğine inandıklarını anlattı. Bu kapsamda Anayasa Komitesi'nin kurulmasının önem taşıdığına işaret  eden Aksoy, "Biz de Astana ortaklarımız İran ve Rusya'nın yanı sıra BM ile iş  birliği içinde Anayasa Komitesi'nin kuruluşuna öncelik veriyoruz. Anayasa  Komitesi dengeli ve muteber bir yapıya sahip olmalı. Zira bu sürecin meşruiyeti  için elzem." ifadelerini kullandı.
 Aksoy, 12-14 Mart'ta Brüksel'de düzenlenen 3. Brüksel Konferansı'nda  Suriye'ye ve Suriyelileri ağırlayan bölge ülkelerine 7 milyar dolar yardım  taahhütünde bulunulduğunu belirterek, bu yardımların en kısa zamanda sahaya  aktarılması gerektiğini vurguladı. Bugüne kadar Türkiye'deki Suriyeliler için 7 milyar dolar harcandığını  anımsatan Aksoy, "Bu çabalarımıza karşılık 3. ülkelerin yardımlarının çok sınırlı  olduğunu siz de biliyorsunuz. Adil yük ve sorumluluk paylaşımı çerçevesinde  hareket etmek gerekiyor." dedi.
 
 Türkiye-AB ilişkileri
 Aksoy, Avrupa Parlamentosunun Türkiye'nin üyelik müzakerelerinin  askıya alınmasına ilişkin tavsiye niteliğindeki kararına dair, "Bu rapor AP'deki  aşırı akımlar tarafından, gerçekleri yansıtmayan, ayrımcı ve popülist bir metin  haline dönüştürüldü. Bu rapor, Türkiye-AB ilişkilerini kavrayamayan, ciddiyetten  uzak bir rapor." şeklinde konuştu. Sözcü Aksoy, "AP'den beklentimiz, Türkiye aleyhine tutum benimsemek  yerine müzakere sürecinde önümüzdeki engelleri ortadan kaldırmayı teşvik etmesi."  ifadesini kullandı.  Türkiye-AB Ortaklık Konseyi'nin 15 Mart'ta düzenlenen 54.  toplantısında katılım müzakereleri, siyasi-ekonomik kriterler, vize muafiyeti,  gümrük birliğinin işleyişi olmak üzere farklı konuların etraflıca ele alındığını  kaydeden Aksoy, "Bu toplantı Türkiye-AB ilişkilerinin geliştirilmesi konusunda  karşılıklı iradenin sergilenmesi bakımından da önemli oldu." dedi.
 Aksoy, Hollanda ile düzenlenen Wittenburg Konferansında terörle  mücadele, Türkiye-AB ilişkileri, Hollanda'daki Türk toplumu, enerji gibi konular  ele alındığını belirterek, "Hollanda ile ilişkilerimizi normalleştirme yönünde  köklü adımlar atıyoruz." diye konuştu.
 
Çavuşoğlu Irak'a gidecek
 
Aksoy, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun Irak'a yapacağı ziyaret  hakkındaki soruyu yanıtladı. Çavuşoğlu'nun 28-29 Nisan'da Bağdat, Basra ve  Erbil'i ziyaret edeceğini, ziyarette Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih, Irak  Başbakanı Adil Abdülmehdi, Irak Dışişleri Bakanı Muhammed el-Hakim, Irak Kürt  Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başbakanı Neçirvan Barzani ve yardımcısının yanı sıra  IKBY Güvenlik Konseyi Başkanı ile görüşeceği bilgisini verdi. Görüşmelerinde terörle mücadele, güvenlik ve ekonomi konularının ele  alınacağını kaydeden Aksoy, Çavuşoğlu'nun Bağdat ve Erbil'de Türkmen toplumumun  temsilcileriyle de görüşeceğini ve Türkiye'nin desteğini dile getireceğini  aktardı.
 
 Rusya ile ilişkiler
 
Sözcü Aksoy, Rusya ile ilişkilerin olumlu gündemle ilerlediğini  belirterek, enerjiden turizme, ekonomiden kültüre kadar tüm alanlarda iş birliği  yapmaya devam edildiğini söyledi. Aksoy, bu kapsamda Türkiye-Rusya Karşılıklı  Kültür ve Turizm yılı çerçevesince çeşitli etkinlikler düzenlenmesinden  memnuniyet duyduklarını anlattı.
 
"Danimarkalı parlamenterler İslamofobiye karşı adım atmalı"
 
Danimarka Parlamentosunda Türkiye aleyhine kabul edilen önergeye  ilişkin Aksoy, "Aslında bu önergenin hiçbir temeli yok. Ülkemizi suçlayıcı, tek  taraflı, gerçekleri yansıtmayan bir şekilde kaleme alınmış bu ifadeleri  kesinlikle reddediyoruz." şeklinde konuştu.Aksoy, özellikle dost ve müttefik ülkelerden bu tip saldırıların ikili  ilişkilere zarar verdiğine dikkati çekerek, "Danimarkalı parlamenterler de  popülist tavırlar yerine kendi ülkelerindeki yabancı düşmanlığı ve İslamofobiye  karşı adım atmalılar." dedi.
 
Sudan ve Libya'daki gelişmeler
 
Aksoy, Sudan'daki geçiş sürecinde tüm kesimlerin ulusal uzlaşı  çerçevesince hareket etmesini ve hızla tamamlanmasını beklediklerini bildirdi.  Bu süreçte Sudan halkının büyük olgunluk gösterdiğine dikkati çeken  Aksoy, "Sivil hükümetin bir an önce oluşturulması ülkenin istikrarına tabii ki  olumlu katkı yapacak. Biz de Sudan halkının yanında olmaya devam edeceğiz."  ifadelerini kullandı.
 Aksoy, Libya'da Trablus'a yönelik askeri hareketliliğin endişe verilci  olduğunu belirterek, "Bu çatışmalar siyasi süreçte elde edilen kazanımları  tehlikeye atıyor. Sivillerin zarar görmesine neden oluyor." şeklinde konuştu. "Libya'da askeri yöntemlerle bir sonuca ulaşmak mümkün değil." diyen  Aksoy, bu ülkede kalıcı barış ve istikrarın kapsayıcı bir siyasi çözümle elde  edilebileceğini vurguladı.
 
  ABD'nin Patriot teklifi
 
Söcü Aksoy, ABD ile Patriot alımı konusunda teknik görüşmelerin devam  ettiğini belirterek, ABD'nin geç de olsa Türkiye'ye teklifler sunmaya başladığını  söyledi. Aksoy, Patriot ile S400 konusunu bir arada ele almadıklarını kaydetti. ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sık görüşmeler  yaptığını kaydeden Aksoy, "Bu görüşmelerde bu ziyaretler dile getiriliyor.  Sanıyorum sıra ABD tarafında." dedi.
 

 

ETİKETLER

türkiye abd ypg