Gazetevatan.com » Yazarlar » Organik olmak o kadar kolay değil!

Organik olmak o kadar kolay değil!


Doğdukları andan itibaren bebeklerin beslenmeleri anne babalar için en önemli mesele oluyor. Tartışmasız anne sütüyle başlayan bu dönem bir terslik olmadığından altıncı ayda ek besinlerle devam ediyor. Yediğimiz içtiklerimizle dolayısıyla çocuklarımıza yedirdiklerimizle ilgili olumlu-olumsuz bilgi bombardımanına tutuluyoruz. Tabii ki herkesin tercihi çocuklarını doğal yiyeceklerle büyütmek ama bu ne kadar mümkün oluyor orası tartışma götürür. Doğal yiyeceklerin yanı sıra organik ürünler ise anne babaların çocukları için tercih ettikleri besin kaynakları... Çünkü özellikle ilk 3 yıl bebeğin ileriki yaşlarda oluşacak beslenme alışkanlıklarının temelini oluştururken aynı zamanda birçok hastalığın da öncüsü olabiliyor. Bu nedenle de bu dönemde seçilen ürün tercihlerinin önemi büyük oluyor. Peki organik diye satılan ürünlere güvenmeli miyiz?

Dünyanın en büyük organik ham madde işleyicisi Hipp’in Pazarlama Müdürü Sayime Emine Arslan, organik ürünlerle ilgili tüketiciyi doğru bilgilendirmeye adamış kendini. Zaten markanın hikayesi de bu heyecanını destekliyor. 1899 yılında Hipp ailesinin sekiz bebeğinden 7 tanesini beslenme yetersizliğ ile kaybetmesiyle başlıyor Hipp’in hikayesi...

İlk olarak bisküvi, süt ve galete ununu karıştırarak mama yapıyorlar. Yaptıkları bu mamayı Almanya’nın Pfaffenhofen şehrindeki pastanelerinde önce kendi yakınlara dağıtıyorlar. 2 yıl sonra ise ilk ürünleri olan kaşık maması ile fabrikasyon üretime başlıyorlar. Aile mevcut arazilerini 1950 yılında organik tarım arazilerine çevirme kararını veriyor. 1956 yılında ilk organik kavanoz mamasını dört çeşit olarak üretiyorlar. Şimdi ise dünyanın dört bir yanından milyonlarca bebeğe ulaşıyorlar.

Sertifika ve logolara dikkat edin

“Organik ürün nedir, gerçekten organikler mi?” gibi kafamızı karıştıran soruların cevaplarını, TÜGİDER ve BEBESAD gibi derneklerde gıda mevzuatı ile ilgili çalışmalar yürüten Emine Arslan veriyor. Gıda Mühendisi olan Emine Hanım, üzerinde “organik” etiketi bulunan herhangi bir ürünle ilgili kafalardaki soru işaretlerinin yersiz olduğunu söylüyor. Çünkü bir ürünün “organik” etiketini almak için çok sıkı testlerden geçtiğini belirtiyor: “Organik ürün, yetiştirilmesinden işlenmesine kadar en başta GDO (genetiği değiştirilmiş organizma), pestisit, antibiyotik, katkı, koruyucu, renklendirici, kıvam verici maddelerin hiçbir şekilde kullanılmadığı bitkisel ve hayvansal gıdalardır. Sofranıza gelene kadar her aşamasının mutlaka sertifikalı ve kontrollü olması gerekir ve ambalajlar üzerinde de bu sertifikaları veren bağımsız denetim kuruluşlarının logoları bulunmak zorundadır. Organik ürünlerin yetiştiği topraklarda, hiçbir kimyasal madde kullanılmadığını hepimiz biliyoruz, belki bunları da biliyorsunuz ama hatırlamakta fayda var. Organik tarım arazilerinde böceklerle ve zararlı haşerelerle mücadelede uygun kuş türleri kullanıyor. Böceklerin sevdiği bitki türleri arazinin etrafına ekiliyor.”

DAHA ÇOK VİTAMİN MİNERAL Mİ İÇERİYOR?

Bebekler için organik ürün kullanmak, bebeğin doğumdan itibaren ilk 3 yılını tamamlayana yani bağışıklığın en zayıf olduğu zaman dilimi içinde dışarıdan vücuduna zararlı olan maddeleri almaması adına çok önemli olduğunu belirten Emine Arslan şunları anlatıyor: “Organik ürünlerde öncelikli olarak daha çok vitamin, mineral ve besin değeri içerir gibi bir iddia yoktur. Organik ürün ile alerji riskine sebep olan ve bağışıklığa olumsuz etki eden zararlı bileşenleri bebeklerimizin vücuduna vermemiş oluruz  ki organik ürünlerin tüketilmesinin asıl amacı budur.”

EK GIDAYA SEBZE PÜRESİ İLE BAŞLAYIN

Ek gıdaya başlama dönemleri anneler için en çok desteğe ihtiyaç duyduğu, bebeğin anne sütünden sonra boşalan demir rezervlerini de doldurmaları için ihtiyaç duyduğu tamamlayıcı beslenme dönemidir.  Bebeklerin ek gıdaya başlangıç ürünü sebze püreleri olmalı. Daha sonra meyveler ve tahıllar eklenmeli. Bebek ilk önce şekerli bir tat ile başlar ise, sebzeleri kabulü daha zor ve zaman alıcı olur. Annelerin özellikle üç hafta kadar öncelikle tek çeşit sebzeler ile başlayıp yavaş yavaş diğer çeşitleri de deneyerek devam etmeleri daha uygun. Özellikle sebzelerde ve meyvelerde karışık olmayan tek çeşit sebze ve meyve püreleri, bebeğin alerjisinin olup olmadığını test etmenize de yardımcı olacaktır. Bebek ve küçük çocuk ek gıdası tebliğlerine göre üretilmiş ürünleri tercih etmeliyiz. Bebeklerimize meyveden gelen şeker içeriği olan, tam tahıllı, ilave tuz içermeyen ana ve ara öğünleri kullanmalıyız.

Bebeklikten küçük çocukluğa adım atma döneminde seçilecek ürünlerin de aynı özenle seçilmiş olması, yetişkin ürünü olarak üretilen gıdaların küçük çocuklarınıza içerdikleri tuz ve şeker limitleri sebebiyle ana ve ara öğün olarak yedirmemeniz gerekir.