Türk kadını lokum gibi

27 Mayıs 2008 Salı - 11:21 | Son Güncelleme : 27 05 2008 - 11:21

Sex and The City'nin yıldızı Sarah Jessica Parker, karşısında Seray Sever'i görünce böyle dedi...


30 Mayıs'ta tüm dünyayla aynı anda Türkiye'de de gösterime girecek olan Sex and The City'nin yıldızı Sarah Jessica Parker, karşısında Seray Sever'i görünce böyle dedi...

Seray'ın fendi, Sarah'ın Fendi
New York'ta yaşayan dört kadının erkeklerle ve kendi aralarında yaşadığı ilişkileri anlatan Sex and The City, dizinin bitmesinden 4 yıl sonra bu kez beyazperdeye geliyor. Dizide hem başrolü oynayan hem de filmim yapımcılığını
üstlenen Sarah Jessica Parker'la New York'ta buluştuk. Üzerinde Donna Karan imzalı açık yeşil bir elbise, ayağında ise Fendi marka ayakkabılar vardı. Dizide giydiği her şey anında moda olan Parker'ın karşısında güçlü çıkmak için randevudan önce Seray, 1.200 dolar verip Manolo Blahnik'ten bir ayakkabı aldı.

Türkiye'yi Mr. Big'den dinledi
Filmi izlemeden önce finalini söylemeyeceğimize dair kağıt imzladığımız SATC, tam bir moda gösterisi. "Kadınlar dünyanın her yerinde aynıdır. Moda ve alışveriş her yerde kadınlara kendi iyi hissettirir. Sex and The City'nin mottosu da bu" diyen Parker, Türkiye'yi ise daha önce ülkemize gelen Chris Noth ve Cynthia Nixon'dan biliyor. Parker, karşısında Seray Sever'i görünce, "Türk lokumu sözü herhalde Türk kadını için söylenmiş olmalı. Chris ve Cynthia Türkiye'yi anlata anlata bitiremedi, Mathew'le (Broderic) en kısa sürede geleceğiz" dedi.

Bu filmi yaptığım için kocam benimle gurur duydu

Bu hafta sonu vizyona girecek Sex and The City'nin başrol oyuncusu ve yapımcılarından Sarah Jessica Parker'ın filmini ilk izlettiği isim kocası ünlü oyuncu Methew Broderick oldu. "Ben Carrie'den çok farklıyım" diyem Parker, "Bu filmi çektiğim için kocam benimle gurur duydu" diyor.
New York’ta Central Park’ın köşesindeki Mandarin Otel’in 32’inci katındaki odasına girdiğimde Sarah Jessica Parker koltukta oturuyordu, merhaba bile demeden üzerindeki yeşil elbiseyi işaret ettim ve “Güzel bir Dolce Gabbana” dedim.
Elbiseyi bir görüşte tanımama çok şaşırdı, sadece “Evet, teşekkür ederim” diyebildi.
Hiç ara vermeden bu kez ayakkabılarını işaret edip ikinci kroşeyi çıkardım; “Onlar da Fendi olmalı”...
Şaşkınlığı iki kat arttı, bana “Modacı mısın gazeteci mi” diye sorarken bir anda hatırladı, sabah otelin beş ayrı odasında 10’ar gazeteciyle yaptığı ‘round table’ röportajlarında elbisesini ve ayakkabısını soran gazeteci bendim...

“Tanıdım seni, Türkiye miydi” dedi.

Yani şimdi ben, “Sarah’yla eski tanışırız” desem yalandan başım ağrımaz.

Hemen ekledi; “Mathew’le birlikte Türkiye’ye gelmeyi çok istiyoruz. Türkiye’ye gelen arkadaşlarımız anlata anlata bitiremiyorlar, merak ediyoruz”.

Mathew dediği, kocası ünlü oyuncu Methew Broderick.

Sex and The City'nin filmini herkesten önce eşine izletmiş, “Filmi çok beğendi, benimle gurur duydu” diyor...

FİNALİ SÖYLEMEK YASAK

Sadece Sarah Jessica Parker’la değil, New York’ta Sex and The City’nin (tüm dünya medyasındaki kısaltmasıyla SATC) tüm oyuncuları ve yönetmeniyle buluştuk.

Kim Cattrall (Samantha), Cynthia Nixon (Miranda), Kristin Davis (Charlotte), Chris Noth (Mr. Big) ve gözleri fıldır fıldır dönen yönetmen Michael Patrick King’le buluştuk.

Dünyanın dört bir yanından gelen 80 gazeteci ve televizyoncuyla...

Bir gün önce bize filmi izlettirdiler, salona girmeden önce de 30 Mayıs'a kadar filmin finalini açıklamayacağımıza dair kağıt imzalattırdılar.

O günden bu yana finalde ne olacağını soruyor SATC'ye meraklı kadın arkadaşlarım.

"Söyleyemem" diyorum, "Sarah'ya söz verdim"...

Ama Sarah Jessica Parker'a finalle ilgili bir soru sordum, hemen panik oldu.

"Bunu konuşmamız yasak. Finalle ilgili bir şey yazmayacaksın değil mi"...

Yazmıyorum...

Filmin finalini merak edenler bir-kaç gün daha sabretmek zorunda SATC, tüm dünyayla aynı anda 30 Mayıs'ta Türkiye'de vizyona giriyor.

Şu kadarını söyleyeyim filme kadınlar bayılacak.


Tam bir moda gösterisi, kıyafetler, çantalar, gelinlikler, ayakkabılar yıkılıyor.

Moda ve alışverişin filmdeki yerini; "SATC'nin mottosu bu... Moda ve alışveriş herkes için farklıdır ama ortak tek yanı tüm kadınlara kendini iyi hissettirir. New York'u ve buradaki yaşam tarzını çok seviyorum, SATC de New York'ta yaşayan dört kadının hikayesi ama dünyanın diğer şehirlerindeki kadınlardan farklı değiller, benzer

sorunlarla boğuşuyorlar. Bizim kahramanlarımız da kendilerini iyi hissetmek için alışveriş yapıyor" diye özetliyor Parker.

Parker da, bizim Gülse Birsel havası var biraz, hem rol arkadaşlarına karşı dominant hem de yaptığı işi deli gibi sonuna kadar savunmasını iyi beceriyor.

Benim en çok merak ettiğim bu dört kadının arasında kavga-dövüş çıkıp çıkmadığı, rol arkadaşlarının Sarah Jessica Parker'ı kıskanıp kıskanmadığı...

Kadın hem filmin yapımcıları arasında, hem afişte önde, hem her şeyin sahibi gibi...

Kıskançlık olayını da hemen reddetti zaten; "Hiç sanmıyorum beni kıskandıklarını. Dizi başladığından bu yana Carrie'nin bakış açısıyla yazılıyor. Bu biraz da pazarlama tekniği, HBO bunu Carrie'nin hikayesi olarak pazarladı. En baştan böyleydi, arkadaşlarım da bunu bilerek diziye girdiler, ikinci sezondan itibaren yapımcı kadrosunda da yer aldım. Ayrıca dördümüzün olduğu afiş de var".

SENİ SEVİYORUM AMA KENDİMİ DAHA ÇOK

SATC her ne kadar kadın-erkek ilişkilerini anlatıyorsa da Sarah Jessica Parker, ilişki uzmanı olarak görülmeyi hiç istemiyor.

Bir süre sonra Güzin Abla olarak anılmaktan korktuğundan olsa gerek, bu konuda gelen hiçbir soruyu yanıtlamıyor.

"Benden sürekli Carrie'nin Samantha'nın yaşadığı ilişkileri değerlendirmem isteniyor. Doğru bir ilişkinin nasıl olacağı soruluyor. İnanın bilmiyorum, ben ilişki uzmanı değilim. Sarah Jessica Parker olarak, Carrie'nin yaşadığı pek çok şeyi yaşamam. Ben sadece Carrie gibi konuşuyor ve ona benziyorum. Onun dışınde her şeyimiz çok farklı"...

Filmin merkezine oturan "Seni seviyorum ama kendimi daha çok" sözüne yaklaşımı da bunu kanıtlıyor;

"Bir anne olarak size kendimi çocuğumdan ya da eşimden daha çok sevdiğimi söyleyemem.

Bu ben değilim. Böyle hissetmiyorum. Ama örneğin Samantha karakteri için bu böyle olabilir ve bunun için de eleştirilemez"...

İkinci filmin çekilip çekilmeyeceğini bilmiyor, her yapımcı gibi "Buna seyircinin ilgisi karar verecek" diyerek ucunu açık bırakıyor.

"Dizi yapımcılığı bana çok şey öğretti" demesi boşuna değilmiş demek ki...

Ama yapımcı olarak hem TV'nin hem de sinemanın kendisini heyecanlandırdığını söylüyor.

Diziyle ilgili en çok özlediği şey ise set ekibiyle birlikte New York sokaklarında çekim yapmakmış.

CHRIS, TÜRKİYEDE ÇOK EĞLENMİŞ

SATC bugüne kadar Türkiye'ye alınan en pahalı film olma özelliğine sahip, 900 bin dolar ödendi film için...

Türkiye'de nasıl bir gişe yapacağı merakla bekleniyor...

Sarah Jessica Parker için de büyük bir heyecan konusu bu.

Filminin beğenilip beğenmeyeceği, nasıl bir gişe yapacağı konusu açıldığında heyecanla anlatmaya başlıyor;

"Kadınların bu filmi çok seveceğini düşünüyorum ama nasıl bir sonuç alacağını merakla bekliyoruz".

Türk kadınının bu filme ilgi göstereceğini söylüyorum...

"Ülkenize hiç gelmedim bu yüzden Türk kadınını çok iyi tanımıyorum" deyince Seray Sever'i gösterip, "İşte sana bir Türk kadını" diyorum...

"Voaav müthişmiş... Herhalde Türk lokumu sözü, Türk kadınları için söylenmiş olmalı" diyor...

Sonra da ekliyor;

"Türkiye'ye gelmeyi çok istiyorum. Başka bir tat bulacağımdan eminim. Chris ve Cynthia, Türkiye’ye geldiler ve onlardan çok güzel anılar dinledim. Çok eğlenmişler. İlk fırsatta beni İstanbul’da göreceksiniz. Bence oralar çok heyecan verici. Biz çok genç bir ülkeyiz. Siz ve ortadoğu ise çok köklüsünüz"...

Kadının en seksi yeri

- Sizce başarılı olmak kadını seksi gösterir mi?

Hayır tabii ki.

- Peki kadında seksi olan şey nedir?

Beyin. Sizce de öyle değil mi?

- Kadın nasıl seksi görünür?

Kadının kendini nasıl hissetiği ve çevresindekilerin onu nasıl hissettiği önemli. Buna bağlı olabilir.

- Geçmişe dönmek ister miydin hiç?

Hayır. Benim hiçbir zaman öyle bir isteğim olmadı. Anı yaşamayı çok seviyorum.

- Hayalin nedir bir aktris olarak?

Bir hayalim var denemez. Onu yaşıyorum çünkü. Bundan sonra da hep aynısı olsun isterim.

- Evlilik hakkında ne düşünüyorsunuz?

Herkesin bildiğinden faklı bir şey bilmiyorum. Her kadın farklıdır. Sevdiğin birini buluyorsun ve birlikte oluyorsun.

- Doğru adamı buluyorsun…

Aslında doğru adam şart değil. Bazen doğru adam olmasa bile ilişkiyi sürdürmeyi başarabiliyorsun.


İhanet etsem kadın sevgilime söylerdim

Dizinin bittiği yerden 4 yıl sonra başlayan SATC'nin filminde Cynthia Nixon'ın canlandırdığı Miranda kocasının ihanetine uğruyor...

Cynthia Nixon, lezbiyen olduğunu açıkça söyleyen kendisinden bir yaş küçük sevgilisiyle birlikte yaşayan bir oyuncu.

- Filmde kocan Steve'i bir gecelik ilişki yaşadığı için terk ediyorsun. Bir gecelik ihanet etse sevgilini terk eder miydin?

- Hayır sanmıyorum. Benim için değil. Ben böyle yapmazdım. Miranda çok kızıyor ve terk ediyor... Bense oturup neden böyle bir şey yaptığını konuşmak isterdim. Ancak Miranda'yı evden kaçıran yalnızca bu olay değil. Birçok şeyin birikimi var. Son olay da bardağı taşıran son damla oldu.

- Peki sen gerçek hayatında sevgiline söyler miydin aldattığını?

Evet söylerdim.

- Ya terk ederse?

Onunla yanında olmaya çalışırdım. Özür dilerdim ve onu benimle kalması için çok uğraşırdım. Tıpkı Steve’in yaptığı gibi.

- Sevgilin senden çok küçük mü?

- Hayır ben 42 yaşındayım, sevgilim 41 yaşında. Birlikte gayet mutluyuz...

- Sizce hayat, ask, kadın ve seks komplike mi?

Kesinlikle... Karşılıklı seveceğin birini bulmak gerçekten çok zor. Bulduğun zaman da her şeyin iyi gitmesini sağlamak gerekiyor.

- Seksi nasıl tanımlarsın? Nasıl bir şey?

Çok duygusal...

- Romantizm ne zaman biter bir ilişkide?

Bence romantizmin hiç bitmemesi gerekiyor bir ilişkide. Hatta o biterse ilişkinizde bir sorun var demektir.

- SATC, Türkiye'de de gay’ler tarafından da beğenilerek izleniyor. Sence neden gay'lerin çoğu SATC'yi seviyor?

Öncelikle dizide gayler var. Bundan olabilir. Ayrıca gayler modayı takip ettikleri için bizim dizide çok fazla şey buluyor olabilirler. Aynı zamanda dizide gayler iyi bir şekilde gösteriliyor. Herkesin sempatisini kazanmış durumdalar. Hepsi çok komik... Dizide gaylerin aile üyeleri hiç gösterilmiyor. Çünkü gayler daha rahat yasayabilecekleri yerlere gittiklerinden ailelerinden kendilerini uzaklaştırırlar. Ve kendi ailelerini burada kurarlar. Dizide de bu böyle...

- Türkiye biliyorsun Müslüman bir ülke. Müslüman kadının dizinizi izliyor, olmasını nasıl karşılıyorsun?

Bence gayet iyi... Sonuçta biz bu işe başlarken hedefimiz ve isteğimiz bir çok kültürden kişilerin bizi takip etmesiydi. Kadınlar sekse ilgi duyuyorlar. Erkekler için bu güzel bir haber!

- Türk Sineması hakkında bir şey biliyor musunuz?

İstanbul'a geldim ve çok sevmiştim. Çok güzel ve etkileyici bir şehir. Marketlerini, çarşılarını, Sultanahmet Camii’ni gezdim... Çok güzel zaman geçirdim. Ama Türk sinemasını bilmiyorum, tanıdığım bir Türk yönetmen de yok...

Seksi rolüme yeniden kavuştum, mutluyum

SATC bence çok güzel bir film oldu. Dediğiniz gibi dört yıl ara verdik ama bu aradan sonra bile filme bu kadar ilginin olmasi gerçekten inanılmaz. Demek ki bizi unutmamışlar. Düşünsenize yarım saatlik bir ‘traji komedi’den buralara kadar geldik. Filmin tüm dünyada bu kadar büyük bir ilgiyle karşılaşması çok şaşırtıcı, aynı zamanda da muhteşem. Sonuç olarak biz dört senedir ekranlarda yoktuk. O zamanlardan beri seyircilerle aramızda bir bag olduğuna inanıyordum, yanılmamışım. Dizi bittikten sonra bir çok farklı rollerde oynadım. Bunların çoğu dramatik rollerdi. Şimdi eski seksi halime geri döndüğüm için çok mutluyum. Bence Samantha tam bana gore yazılmış. Ancak ben daha Avrupai giyiniyorum. Samantha daha çok California tarzı giyiniyor.

Türkiye'deki arkadaşlarıma benden selam söyle

Daha önce bir moda çekimi için gelmiştim İstnabul'a unutmam mümkün değil. Aklım İstanbul’da kaldı. Harika bir şehir. Gerçekten çok özel bir coğrafya. Aklımda kalan güzel dostluklar var. Çok maceralı geçti İstanbul seyahatim. Hem çalıştım hem de çok eğlendim. Türk kadınlarının çok özel olduğunu söylemek isterim. Oradaki dostlarıma benden selam söyle. Filmde Carrie ve ben birbirimizi tamamlıyoruz. Ben daha çok bulanık nehir gibiyim. O beni bıkmadan temizliyor. Ben oynarken Sarah'ın kesinlikle yapımcı tarafını görmüyorum. Görünmez oluyor o yönü... Yapımcı olarak da harika bir iş başarıyor, sorumluluk sahibi. New York’un daha çok böyle kadınlardan oluşması gerekiyor. Filmde en çok zorlandığım Carrie'nin kafamda çiçekleri paraladığı sahne oldu, kaç defa çektiğimizi hatırlamıyorum ama sonuçta çok etkileyici bir sahne çıktı ortaya.


Bu dizi beni moda konusunda eğitti

Bir gün Los Angeles’ta yönetmenimiz Michael Patrick’le buluştuk ve bana bir anda SATC'nin filmini çekmek istediğini söyledi ve ne düşündüğümü sordu. Çok sevindim ve hemen "evet" dedim. Herkes bu fikirden çok memnundu. Filmde en çok uzun elbiseler giydiğimiz sahneyi seviyorum. Biliyorsunuz, her karakter için ayrı düşünülmüş ve hazırlanmış giysiler var. Hepsi birbirinden güzeller. Charlotte çok yerleşik diyebilirim. Dizide onu bıraktığımızdan beri filmde bir düzeni oluştu ve bundan dolayı da çok mutlu. Çünkü Harry’le mutlu bir ilişkileri var. Çocuk evlat edindiler, ki onun için çok önemliydi bu. Filmdeki karakterler gibi kesinikle moda takipçisi değildim. İlk zamanlar "Kesinlikle ben bunu giyemem" deyip duruyordum ama sonradan alıştım. SATC benim için moda konusunda bir eğitimdi.

New York benim için en çekici kadın

SATC'deki karakterleri yazarken en büyük yardımcım ablalaım oldu çünkü ben 3 kız kardeş tarafından büyütüldüm. Böyle olunca onları izledim. Onlar benim hem arkadaşım hem kız kardeşlerimdi. Aramızda çok da yaş farkı yoktu. Dizi 8 sezon boyunca kadınları daha da iyi anlamama neden oldu.

Çekimlere başladığım gün hem diziyi bilenler hem de bilmeyenler için bir film çekmeliyim dedim ve öyle yaptım. Dzideki 4 kadın da bilinenin aksine New Yorklu değil. Her biri hayallerini gerçekleştirmek ve şehri kendilerinin yapabilmek için başka bir yerden NY’a taşınırlar. NY'da bazen sanarsın ki şehir sana odaklanmış durumda ve sen hayatının en iyi zamanını yaşıyorsun. Bzı zamanlar da tamamıyla görünmez oluyorsun. Tüm bunlar bir hikaye anlatmak için harika... Ve de New York benim için en çekici kadın.

Cengiz SEMERCİOĞLU-HÜRRİYET


ETİKETLER

0