Türk bilim insanlarından önemli proje

AA |  22 Mart 2020 Pazar - 12:07 | Son Güncelleme : 22 03 2020 - 12:07

Türk bilim insanları, Bartın Üniversitesi Merkezi Araştırma Laboratuvarında yürütülen çalışmayla, anemi (kansızlık) tedavisinde kullanılan ve yüksek meblağlarla yurt dışından ithal edilen eritropoetini (EPO) üreterek, bu alandaki dışa bağımlılığı azaltılmayı amaçlıyor.


Bartın Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümü Araştırma  Görevlisi Rızvan İmamoğlu'nun yürütücülüğünde "Rekombinant İnsan Eritropoetinin  E. coli Ekspresyon Sisteminde Çözünür Formda Eldesi, Saflaştırılması ve  Karakterizasyonu" başlıklı proje hazırlandı.
TÜBİTAK tarafından kabul edilen proje kapsamında, Merkezi Araştırma  Laboratuvarı bünyesinde yer alan Anti-Kanser Araştırma Laboratuvarında yürütülen  çalışmayla, kronik böbrek yetersizliğiyle kanser kemoterapisine bağlı anemilerin  tedavisinde yaygın olarak kullanılan EPO'nun üretilmesi hedefleniyor. 
Proje ile, proteinin özellikle ABD ve İngiltere'den yüksek  maliyetlerle ithal edilmesinin önüne geçilerek dışa bağımlılığın azaltılması  amaçlanıyor.
Proje yürütücüsü Rızvan İmamoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada,  EPO'nun böbrek yetmezliği ve kanser kemoterapisine bağlı anemi tedavisinde  1986'dan bu yana tüm dünyada yaygın olarak kullanıldığını ve söz konusu proteinin  son 30 yılda böbrek yetmezliği tedavisinde sağlanan en önemli gelişme olduğunu  söyledi.

Türkiye'de EPO kullanan hasta oranının da son yıllarda artış  gösterdiğine ve tedavide olumlu sonuçlar alındığına işaret eden İmamoğlu, "Biz  TÜBİTAK destekli projemizde, yerli imkanlarla, böbrek yetmezliği ve kanser  kemoterapisine bağlı anemi tedavisinde kullanılan yerli bir proteinin üretimini  gerçekleştiriyoruz. Biz bu proteini şimdiye değin yurt dışından yüksek  meblağlarla ve uzun süreler bekleyerek ithal ediyorduk. Bartın Üniversitesi  olarak yerli imkanlarla yüksek bir teknoloji kullanarak bu enzimi üretiyoruz.  Tabii konu sağlık olunca bunun bir yıllık süreçte çeşitli denemeleri, hücre  kültürü ve proteinin karakterizasyonu olacak. Bir yıl sonunda bu proteinin yerli  imkanlarla elde edilmesini tamamlamış olacağız ve eczane raflarında yerini alacak  duruma getireceğiz." diye konuştu.

EPO'nun özellikle ABD ve İngiltere'den ilaç şeklinde geldiğini aktaran  İmamoğlu, "Biz ülke olarak bu tür proteinleri, enzimleri üretebilecek bir  seviyedeyiz. Bu ilaçların üretimi için üniversite olarak yeterli imkanlara  sahibiz ve devletimizin bize sunduğu bu imkanları optimum şekilde kullanarak  proteini elde ettik. Ülke olarak gelecek 3-5 yıl içinde bu proteinlerin tamamını  yerli imkanlarla üretebileceğimize inanıyorum ve kendi imkanlarımızla ürettiğimiz  proteinlerin eczanelerimizde satılacağı günler çok yakın." ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, TÜBİTAK 1002-Hızlı Destek Programı kapsamında hazırlanan  projede, İstanbul Üniversitesinden Araştırma Görevlisi  Özlem Kaplan ve Tokat  Gaziosmanpaşa Üniversitesinden Araştırma Görevlisi Dr. Sema Bilgin'in de  araştırmacı olarak yer aldığını aktardı.
 
"Bu, anemi tedavisinde olmazsa olmaz bir protein"
Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri  Fakültesi Biyomühendislik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsa Gökçe de projenin  danışman hocası olduğunu ve proteinin üretim çalışmalarının Tokat Gaziosmanpaşa   ve Bartın üniversitelerindeki laboratuvarlarda ortak olarak sürdürüldüğünü  aktardı.
 
Gökçe, şunları söyledi:
"EPO, kronik böbrek yetersizliğiyle kanser hastalarının kemoterapi  tedavilerinde verilmesi gereken bir ürün. Bu ürünü biz tamamıyla dışarıdan satın  alıyoruz. Bu proteini kanla ilgili problemi olan hastalar belli bir dönemde almak  zorundalar. Bu, anemi tedavisinde olmazsa olmaz bir protein. Biz bunu inşallah  yerli ve milli imkanlarla üretebilecek durumdayız. Bunu daha sonra ticari hale  getirebilecek ortaklarımız da var. TÜBİTAK'tan söz konusu proteinin piyasaya  sürülmesi için gerekli olan tüm imkanların sunulacağı bildirildi. Bizler de  yolumuza devam ediyoruz."
"İlaç teknolojilerini gündelik hayatımızda kullanımını hedefliyoruz"
Bartın Üniversitesi Merkezi Araştırma Laboratuvarı Müdürü Doç. Dr.  Abdullah Cahit Karaoğlanlı da ilgili bakanlıkça desteklenen projeyle 2014'te  üniversite bünyesinde Merkezi Araştırma Laboratuvarı'nın kurulduğunu ve  Anti-Kanser Araştırma Laboratuvarı'nın da merkez bünyesinde 2019'da faaliyete  geçtiğini belirtti.
Laboratuvarın temel amacının, çeşitli kanser türlerine yönelik yeni  ilaç teknolojileri geliştirme ve mevcut tedavilerin iyileştirilmesi olduğunu  ifade eden Karaoğlanlı, "İlaç teknolojilerini geliştirdikçe çalışmalarımızı  hayvanlar üzerinde tamamlayıp insanlar üzerinde gerçekleştirerek, kullanım  izinlerinden sonra gündelik hayatımızda kullanımını hedefliyoruz. Anti-Kanser  Araştırma Laboratuvarı'nda yurt içi ve yurt dışından 12 araştırmacı  akademisyenimiz bulunuyor. Çok yeni bir merkez olmamıza karşın bugüne kadar  aldığımız birçok TÜBİTAK projemiz var. Bundan sonra da hem ülkemize hem de bu  konuda istekli tüm paydaşlarımıza hizmet vermeye devam edeceğiz."  değerlendirmesinde bulundu.
 
"Ülkenin öncelikleri doğrultusunda çalışmalar yapmaya özen  gösteriyoruz"
Bartın Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Orhan Uzun da üniversite olarak,  bölgeden başlayarak ülkenin öncelikleri doğrultusunda çalışmalar yapmaya özen  gösterdiklerini aktararak, şunları kaydetti:
"Bu doğrultuda, kabul edilen bu projemizle böbrek yetersizliğine veya  kanser kemoterapisine bağlı anemilerin tedavisinde kullanılan bir proteinin  farklı yöntemlerle elde edilmesi hedeflenmektedir. Böylece ithal olarak tedarik  ettiğimiz bu proteini yerli imkanlarla elde etmiş ve bu alanda dışa  bağımlılığımızı azaltmış olacağız. Bu düşüncelerle öğretim elemanımız araştırma  görevlimiz Rızvan İmamoğlu başta olmak üzere emeği geçenleri tebrik ediyor,  çalışmalarında başarılar diliyorum."
 

ETİKETLER

türk bilim proje