Türk Amerikan Konseyi Başkanı Jones'tan CNN Türk'e çok özel açıklamalar

09 Şubat 2019 Cumartesi - 15:14 | Son Güncelleme : 10 02 2019 - 10:03

Beş gün boyunca Ankara'da üst düzey temaslarda bulunan Türk Amerikan Konseyi Başkanı James Jones CNN Türk'e özel açıklamalarda bulundu. Jones yaptığı açıklamalarda Türkiye'ye karşı ciddi bir ticari ilgi olduğunu belirtirken Türk halkının Amerika hakkındaki düşüncelerine ilişkin "Türk halkının sadece yüzde 15'inin Amerika ile ilgili pozitif algısı olması beni çok hayal kırıklığına uğratıyor. Amerika Türkiye'nin düşmanı değil. Hiçbir zamanda olmadı." ifadelerini kullandı.


Türk Amerikan Konseyi Başkanı Emekli Orgeneral James Jones Ankara'ya geldi. Beş gün boyunca üst düzey temaslarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve bazı bakanlarla görüşmeler yaptı. Daha önce NATO Komutanlığı, Barack Obama'nın ulusal güvenlik danışmanlığını yapan Jones, Türkiye'yi yakından tanıyan bir isim. Emekli Orgeneral temaslarının son gününde, Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki siyasi sorunları ve ticari ilişkileri CNN TÜRK'te Diplomasi muhabiri Sena Alkan'ın özel röportajında değerlendirdi.
 
Türk Amerikan Konseyi Yönetim Kurulu Başkanı uzun yıllar NATO'da komutan olarak görev yapmış ABD'nin Avrupa Kuvvetler Komutanı olarak görev yapmış önemli bir isim.
 
Sayın Jones, 5 gün boyunca Türkiye'de temaslarda bulundunuz. Cumhurbaşkanı Erdoğan da dahil kritik isimlerle görüştünüz belkide ziyaretinizin en önemli noktası Erdoğan'ın şu sözlerinde saklıydı. "Siyasi anlaşmazlıklar ve ticari ilişkiler farklı konular" dedi. Sizin bu ziyaretinizde somut çıktılar nelerdi?
 
Amerikan şirketlerinden oluşan kalabalık bir delegasyon ile geldik buraya. Toplam 35 şirket vardı bir haftalık bir ziyaretti. İnanıyoruz ki Türkiye ve Amerika arasında ticari ve ekonomik ilişkiler, ilişkilerimizin en iyi alanlarından biri ve gördüğünüz gibi 35 şirket buraya geldi. Ciddi bir ilgi vardı Türkiye'ye yatırım için. Ben Türk Amerikan Konseyi'nin yönetim kurulu başkanıyım. Burada Türk Amerikan İş Konseyi partnerimiz. Amerikan Ticaret Odası da delegasyonumuzun bır parçasıydı. İki ülke başkanı da ticaret hacminde hedefi 75 milyar dolar olarak açıkladı biz de ilk adımı biz atalım ve büyük bir konferans organize edelim istedik. Bakanlar tarafından ve Cumhurbaşkanı tarafından çok iyi karşılandık. Çok başarılı görüşmeler yaptık ve çok olumluyum sadece bir köşeyi dönen siyasi ilişkilerimiz için değil aynı zamanda ikili ticari ve ekonomik ilişkilerimizin gücünü de yeniden canlandırıyoruz.
 
Ticaret hacminden bahsettiniz Erdoğan ve Trump anlaştı biliyoruz ticaret hacmi 75 milyar olsun diye şu an 25 milyar dolar... 25 milyardan 75 milyara söylemesi kolay başarması zor görünüyor. Bir yanda da ek gümrük vergileri var. Ek gümrük vergileri varken bu ticaret hacmi bir celişki değil mi? Nasıl başarılabilir bu?
 
Düşük hedeftense büyük bir hedefe sahip olmayı tercih ederim. Dürüstçe söyleyeyim Türkiye'ye 29 yıldır gelip gidiyorum ama asla tam potansiyelimizi sağlayabildiğimizi düşünmüyorum. Türkiye'nin ekonomik mucizesi herkesçe biliniyor. Türkiye'nin nereden nereye geldiğini gayet iyi biliyorum. Amerika Birleşik Devletleri'nin de güçlü bir ekonomisi var. Siyasi düzeyde tüm siyası farklılıklarımızı bir yana koyuyoruz. Bunu yapma sebebimiz üst düzeyde konuşmalar yapıyoruz iki başkan gayet iyi anlaşıyor. Bence bir olumlu algı var. Söylediğim gibi asla tam potansiyelimize ulaşamadık. Dediğim gibi belki de bu potansiyel 70 milyar dolardı. Her neyse bilemem ama şimdiye kadar yaptığımızdan daha fazlası ve iki ülke arasında özel sektörde ve kamu sektöründe istek olursa bu çok iyi bir şey olacak.
 
Peki bu ek gümrük vergilerinin düşmesi gündemde mıdır siz hiç Amerikan hükümet yetkilileriyle bu konuda görüşme yaptınız mı?
 
Şu an hükümetin dışındayım bir parçası değilim ve ilişkilerin geneliyle de ilgili olarak benim düşüncem ticari ilişkilerin eşit ve dengeli olduğu bir noktaya gelmek istiyoruz ve her ülke içinde iyi olduğu bir noktaya ben daha çok serbest ticaret anlaşmasından yana biriyim ve umuyorum ki bu yönde ilerleyebiliriz. Halklarımız arasındaki ilişkiler bu anlamda cok önemli. Söylemeliyim ki Türk halkının sadece yüzde 15'inin Amerika ile ilgili pozitif algısı olması beni çok hayal kırıklığına ugratıyor. Amerika Türkiye'nin düşmanı değil. Hiçbir zamanda olmadı. Hiçbir zaman olacağını da düşünmüyorum. Bizler güçlü bir müttefikiz. Bizler iyi arkadaşlarız. Birbirimize karşı hic savaşmadık. Bu yüzden bunların ötesine geçmeliyiz. Eğer özel ve kamu düzeyinde dost olduğumuzu gösterebilirsek ortak calışırsak ki ortak değerlerimiz var ortak düşmanlarımız var büyük şeyler başarabiliriz diye düşünüyorum. Konustuğumuz herkeste ama herkeste bu güçlü istegi gördüğümüz için çok pozitifim bu sorunları çözüp iyi şeyler başarabileceğimiz konusunda.
 
Tam da bunu soracaktım, bir çok ankette Türk halkının Amerika Birleşik Devletleri'nin düşman olarak gördüğünü görüyoruz. Birçok ankette var bu. Amerika Birleşik Devletleri bu algıyı degiştirmek için bir adım atıyor mu?
 
Şu net ki Amerika Birleşik Devletleri Ticaret Odası Türk Amerikan Konseyi ve diğerleri Türkiye de olduğu gibi TAİK TOBB gibi organizasyonlar iyi ilişkileri ve ticareti artırmak için çalışıyorlar. İyi bir ticarete sahip olmak için iyi ilişkileriniz olmalı. Bence hem özel sektör boyutunca hem kamu boyutunda iki ülke de oturup bu algıyı nasıl değiştirebileceğini düşünmeli. Ben Amerikan halkının Türk halkı hakkında Türk halkının Amerikan halkı hakkında düşündüğü kadar sert düşüncelere sahip olduğunu sanmıyorum. Ama bu algıyı değiştirmek için yapabileceğimiz çok şey var. Eğitim alanında değişimler yapabiliriz ilişkilerimizi halk boyutuna indirecek değişimler yapabiliriz. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın eşiyle tanıştık. Emine Erdoğan büyüleyiciydi. Bazı endişelerini anlatırken. Delegasyondaki herkesin dikkatini çekti. Umuyorum ki kendisi nisan ayında Washington'a gelecek ve düzenleyeceğimiz büyük konferansa katılacak. Bazı bakanlar da kabine yetkilileri de gelecek. İş dünyasında da katılım olacak. Belki bizim First Ladymiz de gelir ve ikisi oturup üzerinde konuşmamız gereken konuları konuşur.
 
Bu gerçekten dikkate değer olurdu. Size savunma sanayini sormak istiyorum Sayın Jones. Dün bir Amerikalı yetkili ile konuştum bana s400 alımı halınde F-35'lerin zora gireceğini ve belki de Patriot sürecinin biteceğini söyledi ve hatta Catsaa Yasası kapsamında yaptırımlardan bahsetti böyle bulutlu bir atmosferde savunma sanayi konusunda adım atmak zor olmuyor mu?
 
S-400 konusu bir süredir masada olan bir konu. Üst düzey bir çalışma grubumuz tıpkı bizim konuştuğumuz gibi bu konuları ele alıyor bundan dolayı mutluyum. Bu Amerika'da bizim hükumetin alanına giren konularımız ama biz arkadaşlar arasında eminiz ki bir çözüm bulabileceğiz. Hükümetten değilim müzakerelere katılmıyorum şu güzel bir işaret iki hükümet oturmalı birbirine saygı duymalı ve sorunları çözmek için konuşmalı. S-400 konusunun tarihi dürüst olmak gerekirse iki tarafında hatalarını gösteriyor iletişim noktasında ama iletişim bozukluğu düzeltildi ve şüphe yok ki iki tarafında kabul edeceği bir pozisyon bulunabilecek.
 
Savunma sanayinde bir işbirliği yapıldı mı bu ziyarette yapılacak mı ya da?
 
Üst düzey görüşmelerin devam etmesini umuyorum. Bana savunma bakanı ve genelkurmay başkanı önümüzdeki haftalarda Washington'a geleceği söylendi. Bu çok olumlu. Dışişleri bakanınız ve bizim dışişleri bakanımız düzenli olarak görüşüyorlar. Cumhurbaşkanımız ve bizim başkanımız düzenli olarak konuşuyorlar telefonda. bunlar olduğu sürece ve medyada büyük bir engelleyici olmadığı sürece bu problemleri çözebileceğimizi düşünüyorum.
 
Mr Jones Amerika Patriot satmayı reddediyor. Suriye'de terör örgütü YPG ile işbirliği yapıyor. Fethullah Gülen Amerika'da yaşıyor. Siz benim gözümde oldukça etkili ve deneyimli bir askersiniz NATO'da hizmet ettiniz. Siz şu fikre katılır mısınız: Amerika'nın bu adımları Türkiye'yi Rusya'yla yakınlaştırıyor?
 
Hayattaki tecrübem bir asker olarak ya da bir sivil olarak ortadaki mevcut probleme kendi açımdan değil karşımdaki açısından bakmamı da gerektiriyor ve Türkiye ve Amerika arasındaki ilişkilerin geneline baktığımızda bunu bazen yapmadık yıllarca. Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri stratejik önemde ilişkilere sahip. Diyaloğa ihtiyacımız lazım, konuşmaya ihtiyacımız lazım saygı çerçevesinde. Birbirimizin görüşlerini ve değerlerini anlamalıyız. Bunu yapmazsak bir yere varamayız. 1991 yılında hayatımın altı ayını Türkiye-Irak sınırında albay olarak geçirdim. Sınırda sorunlarımız vardı bildiğiniz gibi. Tampon bölge kuran uluslararası koalisyondan 25 bin adamın bir parçasıydık. Saddam Hüseyin'in güçlerinin sınırdan 30 kilometre kadar içeri çekilmesine neden olduk. Orada yaşayanlar yerlerine geri döndü. Bence hatalar yapıldı bunu da acıkça söyledim. Kırmızı çizgi olarak adlandırılan kimyasal silahların kullanılması konusunda harekete geçme noktasında başarısız olunması yıkıcı bir hataydı ve bence Türkiye'nin o dönem önerdiği tampon bölge önerisi izlenmesi gereken doğru bir yoldu. Çünkü bunu 1991 yılında yaptık ve gayette başarılı oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bundan iyi bir fikir diye bahsetmesi beni mutlu etti. Bunun iyi biri fikir olduğunu düşünüyorum. Umarım koalisyondaki arkadaşlarımız bunu yapar. Umarım bunu yaptıklarında askeri olarak anlamlı olacak şekille yaparlar ve Türkiye sınırdaki baskılardan dolayı rahatlamış olur. Rusya konusuna gelirsek, Amerika Birleşik Devletleri için Rusya bir problem. Bunu söylediğim için üzgünüm ama Rusya'nın Devlet Başkanı Amerika Birleşik Devletlerine yaptığımız herşeyde karşı durmaktan özellikle mutlu oluyor. Biz yukarı dersek o aşağı diyor, biz kırmızı dersek o siyah diyor. Bu benim gözümde soğuk savaş döneminde takılıp kalmış bir liderin duruşu, mentalitesi. Bence Rusya şu anda Avrupa Atlantik Topluluğu'nun bir parçası olmaya karar verirse şimdi olduğundan daha iyi bir durumda olur böyle ayrı ve sorun çıkaran bir devlet olmaktansa. Bu yüzden, Washington'un olaya bakışı söyle: eğer Rusya bize ve Ortadoğu'ya ya da Ukrayna'ya ya da Kırım'a sorun olursa bu hoş bir şey değil. Biz NATO'ya üyeyiz tıpkı Türkiye'nin olduğu gibi beklentimiz bu tarz konularda müttefiklerimizin bizimle saf tutması. Bu olmadığında Amerika'daki insanlar kafalarını kaşıyorlar ve soruyorlar neden diye? Neden olmasın? Bu bir soruna bakıp neden diğer ülkenin bazı ülkeler hakkında farklı düşündüğünün bir parçası. Diyalog halinde olursak ama bu işleri çözebiliriz.
 
Mr. Jones sizi çuval krizinde Türkiye'ye gerilimi düşürmek için gerçekleştirdiğiniz ziyaretlerden biliyoruz. Sormak isterim ben olsam bunu farklı yapardım dediğiniz bir şey var mı? Şimdi yasadığımız krizlerde.. kimyasal silah ve tampon bölgeden bahsettiniz az önce.
 

 

Bence benim ülkemin hesabında Türkiye'nin meşru güvenlik kaygıları dinlenmeli. 1991 de yaptık bunu. PKK hakkında yeterince şey öğrendik ve onun bir terör örgütü olduğu konusunda hemfikir olduk aynı zamanda sınırda istikrarlı hale getirdik. Türk dostlarımıza koalisyonun orada güvenli bir bölge yaratacağını garanti ediyoruz. ve bence Amerika Suriye'den çekileceğini duyurduğunda benzer prensipler uygulanır. Türkiye'nin görüşüne saygı göstermeliyiz, ve bu sorunu çözmenin bir yolunu bulmalıyız. bu kolay demiyorum ama diyalog karşılıklı saygı ve anlayış olmadan bu daha zor. Bence benim ülkemin hesabında Türkiye'nin meşru güvenlik kaygıları dinlenmeli. 1991'de yaptık bunu. PKK hakkında yeterince şey öğrendik ve onun bir terör örgütü olduğu konusunda hemfikir olduk aynı zamanda sınırı da istikrarlı hale getirdik. Türk dostlarımıza koalisyonun orada güvenli bir bölge yaratacağını garanti ediyoruz. Ve bence Amerika Suriye'den çekileceğini duyurduğunda benzer prensipler uygulanır. Türkiye'nin görüşüne saygı göstermeliyiz, ve bu sorunu çözmenin bir yolunu bulmalıyız. Bu kolay demiyorum ama diyalog karşılıklı saygı ve anlayış olmadan bu daha zor.