Gazetevatan.com » Yazarlar » Madrid düğünü III

Madrid düğünü III

07 Ağustos 2016 Pazar


 
Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetin tepesine! Mariale ve Barış harikulade bir düğünle evlendiler. 150 kişilik enternasyonel bir davetli topluluğuyla eğlene eğlene, dans ede dans ede, çala söyleye düğünlerini yaptık. Astrolog bir arkadaşım, düğünün burcunun Aslan olduğunu ve  çok eğlenceli, çok gösterişli, çok ihtişamlı, çok anlı şanlı olacağını söylemişti. Gerçekten dediği gibi oldu.
 
Mekan çok çok güzeldi. Dekora, kum ve taş renkleri ile kırık beyaz hakimdi. Mumlar, mumluklar, şamdanlar, masalardaki koyu pembe çiçekler ortama zarif bir şıklık katıyordu. Kadınlar  tuvaletli, erkekler smokinliydi çoğunlukla. Makyajları ve saç stylinglerini çok başarılı buldum. Uzun, kısa, açık, toplu, kırık fönlü saçlar hem doğal hem tarz hem de çok bakımlıydı. Sanırım neredeyse herkes gerçek mücevher takmıştı. Ayakkabılar görebildiğim kadarıyla dünya markalarının bir yarışmasına katılmışlardı sanki.
 
 
Venezuela’dan, Türkiye’den, İspanya’dan, Kanada’dan, İsveç’ten, ABD’den ve dünyanın diğer çeşitli ülkelerinden gelmiş bu kozmopolit davetli grubunun varlığı bile bizleri çok çok mutlu etti, gönlümüzü ferahlattı. Dünyalılar olarak, birbirimize ne kadar yakın olduğumuzu tekrardan görmüş olduk. Sunulan tüm nimetleri istedik mi ne güzel paylaşabildiğimizi tekrardan anladık: müziği, dansı, ritmi, damak tadını, sevinci ve mutluluğu...
 
Umudumuz hep var hep; dünya daha güzel olacak ve bizler daha mutlu olacağız.
 
Bu Madrid Düğünü’nde en klasikten günün en iddialı trendlerine kadar moda rüzgarları esiyordu. Sanki bir platoda koskocaman bir podyum kurulmuş da moda çekimleri yapılıyor gibiydi. Kıyafetler çok özel ve güzeldiler kuşkusuz, fakat bu kıyafetleri taşıyan insanlar o kadar özenli, o kadar hoş ve o kadar doğaldılar ki bir kez daha emin oldum; tasarıma can veren öncelikle insan faktörü. İçinin ışığının yansımasıyla tablo sanki bir şaheser halini alıyor. Dönüp dolaşıp aynı temel kurala geliyoruz: “Ne giyersek giyelim; severek giyelim ve kendimize güvenelim”.
 
Tabii saçımıza, makyajımıza, manikürümüze, pedikürümüze, diş bakımımıza, kokumuza ve bizi temsil eden aksesuarlarımıza özen gösterelim. Gülümsemeyi unutmayalım. O zaman güzel taşıyoruz her şeyi ve ışık saçıyoruz etrafımıza.
 
 
Şöyle bir göz atalım birlikte stylinglere şimdi:
 
Gelin bir kuğu gibi güzel, papatya gibi ince ve zarifti. Ön V, arka dantel, kırık beyaz gelinliği çok beğendim. Duvak ve aksesuar kullanılmadan yapılmış dağınık topuzu ve pastel tonlarındaki renkli el çiçeğine  bayıldım doğrusu.
 
Damat smokininin içinde, vallahi Amerikan artistleri gibiydi.
 
Gelinin annesi Yotala Rey de Sanchez; pembe turuncu, bluzan, yer yer kendi renginde işlemeli tuvaletiyle, kırık fönlü kısa saçlarıyla ve naturel makyajıyla çok alımlı, çok güzel ve çok asildi.
 
Gelinin kız kardeşi Mariana Sanchez de Gonzalez de doğal fönlü uzun saçları, doğal makyajı, zümrüt yeşili ipek şifon, uzun plisole gece elbisesiyle çok güzel, şık ve dinamikti.
 
 
Mariale’nin yeğenleri, Eugenia ve Alejandra Gonzalez, tatlı şirin ufaklıklar, beyaz ve buz mavisi çizgili elbiseleriyle, herkese her şeyin küçüğü dedirttiler.
 
Çook anlatacak şey var ama geldik Madrid Düğünü dizimizin sonuna...
 
Sizlere bu güzel çiftin ilk danslarının şarkısını, bestecileri Pedro Galindo ve Elpidio Ramirez olan ‘Malaguena’yı dinlemenizi çok tavsiye ediyorum.
 
Mariale ve Barış’ın şahsında  bu yazın tüm damatlarını kutluyor, bütün gelinlerini selamlıyorum ve diyorum ki onlara; “Ömür boyu eşlerinizin biricik gelinleri olun inşallah”...
 
Sevgiyle...