Gazetevatan.com » Yazarlar » Bir Madrid düğünü II

Bir Madrid düğünü II

31 Temmuz 2016 Pazar


Küçük oğlum canım Cesur’umu içim burkularak İstanbul’da bıraktım. Hepimizin aklının ve kalbinin bir parçası onunla kaldı. Formalitelerin bıktırıcılığı ve son dönemin havaalanlarına getirdiği yoğunluk kafamın içinde şöyle bir dolanınca teşebbüs bile edemedim götürmeye. Canım benim, ona İspanya’nın en büyük lezzetli kemiğini getireceğim, bir daha gideyim diye kapımda yatacak. Şaka bir yana, öylesine geniş ve saf bir yüreği var ki iki göbek gıdığına hemen affeder bizi. Tesellimiz bu süreci artık dost ve arkadaş olduğumuz değerli Veteriner Hekim Ayhan Goksun Bey ile geçirecek olması. Cesurcuğum, yüz defa, bin defa, milyon defa kucaklıyoruz seni güzel oğlum. Biz de bu çok sıcak geçen yaz günlerinde sokaktaki canlar için kapılarımıza su koymayı unutmayalım ne olur.

Cesur’u emin ellerde bırakarak düğünün heyecanı içinde Madrid’e ulaştık. Çok şükür dünyanın neredeyse her yerinde yabancılar için iletişim dili İngilizce kullanılıyor. Ama ben yine de gittiğim ülkede birkaç ifade öğrenmeyi ve yeni hemşehrilerilerime kendi dillerinde selam vermeyi, teşekkür etmeyi, iyi dileklerde bulunmayı seviyorum. Hola (merhaba), porfavor (lütfen), gracias (teşekkür ederim), perdon (afedersiniz), buenosdias (günaydın), buenasnoches (iyi geceler), si (evet), no (hayır), hasta la vista (görüşmek üzere), te amo (seni seviyorum), adios (hoşça kal) ve tabii ki cuantocuesta (ne kadar?).

İSPANYOL RÜZGARI

Madrid sözlüğüm bunlardan ibaretti ama bol bol kullandım. İngilizce kullanımında oldukça istekli ve akıcı olduklarından dolayı hiç iletişim zorluğu çekmedik. İspanyolların sokak modasına zaten hep bayılırım. Gerçekten çok sevimli, çok baştan çıkarıcı, çok Akdeniz ve aynı zamanda çok enternasyonel. Madrid’in modayı yönlendiren beşinci şehir olduğu söylenir. Sokak modasının enternasyonel özelliği modadaki İspanyol etkisinden olmalı. Omuzu açıkta bırakan kıyafetler, fırfırlar, İspanyol paçalar, espadriller, büyük takılar, bol bol kırmızı, turuncu gibi sıcak renklerin yanı sıra yılın trendi toz pembeler, uçuk maviler, deniz kabuğu renklerinden ham, doğal kumaşlardan tasarlanmış minimalist, maskülen giysiler içinde çok güzel, şık, alımlı İspanyol kadınları gördüm. Madrid büyük dünya markalarının tasarımlarıyla İspanyol geleneksel zevkinin yansıdığı şahane bir bileşimi sadece gözler önüne sermiyor, yaşatıyor da insana... Çok etkileyici...

İLHAM KAYNAĞI

En kısa zamanda tekrar geleceğim Madrid’e. 2017 koleksiyonumun esin kaynaklarından biri oldu. Zaten Manola Blahnik, Bershka, Blanciage gibi markaları ülkesinde ilham almamak ne mümkün!!!!

Küçük, her biri kendine özgü butikleri çok sevdim. İspanya’nın çok karakteristik ürünlerinden portakal rengi ve beyaz espadriller aldım kendime. Çok ucuz değiller ama çok güzel duruyorlar ayağımda.

Seyrettiğimiz Flemenko gösterisi olağanüstüydü. Tutkunun, aşkın rüzgarını estirdi de estirdi. Ben hemen ertesi günü bir geleneksel İspanyol şalı aldım flamenkonun tesiriyle. Çok da beğendim. Yaz-kış kullanacağım. Madrid’i hem hayranlıkla hem coşkuyla hem de saygıyla dolaştım dolaşabildiğim kadar. Dali’yi, Picasso’yu, Miro’yu, Gaudi’yi ,Cervantes’i hissettim her yerde. Böyle bir geçmiş heralde İspanyol büyüsünü oluşturuyor. 

Hava fazlasıyla sıcaktı. Biz turist stylingleri yaptık ve çoğumuz şort, tişört, sandalet veya spor ayakkabı, şapka ve büyük çantalar kullandık. Madridli sadece kadınlar değil erkekler de çok güzeller. Antonio Banderas’tan JavierBardem’e bence modaya maskülen karizmayı İspanyol aktörler taşıdılar. Ülkeye döner dönmez favori yönetmenim Pedro Almodovar’ın filmlerini seyredeceğim tekrar.

Yine geldik sohbetin sonuna! Benim kulağımda Flemenko çalıyor. Ama ben “Viva Espana” diyorum, hoşçakal derken! Çok yaşa İspanya bize sanatı böyle derin yaşattığın için...

Sevgiyle kalın...