Gazetevatan.com » Yazarlar » Çalı idi çırpı idi evim idi ya...

Çalı idi çırpı idi evim idi ya...

27 Eylül 2015 Pazar


Çocukken hepimizin dinlediği bir hikaye, beni hep hüzünlendirir, içimde buruk bir iz bırakır aklıma geldikçe. Hikaye şöyle: Ayı köyün en güzel kızını kaçırır ve inine götürür. Aylar sonra köylüler izlerini bulurlar, ayıyı öldürüp kızı geri getirirler. Getirirler de kız kahrolur. Sabahtan akşama ağlayarak, başlar ağıt yakmaya “Ayı idi, uyu idi, kocam idi ya. Çalı idi, çırpı idi, evim idi ya.” Burada ki koca imajı, kaba saba, duyarsız amiyane tabir ile bir Ayı değil. Hikaye farklılıkları yerle bir eden kolay anlaşılıp, benimsenmeyecek bir aşktan ve bu aşkın kahramanı aşık bir eşten, sevgiliden söz ediyor. King Kong’daki aşk hikayesi ile, bizim ayı hikayesi özünde aynı aslında…
 
 
 
Hikaye, sevgi, sevmek, sevilmek ihtiyacına cevap veren, aidiyeti oluşturan duyguyu, ortamı ve insanı anlatıyor. Hele “Çalı idi, çırpı idi,evim idi ya” dizesi, kalbimi nasıl sızlatıyor, şu göçmen trajedisinin yoğunluğu içinde.
 
Evlerimiz, sanki hep varmış sonsuza dek hep varolacaklarmış gibi hissettiğimiz, yokluğunu hayal bile edemediğimiz çatılar, yaşam barınaklarımız. Çeşitli nedenlerle evlerini yitirmiş insanlar tanıyorum. Evsizler derken, sadece sokaklarda yaşayan insanlar değil, zorunluluktan birilerinin yanına sığınmış insanlardan da söz ediyorum. Evin eğreti bireyi olmuş, gözlerinde ki o tedirgin, varlıklarından dolayı özür dileyen ifade, bir eksiklik duygusu, borcumu nasıl ödeyeceğim telaşları içimi titretiyor. Evlerimizin, hayatlarımızda nasıl bir temel ihtiyacı karşıladığını ve ne denli kıymetli olduklarını hatırladık bir kez daha. Bence her zaman evlerimizin hakkını vermeliyiz ve evlerimizin tadını çıkarmalıyız. Yoklukları büyük bir trajedi.Evlerimizin varlığına şükredip ev şıklığına geçelim şimdi.
 
Evde kendimizi rahat, güzel, özel hissettiren parçalara bayılırım ben. Bir kız çocuğunun evcilik oynaması gibi, evde giysi seçimlerimizde alabildiğine özgürüz. Dışarıda giymeye cesaret edemediğimiz ya da bize yakışmayacağını düşündüğümüz ama heves ettiğimiz giysileri veya parçaları evimizde rahat rahat kullanabiliriz.
 
 
Ayakkabılardan başlayalım. Yün veya kumaş ev ayakkabıları, bir çok seçenek ile, yılın her mevsiminde bulabiliyoruz. Çok resmi bir konuk ağırlamayacaksak, ev ayakkabılarını günün her saatinde giyebiliyoruz. Kış günlerinde,yünden örgü yapılmış ya da tüylü kumaştan tasarlanmış bootie’ler ev şıklığının vazgeçilmezi oldular. Tabii klasik terliklerden sevenler için deri, kumaş, süet seçenekleri her zaman mevcut. Yazları parmak arası, lastik, deriden yapılmış, terlikler ev şıklığının tercih edilen  unsurları haline geldiler.
 
 
 
Yılın her mevsiminde, desenli, kareli, çizgili, çiçekli, düz renk pijama pantalonlar, hem çok rahatlar, hemde çok sevimli görünüyorlar. Bunlara alternatif olarak, istediğimiz renkte taytlar ve istediğimiz boyda şortlar kullanabiliriz. Üzerlerine,basic tişörtler, bol tişörtler, sweat shirtler, atletler, bodyler, doğal malzemeden üretilmiş ev gömlekleri bize evde büyük bir konforun yanı sıra şıklık ta sağlıyor.
 
 
Ben evde gömlek elbiseleri de pratik ve hoş buluyorum. Her bedene uygun ev tulumu, bulmak mümkün. Tulum giymeyi sevenler tadını çıkarabilirler. Son yılların trendi, kimonaların ve kaftanların yumuşak doğal malzemelerle yapılmış çeşitlerini kolaylıkla bulup satın alabiliyoruz. Bunları kendimiz de basit bir patron çıkararak dikebiliriz. Biliyorsunuz Sultan Hamam bir kumaş cennetidir. Çok şık işlemeli kumaşlardan çok eğlenceli motiflerle bezenmiş kumaşlara kadar, her şeye ulaşabiliyoruz orada.Düğmeler ve aksesuarlar içinde, lütfen aşağıya inip bir Tahtakaleye uğrayın.
 
Kışın; örgü, polar, yünlü şallar, küçük diz battaniyeleri “evim evim güzel evim”in, bir parçası olmalı. Ben genellikle evde saçıma bir bandana, güzel bir toka takmayı seviyorum ya da saçlarımı toplayıp, beni neşelendirecek çiçekli, böcekli aksesuarlar takıyorum. Bu hafta ev şıklığı içinde, yatak odası şıklığını yazmadım. Onu uzun uzun yazarak ileride size sunacağım.
 
 
Geldik yine sohbetimizin sonuna. Başladığımız gibi bitirmek istiyorum. Evlerimizle… Daha kapıdan girmeden, evlerimizin önüyle başlayan ne güzel türkülerimiz var. Evlerinin önü boyalı direk, evlerinin önü mersin, evlerinin önü zeytinağacı,evlerinin önü yonca. Ben aşık ayıyı da anarak “evlerinin önü Mersin’i” dinleyerek veda ediyorum size.
 
Evlerinin önü mersin
 
Ah sular içmem kadınım, tersin tersin
 
Mevlam seni bana versin
 
Al hançeri kadınım vur ben öleyim
 
Ah kapınızda bir tanem, kul ben olayım…