Gazetevatan.com » Yazarlar » HEM über serin, HEM çok cool

HEM über serin, HEM çok cool

12 Temmuz 2015 Pazar

Dört limon, bir bardak şeker, yarım demet nane, beş bardak su... Hepsini blendera koyup, beş dakika karıştıralım, 15 dakika bekleyip süzelim, sürahiyi yarısına kadar buzla doldurup karışımı ekleyelim. Limonatamız servise hazır!


 
Yaz sıcaklarının en güzel, en serin, en sevimli içeceğidir limonata. Sıcağın ortasında bir vaha gibi serinlik duygusu bahşediyor insana. Bu ters köşe oluşumları çok seviyorum ben. Çok diyalektik bir durum olmasından dolayı sonuç hep çok tatmin edici…
 
 
Şimdi aynı duygu yaratımını gündelik hayatımıza taşıyalım. Ajandamızda bir iş görüşmesi olsun, ne zordur yazın iş görüşmesine gitmek, sarı sıcak bir taraftan, tatil hayali diğer taraftan bizi çekiştirir durur. Bu ruh halinin üzerine gidelim; iş görüşmesine giderken bile üzerimize, güzel, sahil renkleri taşıyan giysiler giyelim. Deniz kabuğu, köpük, okyanus ve kum renklerini, kırık beyazı, beji, açık grileri sakin mavileri turkuazları birbirleriyle kombinleyelim. Kendimize bu renklerde bir elbise, bir pantolon veya bir etek bluz edinelim. Gardırobumuzda ince bir keten ceketimiz olsun. Her zaman düğmelerine çok özen gösterelim, şeytan ayrıntıda gizlidir biliyoruz. İnci, kemik, sedef veya ceketle aynı kumaştan yapılmış düğmeler kaliteyi hemen yukarıya çekecektir. 
 
Renkli çantalar, sakin ayakkabılar
 
Sevdiğimiz güzel bir saat karşımızdakilere, iş arkadaşlarımıza ve bize zamanın değerini bilen profesyonel olduğumuzu hep hatırlatır. Ellerimizin bakımını tırnaklarımızın manikürünü hiç unutmuyoruz. Bence en önemli aksesuarlardan biri pırıl pırıl tertemiz saçlar. Kısa, uzun, orta boy, düz, kıvırcık, dalgalı hiç fark etmez. İnsanın en değerli mücevherinin saçlar, dişler, tırnaklar olduğu söylenir. Bu yaklaşıma katılmamak mümkün mü? İlk izlenim açısından bu diş, saç, tırnak üçlüsü bizi en iyi temsil eden unsurlardır. Bir gün en faydalı, en ekonomik, en hızlı bakımın nasıl yapılması gerektiği ile ilgili uzman görüşleri alır bu konuda sohbet ederiz.
 
Ayakkabılarımız önü kapalı arkası açık bantlı, topuklu yada düz olabilir; mavi, yeşil, açık lacivert, pembe gibi renkler ve süet ya da ince deri ayakkabılar seçersek çantamız kesinlikle daha sakin olmalıdır. Tabii bunun tersi bir kombinde oluşturulabilir, renkli bir çanta ve sakin ayakkabılar seçebiliriz.
 
Takılarımız için çok seçenek var. Değerli taşlar, yarı değerli taşlar, inciler kullanabileceğimiz gibi çeşitli doğal taşlar, camlar, kumaşlar, madenler olabilir. Yine zıtların uyumu ya da ‘ton sür ton’ prensibinden birine sıkı sıkıya tutunmalıyız. Renk skalasında karşı karşıya olan renkler zıt renklerdir. Bu zıtlıkları çarpıştırarak bir enerji yakalabiliriz. Mavi ile turuncu, kırmızı ile yeşil, mor ile sarı gibi kombinler yapabiliriz. 
 
 
Dudaklarda şeftali ve mercan tonları 
 
Makyajımızdaki yoğunluk dengesini çok önemsemeliyiz. Bulunacağınız mekana, camiaya ve etkinliğe uygun iyi bir makyaj bizi taze, bakımlı, temiz, güzel ve cazip gösterecektir. Bir iş görüşmesi için yapılan makyaj ile gece dostlarla, eşimizle, sevgilimizle yemeğe çıkarken yapılan makyaj çok farklıdır. Bu farkla makyaj temel çizgilerde ayrışma göstermese de, ufak detaylarla bambaşka ruh halleri, bambaşka aurolar oluşturulması mümkündür. Temel prensiplerden biri, gözler veya dudakların en az birinin daha sakin daha az gösterişli olmasıdır. Ben gündüzleri dudaklarda pembeleri, şeftali tonlarını ve mercanları çok beğeniyorum. Eğer gözlerimizi çok belirginleştirip trend olan kuyruklu eye liner’la çerçevelemek istiyorsak o zaman dudaklarımız nude olmalı, belki istenirse hafif bir parlatıcı bile kullanılabilir. Parfüm konusu çok derin konu, size yakışan kokuyu parfüm olarak seçin. Ama kokunuz hafifçe hissedilsin. Sakın sürerken “Miktarı abartmayın” diyor uzmanlar. Parfümle ilgili ileride uzun uzun sohbet edelim istiyorum.
 
 
Stiyling’in kendimizi ifade etmemiz açısından çok önemli bir araç olduğuna inanıyorum. Bence en ama en önemlisi kendimizi ifade etme cesaretini kazanmış olmamız. Bu kazanımın yapılanmasında etken olmuş neler var neler; büyük, upuzun bir süreç, annemiz, babamız, ailemiz, okullarımız, mahallemiz, komşularımız, ülkemiz ve hatta koskoca dünyamız… Hepimizin, “bir dolu keşkesi, bir dolu yaşasını var” hayatlarımızla ilgili… Ben yine giderken kulaklarımda bir güzel şarkı çalıyor. Hepimizin eşsiz olduğunu hatırlatan ve bizleri özel olmakla mükafatlandıran… Müzeyyen Senar; “Benzemez kimse sana” diyor. Ben de ona, büyük bir sevgiyle ve saygıyla “Yolun ışık olsun” diyorum.