Gazetevatan.com » Yazarlar » Kimse tesadüfen yazmaz...

Kimse tesadüfen yazmaz...

18 Ağustos 2018 Cumartesi


Her yazan, yazar değildir. Okurun gönlünde bir iz, dilinde bir tat, gözünde bir yaş, dudağında bir gülümseme yaratabilenler; ona hayal kurdurabilenler yazar olur…

Bir romanın en iyi uyarlaması…

Size Aşk ve Gurur, Emma, Mansfield Park, Akıl ve Tutku desem en azından birinde yakalarasınız İngiliz Edebiyatının en güçlü kalemi Jane Austen’ı.Onu bugünün okurlarıyla buluşturmak için Joanna Trollope çok iyi bir yazın yöntemi bulmuş. 
 
O romanlar, bugün yazılsaydı, onun kahramanları yaşadıklarını bugün yaşasaydı, neler olurdu, sorusunun cevabını bulmanıza yardım ediyor.18. yüzyılın hayatıyla 21. Yüzyılın karmaşası içinde insan ilişkileri, aşklar, hayat mücadeleleri ne gibi farklar ve benzerlikler gösteriyor, bir bakın isterseniz. Oldukça ilginç çünkü… Sens and Sensibility romanın nefis bir uyarlaması. Dilerseniz önce onu okuyun. Uzun yaz günlerinde şahane vakit geçirirsiniz. 
 
 Curtis Sittenfeld’in yazdığı Gözde Bekâr (Aşk ve Gurur) daha önce yayınevimizden okurlarımızla buluşmuştu. 
 
Alıngan Aşk (Sense and Sensibility) ise en iyi uyarlamalardan biri olarak kabul ediliyor. İngiliz kadın yazar Trollope, eserin ana yapısını korurken, günümüze dair eğlenceli detaylar da eklemiş. 
 
Macera sevenler için…
 
“Yüz binlerce okura ulaşan Otostopçunun Galaksi Rehberi serisinin sevilen gezgini Arthur Dent’in yaratıcısı Douglas Adams, bu yeni serisinde dedektifliğin kalıplarını yıkan dedektif Dirk Gently ile çıkıyor okurun karşısına. 
 
Holistik dedektifimize göre, her olayın temelde birbiriyle bir bağlantısı vardır ve bu bağlantıların gizemini herkesten önce o çözmelidir. Çünkü Dirk Gently, soruları yalnızca yanıtlarını bildiğinde sormayı seviyor.”
 
Tuhaflıklardan, nasıl oldu anlamadım’lardan, ve bu anlamamayı sevenlerdenseniz, Douglas Adams’ın Dirk Gently’nin Holistik Dedektiflik Bürosu kitabı tam size göre derim. 
 
Okuru kitabın içine alarak ne olup biteceğine okurun karar vermesini sağlıyor. 
 
Tuhaf bir konu belki ama tuhaf da bir yöntemle yazılmış. 
 
Kargaşada karşılaşanlar!
 
“İlk gençlik yıllarımdan bu yana hemen hep geceleri yazdım... Televizyonsuz zamanların iççekim filmleri. Gaz lambalarının daha sonraları gecelerin kâtibi unvanını verdiğim idâre lambalarının solgun ışığına teşekkürlerle yazdım. Hastaları, yaşlıları, çocukları, hayal ve umutları bekleyerek ağır ağır olanı biteni kayda geçiren geceler kâtibine saygıyla...
 
Adalet Ağaoğlu’nun Karşılaşmalar dizisi, Öyle Kargaşada Böyle Karşılaşmalar ile sürüyor... Ağaoğlu, her zamanki gibi, yaptığı minik sürprizlerle karşı karşıya bırakıyor yine okurunu.”
 
Başlığın ilginçliğine ve derinliğine bakın! Kitabın kapağından alıp buraya taşıdım, sadece bu satır bile okurda sapasağlam bir merakın uyanmasına yeter. Karşılaşmalar serisinin son kitabı Öyle Kargaşada Böyle Karşılaşmalar, onun kaleminin tam da kendi tadı… Yazarı biraz bilirseniz, o tanıdık üslubu, tatlı şaşırtmaları ve güçlü yazarlığını hemen fark edeceksinizdir. Esperantoyu da üslubunun içine her zamanki gbi almış, bu dil, milletler arası ve tarafsız bir dildir. Çünkü o dünyadaki tüm halklara aittir ve dünyanın tüm halklarının birbiriyle iletişimine olanak sağlar. Herhangi bir kültüre, politik, dinsel 
veya ekonomik egemenliğe kesinlikle eğilimli değildir. Nefis değil mi! Ama yazar o kadar güçlü ki bize onu bu denli takdir etmek düşmüyor aslında.