Gazetevatan.com » Yazarlar » Bir tasavvuf şairi: Vizeli Alaeddin

Bir tasavvuf şairi: Vizeli Alaeddin

28 Temmuz 2018 Cumartesi


“Ben, bende buldum imanı…”

Melamilik çok eski bir akım… Onu bir tarikat olarak kabul eden bilim adamları da var, bir düşünce sistemi olarak görenler de… Kelime anlamı olarak ayıplamak, sitem etmek, demek olan Melamilik, Mevlevilik tarikatını da yakından etkilemiştir. Abdülbaki Gölpınarlı hocanın üniversitedeki mezuniyet tezi bu konu üzerinde olmuş. İlk defa 1930’da basılan Kaygusuz Vizeli Alaeddin, özellikle bu konuda çalışan Türkoloji öğrencileri için çok iyi bir başvuru kaynağı. Tasavvufa meraklı olan ve bu düşünce sistemini daha yakından tanımak isteyenler de iyi bir kaynak. Mehmet Fuat Köprülü gibi önemli bir edebiyat tarihçisinin öğrencisi olan hoca, daha sonra edebiyat tarihi ve İslam tarihi konularında da önemli araştırmalar yapmış.

Vizeli Alâeddin ilk kez 1933 yılında yayımlandı. Abdülbâki Gölpınarlı her bakımdan ilginç bu şairi kaynak metinlerden yola çıkarak tüm detaylarıyla ele aldı. Kaygusuz mahlaslı Vizeli Alâeddin, üzerinden geçmiş kültürün pek çok ayrıntısını gün ışığına çıkarıyor. Edebiyat ve kültür tarihçiliği için bir merhale saydığımız bu kitap yayıncılık bakımından da bir gösterge…

Modern dünyada bir aşk

”Bir aşk düşünün, ilerleyen tüm teknolojiye, zamanın hızına ve etrafından hızla akıp giden hayata meydan okuyor. Ed Phoerum ile Amy Ryan arasında gelişen bu aşk, yetişkin bir astrofizikçi, iki çocuk babası olan bir adamla, fizik bölümünde okuyan bir üniversite öğrencisinin aralarındaki kuşak farkına rağmen aşka boyun eğişlerinin hikayesi… Giuseppe Tornatore’nin yönetmenliğini ve senaristliğini yaptığı La Corrispondenza adlı filmden sonra roman olarak da kaleme aldığı Sıra Dışı İlişki, oldukça ilgi çekici… Film 2016’da gösterime girmiş. İzleyenler varsa kitapla mukayesesini de yapabilirler. Genellikle kitaplar, filmlerinden daha güzel ve ayrıntılı oluyor. Benimle aynı fikirde misiniz?

Bir durum komedisi...

“Jigolosuyla evlenmiş histerik bir kadın, üvey babasının kendisine tecavüz etmesinden korkan kızları, uyuşturucuları ve ensesti merak eden oğullarıyla yozlaşmış bir aile. Ortadan kaybolmuş bir baba ve onun cinayete kurban giden metresi…  İstemediği halde olayların içine sürüklenen eski dedektif Nick, sosyetik karısı Nora, polisliği bırakıp bir çiftlik satın alma hayalleri kuran ve ipuçlarını hep bir adım geriden takip eden komiser, içki yasağı Amerika’sında hiç ayık gezmeyen türlü tuhaf karakter, kaçakçılar, gangsterler, muhbirler…  Suç romanının en önemli isimlerinden Dashiell Hammett, İnce Adam’da ünlü kinik, karamsar “sert erkek” dedektifi yerine, zeki bir kadının mutlu eşini kahramanı yapıyor. Bu kez dedektif acımasız sokaklarda değil, üst sınıfın süslü salonlarında arıyor katili; üstelik karısından da yardım alarak…

Bir zaman düşünün, olmayacak ne kadar ayrıntı varsa içine sığdırmış. Merak ediyor insan okurken sonunu. Dashiell Hammett’in bir klasiği  İnce Adam ama çok kimse bilmez. Ben de bilirdim ama

yeni baskısı olunca ilk defa okudum. Değişikmiş kalemi…