Gazetevatan.com » Yazarlar » Düş ve gerçeğin ortasındaki kitaplar

Düş ve gerçeğin ortasındaki kitaplar

23 Haziran 2018 Cumartesi


Çağdaş bir masal…

“Mitra, Tarsus’ta doğmuş ve Kilikya korsanları tarafından tüm Akdeniz’e yayılarak Romalı askerler arasında büyük bir inanan kitlesine sahip olmuştu. Dışarıya kapalı bir gizem diniydi ve bu inancın tohumlarını Tarsus’un ünlü Stoacı filozofları atmıştı. Roma’nın Hıristiyanlığı resmi din ilan ettiği 4. yüzyılda ise yok edilmişti. ‘Mitraeum’ denilen yeraltı tapınakları ve mağaralarda ibadet eden Mitraistler, dinin sırlarını dışarıya açmadıkları için arkalarında hiç yazılı belge bırakmamışlardı.”

Yonca Eldener’i, Göbeklitepe’nin Muhafızı’nda tanıdım. Şimdi Yedi Uynanalar’ı yazmış, hemen aldım. Modern edebiyatın kalemleri her zaman çok güçlü olmuyor bana göre. Ama yazar, genç olmasına rağmen oldukça etkin ve sürükleyici bir üslupla yazıyor. Bu romanı da çok keyifli; küçük, farklı, birbirine bağlı bölümler ve yan yana yürüyen hikayelerle örülmüş… Çok zevk aldım okurken…

Düşler ülkesinde bir yer…

Santa Esperanza’yı bilmiyordum bu kitaba rastlayıncaya kadar. Hatta görünce, bir insan adı zannettim adını, bir yer olduğunu hiç düşünmedim. Ben, bu kadar zevkli, teknik olarak bu kadar başarılı bir kitabı uzun zamandır okumamıştım. Bilmeceli, şahane planlanmış, sürükleyici, düşle gerçeği birleştirici nefis bir roman… “Santa Esperanza Karadeniz’de Gürcistan’a yakın bir yerde, üç adadan oluşan bir ülke. Bu ülkede, ortaçağda yerleşmiş Gürcüler ile ticaretle uğraşan Cenevizliler, daha geç tarihte adaları ele geçirmiş olan Osmanlı torunları Türkler ile 19. yüzyılda, Kırım Savaşından sonra adaların yönetimini ele geçirmiş olan İngilizler yaşıyor.

Bir ütopya üzerine kurulmuş olan Santa Esperanza, çok uzun bir geçmişi olan Gürcü edebiyatının son dönemde yazılmış en ilginç romanlarından biri; belki de başta geleni. Bu adalar ülkesinde sayısız olay gelişiyor, ama olaylar belli bir kronolojik sırayla değil, İnti denilen ve Esperanza’ya özgü 36 karttan oluşan oyun kartı üzerinden anlatılıyor. Bundan dolayı kitabı, alışık olduğunuz düzen içinde okuma zorunluğu yok, herhangi bir bölümünden başlayabilirsiniz.

Birlikte başarmak kültürdür

Ne güzel bir cümle değil mi? Başarının içinde birlik, beraberlik , demokrasi ,karşındakinin görüşüne saygı, sabır, anlayış ve iyi niyet var. Bedavaya olmuyor yani. Manen başta biraz harcanması gerekiyor ki sonradan zenginleşebilsin insan… Bir işin sonunda başarılı olmak için her zaman başkalarına ihtiyacımız var. Tek başına başarı gelmiyor, geliyor dersek egoistlik etmiş oluruz. Bu bir ekip işi… İnsan, başkasına muhtaç bir varlık…Bakası olmadan kendini bulması, keşfetmesi, üretmesi, hayatı fark etmesi  çok zor. Bir teyide, bir gayrete ihtiyacı var her zaman.

Mehmet Semih Söylemez, bunu nefsi bir biçimde araştırmış, düşünmüş ve yazmış. Birlikte Başarmak’ ta başarının birlik’ ten geçtiğinin altını kitabın adında bile çizmiş. Birlikte başarmak kültürdür; Bir arada yaşayabilmeyi, birlikte başarmayı başaranlar gerçekleştirebilir.