Gazetevatan.com » Yazarlar » Aşkın mevsimi sonbahar

Aşkın mevsimi sonbahar


Sonbahara hüzünlü diyorlar. Tam da aşkı, kitaplarla sorgulayacağımız bir dönem bu...

Bize düşen beklemek

Farklı bölümlerde akıp giden hayat ayrıntılarının saklı olduğu “ Güzel Kaybettik” , Caner Yaman’ın kitabı…

“Bize düşen, düştüğümüz yerde beklemek oldu hep. Bekleyecektik ve beklenenler asla gelmeyecekti. Gelecek dedikleri şey, olmayanlar, gelmeyenler ve kaybedilenler üzerine inşa edilecekti. Soğuk, karanlık, yalnız ve tedirgin koridorların çatlak duvarlarına asılmış birer gölgeydik bu hayatta. Bir fotoğraf kadrajının dışında bırakılmış sevimsiz bir detay, devam zorunluluğu olmayan sıkıcı bir derstik. Öğrenemediler. Onlar bizden vazgeçtiler.Vazgeçtiler ve kazandılar. 
Biz kaybettik. Yine de vazgeçmedik. Her seferinde daha güzel kaybettik.En güzel biz kaybettik...”

 

Kaybedişin güzeli olur mu ya da en güzeli? Yazara göre oluyormuş,. Hayat, ona nasıl bakarsanız size öyle adım atıyor çünkü. O kadar keyifli ve sahici bir kitap ki eminimsiz de keyif alacaksınız.
 
Yaşamak için bugün yeter
 
“Hayat gözler açıkken görülen bir rüyadır.
Rüyanın başlangıcı ve sonu vardır.
Başlangıcı ve sonu olmayan şey hakikattir.
Hakikat insanın içindedir.
Onu aramak için hiçbir yere gitmene gerek yok.
Doğmamış olanı ve bilinmeyeni ara ki ölümsüz olanı bulabilesin...” 
Hayata Aşk Mektupları, arayıştan bilince, korkudan özgürlüğe, isyandan bilgeliğe, her konuda bir hayat rehberi.
Osho, otobiyografik çalışmalar dışında hiç kitap yazmad. Onu “Hayata Aşk Mektupları” başlıklı kitabın yazarı olarak okuduğumda şaşırdım. Sonra baktım ki paylaşımları 150 bölümde toplamış. Hayata aşık olunur mu, ya da ona aşk mektubu yazılır mı demeyin. Belki de en büyük aşkımız onadır, nereden biliyorsunuz?  
 
Bir Zweig klasiği...
 
Aşkı tek taraflı yaşamak kadar acı ve insanın ruhunu zenginleştirici bir şey var mıdır hayatta? Bu nasıl büyük bir tezattır! Böyle bir aşkı yaşayanlar, hayata başkaları gibi bakamazlar. Başka hisseder, başka görürüler…
Stefan Zweig’in “Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu” klasiğinde de böylesi bir tutkunun sonucunda kimin tarafından yazıldığı belli olmayan bir mektup okuyacaksınız. Kadının hayatı boyunca sevmiş olduğu erkek için kaleme aldığı bu mektubun “gönderen”inin adı yoktur. Mektubun başında tek bir hitap vardır: “Sana, beni asla tanımamış olan sana”. Kadın büyük tutkusunu tek başına yaşamaya razıdır, 
Böylesine, gerçek anlamda aşk denilebilir mi? Büyük yazarın büyük kaleminden, büyük bir düş ürünü. Kim bilir, belki de gerçektir...