Gazetevatan.com » Yazarlar » Yeni çıkanlar…

Yeni çıkanlar…


Baharın yenilikleri gibi geldi yeni kitaplar. Hala edebiyat, olanca canlılığıyla yaşıyor hayatımızın içinde ve bizi yaşatmaya da devam ediyor.

Artık, annemin kardeşiyim!

Bir kadın düşünün, kendi anne olmuş ama kendi annesinin kardeş olmayı kabul etmek zorunda kalmış. İclal Aydın ... Seneler önce onunla çok farklı bir sebeple, farklı bir ortamda tanışmıştık. Sohbetinde olduğu gibi kitaplarında da aynı üslup ve bakış açısı, aynı hayatiyet var.  

Son kitabı Unutursun’u annesinin hikayesinden yola çıkarak yazmış. Son dönemin en acımasız, en hüzünlü, en çaresiz hastalığı bu. Üstelik ilacı ne var ne yok. Yavaşlatan ilaçlar var tabii ama hastalığı geçiren bir ilaç, henüz bulunmadı. Bu da evlatları annelere anne baba hatta kardeş yapıyor... Annesinin anılarıyla bizi çıkardığı yolculukta, uzun bir aradan sonra İclal Aydın’ın o tanıdık sesini duymak bana huzur verdi. Yaşanmışlıkların silinen bölümlerinin kendisine verdiği yükü, okuyucuya mümkün olduğunca az hissettirerek ama yaşanmışlıklar içinde onu capcanlı yürüterek okutuyor romanı İclal Aydın.

Kader tesadüflerle örülür

Nâr-ı Aşk ve Yanağımda Soğuk Bir Buse gibi romanlarıyla, çok sayıda  okura ulaşan Mine Sultan Ünver , yeni romanında bizi Avcı Sultan Mehmet dönemine götürüyor. Itrî  hakkında yazılmış ilk kitap olma özelliğini taşıyan "Sesin Efendisi: Itrî" , Klasik Türk Müziği'nin en büyük dehalarından Itrî’nin bir sanatçı ve insan olarak portresini çiziyor.

Buhurizade Mustafa Itrî, medresede musiki öğreten, naif, ağırbaşlı bir sanatkârdır. Edirnekapı’daki çiftliği, medreseye uzak olmasına rağmen, burada yaşamak istemesinin, bahçesinde yetiştirdiği çiçek ve meyveler olduğu sanılır. Mevlevidir ama o da herkes gibi insandır. Hâlâ coşkuyla söylenen salavat ve tekbir bestelerini yapmış olsa da, onun da arzu ve dertleri vardır. Ancak hem İstanbul’daki toplumsal çalkantılar hem de aniden karşısına çıkan bir aşk, onun sakin dünyasını alt üst edecektir...

Sevgiye dair denemeler

“Bir insan hayatında ne kadar çok ve ne kadar güzel sevebilirse, o kadar sevdim. Bu da benim yenik zaferim. Sen benim ilk çaresizliğim, sen benim ilk yenilgimsin.”

Tanıtım bültenindeki satırlardan bir bölüm böyle…Kitabın kapak yazısı da aslında içindekileri özetler nitelikte: “Gittiği yere kadar değil, gücünün yettiği yere kadar sevmeli insan.”

Miraç Çağrı Aktaş, “Sen Benim On Yedi Yaşımsın” adlı kitabında, gidenleri, sevemeyenleri seviyormuş gibi yapanları, sevginin aslında ne olduğunu tam bilmeyenleri, şahane denemelerle sorgulamış. Bir sevgiyi yenik bir zafer olarak nitelendirebilen çok az yazar vardır. İşte bu kitap da birçok farklı, renkli ve düşündüren derin ifadelerle dolu.