Gazetevatan.com » Yazarlar » Mezopotamya manzaralı kutsal şehir: Mardin

Mezopotamya manzaralı kutsal şehir: Mardin

30 Nisan 2017 Pazar


Mardin’den bakınca Mezopotamya Mayıs’ta hâlâ yemyeşildi. Haziran gelince havalar ısınacak, ova da hızla sararacak. Aslında Mardin’e lezzetli bir seyahat yapmanın tam zamanı, şehrin de gelecek olan her ziyaretçiye artık daha çok ihtiyacı var.

Mardin’in eski evlerinin çatılarından Mezopotamya ovasına baktığınız zaman önünüzde adeta yemyeşil bir deniz uzanır derler. Doğruymuş. Yıllardır gitmek istediğim, ancak hep son anda çıkan engeller yüzünden bir türlü gidemediğim Mardin’e geçen ay nihayet gidebildim. Bir de gece ovaya baktığınız zaman köylerin ışıkları denizdeki gemiler gibi görünüyor denirdi. Ama o artık öyle değilmiş. Şehir ovaya doğru büyümüş ve Mardin gecelerinin sunduğu bu eşsiz manzara kaybolmuş.

 

Taşın ve kebabın başkenti

Mardin eşsiz bir mimariye sahip. Eski evlerin ve konakların sayıları beklediğimden azdı, ancak eski şehir hâlâ çok etkileyici ve kesinlikle görülmeye değer. Mardin’in bir de güneydoğudaki bütün şehirlerimizde olduğu gibi çok zengin bir mutfağı var. Yeme içme diyince de bütün güneydoğuda olduğu gibi akla ilk başta hemen kebaplar geliyor. Kebap için de Yusuf Usta’nın küçük dükkanına gittik. Kebapçıya gittiğimde kebaba yer bırakmak için her zaman yaptığım gibi kebabı beklerken sadece acılı ezme ve süzme yoğurt söyledim. Kebaplar gelene kadar acılı ezmenin yarısı bitmişti, sulu sulu, nefisti. Yusuf Usta’da sarımsaklı Mardin kebabı, bildiğimiz fıstıklı kebap ve cevizli kebap olmak üzere üç kebap denedim. Fıstıklıyı İstanbul’da çok yerde bulma mümkün, ama ilk defa denediğim cevizli kebap tadını damağımda bıraktı. Her şehirde tek bir kebapçı ile yetinmek pek mümkün değil, Mardin’de Kebapçı Rıdo’nun da ünü şehir sınırlarını aşmış, onun kebaplarının methini çok kişiden duydum.

Bu dükkanda tatmak serbest

Dağın yamacına kurulu eski Mardin bir kale ile taçlanmış. Yamacı takip eden ana caddesi ve iki yanındaki daracık sokaklar zamana karşı direnen taş evlerin, konakların arasında dolaşmak için ideal. Dolaşırken Kimkim adında bir kuruyemişçiye rastlarsanız dükkanın rengarenk dünyasına kendinizi atın. Canınızın çektiği veya tavsiyeler uyup önerilen çerezlerden, pestillerden tadın. Size tepkileri sadece “tadın; bu dükkanda tatmak serbest, cebe koyup gitmek yasaktır” olacaktır.

Bin yıllık devasa manastır Deyrülzeferan

Kebabı hallettikten sonra artık sıra diğer yemeklere gelebilirdi. Mardin’de kahvaltı için muhteşem bir yer Deyrülzeferan manastırı. Süryani patriklerinin mezarlarının bulunduğu bu manastır bütün dünyadaki Süryaniler için kutsal bir yer ve sık sık ziyaret ediliyor. Bin yıllık geçmişi olan bu devasa taş yapı kelimenin her anlamıyla muhteşem. Birkaç avlu geçerek ulaştığınız damındaki geniş çatıdan Mardin ovası ve ardından adeta sonsuzluğa kadar uzanan Mezopotamya unutulmaz güzellikte bir manzara sunuyor. Manastırda hâlâ faal bir mutfağa var. Bu mutfakta hazırlanan içinde hurma ezmesi, üstünde manastırın bahçesinin bademleriyle fırınlanan Süryani çörekleri çok lezzetli. Girişteki balkonda yemyeşil ovaya hakim bir terasta kahvaltı yapmak mümkün. Yolunuz düşerse kahvaltınızda küçük çöreklerden istemeyi unutmayın.

Yeme içme cenneti Cercis Murat Konağı

Ve geldik Cercis Murat Konağı‘na! Bu çok güzel restore edilmiş konak bir yeme içme cenneti. Konağın şefi ve işletmecisi Ebru Baybara Demir mutfaktan ta Lübnan’a kadar uzanan bu lezzetli coğrafyanın mezelerini, yöresel yemeklerin kaybolmaya yüz tutmuşlarını çıkardığı gibi, bölgenin kadınlarına mutfak kursları veriyor. Bize sunduğu kaşık mezelerinin her biri bir öncekinden lezzetliydi. Yemeğin sonunda mutfaktan dev tencerelerle salona gelip pilav kâseleri üstünde servis edilen tas kebabına, davul zurna eşliğinde ellerinde kepçelerle “lelelele” sesleriyle zılgıt çekerek Ebru hanım ve ekibi eşlik ettiler. Çok lezzetli, çok keyifli bir akşam için harika bir finaldi!

Mardin’e gitmenin tam zamanı

Cercis Murat Konağı‘nın balkonundan Mezopotamya Mayıs’ta hâlâ yemyeşildi. Haziran gelince havalar ısınacak, ova da hızla sararacak. Aslında Mardin’e lezzetli bir seyahat yapmanın tam zamanı, şehrin de gelecek olan her ziyaretçiye hem ihtiyacı, hem de mimarisi, kültürü ve mutfağıyla hakkı var.