Tek istediğim evrensel olmak

Kerem Akyıldız / akyzkerem@gmail.com |  19 Mayıs 2018 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 19 05 2018 - 2:30

Ünlü gitar virtüözü Asım Can Gündüz’ün oğlu Evrencan Gündüz, “Yaşadığım hayat ve yaşadığım toplum benim ana temam” diyor.


Evrencan ve Uzaylılar yayınlandı. Nasıldı hazırlık süreci?
 
Albümde yer alan parçalar benim iki üç yıl önce bestelediğim, sahnede de çaldığımız ve söylediğimiz parçalar olduğu için, hazırlık süreci  rahattı. Sadece zaman sorunumuz vardı. Daha önce konserlerimizde bu parçalara yer verdiğimizden sahnede duyduğunuzdan başka bir şekilde olmasını doğru bulmadık. O anki hislerimizi, o anki imkanlarımızla bütün doğallığıyla sevenlerimize sunduk. Süreçte yorucu olan zamana karşı yarışmaktı. Hatta 3 ay ertelendi albüm. Kendi başınıza yapınca haliyle biraz zor oluyor, ama üstesinden çok iyi gelip bu işi kıvırdık diyebilirim.
 
Müziğe nasıl başladınız?
 
Müziğe ilkokul sonlarında piyano eğitimi alarak başladım. Sonra ortaokulda gitara yöneldim.
 
Aileden gelen müzisyenlik etkili oldu mu müziğe başlamanıza?
 
Küçüklükten beri duyduğumuz melodiler, dinlediğimiz müzik tarzları, karakterime ve müziğime halen yansımakta. Anneme ve babama teşekkür ederim. 
 
Sahnede nasıl hissediyorsunuz? Başlarda hiç sahne korkusu oldu mu?
 
İlkokul sıralarından itibaren gerek etkinliklerle gerekse sanatsal faaliyetlerle sahnede bolca yer almıştım. 15 yaşında Babam beni ilk defa kendi sahnesine çıkardığında sahnede ve seyirci önünde olmaya karşı bir korku duymadım. Hatta babamla bu rahatlığımdan ötürü “15 year blues boy” diye bir şarkı da yapmıştık bana.
Tabii ki zaman geçti ve sokakta kendi tecrübelerimi elde etmeye başladıkça, bu sanki förmüllerin tahtada yazılı olduğu bir teste dönüştü. Her seyirci bir sınavdı, yeterli bilgiye sahiptim ama önemli olan insanların titreşimlerini hızlı çözmekti. Böylelikle sahne benim için bir refleks haline geldi. Sahnenin önünde yer almak farklı bir duygu ama ben sorumluluk olarak görüyorum bunu. Korkulucak bir şey yok.
 
Zaman size vakti gelince istediğiniz şeyleri kendi eliyle verir
 
Dinleyenlerinizle nasıl bir bağ kuruyorsunuz?
 
İzleyicilerim, benimle bağ kurmak istediklerinde, aramızdaki uyum ve harmani tabii ki daha hızlı gerçekleşiyor. Bazı zamanda bizim izleyicilerimizi o atmosfere sokmamız için biraz daha fazla çaba harcamamız gerekiyor. Yani konserimize gelenler gerçekten Evrencan Gündüz ve Uzaylıların kalplerindeki sese kulak verdiklerinde karşılıklı olan hiç bitmeyen bir yankı gibi oluyoruz. Yani sahnedekiler ve izleyenlerle birbirimizin aynası gibiyiz diyebilirim; O konserde neler yaşayacağımıza dair her şey “bize” bağlı.
 
Müziğinizi nasıl tanımlarsınız?
 
Müziğimi tanımlamak kolay. Evrensel müzik yapıyoruz. Sınıflandırmakta ise ben dahi güçlük çekiyorum çünkü tek bir tarzdan yola çıkmıyoruz. Biz Anadolu ve İnsan olarak zaten kompleks bir toplumun üyeleriyiz ve müziğimiz de öyle. İllaki bir sınıflama derseniz  Anadolu funk. Bir kısmına da alternatif blues diyebiliriz.
 
Şarkı yazarken nelerden ilham alıyorsunuz?
 
Şarkı yazarken aslında “tamam şimdi böyle bir şey yazacağım ve konusu şu olacak“ demem. 
O birden oluşmaya başlar ve kafamda gittikçe büyür ve o an bir karar vermeniz gerekir; Ses kaydı için telefonumu ararken melodiyi mi kaydedicem, yoksa hiçbir şey yapmayıp havada uçuşan ışıl ışıl hayal dünyamı seyredip ezberlemeye mi çalışmalıyım? Bazen de akış, sadece bir kısmının gelmesine izin veriyor... Yani parçalar yarım kalıyor. Sabırlı olmak bu zamanlarda en önemlisi. Zaman size zamanı gelince istediğiniz şeyi kendi elleriyle sunuyor. Ama acele edersek sihri bozuluyor malesef. Yani özetle yaşadığım hayat ve yaşadığım toplum ana temalarım.
 
Müziğinizi besleyen şeyler neler?
 
Müziğimi genellikle hayattan öğrendiğim şeyler etkiliyor ve besliyor. Tabii ki bulunduğum yerin ruh hali de şarkının tansiyonunu belirliyor.
 
Vapurda müzik yapmak güzel
 
Vapur ve sokak müzisyenliği sizin için ne ifade ediyor?
 
Vapur ve sokak müziği, tanımadığımız, ama bizimle olmak isteyen herkesle paylaşmak istediğimiz özel bir eylem. Karşılıksız olması bu işi daha keyifli hale getiriyor.
 
Müziğe yönelik hedefleriniz neler?
 
Tek istediğim evrensel olmak aslında... Dünya’da gezebildiğim her yerde insanların kalbine dokunabilmek, onlarda hatırlayacakları değerli anılar bırakmak. Bir de bir an önce ingilizce bestelerimi insanlarla buluşturmak.
 
İlham aldığınız sanatçılar kimler?
 
Jimi Hendrix, Raul Midon, Al Green, Cem Karaca, Fikret Kızılok, Barış Manço ve tabii ki Moğollar!
 

ETİKETLER