Tek bir doğru olamaz!

PINAR KARAHAN / pkarahan@gazetevatan.com |  01 Haziran 2018 Cuma - 2:30 | Son Güncelleme : 01 06 2018 - 2:30

Uluslararası alanda birçok ödüle layık görülen yönetmen Nuri Bilge Ceylan’ın 8’inci uzun metrajı ‘Ahlat Ağacı’; sosyal hayat, aile bağları, aşk ve inanç gibi konularda tek bir doğru ya da iyi veya kötü yoktur mesajını veriyor. Yoğun diyalog kullanan Ceylan, her bir kelimesi ile başkaldırısını yapıyor


Fransız şarkıcı Stromae’nin ‘Papaoutai’ şarkısını bir ara resmen hayatımın fon müziği yapmıştım. Klibi de bugüne kadar izlediğim en anlamlı, en iyi kliplerden biriydi. Şarkıda “Neredesin baba? Söyle nereden geldiğini, nereye gideceğimi bileyim” diyordu. Nuri Bilge Ceylan’ın bugün vizyona giren filmi ‘Ahlat Ağacı’ bana bu şarkıyı hatırlattı.

Ormanda kendiliğinden yetişerek üvey evlat muamelesi gören, kuraklığa dayanıklı, şekil olarak çok da estetik bir görüntüye sahip olmayan ve meyvesi ağız buruşturan bir ağaçtır Ahlat Ağacı. Çanakkale taraflarında da oldukça çoktur. Çanakkale’de büyüyen Ceylan’ın filminin ana karakteri Sinan (Doğu Demirkol), babasını bu Ahlat Ağacı’na benzetiyor.

İnsanları sevmeyen yazar

Üniversitede sınıf öğretmenliği bölümünü bitirip Çanakkale’nin Çan ilçesindeki evine dönen Sinan, kendi çevresindekileri, kültürünü yazdığı ve adına da ‘Ahlat Ağacı’ verdiği kitabını yayımlatmanın derdinde. Entelektüel birikimi ile herkesi kendinden aşağı görüyor. Pek insanları sevdiği de söylenemez. Sadece kendi yolunu bulmak ve bu aitlik duygusu hissetmediği yerden bir an önce gitmek istiyor.

Baba İdris de (Murat Cemcir) sınıf öğretmeni. Emekliliği yaklaşmış. At yarışı sevdası yüzünden hem aile içinde hem de çevresindeki saygınlığını yitirmiş. Her şeye rağmen neşeli bir adam. Hayali var. Emekli olacak, köydeki evin bahçesindeki kuyudan su çıkaracak ve etrafı yeşillendirip köyde kendine yeni bir hayat kuracak.

 

Dengesi kıvamında

Altın Palmiye ödüllü, fotoğraf sanatçısı, senarist ve yönetmen Ceylan, 3 saat 8 dakikalık film boyunca, çatışmalar üzerinden tek bir haklının olmadığını sadece fikirlerin olabileceğini anlatıyor. Hem güldürüyor hem düşündürüyor hem de ağlatıyor. Bu köşeyi takip edenler Bollywood filmlerini ne kadar sevdiğimi bilir. Bu filmlerin her birinde hem eğlence hem dram hem de mesaj vardır. Ve hepsi de öyle bir ayarda verilir ki hiçbirinin tadı diğerine geçmez, yemeğin tadı bozulmaz. Hepsinden ayrı ayrı da haz alırsınız. İşte bu film bana tam da böyle hissettirdi.  

Ayrıca filmin, film izliyor gibi değil de kitap okuyor gibi hissettirme etkisi de var. Diyaloglar, gerçekten Ceylan’ın da dediği gibi “Bir başkaldırı” niteliğinde. Entelektüel bir çerçevede olması, çok alıntı yapılması büyük risk tabii... Bir gram fazlası her şeyi mahvedebilir. Ancak o kadar iyi diyaloglar yazılmış ki bir ara duyduklarımın gerçekliğinden şüpheye düştüm desem yalan olmaz. Bu film, şimdiye kadar “Her bir sahnesi fotoğraf karesi” gibi diyerek anlatılan Ceylan filmlerinden çok çok başka. Evet Ceylan yine görüntü yönetmenliğinde Gökhan Tiryaki ile çalışmış, görüntüler, çekimler şahane ama bir gerçek var ki ilk kez ön planda olan şey diyaloglar. Baba-oğul, (Bennu Yıldırımlar) anne-oğul, Sinan-başka bir yazar (Serkan Keskin) ve Sinan-imamlar arasındaki diyaloglar ayrı ayrı çok etkileyici. 

Ceylan, cast seçiminde de diyalog konusunda sorun yaşamayacağı komedi ağırlıklı oyuncularla çalışmayı tercih etmiş. Bu açıdan çok iyi bir tercih yaptığını izleyince göreceksiniz. Hem Demirkol hem Cemcir, doğal oyunculukları ile karakteri yaşatmayı başarıyor.

197 lokasyonla beyazperdede

Taşralı entelektüel Sinan’ın hayatından bir kesitin sunulduğu filmin senaryosu Nuri Bilge Ceylan, Ebru Ceylan ve Akın Aksu’ya ait. Ceylan’ın 8’inci uzun metrajı, rekor bir sayıyla 197 salonda izleyici ile buluşacak. Doğal oyunculuklar, taşra hayatından yakın ve geniş plan enfes sahneler, ‘Tek bir doğru ya da iyi veya kötü yoktur’ mesajı ile her dönem izlenebilecek bir film. 

ETİKETLER