Tarihi tartışmayı yazarlar değerlendirdi

AA |  16 Haziran 2019 Pazar - 21:04 | Son Güncelleme : 18 06 2019 - 12:10

23 Haziran İstanbul seçimi öncesinde AK Parti'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım ile CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu canlı yayında karşı karşıya geldi.


Gazeteci İsmail Küçükkaya'nın moderatörlüğünü yaptığı 'İstanbul2019 Seçim Özel' isimli program Lütfi Kırdar Kongre Merkezi'nde gerçekleşti. Yıldırım ve İmamoğlu İstanbul seçimine bir hafta kala projelerini açıkladı, gündemdeki tartışılan soruları yanıtladı.

Küçükkaya'nın, konuklarının Babalar Günü'nü kutlamasının ardından  konuşan Yıldırım, "Babalar Günü, Anneler Günü her gün ama biz de bugün Babalar  Günü'nü kutluyoruz. Evlatlarım geldiler, Babalar Günümü kutladılar. Benim  kutlayacak babam olmadığı için... Bana hediyeler almışlar, çok güzel bir an oldu  benim için." dedi.

İmamoğlu da yayının hayırlı olmasını temenni ederek, "Demokrasimiz  için çok değerli bir gün yaşıyoruz. Dilerdim ki 31 Mart öncesi olsun. Böyle bir  talebimiz olmuştu ama bugüne nasip oldu. Her şeyden önce emek gösteren herkese  teşekkür ediyorum. Bunda katkım olduğu için de çok gurur, onur duyuyorum. Sayın  Yıldırım'a da çok teşekkür ediyorum. İnşallah Türkiye'nin demokrasi süreci için  kıymetli bir başlangıç olur. Burası bir tartışma, sohbet, münazara ortamı  Kırkpınar Meydanı değil." diye konuştu.

Yıldırım'ın, Babalar Günü'nü kutlayan İmamoğlu, "Sanıyorum ikimiz de  iki erkek, bir kız babasıyız. Bu güzel bir şey. Hem torunları ile hem  evlatlarıyla güzel yılları olsun inşallah. Ülkedeki tüm babaların Babalar Günü'nü  kutluyorum." dedi.

İmamoğlu ile Yıldırım, Babalar Günü dolayısıyla birbirlerine hediye  takdim etti.

"Keşke oyların tamamı sayılabilseydi"

Binali Yıldırım, "Biz bu seçime niye gidiyoruz?" sorusu üzerine, şu  yanıtı verdi:

"Siz, 8,5 milyon İstanbullu gibi oy verdiniz. Dolayısıyla sizin  kabahatiniz yok ama sizin oylarınız sayılırken, birtakım garip işler oldu, acayip  işler oldu, şaibe karıştı ve nitekim YSK da bütün bu durumu değerlendirerek,  seçimin sahibi olması sıfatıyla yenilenmesine karar verdi. Bizim tercihimiz bu  seçimin yenilenmemesiydi. Bunun için de çok çabaladık ama CHP bu konuda bize  yardımcı olmadı. Yenilenme yönündeki talebimizi kabul etmediler, reddi yönünde  karar aldırdılar, dolayısıyla seçime gitmek mecburiyetinde kaldık.

Keşke oyların tamamı sayılabilseydi, o zaman hiç kimsenin kafasında  tereddüt, bir şüphe kalmayacaktı. Bu şekilde de bir daha İstanbulluları 23  Haziran için yormayacaktık. Onların planlarını, yapacaklarını, hedeflerini  değiştirmek zorunda kalmayacaktık."

"Oyları kim çaldı?" sorusuna karşılık Yıldırım, "Onu bulacak olan  YSK'dır, seçimi yapan yetkililerdir. Çalmanın bir örnekle ne anlama geldiğini  söyleyeyim; Siz yolda gidiyorsunuz, birisi cüzdanınızı çekti. Polise gidiyorsunuz  ne dersiniz? 'Cüzdanım çalındı' dersiniz değil mi? Şunu demezsiniz; 'Benim  cüzdanım yer değiştirdi' demezsiniz. Oyların yer değiştirmesi de çalınması ile  aynı anlamı taşır. Benim oyum CHP adayına yazılıyorsa veya bir başka adaya  yazılıyorsa bu çalınmadır. Başka izahı yok. Nitekim sayımlarda da bu ortaya  çıktı. YSK da bütün bu delilleri dikkate alarak seçimlerin yenilenmesine karar  verdi."

"1 Nisan tutanağı 24 bin 57"

CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu da  Küçükkaya'nın "Aynı soruyu size de sormak isterim. Ben bir İstanbul seçmeniyim,  herhangi bir kusurum, ihmalim yok, oyumu kullandım, yine kullanacağım. Ben bu  seçime niye gidiyorum ve Sayın Binali Yıldırım'ın sözlerini nasıl yorumlarsınız?"  sorusu üzerine, "Oyların tekrar sayılmasını istedik ama CHP istemedi' yorumu  tamamiyle yanlış bir yorum." ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, şunları söyledi:

"31 Mart gecesine dönelim hızlıca hatırlayalım. Hatta saat saat  hatırlayalım. 31 Mart gecesinde öncelikle yaklaşık 1 saat olmadı ki seçim  kapanalı, televizyon kanallarının bir kısmı aynen burada göründüğü gibi, yüzde  63,84 rakibimize, yüzde 33,99 bize diye bir açıklamayla yasakları çiğneyerek  nereden güç alıyorsa bir süreç başlattı. Daha sonra bu süreç devam etti. Hatta  burada sizin fotoğrafınız var. Çünkü 'Anadolu Ajansından yaklaşık 2 saat 30  dakikadır veri alamıyoruz.' diye yayın yapıyordunuz bu esnada. Bu veri almama  kısmı tam 12 saate yakın sürdü. Örneğin, 23.30'da Anadolu Ajansı oylar yüzde 98,8  geldi, kafa kafaya olduğu andan itibaren ne olduysa Sayın Yıldırım 'Ben seçimi  kazandım' diye açıklama yaptı. Bu bir sürecin 'Şu kadar sandık sayıldı ve ben  seçimi kazandım' diye tam saat 23.25'te açıklama yapıldı ve ne tesadüftür ki tam  o esnada Anadolu Ajansı veri yayınını kesti."

Daha sonra AK Parti İl Başkanının AK Parti adına açıklama yaptığını ve  saat 04.35'te "3 bin 870 oyla seçimi kazandık." dediğini dile getiren İmamoğlu,  "Sayı verdi kendi elindeki tutanaklara göre. Ondan yaklaşık 2 saat önce biz  elimizdeki verilerle 30 bin 86 sandığa göre artık sonuç değişmeyeceği için dedik  ki 'Hayır, biz seçimi kazandık.' Ve o günün sabahında YSK Başkanı süreci sona  erdiren açıklamasını yaptı, bizi teyit eden. Şimdi '29 binden indi diyor' Sayın  Yıldırım tutanak burada, 1 Nisan tutanağı 24 bin 57. İlk tutanak sayısı 24 bin  57. Şimdi burada şunu unutmamaları lazım, birkaç aşaması var oy sayımın ve 24 bin  57 oyla başlayan süreç günün sonunda 13 bin 729'a indi." diye konuştu.

İmamoğlu, Küçükkaya'nın, "Nasıl olur da aynı zarfın içinden çıkan 4  pusuladan 3'ü geçerli, biri geçersiz sayılır?" sorusuna, sayıların önemli  olduğunu anlatarak, "20 bin 388'e maddi hatalardan sonra sayı indi. Öyle 29  binden 13 bine değil. Sonra geçersiz oylar sayıldı. 320 bin civarında. Geçersiz  oylar sayıldı. Geçersiz oylarla beraber sayı 13 bin 888'e indi. Sonra AK Parti  yetkilileri 'sondaj yapacağız' dedi, sandık sandık talepte bulundular. Bunlar da  sayıldı ve 13 bin 729'a indi. Zira o sandıklar sondaj yaptıkları 57 sandıkta  bizim adımıza artı oy çıktı." dedi.

YSK'nın daha sonra bir karar vererek son tutanakta 24 binden 14 bin  657'ye inen bir oy oranını açıkladığını anlatan İmamoğlu, oy pusulalarıyla  örnekler vererek 4 pusulanın sadece İBB seçimlerinin iptal edilmesinin olası bir  şey olmadığını söyledi.

İmamoğlu, "İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Seçimleri 31  Mart'ta tertemizdir ve anamızın ak sütü gibi helaldir. Bu süreçte 'çaldılar'...  Allah  aşkına kime? 'ben de bilmiyorum' olmaz.  Çaldılar lafı olmaz. Kime  söylüyorsunuz? AK Parti'li sandıkta görev yapan kardeşlerime mi söylüyorsunuz?  Oradaki İYİ Parti'yi MHP'li, Cumhuriyet Halk Parti'li sandık kurulu üyelerine mi,  sandık kurulu başkanlarına mı söylüyorsunuz? Kime söylüyorsunuz? YSK'nın  raporunda 'çaldılar' yok ama meydanlarda çaldılar var, caminin önünde çaldılar  sözü var. Kim çaldı Allah aşkına?" ifadelerini kullandı.

Yıldırım, 4 pusuladan sadece birinin geçersiz sayılmasına ilişkin ise  şunları söyledi:

"Bu tamamen bir aldatmacadır. '4 ayrı pusula var. Ama itiraz edilen  büyükşehir belediye başkanlığı oyu. İlçeler içinde itiraz var mı? Var. Maltepe  için MHP, Büyükçekmece için AK Parti, Sancaktepe için de CHP. yani CHP niye  Sancaktepe'ye itiraz etti, neden tamamını saydırdı? Demek ki orada bir şüphesi  var. İtiraz olan oy pusulası sayılır. Bu kadar basit bir iştir. '4 pusulanın 3'ü  temiz, biri neden çalındı? gibi işi çarpıtmanın bir anlamı yok. Bu bu kadar  basit."

Oyların sayımının ayrı yapıldığını anımsatan Yıldırım, zarf aynı olsa  da oyların ay ayrı sayıldığını yineledi.

İsmail Küçükkaya Binali Yıldırım'a, "31 Mart'ta bitti seçim. YSK bir  karar verdi 6 Mayıs'ta. Şimdi biz tekrar bir seçime gidiyoruz. Bu seçimi biraz  anlatmanızı isteyeceğim. Bu neyin seçimi? Biz İstanbul seçimine mi gidiyoruz?  Yoksa bu seçimin manası ne sizin açınızdan? 2 kampanya yapmış oldunuz. Neredeyse  6 aylık bir kampanya yaptınız. Sizin kampanyanızda da birtakım değişiklikler var.  Mesela Sayın Erdoğan, Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın AK Parti lideri de geri planda  kalmış görünüyor. Biraz bunu değerlendirir misiniz?" şeklinde soru yöneltti.

"Tamamı sayılsaydı ne olacaktı? Sonuç değişecekti." diyen Yıldırım,  "Biz bunu Maltepe'de gördük. Maltepe'de tamamı sayıldı. Ekrem Bey'in kazandığı  oylar, bizim kazandığımız oylar aradaki fark 808 oy. 1080 sandıkta. Bunu 39  ilçeye yayın, sonuç ortaya çıkıyor. Açık ara seçim bizim lehimize olacaktı. Velev  ki Ekrem Bey'in lehine olsun. Bizim istediğimiz ortadaki şüpheler, şaibeler  yolsuzluklar, özensizlikler kalksın ve bir daha bu seçim tekrarlanmasın, biz bunu  istedik. İstanbul halkını düşünerek bunu istedik maalesef bu konuda beklediğimiz  anlayışı görmedik. Bunu söyleyeyim." diye konuştu.

Binali Yıldırım, şimdi 23 Haziran'a doğru gidildiğini ve bir hafta  süre kaldığını kaydederek, "Söylemlerimde benim hiçbir değişiklik yok. Baştan  beri ben İstanbul'u konuşuyorum. İstanbul'u anlatıyorum. Eğer 31 Mart'tan önceki  kampanyamı da izlediyseniz ben organik bir kampanya yapacağım, İstanbullu  vatandaşlarımızla buluşacağımı, esnafıyla, çalışanıyla, emeklisiyle, sivil toplum  kuruluşlarıyla, kadınlarla, gençlerle, aynen de bunu yaptım. Yapmaya da devam  edeceğim." şeklinde konuştu.

Yıldırım, Küçükkaya'nın "Beka söylemi vardı mesela. Sayın  Cumhurbaşkanı çok fazla ön plandaydı. Bunlar bir değişim mi acaba, değil mi?"  şeklinde sorduğu soruyu da, şöyle yanıtladı:

"Şimdi şunu unutmayalım. Biz bir ittifakla seçime giriyoruz. Bir  Cumhur İttifakı adayı olarak ben. Millet İttifakı'nın adayı olarak da Ekrem Bey  giriyor. Dolayısıyla 2 ittifakta kimler var, partiler var. Milliyetçi Hareket  Partisi, AK Parti bir tarafta. İYİ Parti, Cumhuriyet Halk Partisi diğer tarafta.  Ayrıca HDP de Millet İttifakı'nı destekliyor. İttifakın içinde resmen yok. Yani  böyle bir şey yok mu?" ifadelerini kullandı.

"Bu CHP'nin işi değildir, dedim"

"CHP oyları yeniden saydırsaydı sonuç değişirdi" şeklindeki söylemlere  ilişkin ne diyeceği ve 23 Haziran'daki seçimi nasıl değerlendirdiği sorulan  CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu da, 31 Mart  seçimlerinde saat 21.00 gibi yaptığı açıklamada, "Kendimizi mecbur hissettik.  Anadolu Ajansı diye garabet, rezillik yaşıyoruz. Yüzde 64'te rakibimizi  gösteriyor. Bizim girmiş olduğumuz yüzde 22 seviyelerindeki orana göre oranımız  şudur." dediğini söyledi.

İmamoğlu, televizyon kanallarının, Anadolu Ajansı'nın verileriyle  yaklaşık 1,5 saatin üzerinde hukuksuz yayın yaptığını öne sürerek, şöyle devam  etti:

"'Anadolu Ajansı beni ilgilendirmez' diyor Sayın Yıldırım.  Bakanlarıyla görüşüyor. 'Benim bakanlarım, kabinem, herkesle görüşürüm' diye de  açıklaması var. Bir başka şey saat 02.20'de benim açıkladığım 29 bin 408 verisi  aynen şöyle, girdiğimiz veriler üzerinden 30 bin 86 sandığa göre artık sonucun  değişme şansı kalmamıştır. Kalan sayıya göre, onun için 29 bin sayısı vardı. Daha  orada girilmemiş 100 civarında sandık söz konusudur. Bu veriler üzerinden  söyledik. 1 Nisan'daki veriler burada, birleştirme tutanağı burada. 24 bin 57, ne  29 bini? İşinize geldiği gibi rakamlarla oynamayın. Yalan ifade, yanlış ifade,  uydurma ifade hoş bir şey değil. İtiraz etmedik demedim. Bu CHP'nin işi değildir,  dedim."

YSK'nın gerekçeye göre karar verdiğini, sayıma göre yapmadığını  belirten İmamoğlu, şöyle konuştu:

"Sayımı yapan kişilerin hukuka aykırı olduğunu söylüyor. YSK'nın  kararında çaldılar yok, sayımla ilgili hiçbir şey yok. Sadece ve sadece sandık  kurulu üyelerine bakıyor. Daha önce öyle bir tespit yeteneği ortaya koydu ki  Sayın Yıldırım veya ekip arkadaşları. Soyadına göre seçmeni tanıdıklarını  söylediler, yüzüne bakıp seçmeni tanıdıklarını söylediler. Bunlara hiç kimse  inanmaz. 2019'da yapılan bu yenilenen seçim bir demokrasi süreci mücadelesidir.  Bu sadece bir yerel seçim değildir, ben seçilmiş belediye başkanıyım. Mazbatasını  almış 18 gün görev yapmış seçilmiş belediye başkanıyım. Yenilen bir demokrasi  mücadelesidir. Hakkımızı gasbedenler 16 milyonun hakkı, kul hakkı yiyenlere karşı  bir demokrasi mücadelesidir. Geçmişte beka sorunu var diyenler, aynı kampanya,  nerede aynı kampanya? Beka sorunu var diyenler, bunu kendileri de ifade ettiler,  sadece başkalarına mal etmesinler. Bu süreçte hiç beka sorunu yok. Konu  İstanbul'a döndü. Yenilen bir yerel seçimdir. Hakkımız yenmiştir, kul hakkı  yenmiştir. Ama aynı zamanda derinden bir demokrasi mücadelesidir."

Küçükkaya'nın "İstanbullu bir seçmen olarak ben neden Ekrem  İmamoğlu'na 23 Haziran seçimlerinde oy vereyim?" sorusu üzerine İmamoğlu, şunları  söyledi:

"(31 Mart akşamını geçelim) dedi Sayın Yıldırım. Geçemeyiz. 31 Mart  akşamı yaşananlar, sonrasındaki süreç ve sonrasındaki YSK süreci çok mühimdir,  çarpıcıdır. 31 Mart gecesi dizilimini söylüyorum; AA'nın veri girişi daha sonra  Sayın Yıldırım'ın 'Kazandık' demesi, daha sonra İl Başkanının sayı vermesi... Tam  o saatlerde bütün İstanbul 'Gönül belediyeciliği kazandı' diye afişlerle  donatılıyor. Bu mümkün mü? Bu nasıl bir hazırlık. Biz, tutanaklarımızı sağlam  tutmasaydık, tutanaklarımızı alıp merkezimize getirmeseydik, on binlerce insan bu  mücadeleyi vermeseydi, o gece bu iş biterdi. Böyle bir kurgu sürecidir çok net.  Ama biz mücadelemizi verdik ve gönülden söylüyorum ki o işte görev yapan yüz  binlerce insanın hakkı vardır.

Biliyorlar bunları. Benim AK Parti ilçe başkanı kardeşlerim var. Ben  ilçe başkanlığı yaptım. 13 ilçe seçimi yönettim. Maddi hatalar olur, düzeltilir,  ardından karar verilirse geçersiz oylar sayılır ama yeniden bir seçimin oylarının  sayılması diye bir şey yok, karar yok Mustafa Kemal Paşa'da verilen karar gibi.  YSK'nın böyle bir refleksi yok, böyle bir içtihadı yok. Kime göre, neye göre? O  bakımdan bu süreç bir kurgudur. 'AA Genel Müdürü ile görüşmedim' demek, bana hiç  doğru gelmiyor. Öyle bir şey yok, inanmıyorum en azından, inancımı söylüyorum. Bu  süreçte tek bir cümle bile edilmemesi bence sıkıntı yaratır. 'AA yanlış  yapmıştır, insanları yanıltmıştır demek' o akşam adına verilmesi gereken  cevaptır."

"AA veri akışını niye kesti?" sorusu üzerine İmamoğlu, "İşine  gelmediği için. Çok net. Gönül belediyeciliği afişleri İstanbul'da niye  yaygınlaştı. Kazanan belli değil. Biz, demokrasi, hak, hukuk, adalet mücadelesi  veriyoruz, kul hakkı yiyenlere karşı mücadele veriyoruz. Demokrasi sürecini  sıkıntıya uğratanlara karşı mücadele veriyoruz. Aynı zamanda biz, İstanbul  mücadelesi veriyoruz. Normalleşme, güler yüzle kucaklaşma, İstanbul'da temiz bir  yönetim mücadelesi veriyoruz. Kibirden arınmış, 'Ben bilirim' diyen değil,  milleti kucaklayan, milletle düşünen, insanlarla kucaklaşan... Bunun için 23  Haziran'da herkesin oyuna talibiz. 23 Haziran'a kadar biz, AK Parti sürecinde  siyaset yapanlara bile halkı hatırlattığımız için AK Partili kardeşlerimden de oy  istiyorum." diye konuştu.

"Aradaki fark 13 bin 729"

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım da  Küçükkaya'nın "Ben neden Binali Yıldırım'a oy vereyim?" şeklindeki sorusu üzerine  de İmamoğlu'nu eleştirerek, "İthamlar var. Yani kul hakkı yemek, efendim kibir  abidesi olmak, kibirli olmak. Yani bunlar kime adresliyor? Seçime beraber  girdik." ifadelerini kullandı.

Yıldırım, seçim sonrası yaşanan olaylara ilişkin bir hukuk mücadelesi  vererek haklarını aradıklarını dile getirerek, şunları söyledi:

İmamoğlu ile birbirine yakın oy aldıklarını, en son sayım işi  bittikten sonra mazbata düzenlenirken aradaki farkın 13 bin 729 olduğunu dile  getiren Yıldırım, "Birbirine yakın verilmiş iki oy. Şimdi gelelim, 31 Mart'ta  Anadolu Ajansı ile görüşmedim. Görüşsem 'Görüştüm' derim. Benim en tahammül  edemeyeceğim şey Ekrem Bey, yalan konuşmak." dedi.

Binali Yıldırım, "Niye kesilmiş olabilir efendim veri akışı?"  şeklindeki soruya da "Ben ne bileyim? Benim görevim değil ki Anadolu Ajansının  veri akışı. Ben size çok açık söyledim, biz elimizdeki bilgileri işleyerek seçimi  takip ettik. Hep de böyle yaparız. Bu sefer de böyle yaptık." şeklinde  konuştu.

Yıldırım, bakanlarla görüşmesiyle ilgili bir algı oluşturulmaya  çalışıldığını sözlerine ekledi.

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Yıldırım, "Vaatler  neden bugüne kadar yapılmadı?" sorusuna, şu yanıtı verdi:

Su indiriminin kendi vaatleri arasında olduğunu aktaran Yıldırım, "Su  indirimi, AK Parti grubunun önergesiyle oylandı ve çıktı, ittifakla kabul edildi.  Ekrem Bey'in önerdiği indirim tarzı değil. Bizim önerdiğimiz indirim tarzı kabul  edildi. Nüfusu fazla olanlar daha az su parası ödeyecek." diye konuştu.

"Bizim birçok projemiz kopyalanıyor"

CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu da "18  günde ne yaptınız anlatır mısınız?" sorusu üzerine, "Yıldırım'ın bir önceki  soruda, 'Ekrem Bey'in yalan konuşması' cümlesine müdahale etmememin sebebi   programa olan saygımdandır.  Bu sürece farklı bir cevap da vermeyeceğim, o da  benim aile edebimdendir. Ben yalan konuşmam, Onu ifade  edeyim kimseye de böyle  bir ithamda bulunmam." ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, öncelikle 23 Haziran sürecine dair verdiği rakamların  belgeler üzerinden olduğunu anlatarak, "Algı yaratılıyor. 6 ilçede yapılan.  Sandık bölgeleri belli, oluşan fark, 600 bin seçmeni kapsıyor oluşan fark 469.  Artısıyla eksisiyle Binali Bey'in adına pozitif fark budur. Esas fark geçersiz  oylardandır. Yanlış kampanya yönettiniz. Kampanyada 'ampule bas' şeklinde  yaptığınız sloganla oldu. Geçersiz oyların geçersiz sayılması, bizde daha az  oldu, sizde daha çok oldu." dedi.

Bugün geldikleri noktada  vadettiklerini tek tek yerine getirdiklerini  vurgulayan İmamoğlu, şöyle konuştu:

"Bizim birçok projemiz kopyalanıyor. Örnek veriyorum, ulaşım indirimi.  Biz açıkladığımızda 'Parayı nereden bulacaksınız?', 'Hesap yapmayı  bilmiyorsunuz.' dediler. Kendileri söylediler. Başkaları, 'Kimin parasını kime  dağıtıyorsun' dediler. Su indirimi. Doğrudur kendileri de açıklamış olabilir ama  biz gündeme getirdik. 25 yıldır yaptıkları, elbette yapacaksınız. 25 yıl bu  millet irade gösterdi, tabii ki yapacaksınız. 1994'te seçildiniz Sayın  Cumhurbaşkanı o dönem başkan oldu, iyi de bir dönem geçirdiler ama bugün bizim 18  günde yaptıklarımızı kendinize mal etmenin bir anlamı yok. Bunlar bizim  önergelerimiz.  Dini bayramlarda  olduğu gibi milli bayramlarda ve resmi  bayramlarda tatil olması, bizim önerimiz, su indirimi bizim önerimiz. Biz yazdık  yazıyı ben yazdım, bizzat altında imzam var. Ulaşım indirimi bizim  getirdiğimiz... Dolayısıyla biz taahhüt ettik, yerine getirdik. Bence  alkışlasalardı daha mantıklı olurdu ama doğru bir şeye kopya da çekseler, eşlik  de etmeleri... Zaten de öyle olmaları doğru hep beraber evet diyeceğiz."

Bu sırada Yıldırım'ın, '"Yazıyı yazdığınızda Ankara'da mıydınız,  İstanbul'da mı?" sorusunu yöneltmesi üzerine araya giren Küçükkaya, "Karşılıklı  diyalog yapmayınız. İstirham edeceğim kuralımıza aykırı." dedi.

Programda, Küçükkaya'nın isteği üzerine Ekrem İmamoğlu, Binali  Yıldırım'a soru yöneltti.

İmamoğlu, "Tekrar soruyorum. Sayın Yıldırım, Anadolu Ajansı'nın o  akşam yaptıkları sizin için ne ifade ediyor? Birincisi bu. Bunun cevabı benim  için çok önemli. 12 saat veri verememesi ne ifade ediyor?" diye sordu.

Bu sırada İsmail Küçükkaya'nın araya girmesine tepki gösteren  İmamoğlu, "Müsaade edin ama. Soruma mı karar vereceksiniz?" dedi.

Bunun üzerine Küçükkaya da "İstediğinizi sorabilirsiniz. Anladığım  şuysa siz bu açık oturumda da 31 Mart ağırlıklı olarak kalmak istiyorsunuz."  dedi.

Ekrem İmamoğlu ise "Kısıtlama mı getiriyorsunuz. O zaman müsaade edin  ama. Soru bütünlük içinde. Oradan oraya geçmeyeceğim. İptal edilen ve yenilenen  seçim üzerinden soru soruyorum. İçinde birkaç soru birleşebilir." ifadelerini  kullandı.

Sorusuna devam eden İmamoğlu, "Bakanlarla yaptığınız görüşmeleri çok  doğal ve normal karşılarken Anadolu Ajansı ile hiç görüşmediğinizi ifade  ediyorsunuz. O gece yapılmasını normal mi karşılıyorsunuz? Sabaha karşı İstanbul  Büyükşehir Belediyesi'nin tüm bilboardlarını gece yarısı, 2-3'den sonra 'Gönül  belediyeciliği kazandı' diye donatılmasının talimatı kim tarafından verildi?  Hangi yetkiyle verildi. Son olarak ben hala 'Çaldılar'ın muhatabının kim olduğunu  merak ediyorum." diye konuştu.

Binali Yıldırım, "Anadolu Ajansının yayın kesmesinin sebebini Anadolu  Ajansı yetkilileri açıklamalı. Bu benim işim değil bir kere bunu söyleyeyim.  Normal bir şey değil, kabul ediyorum ama sorumlusu ben değilim. Bu sorunun cevabı  bu." dedi.

İstanbul'da 25 belediye kazandıklarını ifade eden Yıldırım,  "Büyükşehir Belediye Başkanlığı Meclis üyelerinin 180 tanesini kazanmış. Millet  İttifakı, Cumhuriyet Halk Partisi ve diğerleri 130 tane kazanmış. Ne yapacaktık  yani? 'Seçimi kaybettik' mi diyecektik? Bundan gayet doğal bir şey yok ki. 25  belediye kazanmışsınız 39 belediyeden. 14 de karşı taraf kazanmış. Ayrıca  Büyükşehir Belediyesinde 50 fazla meclis üyesi kazanmışsınız. Yani ben onu  anlamakta zorlanıyorum." şeklinde konuştu.

Bu sırada araya giren İmamoğlu, "Herhalde sorum anlaşılmadı.  Bilboardlara, afişlere 'Gönül belediyeciliği' afişleri ne için asıldı?Talimatı  kim verdi? Gece saat 02.00'da. Büyükşehir Belediyesi afişlerine, bilboardlarına  üst geçitlerine bu talimatı kim verdi? Bu doğru mudur? Bu yapılmalı mıydı? Daha  sonuç belli değil. YSK kararı açıklamamış?" dedi.

Yeniden söz alan Binali Yıldırım, şöyle konuştu:

"Herhalde anlatamadık arkadaşa, Ekrem Beye. Çok açık bir şey  söylüyorum. 39 belediyenin 25'ini, 1 Milliyetçi Hareket Partisi, 24 AK Parti ve  nüfusun da yüzde 65'ini teşkil ediyor, kazanmışız. İstanbul Büyükşehir  Belediyesi'nin toplam meclis üye sayısı 320 veya 310, 180'ini kazanmışız. Millet  İttifakı da 130'unu kazanmış. Yani arada 50 tane fark var. Çoğunluk Cumhur  İttifakı'nın. Yani sonuç buyken kaybettik mi diyecektik. Tabi ki kazandık ve o  afişler partimiz tarafından asıldı. Bu gayet doğal bir şey. Nitekim bir iki gün  sonra onlar da astılar. Onlar astıkları zaman Yüksek Seçim Kurulu karar  vermemişti. en fazla 3 gün içinde onlar da astı."

Verilerin kopyalanması

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım,  Ekrem İmamoğlu'na "Siz gelir gelmez hemen Büyükşehirin bütün veri tabanını  kopyalama talimatını neden verdiniz,  neden böyle bir şeye ihtiyaç duydunuz,  bunun kişisel verileri koruma kanununa aykırı olduğunu bilmiyor muydunuz, yoksa  sizin hukukçularınız sizi yanılttı mi?" şeklinde soru yöneltti.

İmamoğlu da, özellikle Yıldırım'a bir şeyi hatırlatmak istediğini  belirterek, "Kendi cümleleriyle hatırlatıyorum. Bu soru o zaman Sayın Yıldırım'a  soruldu, aynen şu cevabı verdi. 'Bir belediye başkanı belediyesiyle ilgili her  türlü işlemi, incelemeyi yapabilir.' dedi.

Bunun üzerine araya giren Yıldırım, bunun devamını okumasını istedi.  İmamoğlu da, kendisine müdahale edilmesi gerektiğini belirtti.

Yıldırım, "Böyle bir yere varamayız. Benim ifadelerim kısaltılarak  anlatılacaksa bir algı..." şeklinde konuşurken, İmamoğlu da moderatör İsmail  Küçükkaya'ya "Münazara eğer böyle devam edecekse, beni uyarın, ben de aynı tarza  geçeyim." dedi.

İsmail Küçükkaya da, kurallar olduğunu söylerken, İmamoğlu, "O zaman  hatırlatın, kural hatırlatmıyorsunuz." diye konuştu.

Ekrem İmamoğlu, belediyedeki veri kopyalanmasına ilişkin soruya , "Bu  bir veri yedekleme işlemidir. Veri yedeklemek için de veri kopyalaması yapılır ve  yedeklenir. Verdiğimiz talimatta 31 Aralık, yani yılbaşı, 31 Mart, yani seçim  gecesi. 18 Nisan, yani bize mazbatanın teslim edildiği gün. Bunları milat kabul  edilerek veri tabanlarının yedeklenmesi ve yine Büyükşehirde korunması..."  şeklinde konuştu.

Küçükkaya'nın "Niye yaptınız?" sorusu üzerine İmamoğlu, "Bakın İsmail  Bey bir afaki değişiklik yapılabilir. O süreç içerisinde bir işlem yapılabilir.  Bize de ihbarlar geliyor. Kaldı ki bu yapamadık, yetişmedi." dedi.

Mahkemenin karanının hukuksuz olduğunu savunan İmamoğlu, "Hiç ilgisi,  muhatabı olmayan bir kişinin, ne oldu bilemiyorum, hukuksuz bir karardır. Ancak,  veri yedekleme, yani bu kadar basit, kolay bir işlemi başka bir yere taşımak."  diye konuştu.

Güvenlik açısından bir riskin olmadığını öne süren İmamoğlu,  "Büyükşehir Belediyesinde, yine orada. Yani yedeklenerek muhafaza edildiği yer  yine orası olacaktı ama olamadı. Biz bu işlemi istediğimizde, daire başkanı gelip  bana 'Teknolojiyle ilgili brifler verdi, bunların yapılması doğrudur' diyen kişi.  Sanki ajanlar basmış, ona silah dayatmış... ayıp, yazık, günah. Bu iş üzerinden  kavram üretmek, iftiraları... Sayın Yıldırım'a süreci daha iyi analiz etmesini ve  ilk fikrine dönüp bu süreci analiz etmesini dilerim, talep ederim. Bunu da uyarı  olarak söyleyeyim."

İmamoğlu, Yıldırım'ın "Bir belediye başkanı belediyesiyle ilgili her  türlü işlemi, incelemeyi yapabilir." ifadelerinin olduğunu dile getirerek, "Bu  kavramla, bu basit tanımla hareket ettiğimi kendilerini ifade etmek isterim."  dedi.

Binali Yıldırım da, buna mutlaka cevap vermesi gerektiğini belirterek,  "Burada yanlış bilgi var, çarpıtma var." ifadelerini kullandı.

Küçükkaya'nın "Önümüzdeki hafta pazar günü yapılacak seçimden sonra  herhangi bir itiraz olacak mı? Seçim sonucunu kabul edecek misiniz?" sorusu  üzerine Yıldırım, şu yanıtı verdi:

"İstanbullular, vatandaşlarımız bilsin, biraz teknoloji ile aram  iyidir. Bu internet alt yapısını da biz yaptık. Veri yedeklemek ayrı iştir,  kopyalama ayrı iştir. İstanbul'un verileri yedekleniyor hem de bir yerde değil  iki yerde yedekleniyor. Veri yedeklemesi yapılmadan zaten hiçbir şekilde veri  saklanamaz. Bir güvenlik meselesidir bu. Her an bir şey olur, veriler  kaybolabilir. Yedeği mutlaka vardır, usül odur. Bir bilgisayarınızda bile  yedekleme sistemi var. Bu bakımdan bunu düzeltme ihtiyacı duydum. Bu, bir.

İkincisi de benim söylediğim cümlenin sadece ön kısmını Ekrem Bey  ifade etti. Tabii ki belediye başkanının her şeyi inceleme yetkisi vardır ancak  devamı var. Niye kopyalama ihtiyacı duyuyor? İstediği zaman, istediği bilgiyi  maiyetindeki insanlar alır, getirir. Belediye başkanından bilgi saklayacak  halleri yok. Bunu ifade etmek istedim. Benim söylediğim ile burada ifade edilen  aynı şey değil. Kaldı ki 'mahkeme kararı yanlış' dedi. 'İlgisiz biri' dedi.  İlgisiz de değil. Eyüp'ten seçilen, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi  avukat. İlgisi de var. Bu veri kopyalama işi, bu bir FETÖ taktiğidir. FETÖ bunu  yaptı geçmişte. Bir şey daha söylemekte yarar var. Üç tane dışarıdan uzman da  görevlendirme yaptı. Bir kere bu başlı başına fecaat bir şeydir. Devletin  memurları dururken, en hassas yerlere, kozmik odalara dışarıdan adam tayin edip,  görev veremezsiniz."

"Seçimin sonucunu kabul edecek misiniz?" sorusuna karşılık Yıldırım,  "Her seçimin sonucu kabul edilir ama nasıl seçim bir hukuki bir işlemse,  demokratik bir işlemse, seçim sonucu sayımda da itiraz süreci icap ederse yine  olur. Ama bu sefer belki biz etmeyeceğiz, Sayın Ekrem Bey edecek. Ben iki taraf  için de bunun normal bir şey olduğunu düşünüyorum. Umarım itiraz olmaz." dedi.

"Bizim itiraz etmeye gereğimiz kalmayacaktır"

CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu da  Küçükkaya'nın "23 Haziran'da seçim sonucunda siz ya da rakibiniz kazanırsa seçim  sonucunu kabul edecek misiniz? Veri kopyalamayla ilgili de sözünüz olursa  söyleyebilirsiniz." sorusu ve değerlendirmesi üzerine şunları kaydetti:

"Elbetteki seçimlere itiraz haktır. Bu hakkı kimsenin yok sayma şansı  yoktur. Bizim böyle haddimiz de yok zaten. Haktır. Ama uydurma gerekçelerle  itiraz yapmayız biz. Gerçekten gerekçe varsa elimizde, yani imzalı tutanaklar  üzerinden bir sıkıntı görüyorsak elbette ki itiraz hakkımızı kullanırız.  Dolayısıyla bizim sürece dair hep eleştirdiklerimiz bunlardı. Algı diye tarif  edilen şey ve özellikle itiraz sürecinde algı diye tarif edilen şey, çok net  aslında karşı tarafın yaptığı bir uygulama."

İmamoğlu, "Niye?' derseniz, 'Çaldılar.' Bakın bu soru cevaplanmadı.  'Kim?' diyorum. Yine cevaplanmadı. 'Bilmiyorum' olmaz. Yani bu binlerce defa  tekrar edildi." diyerek, eleştirilerde bulunarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"FETÖ uygulamalarını, nasıl olduğunu ben bilmem. Ben anlamam o işten.  Ben hiç bilmem, görmem, hiç öyle bir tecrübem yok ama şunu net söyleyeyim, veri  kopyalama işiyle ilgili bir örnek vereyim size. Veri kopyalama işlemi tam da o  gerekçeler yazılırken Bakanlıkların dışına çıkarılmamasıyla ilgili kanun net  iken, engelli, kısıtlı, zihinsel engelli, cezaevindeki kayıtlı seçmenlerin  listelerinin AK Partiye verilmesidir. Örnek arıyorlarsa kişisel bilgilerin,  verilerin nasıl kopyalandığıyla ilgili, nasıl kullanıldığıyla ilgili örnek  veriyorum. Dolayısıyla bizim yaptığımız işlem çok masum bir işlemdir. Çok net.  Ben eminim ki Sayın Yıldırım en az benim kadar bunu biliyor, masumiyetini. Ki o  gün söyledikleri sözün ekine şunu söylemiştir, 'Belediye başkanı önce halkın  önceliklerine baksın.' bunu demiştir. Bu kadar. Başka bir cümlesi yoktur. Bunun  da altını çizmek isterim. Şunu ifade edeyim, İstanbul Büyükşehir Belediyesi  seçimi 23 Haziran'da Allah'ın izniyle yüz binlerce insanın katkısıyla güvenli  olacaktır ve bizim itiraz etmeye gereğimiz kalmayacaktır."

İmamoğlu, Karadeniz illerindeki ziyaretleri ile Ordu-Giresun Havaalanı  VIP salonunda yaşanan olaya ilişkin soruya, "Trabzon memleket ziyareti. Daha  sonraki Karadeniz ilçelerini gezmem... Orada çok nettir. Miting değil,  bayramlaşma çağrısı. Muazzam bir karşılama, buluşmaya dönmüştür. Hem doğduğum  şehir Trabzon, sonraki Giresun ve Ordu illerinde, sırasıyla ilçelerinde... Bu  muazzam süreç bence bir tuzakla sona erdirilmek istenmiştir. Benim oradaki  tavırlarım net, belli. Nasıl sükunete çağırdığım belli. Annemin orada düştüğü  durum... Benim VIP diye bir derdim yok. Büyükşehir belediyesiyken de başka  kapıları kullandım. Onu da ifade edeyim. Dolayısıyla benim öyle bir sıkıntım yok.  VIP süreçlerinin çok daha netleşmesi gerekir bu ülkede. Çünkü geçenlerin haddi  hesabı yok." yanıtını verdi.

Kendisini karşılayanların ve uğurlayanların bir şey organize ettiğini  aktaran İmamoğlu, şöyle devam etti:

"Ben indiğimde nereden çıkacağımı, birileri bana yol gösteriyor.  Trabzon VIP'den geçtik. Ordu'dan neden geçirilmek istenmedi? Bilemiyorum. Orada  söylediğimi anlattım. Ben ne söylediğimi biliyorum. Genel başkan yardımcısına da  ne söylediğimi biliyorum. Buranın sakinleşmesi ve 'Artık gidelim öbür kapıdan.'  dememle ilgili. Oradaki Vali Bey'le ilgili ne söylediğimle ilgili konuları  biliyorum. Bu konu İstanbul'un konusu değil, İstanbullunun konusu, İstanbul'la  ilgili sorunlar ve 31 Mart seçimi."

İsmail Küçükkaya'nın "İzmir'de belediye başkan adaylığında yarışı  kaybettiniz. 31 Mart'ta İstanbul Büyükşehir Belediyesi için yarıştınız orada da  seçimi geride bıraktınız.  Bunun analizini yaptınız mı ?" sorusu üzerine  Yıldırım,  şunları söyledi:

"İzmir seçimi çok geride  kaldı. 17-25 Aralık'ın gölgesinde biz bir  seçim yaptık ve İzmir tarihinde bugün de geçerli alınabilecek en yüksek oyu  aldık. Buradaki seçim sonuçlanmadı.  Buradaki seçimin kaybedeni, kazananı yok.  Her ne kadar Ekrem Bey, 'Ben seçilmiş belediye başkanıyım.' daha mazbata filan  yokken Anıtkabir'e gidip 'Belediye başkanıyım' diye yazdıysa da burada kazanan  bir belediye başkanı yok. Olsaydı zaten bu seçim yenilenmezdi. Hayretle izliyorum  Ekrem Bey alışkanlık haline getirdi bu çarpıtmayı, doğru söylememeyi bir  alışkanlık haline getirdi. En son sizinle yaşadık (Küçükkaya'ya hitaben) Ne dedi?  'Soruları İsmail Bey'den aldı.' dedi. Ben 'Almadım.' dedim. Siz de almadığınız  yönünde açıklama yaptınız. Ondan sona 'Saadet adayının çocuğu İGDAŞ'tan  çıkarıldı...' Kendisi çıktı, yalanladı. 'İstanbul Büyükşehir Belediyesi israfın  içinde.'  dedi. 'Web sitesine sadece  80 milyon harcanmış.' dedi. Sayıştay  raporlarıyla yalanlandı. En yakın arkadaşı Fatih Portakal bile yayınında dedi ki  'Bu Ordu işi olmadı, yanlış olmuştur. Bizde görüntüler var RTÜK'e takılacağız  diye yayınlamıyoruz.' dedi. Bence kabul etseydi Ekrem Bey, özür dileseydi iş  bitmişti ama iki gün sonra düşündü, taşındı, 'basitlik' diye bir icatta bulundu.  Bu da şüyuu vukuundan beter bir şey. Aslında şimdi validen özür dilemesi gerekir  demiştim. Şimdi başka bir şey diyordum,  İstanbullulardan ve milletten özür  dilemesi gerekir çünkü millete yalan söylemiştir."

Yıldırım,  seçimlerde İstanbul'un kararını vereceğini anlatarak, "Ben  İstanbul'a güveniyorum. İstanbul için çok güzel hizmetler yaptık bugüne kadar.  Daha fazlasını 23 Haziran'dan sonra inşallah bu yetkiyi İstanbullu bize verince  yapacağız. İstanbul Türkiye'nin özeti. 81 vilayet var. Demografik yapıya  baktığımız zaman bütün nüfus grupları var. Türkiye'nin ebrusu demek daha doğru  mozaikten ziyade. Biz İstanbul'a çok güzel hizmet yapacağız." dedi.

İsmail Küçükkaya, müzik festivali açılışında olduğu sırada Ekrem  İmamoğlu'nun Star TV-NTV ortak yayınında olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Bana çok sayıda mesajlar geldi. Sizin kurmaylarınızdan da geldi.  Soruların verildiğini... Ben kimseye soru vermem. 'Açıklama yap' diye çok yoğun  bir şekilde fakat ben onu üstelemedim. Çünkü böyle bir şey diyemez, akıl var,  mantık var görmediğim bir insan. Lakin daha sonra çıkmak zorunda kaldım. Fatih  Altaylı Habertürk'te benim sizi aradığımı, sizin soruları istediğinizi, soruları  verdiğimi, sonra benim Ekrem İmamoğlu'nu aradığımı, 'Size de vereyim mi?'  dediğimi. Bu absürt bir tartışmaydı ve ben bunu açıkladım. Dedim ki 'Böyle bir  şey yok, ne benden birisi soru istedi ne de ben Ekrem İmamoğlu'nu aradım."

Ertesi gün "Bu tartışma nereden çıktı" diye konuşmak için Engin Altay  ile Mahir Ünal'ın yanına gittiğini anlatan Küçükkaya, "Henüz benim ismim daha  ortada yokken, 2 partinin yetkilileri konuşmuşlar. Demişler ki, '10 soru AK Parti  hazırlasın, 10 soru CHP hazırlasın moderatöre verelim.' Buna dayanak teşkil eden  bir tartışmaymış bu. Onu da benim düzeltmem gerekiyor." ifadelerini kullandı.

Kendisine olağanüstü bir cevap hakkı doğduğunu ifade eden İmamoğlu,  şunları söyledi:

"Sayın Yıldırım, yanlış bilgilendirilmiştir ya da 31 Mart gecesi gibi  belki sayın oradaki yetkililerin kendisine verdiği bilgiyle 'Kazandım'  açıklamasını yapmış olduğu gibi burada da ne yazık ki üzücü ifadelerde  bulunmuştur. 'Yalan söylemiştir' cümlesini üstüne basa basa ifade etmiştir. Çok  yazık, üzücü. Bu kibirli bir cümledir. Üzülerek izliyorum. Öncelikle benim  oradaki ifademde İsmail Küçükkaya'nın ismi geçmiyor ama Sayın Yıldırım az önce  'İsmail Küçükkaya'dan' diye söyledi. Az önce tabiri böyle. Ben dedim ki, 'Bana  gelen bilgi ki, Engin Bey bunu söylemiştir, karşı tarafın soruların belirlenmesi,  soruların moderatöre verilerek, soruların bu şekilde sorulması. 10 soru siz  hazırlayın, 10 soru biz hazırlayalım' şeklinde. Ben dedim 'Ben öyle bir şey  istemiyorum.' Açık ve net. Siz yoksunuz İsmail Bey. Bakın bu konuşma daha siz  yokken, daha hiç netleşmemişken..."

Bu sırada araya giren Binali Yıldırım ise, "Siz konuşma yaparken  İsmail Beyin moderatörlüğü belli olmuştu." dedi.

Bunun üzerine Ekrem İmamoğlu, Binali Yıldırım'a sözlerini kestiği  gerekçesiyle tepki göstererek, "Tekrar söylüyorum. Benim oradaki ifadem nettir.  'Yalan söylemiştir' cümlesini kötü söz sahibine aittir diyerek kapatalım."  şeklinde konuştu.

Belediyeyle ilgili Sayıştay raporu

Moderatör İsmail Küçükkaya, Sayıştay raporunda, son 5 yılda 753 milyon  liralık zarardan bahsedildiği, ihtiyaç dışı araç kullanımının 120 milyon,  vakıflara ayrılan paraların da son 1 yılda 308 milyon lira olduğu iddialarını  hatırlattı.

"Siz belediye başkanı seçilirseniz bu tabloyu nasıl  değiştireceksiniz?" sorusuna AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı  Binali Yıldırım, Sayıştay raporunda öyle bir rakam olmadığını söyledi.

Yıldırım, raporda 108 bin liralık bir usulsüz işlemden bahsedildiğini  dile getirerek, "Bu yalan, yalan. Yalan olduğu İstanbul Büyükşehir Belediyesi  tarafından açıklandı, defalarca." dedi.

Küçükkaya da,  Sayıştay'dan bununla ilgili hiç yalanlama gelmediğini  söyledi.

Bunun üzerine Yıldırım,  şöyle konuştu:

"Geldi. Onu bilmenizi isterim. Yalnız memurların açıklamaları yer  almaz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nden de birçok yazılı açıklama yapıldı.  Maalesef bu konu yeterince duyurulamadı, onların yerine biz duyurmak sorunda  kaldık. Böyle bir şey yok. Kısacası yalan. 'Doğru değil' diyelim, Ekrem Bey  alınmasın. Nitekim o  televizyon programında biz düzeltmeyi yapınca 'Doğru  değilmiş, ne güzel.' dedi kendisi böyle bir geçiş yaptı. Değerli arkadaşımızın  maalesef bu konularda daha ilkeli davranmasını beklerim. Bugüne kadar ortaya atıp  kafa bulandırmaya çalıştığı bütün meselelerin doğru olmadığı ortaya çıktı.  Bunları tek tek isterseniz sayalım ama ben bunları konuşmaktan zül duyuyorum. Ben  İstanbul'u konuşmak istiyorum."

Yıldırım, vakıflarla ilgili de açıklamalar yapıldığını belirterek,  "Zaten belediyeler vakıflara nakdi kaynak aktaramaz." dedi.

Küçükkaya'nın "Arazi, bina verir." sözleri üzerine Yıldırım, "Veriyor,  vakıflar ne yapıyor peki. Bu vakıflar öğrenci yurtları yapıyor, eğitime destek  veriyor, sosyal faaliyetler, sosyal sorumluluk projeleri yapıyor. Yaptıkları iş  tamamen kamu yararı. FETÖ'nün nasıl beyin yıkamak için gençleri devşirip sonunda  da 15 Temmuz gibi belayı başımıza sardıysa, vakıflar da o tehlikeleri bir daha  yaşamamak için bu işleri yapıyor." dedi.

İsmail Küçükkaya, İmamoğlu'na "Belediye başkanı seçilirseniz, israf  dediğiniz düzen, rakamlar, vakıflara aktarılan paralar veya kötü ekonomi  yönetimini nasıl çözeceksiniz? Binali Bey'in 'yalan' dedikleri yalan mı doğru mu  açıklar mısınız?" sorusunu yöneltti.

Bu soruya İmamoğlu, şu yanıtı verdi:

"İstanbul'un şu an en büyük sorunu yoksulluk ve mali süreciyle ilgili  derin problemler ve israf. Biz, israf, tasarruf ve seferberlik kelimelerini çok  önemsiyoruz. Belki birilerinin canını acıtıyor ama kul hakkı meselesini de çok  önemsiyoruz. Artık kelimelere takılmıyorum, nasıl söylerlerse söylesinler ama  Sayıştay denetiminden çıkan raporu getirdim. Arzu ederlerse Sayın Yıldırım'a  takdim ederim. Söyleyeceklerimin de sayfa sayfa konuları mevcuttur.

Sayıştay raporunda İETT ve İSKİ'de, büyükşehir belediyesi yönetimiyle  beraber toplam yapılan usulsüzlüklerin 753 milyon liraya ulaştığı... Burada  Sayıştay raporu konuyu anlatır. Altına hesap kitap yapmaz. Örnek; belediye  taşınmazları işgal olarak kullandırılıyor, işgaliyelerin sadece yüzde 20'sinden  tahsilat yapılıyor. Bedeli, 164 milyon civarında."

İmamoğlu, Binali Yıldırım'a yönelik, "Yanıltılmış olabilir, aldatılmış  olabilir. Bence kendisine bilgi verenleri gözden geçirsinler." dedi.

İhtiyaç fazlası araç kullanımına ilişkin İmamoğlu, şunları söyledi:

"Efendim neymiş, cenazeymiş... Şu anda bile israf yapıyorlar.  İstanbul'un bütün bilboardlarına bunlarla ilgili büyükşehir belediyesi cevap  yazsın. Şu an vekalet eden bir Vali Bey var. Vali Bey'e buradan sesleniyorum;  lütfen mukayyet olun. Kim bu kararı veriyor? Şu an bir seçim süreci. Bunu kim  asıyor oraya? Benim iddiam değil ama hadi iddia kabul edelim, Sayın Yıldırım  tersini savunabilir. 23 Haziran'dan sonra kim gelirse ona göre hareket edilir. Şu  anda bu afişleri kim asıyor?

İhtiyaç fazlası araç kullanımı... Efendim neymiş; ambulansmış, cenaze  aracıymış, iş makineleriymiş, tankermiş... Sadece İstanbul Büyükşehir  Belediyesi'ne ait, iştirakler hariç 1810 araç, 7 personele bir binek araç  düşüyor. Bunun gibi israfı engelleyeceğiz, tasarruf yapacağız, ekonomik  seferberlik başlatacağız."

"Kadınlar için de erkekler için de ayrı ayrı yurtlarını yapacağım"

CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, "Siz  Belediye Başkanı seçilirseniz bir kere İBB'de FETÖ ile mücadele bağlamında ne  yapacaksınız? Siz bunların hiç okullarına gittiniz mi, yurtlarında kaldınız mı,  örgüt elebaşını Pensilvanya'da ziyaret ettiniz mi? Genel itibarıyla FETÖ sorusunu  yanıtlar mısınız?" şeklindeki soru üzerine şu yanıtı verdi:

"Benim uzaktan yakından hiç ilgim, temasım, ilişkim, siyaset öncesi  eleştiren, siyaset sonrası da eleştirisine devam eden bir kimliğim... Niye  biliyor musun? Ben devlete inanırım. Bence Sayın Yıldırım az önce çok talihsiz  bir şey söyledi, işte FETÖ gibi örgütlerin yok olması adına mevcut vakıflarla iş  birliği yapılarak temiz yurtlar, vesaire... Belediye var. Kardeşim belediye var.  Ben belediyeye güvenmeyeceğim de yani burada Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet  Vakfı'na TÜRGEV diye vakfa 51 milyon 593 bin lira... 2018 raporu bu. Burada da  okul ve yurt çalışmaları raporu var burada bakın. 2018 ve yenisi. Her ikisi de  burada. Burada yazıyor yani ben demiyorum bunları. Ensar Vakfı'na 29 milyon 797  bin... Bunun gibi aşağıya sıralayabilirim. Türkiye Gençlik Vakfı TÜGVA...  İstanbul Büyükşehir Belediyesi var. Allah aşkına ben yurt yapamıyor muyum da  başkasına ihtiyaç duyacağım? Mücadele böyle verilir."

Esas olanın devlet olduğunu dile getiren İmamoğlu, konuşmasını şöyle  sürdürdü:

"Vakıflarla, derneklerle tabii ki iş birliği yaparım. Temiz dernekler,  vakıflar, makul seviyede iş birlikleri yaparsınız, faydalı işler üretirsiniz.  Bazen endişe ediyorum sözünü demeye. Ben herkesimdeki vakıflarla, derneklerle iş  birliği yapmış 5 yıllık belediye başkanlığım var. İHH ile de yaptım, başka  kurumlarla da yaptım, anlık yaparsınız. Benim ne işim var vakıflarla? 3-5  dernekle iş birliği yaparsınız ama yurdu belediye yapacak kardeşim, taahhüdümüz  de var. Kadınlar için de erkekler için de ayrı ayrı yurtlarını yapacağım. Birçok  konuda yatırımlarını yapacağız. Yani zaten başımızda bir bela oluştu, bir FETÖ  terör örgütü oluştu. Yani hepimizin evine kadar girme konusunda birtakım iş ve  işlemleri oldu. Allah aşkına soruyorum size? Bu nedir yani? İstanbul Büyükşehir  Belediyesi olarak yurtlar yapacağız, eğitime destek vereceğiz. Bugüne kadar  açılmamış o kreş dediğimiz mevzuyu biz çok güçlü bir kavram olarak görüyoruz.  İşimiz bu. Dolayısıyla biz o işten anlamayız. Ben hiç anlamam, 5 yıllık belediye  başkanlığım orada. Bizim işimiz olmaz o işlerle, sağlıklı, kurumsal düzene  inanan, devletine inanan, devletinin güçlenmesine inanan bir ahlaktan geliyoruz.  Bizim o terör örgütlerinin hiçbirisiyle zerre ilişkimiz olamaz. Bu kadar net."

Binali Yıldırım, vakıflara yardımlara ilişkin yöneltilen soruya,  "(Temiz vakıflara veririz.) diyor da temiz vakfı nasıl, deterjanla yıkayarak mı  belirleyeceğiz? Temiz olduğunu veya olmadığına kim karar verecek? İstanbul'da 23  bin vakıf, dernek ve hemşehri derneği var. Hepsine büyükşehir belediyesi de ilçe  belediyeleri de destek oluyor. Bir şeyi tekraren söylüyorum, hiçbir şekilde  belediyeler bu kuruluşlara nakdi destek olamaz. Kendisinin de ilçesinde bir vakıf  var. Batı bilmem ne vakfı... Vakıflara destek olmak yanlış bir şey değil. Sizin  yapamadığınız işleri onlar yapıyorlar. Siz de onlara destek veriyorsunuz.  Toplumsal sorumluluk üstleniyorlar. İnsanları bir araya getiriyorlar. Onların  kaynaşmasını sağlıyorlar, ihtiyaçlarını görüyorlar, kurslar ve geziler  düzenliyorlar. Vakıf isimlerinden bahsetti. Bu vakıflara nakdi bir kuruş yardım  yapılmamıştır. Yapamaz belediyeler. Burada algı operasyonuna gerek yok.  Yapılmadığına dair zaten belediye açıklamasını yaptı." cevabını verdi.

Belediyede FETÖ mücadelesi hakkında da değerlendirmelerde bulunan  Yıldırım, şöyle devam etti:

 "FETÖ'ye yönelik beyanatından memnun oldum. Bunu doğrusu takdir  ediyorum. FETÖ büyük bir terör örgütüdür. 15 Temmuz gecesi biz bunu yaşadık.  Yakından yaşadık. 251 şehit verdik. 2 bin 193 gazimiz oldu. Bu FETÖ ile  mücadelede elbette devam edecek. Burada tabii ki hukukun içerisinde kalarak devam  edilecek. Bunların ibadet kısmı var, ticaret kısmı var, ihanet kısmı var. Bizi  ilgilendiren ihanet kısmıdır. Bunlar da şimdi mahkemelerde hesabını veriyor."

Yıldırım, "Belediye başkanı seçilirseniz işsizlik ve kent yolsuzluğunu  azaltma konusunda ne yapacaksınız?" sorusu üzerine, şu anda ekonomik bir sıkıntı  çekildiğini anlatarak, bunun da insanların hayatına öyle veya böyle yansıdığını  söyledi.

Bu yükü hafifletmek için birçok  vaatlerinin, müjdelerinin olduğunu  dile getiren Yıldırım, "Ama genel değerlendirme olarak şunu söyleyeyim, İstanbul  Avrupa'nın  13. büyük ekonomisi. İstanbul ihracatı 72 milyar dolar. İstanbul  milli gelirin 232 milyar doları karşılıyor ve gelen turistin üçte biri İstanbul'a  geliyor. Bizim gelecek 5 yıl içinde  yapacağımız projelerle çekeceğimiz  yatırımcılarla 500 bin istihdam sağlayacağız.  Tuzla'da biyoteknoloji vadisi  kuracağız ve burada 50 bin kişiye istihdam sağlayacağız. 160 biyoteknoloji  fabrikası olacak, aşılar yapılacak, antikor, enzim üretimi gerçekleşecek.  Hem  dışarıdan aldığımız bu ürünlerle döviz kaybını önleyeceğiz. Buradan 27 milyar  ekonomiye katkı sağlayacağımız gibi 50 bin istihdam sağlayacağız." diye konuştu.

Ayrıca bir teknoloji üssü kuracaklarını vurgulayan Yıldırım, "Burada  bigdata dediğimiz büyük verinin işlenmesi, yapay zeka merkezi olarak burada  gençler istihdam edilecek ama istihdamı biz yapmayacağız. Onlara altyapısını  hazırlayacağız. Fikirlerini getirecek onların akıl terini sermayeye dönüştürecek  ürüne dönüştürecek bir imkan sağlayacağız. Buradaki istihdam miktarı 24 bin 500.  Yatırım miktarı da 1,5 milyar lira.  Pendik'te bir teknoloji geliştirme bölgesi  burada da firmaların Ar-Ge'leri buraya yerleşecekler, altyapı arsa tahsisi  belediyeden olacak. Aynı bunun örneği Rotterdam'da, Singapur'da var. Bu modeli  İstanbul'a getireceğiz. Burada da 50 bin istihdam öngörüyoruz." ifadelerini  kullandı.

Atatürk Havalimanı'nın millet bahçesi ile fuar ve kongre merkezi  olacağını anlatan Yıldırım, 11 milyon metrekarelik alandaki amaçlarının  Avrupa'daki 50 milyonluk fuar ve kongre turizminin yüzde 10'u, yani 5 milyonundan   istifade etmek olduğunu dile getirdi.

Belediye başkanı seçilmesi durumunda yoksulluk ve işsizlik konusunda  neler yapılacağı sorulan İmamoğlu, "Öncelikle şu yanlışı düzeltelim. Ben temiz  vakıflara vereceğim demedim. Temiz vakıflarla iş birliği yapacağım. İş birliği  başka, 308 milyon liralık değeri devretmek başka." dedi.

Bunun üzerine araya giren Yıldırım, "Şimdi ne anlama geliyor. Kusuru  bakmayın ama yani bu lafı çarpıtmayalım." dedi.

Sözlerine devam eden İmamoğlu, "Kişisel sayfalarımı da karıştırıp  kendisine vermişler ama inanın vakıftan bahsederken vesaire inanın ben her şeyin  Sayın Yıldırım'a daha önce de ziyaret yapmış birisiyim. Onun için her şeyi  konuşmaya hazırım. Bana istediğini sorabilirler. Büyük olarak da sorabilirler.  Hiç sorun yok." dedi.

Ekrem İmamoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Bu şehrin yoksulluğu var. Bu şehrin 3 gencinden birisi işsiz. Bu  şehirde 350 bin genç var TÜİK verilerinde. Ben demiyorum. Okutamamışız, meslek  sahibi yapamamışız. İş de bulamamışız. Bu şehrin 2 üniversite gencinden birisi  işsiz. Bu şehirde yüzde 15'i aşmış işsizlik oranı var. Böyle bir acı faturada  bizim uğraşacağımız şey evet kesinlikle israf. Bu belediyenin parasını israf  ettirmeden tasarrufla beraber değere dönüştürüp, bu şehrin öncelikle  yoksulluğuyla mücadele etmek. Yoksullukla mücadelede ucuz ve sağlıklı gıda,  ulaşım indirimleri, eğitim seferberliği ve suda indirim özellikle 5 yıl  içerisinde de özellikle içilebilir su kısmı, İBB desteğinin bütün bu paketlerle  eğitim destek paketi, geçim destek paketi, evlilik destek paketi ve sofra destek  paketi ve işsizlik destek paketiyle tam 5 katına çıkaracağız. Mevcudun 5 katından  bahsediyorum."

İmamoğlu, 4 aileden birisinin bu şehirde açlık sınırında olduğunu  ifade ederek, "Feci bir durum bu. Dolayısıyla biz açlık sınırı altındaki ailelere  2 bin 20 liraya kadar maddi destek sunacağız. Bu ortalama yılda 6 bin ile 13 bin  lira civarında maddi desteğe denk geliyor ki biz bunun evin kadınıyla  paylaşacağız. Bunların her birinin maliyeti neye tekabül ettiği de ortada. Eğitim  destek paketinin içerisinde 500 bin öğrencimiz var." diye konuştu.

Okullarına yemek getiremeyen ailelerin çocuklarına kumanya destekleri  bile olduğunu anlatan İmamoğlu, şunları kaydetti:

"Partizanlık bu ülkenin en büyük düşmanlarından biridir"

CHP'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, "Ben  İstanbul'da yaşayan Kürt kökenli ve Türkiye Cumhuriyeti aşığı bir kardeşinizim.  İkinizden birine oy vermek istiyorum. Beni ikna ediniz. Bugün Selahattin  Demirtaş'ın tahliye edileceği şeklide haberler çok konuşuldu, avukatı da açıklama  yaptı, bundan tahliye edilse bile 2020'ye kadar cezaevinde kalacak, dedi. Bunun  da yorumlamak isterseniz, bilemem." sorusuna, yoksulluktan, sosyal  politikalardan, kadın ve annelerle ilgili projelerinden söz ederken, Kürk veya  Türk kökenli olup olmadığına ilişkin bir şey söylemediğini anlattı.

İmamoğlu, şöyle devam etti:

"Benim vatandaşım, diyorum. 16 milyon İstanbullu, diyorum. Yola  çıktığım ilk gün partimin genel başkanıyla konuşurken, 'Ben İstanbul İttifakının  adayı olmak istiyorum.' dedim. Ben belediye başkanlığı yapmış birisiyim.  Partizanlığı büyükşehir belediyesi içinden söküp atacağız. Partizanlık bu ülkede  bitecek. Partiler bir araç, amaç değil. Birileri için amaca dönüşmüş olabilir,  bizim için araç. Hizmet için araç. Bunun içinde AK Partili hemşehrim de var,  Saadet Partili, MHP'li, HDP'li, BBP'li, DSP'li hemşehrim de var. Sadece ittifak  partisinin adayı değilim ki ben. İttifak partilerinin belediye başkanı da  olmayacağım. Partizanlık bu ülkenin en büyük düşmanlarından biridir. Terör en  büyük sorundur, peşinden gelen en büyük sorunlardan biri partizanlıktır. İnsanlar  birbirine selam alıp vermeyecek duruma geliyor. Biz bu milleti barıştırmaya,  eşitlemeye geliyoruz. Bağcılar'daki çocukla, Kadıköy'deki çocuğu eşitlemeye  geliyoruz."

Barış, özgürlük ve eşitliğin mahalleden başladığını ifade eden  İmamoğlu, mahallede, ilçede, şehirde demokrasiyi sağladığımızda hiç kimsenin  sorunu kalmaz, keyifli bir şehir inşa etmenin çabası içerisinde olduğunu  söyledi.

İmamoğlu, partizanlığın yok edilmesi için sadece kendisinin değil  Binali Yıldırım'ın da mücadele etmesi gerektiğini ifade ederek, şehirdeki  herkesin partizanlığın farkında olduğunu söyledi. İmamoğlu, 16 milyonun insandan  gücünü alan bir belediye başkanı adayı olduğunu kaydetti.

"İstanbul'da yaşayan Kürt kökenli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım.  Ben neden size oyumu vereyim?" sorusu üzerine Yıldırım, "Ben 16 yıldır hizmet  yapıyorum. İnsanların etnik kökenine bakmayız, inançlarına bakmayız ve hizmet  götürürken herkese aynı hizmeti götürürüz. Prensibimiz budur." dedi.

Seçimlerde, kampanyada particiliğin olduğunu dile getiren Yıldırım,  şöyle devam etti:

"Kampanyada, partinizin kampanyasının söylemlerini dillendirirsiniz.  Seçim bitince, rozetinizi çıkarır, hizmet yaparsınız. Eğer partizanlık  yapıyorsak, adres bizeyse ben bunu şiddetle reddederim. İzmir'e gitsin Sayın  Ekrem Bey. Orada benim neler yaptığımı görsün. İzmir'in toplu taşıması İZBAN'ı  belediye ile beraber yaptık. İzmir'in çevre yolunu, Konak Tüneli'ni, Adnan  Menderes Havalimanı'nı yaptık. İzmir-İstanbul Otoyolu'nu yapıyoruz. Bu sene sonu  açılacak."

Türkiye'nin her köşesine hizmet götürdüklerini dile getiren Yıldırım,  "Bundan sonra da her köşesine İstanbul'da yaşayan 81 vilayetten gelen bütün  kardeşlerimize, Karadenizli'ye de Trabzonlu'ya da Diyarbakırlı'ya da Hakkarili'ye  de Ağrılı'ya da İzmirli'ye de Hataylı'ya, Sinoplu'ya, Yozgatlı'ya, Edirneli'ye  yani 780 bin kilometrekare vatan toprağının her köşesinden İstanbul'a gelmiş,  burayı mekan tutmuş, burayı evi yapmış, iş yeri yapmış, çoluk çocuk yetiştirmiş  ve çocuklarının geleceğini düşünen 15 milyon İstanbullu'ya hizmet için varız.  İstanbul'a yapılan hizmet asla israf değildir." değerlendirmesinde bulundu.

İstanbul'a 1994'ten beri hizmet ettiğini belirten Yıldırım, "İDO Genel  Müdürlüğü yaptım. Cumhurbaşkanımızın belediye başkanlığı sırasında 4,5 yılda  İDO'yu dünyada kendi sınıfında bir numara yaptım." dedi.

"Hem burada hem öbür taraftan hesap vermeye hazırız"

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım,  "Seçilirseniz ailenizle birlikte mal varlığınızı açıklar mısınız?" sorusu  üzerine, mal varlığı beyanında bulunmaya mecbur olduklarını, 16 yıldır mal  varlığı beyanı verdiğini, her sene de değişiklik olursa yenilediklerini ifade  etti.

"Kamuoyuna açıklıyor musunuz?" şeklindeki soru üzerine de Yıldırım, şu  yanıtı verdi:

"Kamuoyuna açıklama diye bir adet yok. Olabilir, hiç problem yok.  Benim açımdan hiç fark etmez. Ama herhangi bir dava konusu oldu mu zaten mal  varlığı mahkeme tarafından talep edilir ve dosyaya konur. Tabii hukuken bir  sakıncası var mı yok mu, benim açımdan hiçbir sakıncası yok. Çocuklarımın mal  varlığının bir koruması falan da yok. Onların işleri, güçleri var, ticaretle  uğraşıyorlar. Onlarınki kamuya da açık. Herkes, her an bakar. Bu konuda davalar  da oldu. Birçok dava kazanıldı, birçok tazminatlar da yapıldı. Seçim üzeri ha  babam eski iddialar tekrar ortaya kondu. Yeni bir tazminat süreci başlayacak.  İsmail Bey, biz mal varlığımızla, geçmişimizle, yaptıklarımızla her zaman hesap  verdik, bundan sonra da vermeye hazırız. Hem burada hem öbür taraftan hesap  vermeye hazırız."

İmamoğlu, mal varlığının beyanı ve bunun kamuoyuyla paylaşımı  hususunda, "Öncelikle Sayın Yıldırım'ın açıkladığı gibi aynen hepimiz kamu  görevlisi olmamızdan dolayı mal beyanımızı zaten veriyoruz. Kendileri '16-17  yıldır veriyorum.' diyor. Ben de yaklaşık 5.5 yıldır, bunu her yıl da yenileyerek  veriyoruz. Hatta büyükşehir belediye başkanı seçildikten sonra da beyan  etmiştim." ifadelerini kullandı.

Belediye başkanlığı, milletvekilliği veya bakanlığın bir meslek  olmadığına dikkati çeken İmamoğlu, "Hepimiz bir görevi yerine getiriyoruz. Sayın  Yıldırım'ın daha önce yerine getirdiği görevler gibi. Yine bir görev daha yerine  getireceğiz, başka görevler de nasip olabilir. Her ikimize de başkalarına da...  Erdemli, ahlaklı, süreci iyi yönetebilmek, insanlara hesap verme noktasında  dürüstlüğümüzü ortaya koymak adına şahsım adına bu önerinizi aynen Yıldırım gibi  zevkle kabul ediyorum. Tabii ki ailece olmalı. Ben, eşim, çocuklarım ve babam  var. Keza aynı şekilde Sayın Yıldırım'ın ailesi var. Bunun beyanında bulunmak,  toplumun önünde bunun olması yarınlardaki kaygıları çözüme kavuşturur diye  düşünüyorum." değerlendirmelerinde bulundu.

İstanbul'da 547 bin kayıtlı Suriyeli göçmenin olduğunu anlatan  İmamoğlu,  bu göçmen sayısının kayıt dışı rakamlarla 1 milyona ulaştığı yönünde  yoğun gözlemlerin olduğunu söyledi.

İmamoğlu, bunu 3 aşamaya böldüğünü dile getirerek, şöyle devam etti:

"Göçmenliğe ve mülteciliğe ilişkin mutlaka 16 milyonluk kenti yöneten  bir belediye başkanı olarak bir masa kuracağız ve bu masa aktif çalışacak.  İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bu hususta ürettiği bir politika yok. Sessiz,  kulakları tıkalı... Nasıl sessiz kalabilirsiniz, siz politika üretmelisiniz.  Mevcut mülteci insanları, özellikle çocuklarını, kadınlarını  koruyacağız. Özel  bir masa kuracağız ve bu konuyla özel ilgileneceğiz. (Plaja alınmama  tartışmaları) Benim partimden olabilir, yanlış kardeşim. Bu işin bu tarafında en  insani duygularımızla geçmişten günümüze kapsayıcı hareket edeceğiz. Ülkemiz  adına ulusal politika geliştirme noktasında aktif davranacağız. Burada nerede  yanlış yapıyoruz. Bir anda 3,5 milyona yakın mülteci bu ülkenin her yerine  dağılmamalıydı ve engellemek için neler yapabiliriz,  bu süreci nasıl destekleyebiliriz? Bu anlamda belediyelere düşen görevler nelerdir işin içinde  olmamız gerekir."

İstanbul'un sokaklarının tehdit altında olduğunu savunan İmamoğlu,  "İstanbul'un mahallelerinde doğudan, güneyden, kuzeyden gelen vatandaşlarımız  ekmeğinin elinden alındığını düşünüyor ve bu hususta bizden aktif rol almamız  isteniyor ve biz aktif rol alacağız, bu süreci çok önemli bir başlık olarak ele  alıp mutlaka katkı sunacağız." dedi.

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım,  kadınlara yönelik projelerine ilişkin soru üzerine, kadının iş hayatına  katılması, toplumda daha etkin yer almasının son 16 yılda arttığını, iş hayatında  kadının yüzde 21'den yüzde 34'e çıktığını söyledi.

Yine siyasette de artış olduğunu, ancak bunun memnuniyet verici bir  düzeyde olmadığını dile getiren Yıldırım, üniversitedeki kız öğrencilerin  sayısının erkeklerden fazla olduğunu, kadın öğretmenlerin sayınının da  erkeklerden fazla olduğunu, hakimlerin sayısının da erkek hakimlerle hemen hemen  aynı olduğunu anlattı.

Asıl yoğunlaşılması gereken kısmın ev kadınları olduğunu belirten  Yıldırım, ev kadınlarının hem çocuklara hem de ev işlerine baktığını, onların da  sosyalleşme ihtiyacı olduğunu kaydetti.

Bu kadınların el emeği üretimlerini belediye olarak alıp  değerlendireceklerini, her aileye de bin liraya kadar katkı sağlayacaklarını  anlatan Yıldırım, şöyle devam etti:

"İstanbul'un 961 mahallesi var, bunun 300'ünde kreş yok. 300 mahallede  955 kreş yapacağız. Ev kadınları çocuklarını rahat bir şekilde gözü arkada  kalmadan bırakacak, dışarı çıkacak, tekrar oradan alacaklar. Bu şeyler Ekrem  Bey'de de olabilir. Birçok vaatler zaten hali hazırda, belediyenin yaptığı şeyler  var, yeni vaatler var. Mesela Ekrem Bey, Beylikdüzü'nde kreş vaadi vermiş. 11  kreş vaadi vermiş sadece 1 tane yapabilmiş. Keşke 11'ini yapmış olsaydı, ne güzel  olurdu. Önemli olan vaat vermek değil, vaadi yerine getirmek. Siyasetçinin  kalitesi oradan ortaya çıkar. Ben verdiğim hiçbir vaadi karşılıksız bırakmadım  bugüne kadar. Yapmayacağım hiçbir vaadi de yapmadım."

"Bu insanlar ölümden kaçtılar"

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım,  Suriye meselesi üzerine sorulan soruya, "Ekrem Bey çok şey anlattı da ne  yapacağını söylemeyi unuttu. Ben anlatayım ne yapacağımı. Bir göçmen konusu  özellikle Suriyeliler biliyorsunuz Suriye'de iç savaş başlayınca bu insanlar  ölümden kaçtılar. Canlarını kurtarmak için bize sığındılar. Biz inancımız gereği  geleneklerimize uygun olarak misafir ettik. Biz ev sahibiyiz. Onlar muhacir.  Misafir ettik. Bu işin başlangıcı böyle oldu." dedi.

Şimdi bunların geçici koruma statüsünde olduğunu dile getiren  Yıldırım, "Böyle bir kimlikleri var. Geçici koruma. Nerede olurlarsa olsun, hangi  şehirde olurlarsa olsun bunların hepsinin kaydı var. Eğitim hizmetleri, sağlık  hizmetleri de veriliyor. Bunlar en temel insanlık hizmetleri. Tabii şu görüşüne  katılıyorum. Uluslararası camia bunlara gerekli desteği vermedi. Sadece  Türkiye'yi bu konuda ne kadar güzel yaptığını, tam bir insanlık dersi verdiğini  her platformda söylediler. Ama ellerini taşın altına koymadılar. Akdeniz'den  sınırlarına ulaşan veya kara sınırlarına ulaşanları oralarda açlığa, yokluğa terk  ettiler. Hatta denizde boğulmalarına göz yumdular." diye konuştu.

Binali Yıldırım, bunların geçici olduğunu ve gideceklerini dile  getirerek, şöyle devam etti:

"Nitekim Afrin harekatını yaptık biliyorsunuz. Ben başbakandım. Oraya  şimdi bir kısmını gönderdik. Cerablus'u, El Bab'ı aldık oraya gönderdik. 500 bine  yakın Suriyeli gitti. Şimdi Fırat'ın doğusundaki o bölgeyi temizleyip diğerlerini  de oraya göndereceğiz. Ama bu süre içerisinde İstanbul'da yaşayan özellikle  belirli ilçelerde Fatih, Zeytinburnu, Esenyurt, Beyoğlu gibi bölgelerdeki sayı  fazla. Burada bir asayiş sorunu, İstanbulluların huzurunu, İstanbulluların  rahatını kaçıran olaylara karışırlarsa, kanunsuz işler yaparlarsa bunların normal  seyirde gitmesini beklemeden tutar göndeririz. Bu kadar açık. Bunu tabii  belediyenin tek başına yapması mümkün değil. Bu iş merkezi hükümetle yapılacak.  İçişleri Bakanlığı, Göç İdaresiyle  yapılacak. Bu bir koordinasyonla çalışacak."

Bir düzeltme yapmak istediğini aktaran Yıldırım, "İstanbul Büyükşehir  Belediyesinde mültecilerle ilgilenen bir birim var. Belki bu birim daha da  güçlendirilebilir. Buraya gelmeden önce o bilgiyi aldım. Onu ifade etmek  isterim." ifadelerini kullandı.

Seçilmesi halinde İstanbul'da kadının güçlendirilmesi ve çalışma  hayatına katılması için ne gibi projeleri hayata geçirmeyi planladığına ilişkin  soru üzerine İmamoğlu, "Siyasi kalitemiz konusunda yine bir yorumda bulundu.  Kalite yorumu yapınca incitici oluyor. Bu tabii hoş bir yorum değil. Zira,  Beylikdüzü halkı ortaya koyduğu takdirle de bizim 5 yılda neler başardığımız  hususunda net bir refleks ortaya koymuştur." dedi.

İmamoğlu'nun, "Bugün vaat verme pozisyonu bize aittir ama Sayın  Yıldırım'a ait değildir. 25 yıldır yönetiyor." demesi üzerine Yıldırım, "Bunu  anlamadım. Ben de belediye başkan adayıyım. Bu ne biçim laf." yanıtını verdi.

Ekrem İmamoğlu, "Sayın Yıldırım'a şunu söylemeye çalıştım; Siz, 25  yıla yakındır 17 yılı da özellikle AK Parti dönemine ait olmak üzere, 15 yıl da  AK Partili belediye başkanlığı olmak üzere yönetimdesiniz zaten. O anlamda vaat  bize yakışır. Siz, bir şey yapmamışsanız, kadın ile ilgili eylemleriniz yeterli  değilse, bugün bunları vaat haline getirmişseniz sevindirici." ifadelerini  kullandı.

"Vaatlerimize eşlik ediyor olması mutlu edici"

Söylediği birçok vaadin tarihlerinin olduğunu anlatan İmamoğlu, şöyle  devam etti:

"15-20 gün sonra Sayın Yıldırım'ın bunları da açıklıyor olması, bizim  vaatlerimize eşlik ediyor olması benim açımdan mutlu edici. Bunu eleştirmem.  Tabii ki bizdeki açıklamaların takip ediliyor olması... 31 Mart seçimleri ve  şimdi yenilenecek olan kısmı ile beraber bizim söylemlerimiz üzerine oturmuştur.  Biz, insana, kadına, çocuğa, bu şehrin gençlerine oturttuk zemini. Bu çok değerli  bir şey. Biz, hızlıca 150 kreş açacağız. En fazla çocuk sayısı olan ve kreşi  olmayan 150 mahallede hızlıca kreş açacağız. Sadece kreş meselesi değil bu  kadınların söz hakkı olma meselesi. Kadın istihdamı ve kadın emek ofisleri, bu  ofisler üzerinden satın alma garantisiyle kadınların çalışabilmesine fırsat  tanımak, kadınların hayat içinde olmasını sağlamak."

Annelerin 0-4 yaş arası bebekleriyle İstanbul'u ücretsiz dolaşmalarını  sağlayacaklarını aktaran İmamoğlu, kadına yönelik projelerine ilişkin şunları  söyledi:

"Yine 0-4 yaş arası çocuğu olan annelerin, bütün sosyal  tesislerimizden yüzde 40 indirim almalarını sağlayacağız. Kadın sağlığı tarama  merkezi, aynı zamanda 7/24 hizmet veren iki adet istasyon sığınma evi açacağız.  Kadın sığınma ve şiddet kriz merkezi açacağız. 2015 TÜİK verilerine göre İstanbul  güvenlikte 73. sırada. Her 10 kadından dördü şiddet görüyor. Çocuğu ile beraber  kadını, ihmal ve istismar hususları üzerinden destekleyeceğiz. Bu anlamda özel  ekiplerimiz olacak. 961 mahalledeki mahalle evlerimizde iki sosyolog istihdamı  sağlayacağız. Niye? Özellikle çocuk istismarı ve kadına şiddetle ilgilensin diye.  Bütün bunlar bugünün ev kadınlarına olağanüstü hizmet ortamı yaratmış olacak."

"Ne FETÖ'yü görmüşlüğüm ne de yurtlarında kalmışlığım var"

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım,  "Siz hayatınızda FETÖ'nün yurtlarında kaldınız mı, okullarına gittiniz mi, mesela  örgüt elebaşını gördünüz?" şeklindeki soruya, "Yok. Yani benim ne FETÖ'yü  görmüşlüğüm ne de yurtlarında kalmışlığım var." yanıtını verdi.

Daha sonra Küçükkaya, "Çarpık kentleşme, yapılaşma... Hangi partili  belediye olursa olsun karşı karşıya kaldığımız hazin bir durum. İkinizden de  bunun yanıtını merakla bekleyeceğim." ifadelerini kullandı.

Bu sırada İmamoğlu, "İçeriklere konu olarak girme zorunda olduğunu  hissettiğim anlamda bir yön çizebilmek adına kaç sorumuz kaldığını bilmek  istiyorum." diye konuştu.

Küçükkaya'nın "Son bir soru, bu sorudan sonra benim özel bir sorum  var, sonra bitiyor." yanıtı üzerine İmamoğlu, "Tamam, çünkü ben bazı alanlara  girmek istiyorum." dedi.

İsmail Küçükkaya'nın, ek söz hakkı verebileceklerini dile getirmesinin  ardından Yıldırım da "Şimdi bir şeyi konuşalım, biz doğrusunu istersen ulaşımı  konuşmadık. İstanbul'un en büyük sorunu. Trafiği konuşmadık, çevreyi konuşmadık,  otoparkı konuşmadık. Daha birçok konular var. Herhalde Ekrem Bey de bunu uygun  görür." ifadelerini kullandı.

İmamoğlu da "Ben tam da o anlamda söyledim. Bazı hususları  konuşmadık." dedi.

"İstanbul'un yeşile ihtiyacı var"

İmamoğlu, İstanbul'un kent yönetimi hakkında yöneltilen soruya,  "İstanbul'un yönü yok. İstanbul'un gittiği yerle ilgili bir tanım yok. Buna Sayın  Yıldırım da katılacaktır. Öyle bir hale gelmiştir ki nüfus planlamasında kaç  milyon olacak İstanbul? 20 mi, 25 mi 30 mu? Kaç milyonluk nüfus yerleşimi  planlanıyor? Böyle bir yönü yok. İstanbul şehrinin yönünü çizeceğiz. İlk bir yıl  içerisinde mevcut durumu belirleyeceğiz sonraki bir yıl içerisinde de İstanbul'a  2030 ve 2050 hedeflerimizi açıklayacağız. Bu hedefler bizim ortaya koyduğumuz  yıllar değildir. Dünya çapında şehirlere atfedilen birtakım dönüm noktalarıdır.  Bunlar BM çapında çalışılmış yıl parametreleridir." yanıtını verdi.

İstanbul'un kırsalda kalacak mahalleri gibi hususlarda bir planlama  getireceklerini aktaran İmamoğlu, şöyle devam etti:

"Yeşil alan konusunda özellikle az önce konuyla ilgili söylediler,  birtakım raporlar açıkladılar ama İstanbul yeşil alan bakımından dünyanın en  sıkıntılı metropollerinden biri. Dünyanın önde gelen ülkeleri arasında birçok  verimiz geri... OECD ülkelerinde çocuk yoksulluğu konusunda son sıradayız. Yeşil  alan keza aynı. Bunların hepsi yaşamı etkileyen şeyler. Biz, 15 vadide yaşam  vadisi açıkladık. Bunu neden açıkladık? İstanbul'un yeşile ihtiyacı var. Kuzey  kuşağı açıkladık. Kuzey ormanlarına verilen sıkıntı ve tahribattan sonra  özellikle böyle bir çalışmayla tam 30 milyon metrekarelik yeşil alanı bu şehre  katma zorunluluğumuzu paylaştık. Bunun yanı sıra İstanbul'da kentsel dönüşüm çok  önemli bir konu. Buna neden giriyorum? Depremi tetikleyen bir husus olduğu için.  Ben demedim. Bu şehri 25 yıl yönetenler 'Bu kente ihanet ettik.' cümlesini  kuranlar söyledi. 25 yıldır yönetiyorsunuz. Sahile kurulan o yüksek binalar,  birçok ilçede yeşil alanların imara açılarak, özellikle deprem toplanma  alanlarının yok edilmesiyle bu kentin yeşil alan fakiri haline getirilmesi... Bu  unsurlarda katı, sıkı ve şehrin değişmez kurallarını var edeceğiz."

"37 milyon 500 bin metrekare ilave yeşil alan kazanmış olacağız"

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım da  yeşil alanın bir şehir için 2 şekilde önemli olduğunu anlatarak, "Birisi şehrin  nefes alması. İnsanlar binalardan, yeşil alan olmamasından bunalıp, kendini  atacak bir yer bulması lazım, bu anlamda önemli. Bizim de 20 tane 'Yeşil Koridor'  projemiz var. Bu Silivri'den başlıyor, Pendik'e kadar devam ediyor. Esasında  bunlar şu, İstanbul'un dereleri bunlar önceden buralar dereydi daha sonra  yapılaşmadan dolayı bir kısmı artık adı kaldı kendisi yok. Biz bütün bu dereleri  ihya edeceğiz. Bu dereleri ihya ettikten sonra 37 milyon 500 bin metrekare ilave  bir yeşil alan kazanmış olacağız. Bu alan hem derenin etrafında yürüyüş bisiklet,  piknik alanları olacak buradan da yatayda millet bahçelerine geçiş olacak, ondan  sonra her mahallede 200 metre mesafede çocuk parkı olacak. Sonra semt parkları,  sonra millet bahçeleri ve bu koridorlarla entegre olacak dolayısıyla kuzey  ormanlarına erişimi bu koridorlarla sağlayacağız veya kuzeyden Marmara'ya inişi  sağlamış olacağız." diye konuştu.

Bu şekilde de yeşil alan miktarını artırırken buraların depremde  geçici barınma alanları olarak kullanılacağını dile getiren Yıldırım, şunları  kaydetti:

"Bu çok heyecan verici bir proje ve çok kolay da yapılabilir bir  projedir bunu yaptığımız zaman İstanbul'un kişi başı yeşil alan miktarı 10  metrekarenin üzerine çıkmış olacak. Şu anda 8 metrekare civarında. Tabii dikey  yapılaşma kötü bir şey hem şehirde sosyalleşmeyi ortadan kaldırıyor, aynı zamanda  da şehrin güzelliğini, kimliğini ortadan kaldırıyor. Ben gelmeden baktım.  İstanbul'un dikey yapılaşmasında ilçeler bazında inceleme yaptım, 22 ilçede  yoğunlaşmış, bu 22 ilçenin 18'i CHP belediyesi. Dikey yapıların 4 tanesinde AK Parti'li belediye başkanları var. "

İmamoğlu, gençlere yönelik projelerine ilişkin, şehrin çocuk ve genç  kenti olduğunu belirterek, Avrupa'da sadece gençlerimizin nüfusunu geçen sadece  bir iki şehir olduğunu söyledi.

0-4 yaş arasındaki çocuk sayısının 1 milyon 200 binin üzerinde  olduğunu dile getiren İmamoğlu, şöyle devam etti:

"Hem çocuk hem genç politikası bu şehrin inanılmaz önceliği olmak  zorunda. Genç deyince aklımıza eğitim gelir. Bu bir eğitim, seferberlik. Kreşle  başladığımız o seferberlik sürecini, gençlerin üniversite eğitimleri bittikten  sonra meslek edinme ve hayata katılma noktasına varıncaya kadar takip edilmesi  gereken önemli bir alan. Genç Kart, ulaşımda, kültürde, sosyal tesisler ve sporda  yüzde 40 indirim. Öğrenci olmayan tüm gençler de buna dahil. Öğrenci olanlara  indirimimizi yaptık. Taahhüt etmiştik, yerine getirdi. Üniversite bursu, 75 bin  öğrenciye 8 ay boyunca 400 lira İstanbul'a gelene de İstanbul'dan gidene de  öğrenci bursu vereceğiz. Yurt, hızlıca, kimseye muhtaç değiliz. 12 kadın, 8 erkek  öğrenci yurdunu hizmete geçireceğiz. 10 adet yeni gençlik merkezi, çok etkin  olacaklar. 10 adet dünya dilleri merkezi. Hangi dil isteniyorsa, dillerine dönük  eğitim verdireceğiz. Dünya dillerini öğrenen insanlar daha hızlı iş sahibi  olabiliyor. Ücretsiz online hizmet şeklinde dil eğitimi vereceğiz."

İmamoğlu, gençlerin İstanbul'dan başka şehirlere kaçmayacağını, beyin  göçüne ilişkin yılda 230 milyon dolarlık bir tarif yapıldığını söyledi. Gençlerin  hayallerini İstanbul'da kuracağını ifade eden İmamoğlu, mahallelerinde iş  bulamayan 350 bin gencin Ekrem Ağabeyi olmaya geldiğini dile getirdi.

Erişilebilir bir kent olacağını belirten İmamoğlu, "Bu kent  erişilemiyorsa, engelliler için engeller taşıyorsa, o zaman bu kentin vicdanı yok  demektir. Bu kenti vicdanlı bir kent haline getireceğiz. 10 adet engelli gündüz  bakım evi, 10  alzheimer gündüz bakım evi, yaşam becerileri öğrenme köyü  kuracağız. Yaşlı ve engelliler acil durum bilekliği. Aktif yaşlanma programı  diye, yaşlılarımızı yaşlandıkça bu kentten keyif almalarını sağlayacağız." diye  konuştu.

"Gençler benim kankam"

Binali Yıldırım da gençlere yönelik vaatlerine ilişkin soruya, "Bir  kere gençler benim kankam. Gençleri benim kankam olmaya davet ettim. Çok da güzel  tepkiler aldım. Gençlere 10 GB internet bedava olacak. Bu en baba müjde gençler  için." dedi.

Gençlerin bu internetle bin 500 tane elektronik posta gönderip,  alabileceklerini, 150 saat müzik çalabileceklerini, 150 saat internete  girebileceklerini anlatan Yıldırım, ayrıca bin 500 sosyal paylaşım  yapabileceklerini, 10 saat de Netflix'te video izleyebileceklerini kaydetti.

Yıldırım, "Müzeler ve tiyatrolar bütün gençlere ücretsiz olacak,  belediyelerin... Uluslararası e-spor olimpiyatlarını İstanbul'da yapacağız.  öğrencilere kırtasiye desteği var. Bunun miktarını artıracağız. Amatör spor  kulüplerine, 900 tane amatör spor kulübü var. Burada 150 lisanslı sporcu var,  bunlara 100 bin lira tutarında destek vereceğiz her yıl. Şu anda bunun onda biri  veriliyor. On kat artıracağız. Spor tesislerinden gençler ücretsiz yararlanacak."  ifadelerini kullandı.

300 bin civarında motosikletli bulunduğunu aktaran Yıldırım,  "Motosikletle geçişler her iki köprüden bedava olacak. Üniversiteye hazırlanan,  yani üniversitede okumayıp öğrencilik vasfını kaybetmişler de bu ulaşım  indiriminden yararlanacak. İşsizlik maaşı alana toplu ulaşım desteği vereceğiz.  Öğretmenler de genç sayılır. Öğretmenler bütün toplu ulaşımdan bedava  yararlanacak." diye konuştu.

Binali Yıldırım, şöyle devam etti:

"Gençlere burs' dedi. Ben bursu yazmadım. Ben de düşündüm yazmayı ama  niye yazmadım? Çünkü belediyeler burs veremiyor. Veriyordu esasında. Cumhuriyet  Halk Partisi konuyu Anayasa Mahkemesi'ne götürdü, belediyelerin burs vermesini  artık imkansız hale getirdi. Tabi Ekrem Bey nasıl 75 bin öğrenciye burs verecek,  onu merak ediyorum ama Ankara'yla beraber çalışırsak, orada 2 parti anlaşırsa bu  mesele çözülebilir. Önce bu engelin aşılması lazım. Ekrem Beyin daha önce  beyanatı var, 'İstanbul Ankara'dan yönetilmeyecek' diye."

Ulaşım konusunda İstanbul'da yapmayı planladığı projelere ilişkin soru  üzerine Yıldırım, "Ulaşım benim işim tevazuya lüzum yok. Türkiye'de bu işi  hallettim. 16 yıl boyunca Türkiye'nin her tarafını bölünmüş yollarla donattık,  hava yolunu halkın yolu yaptık. Hızlı treni getirdik. İnternetle yurdun her  köşesini adeta ördük. Şimdi İstanbul'da ne yapacağız? İstanbul'un birinci derdi  ulaşım ama Marmaray'ı yaptık, 3. Köprü'yü yaptık, Avrasya Tüneli'ni yaptık, Kuzey  Marmara Yolu'nu yaptık, Osmangazi Köprüsü'nü yaptık, dünyanın en büyük  havalimanını yaptık. Bunlar ayrı, geçmişi konuşmayalım." diye konuştu.

"Her yıl minimum 50 kilometre raylı sistem yapacağız"

2024'e kadar, insanların trafikte yarım saat kazanmalarını  sağlayacaklarını anlatan Yıldırım, sözlerine şöyle devam etti:

"Baba, evine yarım saat önce gidecek. Nasıl? Yapacağımız raylı  sistemle. 518 kilometreye çıkaracağız raylı sistemin uzunluğunu. Bu, şu demektir;  233 kilometre var, bunun üzerine her yıl minimum 50 kilometre raylı sistem  yapacağız ve bu şekilde metroların payı süre sonunda yüzde 48'e çıkacak. Bugün ne  kadar? Bugün yüzde 18. Yüzde 30 artmış olacak. Bu, en önemli projemiz. Burada çok  ciddi bir yatırım var. Bugüne kadar Ankara metrolarını yaptık, İzmir İZBAN'ı  yaptık. Burada yaptığımız metrolar var. Dolayısıyla edindiğimiz tecrübelerle bunu  kolayca yapabiliriz. Bilmiyorum Marmaray'ı Ekrem Bey kullandı mı? Bugüne kadar  Marmaray'dan 350 milyon İstanbullu istifade etti."

Otonom ve akıllı metrobüs araçları projesi

Yakın zamanda Marmaray'ın banliyö hattını Gebze'den Halkalı'ya kadar  yaptıklarını belirten Yıldırım, "Bu şekilde ciddi anlamda metrobüste biraz  rahatlama oldu. Asıl metrobüsü rahatlatacağımız şey, Beylikdüzü'nden  Söğütlüçeşme'ye giden bu güzergahı otonom ve akıllı metrobüs araçlarıyla  değiştireceğiz, kapasiteyi yüzde 50 arttıracağız, böylece orada da rahatlama  sağlayacağız. Üstelik bu güzergahta da bir otoyol daha yapacağız, Kuzey Marmara  ile TEM arasında olacak. Ayrıca Levent ile Mahmutbey arasındaki metroyu da bu  sene sonuna kadar açmış olacağız. Bunu ben yaparım, çünkü Türkiye'de daha önce yaptım." diye konuştu.

"Ulaşım işi, bütüncül bir yaklaşım"

Yıldırım, bazı vagonların uygunsuz olduğu için çürümeye terk edildiği  yönündeki iddiaların sorulması üzerine de "Marmaray araçları için söylendi, o  yanlış. Yanlış tabii, onlar yedekli, peyderpey devreye giriyor. Külliyen yalan.  Bakanlık açıklamasını yaptı." yanıtını verdi.

Küçükkaya'nın ulaşım politikalarına ilişkin sorusu üzerine de CHP  İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ekrem İmamoğlu, "Ulaşım işi, bütüncül  bir yaklaşım, insanı hissetme ve insanla çözüm bulma, aktörleriyle,  minibüsçüsüyle, taksicisiyle, otobüsçüsüyle, servisçisiyle bunları yok sayarak  değil. Servis işinde tahdidi biz vadettik, biz taahhüt ettik." dedi.

Bu sırada Yıldırım "Biz de kaldırttık." demesi üzerine İmamoğlu, "Siz  kimsiniz? Bakın şu anda benim başkanlığım döneminden sonra vekaleten bakan Vali  Bey var. Kim yaptı ben anlamadım? Büyükşehir belediyesi süreci bizim sayemizde."  ifadelerini kullandı.

İmamoğlu'nun ifadeleri üzerine Yıldırım, "UKOME yaptı UKOME." şeklinde  değerlendirmede bulundu.

"Ulaşımda bütün aktörlerle beraber çalışacağız"

Ekrem İmamoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Biz bütün aktörleriyle beraber çalışacağız. Az önce ulaşım  indirimleri söyledim. Örneğin, ulaşım indirimleri Büyükşehir Belediyesinin  sorumluluğunda. Hiçbirisi bizim halk otobüslerine veya şirketlere mal  edilmeyecek. Bakın biz taksicinin, minibüsçünün özellikle köprüleri ücretsiz  kullanımı noktasında girişimlerde bulunacağız. Aynı zamanda biz şehir içinde  kalan gişeleri şehir dışına aktarılması noktasında fizibilite çalışmalarımızı  yürütüyoruz, mutlaka konuşacağız. Sayın Yıldırım, 'Ulaşımda Türkiye'yi halletim.  Benim işim.' dedi. Saygıyla karşılıyorum. Sanki Sayın Cumhurbaşkanını ve birçok  uzmanlara haksızlık yaptı diye düşünüyorum 'Benim' derken, tekil kullanırken. Ama  İstanbul'u halledemediler. İstanbul'u niye halledemediler biliyor musun? İstanbul  dünyanın en sıkışık ikinci kenti. İstanbul'da durakta bekleme süresi ortalama 20  dakikayı aşıyor ve bir saati aşkın derecede olan yerler var. İstanbullunun  ulaşımda günde geçirdiği vakit 91 dakika. Biz bunun yılını falan hesapladık,  neredeyse bir insan ömrü gibi. Dolayısıyla İstanbul'u çözemediler. İstanbul'u  bütünleşik ulaşım ağıyla biz çözeceğiz. İstanbul'da metrodan bahsediyorlar, örnek  vereyim, evet ben Marmaray'dan geçtim. Teşekkür ediyorum. Marmaray'dan geçtim.  70'lerde fizibilitesi başlayan, 90'larda bu sürecin mali, finansman ve ihalesinin  yapıldığı Marmaray'a ve banliyö hattına teşekkür ederiz. Kendilerinin döneminde  de bitirildi."

Bu sırada Yıldırım, "İhaleyi de ben yaptım." dedi. Daha sonra  İmamoğlu, 2004'te 45 kilometreyle alınan metro hattının 170 kilometreye  erişebildiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

"170 kilometrenin anlamı ne biliyor musun? Senede sadece 8,3 kilometre  yapabildiler. Beylikdüzü metrosu hala duruyor. 2004'ten beri ben siyasette  değildim. Her seçimde vadedilmiştir. Ben orada yaşıyorum. Deniz ulaşımı yüzde  10'lardan yüzde 3'lere düştü. Deniz ulaşımı bizim önemli bir konumuz. Bu şehirde  500 kilometre bisiklet hattını biz o yaşam vadilerinden, yeşil kulvardan,  füniküler hatlarından... Bakın yüksek tepeleri olan bu kentin özellikle sahilin  erişimi noktasında yaşam vadilerini, füniküler hatlarıyla destekleyecek, TEM'de  kuracağımız megabüsle, metrobüs hattının yükünü hafifletecek, metrobüs hattında  da yerli ve temiz enerjili ulaşım firmalarıyla çalışacağımızı duyurmak  istiyorum."

İmamoğlu, ortak yayının sonunda kendisinin ve Yıldırım'ın aileleriyle  ortak bir fotoğraf vermesi talebini ileterek, "Bu şehrin kucaklaşmaya ihtiyacı  var. Bu şehrin buluşmaya ihtiyacı var. Bu ülkenin de kucaklaşmaya ihtiyacı var.  Şehirlerde hak, hukuk, adalet, vicdan, ahlak ve erdem gibi kavramlar şehirlerden  başlar. Bırakalım iftiraları ve birtakım uygulamaları... Adayların dışında sahada  üretilen birtakım dilleri bir kenara bırakalım. Ben kimseyle ilgili konuşmadım.  Allah'a şükür 6 aydır söz verdiğim gibi temiz dille bu süreci bitiriyorum.  Geçenlerde duyuyorum. 'Belediyenin sosyal tesislerinde alkol olacakmış.' Ben  Beylikdüzü'nde 9 sosyal tesis açtım. Birinde alkol var mı Allah aşkına? Bizim  dönemimizde açıldı." diye konuştu.

"Kadınların ve erkeklerin aynı yerde havuza girmesi" iddialarına da  değinen İmamoğlu, "İki tane havuz açtım. Saatleri günleri ayrı. Bu şehir akılla  bilimle ve insanların uzlaşmasıyla, bir arada barış ve özgürlük içinde eşit  paylaşarak... Şeffaflığı, saydamlığı, katılımcılığı hakim kılarak muazzam bir  kent var edeceğiz. Biz buna hazırız. Ekibimiz müthiş bir ekip. Benim ekibim 16  milyon İstanbullu." ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, 23 Haziran'da herkesin sandığa gitmesini isteyerek,  İstanbul'un çok güzel olacağını kaydetti.

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım da  İstanbul'un 15 milyon 67 bin nüfusunun olduğunu belirterek, kentin nüfusunun ilk  defa geçen yıl 60 bin eksildiğini söyledi.

Anadolu'da altyapıyı çok güzel yaptıkları için bazı vatandaşların  kendi memleketlerine döndüğünü, dönmek isteyenlere de belediyenin destek veriğini  anlatan Yıldırım, şöyle devam etti:

"Şehrin gelecek planlaması yapılıyor. Bu güncellenecek. Benim  İstanbullulara söyleyeceğim şudur, 16 yıl ülkeme dolu dolu hizmet yaptım.  Ulaştırma bakanı olarak, başbakan olarak, Meclis başkanı olarak. Bu şehir beni 11  yaşındaki Binali'den Binali Yıldırım yaptı. Bu makamların hepsini gördüm. Bu beni  Binali Yıldırım yapan 50 yıldır yaşadığım bu şehre çok güzel hizmetler yapmaya  hazırım daha önce yaptıklarımı yeni yapacaklarımla taçlandıracağım.

Marmaray'ın üzerine, Avrasya Tüneli'nin üzerine, 3. köprünün,  Osmangazi'nin, Kuzey Marmara Otoyolu'nun üzerine İstanbul ulaşımını 5 yıl içinde  çözeceğim. Eziyeti ortadan kaldırıp seyahati keyfe dönüştüreceğim. İnsanların  evlerine gidip çocuklarına daha fazla zaman ayırması için seyahat sürelerini  kısaltacağım. Esasen eğer  3. köprü, Avrasya, Marmaray olmasaydı bugün  İstanbul'da trafik felç olurdu. Adım bile atılamazdı."

Yıldırım, "İstatistikler gösteriyor. Avrasya 50 bin yük aldı. Yavuz  Sultan Selim 120 bin yük aldı. Marmaray her gün 300 bin yük alıyor. Şimdi banliyö  hattı o şekilde. Deniz niye azaldı? Eskiden sadece deniz geçişi vardı, alternatif  yoktu. Onun üzerine önce 1. köprü, sonra 2. köprü, sonra 3. köprü, sonra Avrasya,  Marmaray yapılınca haliyle alternatifler arttı. Bu şekilde deniz taşımacılığını  da biz bedava yapıyoruz aktarmada. Deniz taşımacılığı bedava olduğu için bu biraz  daha açılacak.  7  tane hat kuracağız. Son sözüm vatandaşlarıma İstanbul'da  herkes sandığa gitsinler ve sözlerini 23 Haziran'da söylesinler diyorum. Ben de  Ekrem Bey'i çaya davet ediyorum." diye konuştu.

Küçükkaya'ya teşekkür

Programın sonunda gazeteci İsmail Küçükkaya, Yıldırım ve İmamoğlu'na  moderatörlüğünü beğenip beğenmediklerini sordu.

Binali Yıldırım, "Ben bir anormallik görmedim. Gayet iyi olduğunu  söylüyorum." dedi. Küçükkaya'nın "Adil miydim?" şeklindeki sorusuna, Yıldırım  "Olabildiğince" yanıtını verdi.

Ekrem İmamoğlu ise "Tüm özgün ve özgür irademle teşekkür ederiz."  cevabını verdi. Küçükkaya'nın Yıldırım'a dönerek, "Sizin de teşekkür etmenizi  isterim. Herhangi bir hatamı gördünüz mü?" demesi üzerine Yıldırım, "Ben de  teşekkür ederim" yanıtını verdi.

"Rakibinizi nasıl buldunuz?" şeklindeki soru üzerine ise Yıldırım,  "Rakibim, gayet benim gibi, Allah'ın yarattığı bir kul." dedi.

İmamoğlu ise aynı soruya, "Her şey için teşekkür ederiz. Kusurlar  olmuş olabilir. Herhalde en güzel söz olmuş ise affola hem seyircilerimizden hem  milletimizden hem saygıdeğer Sayın Yıldırım'dan." diye cevap verdi.

Son söz olarak Yıldırım da "Biz de memleket için, İstanbul için,  düşüncelerimizi anlatmanın gayreti içerisinde olduk. Anlattıklarımız hiçbir zaman  kişisel bir mesele değildir. Daha iyi bir İstanbul için daha güzel İstanbul  şartları için çalışacağız, elimizden geleni yapacağız." değerlendirmesinde  bulundu.

Yıldırım ve İmamoğlu'nun eşlerinin canlı yayının ardından program  stüdyosuna gelmelerini ve birlikte fotoğraf vermelerini istediğini aktaran  Küçükkaya, tarafsızlık içinde halkın beklediği soruları yöneltmeye çalıştığını  belirterek, İmamoğlu ve Yıldırım'a teşekkür edip programı kapattı.

Yazarlar programa ilişkin görüşlerini şöyle aktardı:

 Melih Aşık: Moderatör İsmail Küçükkaya programa katılan iki adaya mal bildiriminde bulunma konusundaki düşüncelerini sordu. İki aday da teoride olumlu konuştular. Pratikte bu sözlerini ne kadar tutacaklarını zaman gösterecek. CHP’li emektar siyasetçi Kemal Anadol bu yılın başında CHP’ye bir çağrı yaparak, belediye başkan adaylarının kendileri ve yakınlarının mal bildirimini zorunlu tutmasını önermişti. CHP’den ses çıkmadı. Tabii bu ilkeyi yalnızca CHP’nin uygulaması yetmez. Bütün partiler katılmalı.
 
 
 

Ertuğrul Özkök: Bu ülkede 17 yıldır ilk defa iki siyasetçinin birbirine tek kelime hakaret etmeden, seslerini yükseltmeden, saygısızlık etmeden tartışabilmesinin mümkün olduğunu gördük.

 

.
Sedat Ergin: Olgun ve medeni bir ortamda gerçekleşmesi, centilmence bir finalle kapanması Türkiye’de siyasete hakim olmasını arzuladığımız ölçüler açısından sevindiricidir.

 

Ahmet Hakan: İmamoğlu, yeni imajına abanabilirdi, herkesi kucaklayan eski imajına dönmeye çalıştı. Yıldırım, mağdur konumuna düşürebilirdi asla belden aşağı vurmadı.
 
Hande Fırat: Bu yayın sayesinde iki ismi de hiç görmediğimiz kanallarda canlı yayında gördük. Hem de bir arada gördük. Program heyecansızdı. Bu bir ilk adım. Eksikleri olabilir ama iyi adımdı.
 
Abdulkadir Selvi: İki aday birbirine bariz üstünlük kuramadı. Peki program seçmen tercihlerini etkiledi mi? Kamuoyu araştırma şirketlerinin yöneticilerine sordum...

 

 

Ali Eyüboğlu: “Kazananı kim oldu?” derseniz, bence sonuç şu:  Adaylar fikirlerini söyledi, Türkiye onları izledi ve kazanan Türk demokrasisi oldu. 
 

 

 

 

 

 

 

 

ETİKETLER