Gazetevatan.com » Yazarlar » İslâm'da muska yazma yoktur

İslâm'da muska yazma yoktur

20 Kasım 2004 Cumartesi

Arapça şeyh kelimesi üç anlam ifade eder: Yaşlı, din bilgini, kabile lideri. Tasavvufta tarikat liderine şeyh denmiştir. İslâm'da herhangi bir şeyhe bağlanma mecburiyeti yoktur


Soru: Gerçekten şeyh diye bir kavram var mı? Muska, dinimizce caiz mi? (R. Ç.)

Cevap: Arapça şeyh kelimesi üç anlam ifade eder: Yaşlı, din bilgini, kabile lideri. Tasavvufta tarikat liderine şeyh denmiştir. İslâm'da herhangi bir şeyhe bağlanma mecburiyeti yoktur. Yol gösterenimiz Peygamber ve onun bıraktığı Kur'ân'dır. Peygamberimiz de, "Size Allah'ın kitabını bıraktım. Ona uyduğunuz sürece şaşmaz, sapıtmazsınız" buyurmuşlardır.

Böyle olmakla beraber Hak aşkıyla yanıp olgunlaşmış bazı kimselerin, insanları doğru yola yönlendirmede çok etkili ve yararlı oldukları bilinmektedir. Nasıl sanatlar ustasından öğrenilirse bir uzmanlık olan maneviyatta derinleşme yöntemi de mürşidinden öğrenilir. Yalnız bu kişilerin kendilerini tanrı yerine koymamalan, insanları sömürmemeleri, kibir ve gurur içine düşmemeleri, gerçekten Kur'ân ahlâkını yaşayıp yansıtan ermiş olmaları gerekir. İnsanlara bağnazlık aşılayan, işi sakala, cüppeye, şekle, gösterişe döken çıkarcı kişilerden uzak durmak gerekir. Allah ile kul arasında aracı yoktur. Kur'ân'a göre yaşarsanız size yeter.

Muskaya gelince. İslâm'da muska yazma ve taşıma yoktur. Yani Kur'an'da böyle bir şey emredilmemiş, Peygamberimiz de muska yapmamıştır. Sahabiler birtakım yazılar yazıp muska şeklinde taşımaktan hoşlanmamışlardır. Yalnız hastalara okuma, dinimizde vardır. Peygamberimiz hem kendisine hem de torunlarına okurdu. Bazı sahabileri de yılan ısırmasına karşı Fatiha okuyarak afsun yapmışlar, Peygamberimiz buna cevaz vermiştir. Ama her şeyden önce hastaların doktora gitmeleri gerekir.

Öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazları birlikte kılınabilir
Soru: Günde üç vakit namazla ilgili olarak bilgi verir misiniz? Teşekkürler. (Aydın Uygun / Sultandağı-Afyon)

Cevap: Kur'ân'da namaz için üç vakit belirlenmiştir. Gündüzün iki tarafı ve gecenin ortası. Bunlar sabah namazı, güneşin batmasından alacakaranlık arası ve gecenin ortası. Buna göre farz namazlar, sabah, akşam ve gece namazlarıdır. Ancak Peygamberimiz beş vakit olarak kıldırmıştır. Öğle ile ikindi Peygamberimizin uygulamasıdır. Aynca akşam vaktini de akşam ve yatsı olarak ikiye ayırmış, bunlarda ayrı ayrı namaz kıldırmıştır. Peygamberimizin kendi uygulamasıyla sabit olan namazlan birleştirerek kılmak caizdir. Bundan dolayı öğle ile ikindi, akşam ile yatsı namazları cem edilebilir (birlikte kılınabilir). Zaten kendileri de seferlerinde ve zaman zaman hazardayken böyle uygulamıştır.