Gazetevatan.com » Yazarlar » Mevlânâ’nın önsezisi

Mevlânâ’nın önsezisi

03 Şubat 2011 Perşembe


Mevlânâ üzerinde inceleme yapan ve onun Mecalis-i Seba, Fihi Ma Fih ve Mesnevi’sini Fransızca’ya çevirmiş olan “Eve De Vitray Meyerovitct”, Müslüman olup “Eva” adını almıştır.

Selçuk Üniversitesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abdullah Öztürk, bu hanımın Fransa’da bulunan mezarını, kendisinin vasiyeti üzerine 17 Aralık 2008’de uzun uğraşlar sonucunda Prasit’ten alıp Mevlânâ Türbesi yanında bulunan Üçler Mezarlığı’na naklettiklerini söylemiştir. Prof. Öztürk’ün ifadesine göre bir sufi olan Meyerovitct, Mevlânâ’nın mesajlarındaki şifreleri çözmeyi başarmıştır. Batıda Mevlânâ’nın tanınmasına çalışan ve birçok kimsenin Müslüman olmasına yardım eden Meyerovitct, verdiği konferanslarında Mevlânâ’nın eserlerinde işaret ettiği hikmetleri açıklıyordu. Meyerovitct’in, Prof. Öztürk tarafından videoya alınan anlatılarından, Hz. Mevlânâ’nın modern bilimin ancak 1930’larda ortaya koyabildiği atom bombasının tehlikesini ve 9 gezegenin bulunduğunu bildiği anlaşılmaktadır. Meyerovitct, Mevlânâ hakkında diyor ki: “Mesnevi’de köktendinciliği, bağnazlık ve tutuculuğu, gelenekselliği, kuralcılığı reddeden, çok nitelikli, bütünüyle samimi, hoşgörülü, benim inanışıma uygun bir İslâm dini buldum. Türkiye’de çok mutlu oluyorum ve kendimi Türk hissediyorum.”

Meyerovitct, Mesnevi’de şunların bulunduğunu da anlatıyor: “Mevlânâ, ‘atomu keserseniz güneş sistemini bulursunuz. Atomun içinde ve çevresinde gezegenler bulunur’ diyor.” Ama dikkat etmek gerektiğini de belirtiyor. “Çünkü bu atomlar ağızlarını açtıklarında bütün dünyayı yok edebilecek bir ateş çıkabilir.” Görüldüğü üzere Mevlânâ, 13’üncü asırda atom bombasının tehlikelerinden söz ediyor.

9 gezegen bulunduğunu söylüyor. Oysa bilim bunu ancak 1930’da ortaya koyabildi. Daha önce yedi gezegenin bulunduğu sanılıyordu. Sekizincisini 1840’larda bir Fransız bilim adamı, dokuzuncusunu da 1930’da Amerikalı bir bilim adamı buldu. Ama Mevlânâ daha o dönemde
9 gezegen bulunduğunu biliyordu. Batı’da güneşin, dünya çevresinde döndüğü söylenirken Mevlânâ, dünyanın küçük bir gezegen olduğunu, güneşin bitkileri ve hayvanları etkilediğini, daha bilinmeyen birçok şey olduğunu belirtiyor. (*)

***


NOT: Dokuz felek (gezegen) düşüncesi, İslâm âleminde çok önceden bilinmektedir. Nitekim Süleyman Çelebi’nin “Mevlit” adıyla ünlenen “Vesiletun-necat” adlı eserinde Allah tanımlanırken, “Var iken Ol yok idi ins-ü melek Arş-ü ferş-ü ay-ü gün hem nuh felek” deniliyor.

Yani “Ezelde Allah varken henüz insan, melek, arş, evren, ay, gün (isim olarak alınırsa Ay ve Güneş zaman birimi olarak düşünülürse ay, gün) ve dokuz felek (gezegen) yokken Allah vardı” denilmektedir. Süleyman Çelebi (1351-1422), 14-15’inci yüzyılda yaşadığına göre demek ki bu 9 felek bilgisi, batıdan çok önce İslâm âleminde vardı.

(*) VATAN Gazetesi 11 Aralık 2010