Gazetevatan.com » Yazarlar » Daha çok projemiz vardı

Daha çok projemiz vardı

31 Ocak 2016 Pazar


Yiten birinin ardından yaşanan acı paylaşılamaz, paylaşılamıyor da... Bu nedenle, gezi yazıları kaleme aldığım Vatan Hafta Sonu Ekleri benden bir yazı istemese bu satırları paylaşmayı asla düşünmezdim. Çok fazla seyahat eden biri olarak şimdiye kadar en büyük korkum, yolculuklarımdan biri sırasında sevdiğim insanlardan birini kaybetmekti... Ne yazık başıma geldi... Şimdi Mustafa abi için hissettiklerimi Oruç Aruoba'nın sözleri özetliyor. Özlem budur işte: bomboş bir varlık ve dopdolu bir yokluk...
 
Mustafa Koç, bir Setur markası olarak kurulan Sedventure’ın da isim babasıydı
 
Mustafa abi ile tanışalı 10 yıldan fazla oldu. Dostluğumuz, fotoğrafa olan ilgisi nedeni ile gelişti ve zaman içinde daha sık görüşür olduk. Kısa bir süre sonra fotoğraf danışmanlığını yapmaya başlamam ile birlikte fotoğrafa yönelik hedeflerimizi de belirlemiştik. Ardından Afrika seyahatleri başladı. Çünkü, arşivindeki fotoğrafları incelemiştik ve bir kitap hazırlamak için eksiklerini tamamlamamız gerekiyordu. Bu amaçla bir Masai Mara seyahati gerçekleştirdik. Fotoğrafa olan ilgisi benimle tanışmasından çok daha öncelere dayandığı için eksikleri gidermek zor olmamıştı zaten ve süreç içinde kitabın yayınlanması aşamasına gelindi. “Karşılaşmalar” adlı kitabını bir sergi ile tanıttık. Bu kitabın önsözünü yazmamı istemesi beni çok onurlandırmıştı. Kitabın yayınından birkaç yıl sonra “Yaşamın Ta Kendisi” adlı ortak sergimizi Atlı Spor Kulübü'nde açtık. Serginin ardından artık yeni bir proje oluşturmaya karar vermiştik. Mustafa abi yeni projesinde portre fotoğrafları çekmeyi hedefliyordu. Bu proje için ilk seyahatimizi Mayıs 2015’te Ruanda’ya yaptık ve çok iyi işler çıkardı. Bu proje için 2016’da 2 farklı ülkeye seyahat planımız vardı.
 
Artık her seyahat dönüşü maceralarımı bana anlattıran, gözlerimin içine bakarak heyecanla dinleyen ve Mustafa abi yok.  
 
3 yıl önce bir Setur markası olarak kurulan Sedventure’ın danışmanlığını yaptığım için hayatım sürekli yaban hayatına yaptığım seyahatlerle geçiyor. Dışarıdan bakıldığında herkesin imrendiği bu işi ben de çok severek yapıyorum. Ancak kimsenin bilmediği bir zorluğu var benim için. Evde çok az kalabildiğim ve sürekli seyahat halinde olduğum için her yola çıkışımda içime endişe düşer ve beni tedirgin eder. Ya ben seyahatteyken bir yakınıma bir şey olursa diye korkarım. Ve her seyahate bu endişe ile çıkarım. İşte şimdi; benim için isim babası olduğu ve adını koyduğu, kurduğu Sedventure seyahatinde korktuğum başıma geldi. Abimi kaybettiğimi Amerika’nın bir ucunda öğrendim…
 
Artık her seyahat dönüşü maceralarımı bana anlattıran, gözlerimin içine bakarak heyecanla dinleyen ve dinledikçe benimle oraya gelmeyi planlayan Mustafa abim olmadığı için benim de anlatacak bir şeyim yok.
 
 
Herkesin hayatına dokunmuş birine ilişkin kendi dostluğuma dair yazmak zor benim için. Herkesin ona dair söylediği ve söyleyeceği çok fazla şey var. Yiten birinin ardından yaşanan acı paylaşılamıyor ve bence herkes kendi acısıyla başbaşa kalıp o acıyı yaşamalı. Onunla sohbetlerim ve onu izleyerek öğrendiklerim hayatımın en büyük zenginliği olmuştu. Ben hayatımdaki güzel anları paylaştığım ve en zor anlarımda yanımda olanımı, abimi kaybettim. Başka söze gerek var mı? Ötesi yok…