Gazetevatan.com » Yazarlar » Tarih, kültür ve huzura doyacağınız bir başkent Lizbon

Tarih, kültür ve huzura doyacağınız bir başkent Lizbon

21 Temmuz 2018 Cumartesi


Lizbon, içinden Boğaz genişliğinde bir nehir geçen ve yine İstanbul gibi 7 tepe üzerine kurulu tarihi dokusunu korunan, neşeli ve romantik bir kent... 

Portekiz’in başkenti Lizbon, Atlas Okyanusu’nun kuzeydoğu kıyılarında yer alan, Akdeniz ikliminden nasibini fazlasıyla almış, Avrupa’nın hem tabii hem beşerî güzelliklerle bezeli hem de refah seviyesi en yüksek şehirlerinden biri. Ilıman bir iklime sahip olduğu için dört mevsim ziyaret edebileceğiniz bir kent. Lizbon’da bulunan ve Avrupa’nın en büyük havalimanlarından biri olan Portela Havalimanı’na indiğinizde, size önerim hemen bir “Lizbon Kart” almanız. Bir tür şehir kart olan ve toplu taşımadan, 23 tane müzeden ve şehirdeki birtakım kültürel etkinliklerden ücretsiz faydalanabileceğiniz “Lizbon Kart” edinmek, seyahatinizi oldukça kolaylaştıracaktır. Bu kartı, havalimanından temin edebileceğiniz gibi internet üzerinden de satın alabilirsiniz.

 
Lizbon, bazı özellikleri ile İstanbul’a benziyor. Şehrin içindeki karşı kıyıları birbirine bağlayan iki köprüsü var ve şehir yedi tepe üzerine kurulmuş. Ayrıca, tarihî bir tramvaya sahip olması, denize çıkan sokaklar, eski imparatorluğun başkenti olması, her köşeye sinen tarih kokusu bu benzerliklerden birkaçı.

 

Yedi tepe üzerine kurulu şehir

Lizbon inişli çıkışlı bir coğrafyaya sahip olduğundan birçok cadde ve sokağa geçiş için asansörler ve füniküler sistemler yapmışlar. Santa Justa Asansörü bunlardan en ünlüsü çünkü neo-gotik mimarisi ile her göreni hayran bırakıyor. Bu asansör Lizbon’un Baixa semtinden Chiado semtine geçiş sağlamak için yapılmış. Ama aynı zamanda bu yapının en üstüne çıkıp Lizbon manzarası izlemek için de kullanılıyor. Eyfel Kulesi’nin mimarı Gustave Eiffel’e çıraklık yapmış  Raoul de Mesnier du Ponsard tarafından tasarlanmış.
 
Fadonun doğduğu yer Alfama
 
En çok da fotoğraf tutkunlarının hayran kalacağı, Lizbon’un en eski tarihî semtlerinden olan Alfama, şehrin en yüksek tepesine inşa edilmiş São Jorge Kalesi’nden Tajo Nehri kıyılarına kadar uzanan, yokuş aşağı bir yer. Kaleden nehre inerken kıvrım kıvrım, daracık, parke taşlı sokaklardan geçecek, bu sokaklara açılan birbirinden güzel seramik kaplı evlerine hayran kalacaksınız. Ayrıca dünyaca ünlü Portekiz halk müziği olan “fado”nun doğduğu yer. Fado, denizci eşleri seyirdeyken geride kalan kadınların söyledikleri müzik. Bu müziği dinlerken hüzün ve özlem duygusunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Alfama’ya gelip de fado gecesine katılmadan dönmeyin.
 
Müze ve tarihi yapıların adresi Belém
 
Belém ise Lizbon’un bir diğer tarihî bölgesi. Burada da gezebileceğiniz pek çok yer var.  UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne de dâhil edilen Belém Kulesi ve Jerónimos Manastırı mutlaka görmelisiniz diyeceğim yerler. Her ikisi de 16’ncı yüzyılda yapılan ve eşsiz bir mimari üsluba sahip olan bu yapılar, Lizbon’un sembollerinden sayılıyor. Jerónimos Manastırı, Vasco de Gama’nın Hindistan seferinden dönüşü adına yapılmış ve inşaatı 72 yıl sürmüş. Sintra da Lizbon’un gezginler açısından popüler bölgelerinden biri. Burada ziyaret edeceğiniz yerlerden biri de  Regaleira Sarayı olmalı. Tüneller, labirentler, köprü ve kulelerin yanı sıra göl, mağara ve zengin bir bitki örtüsüne sahip parkı da bulunan saray, Orta Çağ’dan günümüze kalan en önemli mimari yapılardan biri. 
 
Hesaplı ulaşım 
 
Portela Havalimanı’na İstanbul’dan aktarmasız ulaşabiliyorsunuz. Uçuş yaklaşık beş saat sürüyor. Şehre çok yakın bir mesafede bulunan ve Lizbon Havalimanı olarak da adlandırılan Portela’dan şehrin merkezine ulaşım ise oldukça kolay ve zahmetsiz.