Suça sessiz kalanlar hata yapan kadar suçludur

Kerem Akyıldız / akyzkerem@gmail.com |  19 Mayıs 2018 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 19 05 2018 - 2:30

“Avlu” dizisinde “Sibel” karakterini canlandıran Melis Cingöz, “Role hazırlanırken kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak karakterle aramda bir bağ kurmaya çalıştım” diyor.


Kamera önüyle tanışmanız nasıl oldu?
 
Son iki senedir çalıştığım dergide markalara projeler yazıyordum ve kamera arkasında oyuncular ile iletişim halindeydim. Ne iş yaparsam yapayım kamera karşısında olmayı her zaman sevdim ve auditionlara girdim. 2016 yılında ilk kez bir reklam filminde yer aldım. 
 
Oyunculuk ile nasıl tanıştınız, eğitim aldınız mı?
 
Oyunculuk ile ilk tanışmam küçük yaşlarda Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde başladı. Her insanın kendisini dışa vurumu farklıdır. Kendinizi ifade etmek, düşüncelerinizi en doğru şekilde karşınızdakilere aktarabilmek için kendinize özgü bir takım yollar izlersiniz. Benim için oyunculuğun müzik ile kesiştiği bir yoldan bahsedebiliriz. Lise ve üniversite yılları boyunca Aylin Taşar’dan şan dersleri aldım. Başkent İletişim Bilimleri’nde Kaan Yakuphan’dan diksiyon, Cihan Ünal, Rüştü Asyalı ve Celal Kadri Kınoğlu’ndan ise oyunculuk dersleri aldım.
 
Oyunculuğunuzu geliştirmek için neler yaparsınız?
 
Gözlemler yapar, empati kurarım. Hayatım boyunca toplum içerisinde insanların ruh hallerine bağlı davranışlarını gözlemledim. Bir iş yerinde, sokakta yürürken, koşar adım bir yere yetişirken, çok mutlu ya da çok mutsuz bir insanla yaptığım her konuşmada doğal akışın yanı sıra bir gözlem vardır. 
Tanıştığın ve anlamaya çalıştığın insan sayısı arttıkça olaylara karşı ne kadar doğru ya da yanlış tepkiler verdiğin açığa çıkar ve başkalarıyla kurduğun empati ile kendini keşfedersin.
 
İnsanın insana yaptığını hayvan yapmaz
 
Bize biraz “Avlu” dan bahseder misiniz?
 
Avlu’nun özeti bana göre 2’nci bölümde söylenen şu sözdür. “İnsanın insana yaptığını hayvan yapmaz.” Ataerkil bir toplumun izlerini taşıyan kadınlarız fakat sadece erkeğin kadına yaptığını değil kadının kadına yani insanın insana yaptığı eziyeti de görüyoruz bu dizide. Başkasına yapılabilecek en büyük kötülük ise yapılan hatayı görmezden gelmek, kendi çıkarları için sessiz kalmayı seçmektir, böyle bir yol izleyen kişi hatayı yapan kadar suçludur. Tüm bu yaşanmışlıkları yansıtmak için çabalayan değerli insanların içinde yer almak ise tarifsiz bir duygu.
 
Kendimi hapiste görüyorum
 
Nasıl hazırlandınız bu role?
 
Bu role hazırlanmak için Sibel’in yaşadığı acıları yaşamadım elbette ama kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak karakterle aramda bir bağ kurmaya çalıştım.
 
Hapishane ortamı nasılmış?
 
Yapımı 4 ay sürmüş bir platodayız ve çekim anında kendimi içeride hissediyorum. Hissiyat olarak ise bir gruba aidiyet duygunuzu tetikliyor, ya yalnız kalırsınız ve mücadele edersiniz ya da güvendiğiniz insanlarla yürürsünüz ve kimseye yüzde yüz güvenemezsiniz.
 
Bir mahkumu oynamak nasıl bir duygu?
 
İçerisinde hep bir umut barındırıyor. Bir yanınız ise yaşamak için fevri ve anında kararlar almak zorunda. İnsanlar sevdikleri yanlarındayken bile ona uzak olabiliyor, kavgalar, aynı evde konuşmamalar, alınan ayrılık kararları. Sadece belirlenen saatlerde sevdiklerinizi görebilmek ya da bir daha hiç göremeyecek olmak...
 

ETİKETLER