Şubat ve Mart'a dikkat!

20 Ocak 2009 Salı - 13:26 | Son Güncelleme : 20 01 2009 - 13:26

Krizin kahininden Türkiye tahmini: Daha en kötüyü yaşamadık, Şubat ve Mart çok daha kötü geçecek


New York Üniversitesi ekonomi profesörü Nouriel Roubini, krizde dip noktanın henüz gelmediğini söyledi. Roubini, “Bu yıl ekonomik büyümede herhangi bir iyileşme görmüyorum. Küresel ekonominin tamamı bir yıl önce başlayan U şeklindeki şiddetli resesyon sürecinde küçülecek. ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkeler son on yılların en kötü durgunluğunu yaşayacak. Ve henüz en kötüsünü yaşamadık. Şubat ve Mart çok daha kötü geçecek. Ekonomik daralmanın derin kısmı 2009 sonuna kadar sürecek” dedi

Yapı Kredi Private Banking müşterilerine konuşma yapmak üzere İstanbul’a gelen New York Üniversitesi ekonomi profesörü Nouriel Roubini, 2009’un hem Türkiye hem dünya için çok zor bir yıl olacağını söyledi.

Global Economics Monitor isimli araştırma kuruluşunun da başkanlığını yürüten, krizi önceden tahmin ettiği için adı ’ekonomi kahini’ne çıkan Roubini, “Bu yıl ekonomik büyümede herhangi bir iyileşme görmüyorum. Küresel ekonominin tamamı bir yıl önce başlayan U şeklindeki şiddetli resesyon sürecinde küçülecek. ABD başta olmak üzere gelişmiş ülkeler son on yılların en kötü durgunluğunu yaşayacak. Ve henüz en kötüsünü yaşamadık. Bu anlamda kısa vadeye kötümser bakıyorum denilebilir. Ama bu kötümserlik dünya ekonomisinin gerçekçi bir analizine dayanıyor. Hisse senedi piyasalarında yüzde 15-20 daha aşağıları görebiliriz. Şubat ve Mart çok daha kötü geçecek. Ekonomik daralmanın derin kısmı 2009 sonuna kadar sürecek” diye konuştu.

Tahrip edici olabilir

“Krizin en negatif etkileri yaklaşık bir yıl daha sürecek. Eğer gerekli düzenlemeler yapılabilirse, bu sürecin sonunda çok daha sağlıklı bir küreselleşme gelişecek. Bu da dünya ekonomisi açısından yeni bir büyüme dönemine zemin oluşturacak” diyen Roubini, birçok gelişmekte olan ülkenin de söz konusu süreçten etkileneceğine değindi.

Nouriel Roubini, “Dünya ekonomisi ve Avrupa resesyonda olduğundan Türkiye için de 2009’un zor bir yıl olacağı kesin. Rusya da bu yıl resesyona girecek. Türkiye, son birkaç yılda hızlı büyümeye alıştı. Bunda etrafındaki ekonomilerin de önemli bir katkısı vardı. Şimdi o katkı çok sınırlı olacak. Daralma şirketler bazında Türkiye ekonomisini ciddi şekilde etkileyebilir ve bazı sektörlerde bunun tahrip edici sonuçları olabilir” uyarısında bulundu. Roubini, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Büyüme bakımından 2010 yılında bile sorunlar sürecek. Ekonomik iyileşme çok zayıf olabilir. Küresel olarak ancak yüzde 1 civarında bir büyüme hızı bekleyebiliriz. 2010’da resesyon teknik olarak sona erse bile kimsenin tadı olmayacak gibi görünüyor. Üstelik bu Obama’nın hazırlığını yaptığı ABD’den gelecek çok büyük parasal desteğe ve teşviklere rağmen olacak. Bu anlamda teşviklerin etkisinin sınırlı olacağını düşünüyorum.

Ciddi bankacılık krizlerinden sonra kredi problemleri ancak birkaç senede çözüme kavuşabiliyor. Üstelik ABD’de krizin patlak vermesinin nedeni olarak görülen ev kredilerinin yanısıra kredi kartı ve eğitim borçlanmaları çok yüksek. ABD’de çok yüksek sayıda insan borçlarla boğuşuyor. Ya da zaten iflas etmiş durumda.

2011’e kadar sarkabilir

Bunların hepsinin birden sorunlarının öyle 12 ayda temizlenmesi mümkün değil. 2010 hatta 2011 yılına sarkacak bir süreç olacak. Bu süreçte de Amerikan ekonomisinin ortalamaların altında büyüyeceğini öngörebiliriz. Türkiye’nin de bundan etkilenmemesi mümkün değil. Dışarıda büyüme başladığında Türkiye de büyümeye başlar.”



GETİRİSİ YÜKSEK BONOLARA YÖNELİN


Nouriel Roubini, “Türkiye ile birlikte ülkenizin rakibi olan ülkelerde de ciddi yavaşlamalar görülecek. Bizim tahminlerimize göre Çin’de ekonomik büyüme yüzde 5’lere gerileyecek. Hindistan da sert bir yavaşlama yaşayacak. Brezilya’nın bu yıl zar zor büyüme kaydedeceğini düşünüyorum” dedi. Yatırımcılara önerilerde de bulunan Roubini, “Yatırımcılar riskten uzak durmalı. Hisse senetleri yüzde 50-60 düştü, ekonomi düzelene kadar yüzde 20 daha düşecek. Kaliteli ve getirisi yüksek hazine bonolarına yatırım yapılmalı” diye konuştu.

Türkiye’nin net döviz girişine ve IMF ile anlaşmaya ihtiyacı var


NOURIEL Roubini, eninde sonunda dünya ekonomisinin düzeleceğini belirterek, Türkiye’nin serbest ekonomi doğrultusunda reformlara devam etmesi halinde Avrupa ve Ortadoğu’daki avantajlarını sürdürebileceğini vurguladı. “Türkiye’nin üzerine eğilmesi gereken konu, her durumda daha yüksek katma değerle ürün satmak olmalı” diyen Roubini, Türkiye’nin ihracatta avantajlar sağlaması finansman problemleri açısından da önemli. Türkiye, küresel mali krizden etkilendi çünkü ekonomisine oranla dev bir cari açığı var. Bunu finanse etmek için net döviz girişi gerekiyor. Krizle birlikte dünyada para bulmanın çok daha zor ve maliyetli hale geldiğini göz önünde bulundurursak, bunun önemi daha iyi anlaşılır. Dikkat edilmesi gereken başka noktalar da var. Türk Lirası’nın değer kaybetmesi ihracat avantajı açısından iyi ama dış borçlar açısından gözden kaçırılmaması gereken bir sorun oluşturuyor. Türk Lirası’ndaki keskin hareketler özel sektörün işleri ve borçları üzerinde baskı yaratabilir. Bu bakımdan Türkiye’nin IMF ile anlaşma yapmaya ihtiyacı olduğunu söyleyebiliriz.

Bu kriz kesinlikle kapitalizmin sonu değil

Krİzİn dünya genelinde çok ilginç yorumlara neden olduğuna da değinen Nouriel Roubini, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Kimisi diyor ki ABD bunu Çin ve diğer rakiplerini geriletmek için özellikle planladı. Kimileri de diyor ki ’Bu kriz kapitalizmin sonunu getirecek.’ Bence bu kriz kesinlikle kapitalizmin sonu demek değil. Bu krizle ortaya çıkan şey daha fazla regülasyona ihtiyaç olduğudur. Zaten finansal sistemin düzenlemelere ihtiyaç duyduğu bir süredir dile getiriliyordu. Eğer gerekli düzenlemeler yapılır, denetim mekanizması oluşturulursa orta vadede çok daha sağlıklı ve aşırılıklarından kurtulmuş bir kapitalizm bizi bekliyor olacak.

Anglo Sakson sisteminin, yani Amerika’nın ve İngiltere’nin deregule, bir anlamda başı boş bırakılmış sisteminin de, Avrupa’nın aşırı korumacı sisteminin de doğru olmadığı ortada. İkisinin ortasında bir disiplinde uzlaşma sağlanacağını düşünüyor ve umuyorum. Düzenleme şart. Ancak umarım bu küresel kriz çok aşırı bir düzenlemeci yaklaşıma da neden olmaz. İki sistemin ortasını bulabilirsek bu globalizm için çok daha iyi bir sonuç getirecek.”

‘Felakete giden 12 adımı’ tahmin etti

KRİZİN geleceğini 3 yıl önce söylemeyen başlayan Roubini, sorunların ilk olarak emlak sektöründe patlak vereceğini tahmin etti. İşte finansal felakete “12 adım” kaldığını iddia eden Roubini’nin hepsi tutan tahmileri:

Emlak fiyatları yüzde 30 düşer.

ABD’de emlak fiyatları 2008’de yüzde 15-20 oranında değer kaybetti.

Bankaların zararı 300 milyar doları bulur.

Bankaların zararı 1 trilyon doları aştı

Kriz tüketici kredilerine sıçrar.

Mortgage kredilerinde sorun diper tüketici kredilerine ve kredi kartlarına da yansıdı.

Sigorta şirketlerinin zararı katlanır.

AIG iflas etti ve sigorta şirketlerinin zararları arttı.

Ticari emlak sektöründe kriz endişesi yaşanır.

Mortgage krizi ticari emlak sektörünü de olumsuz etkiledi.

Büyük bankalar iflas eder.

ABD’de ve dünyada dev bankalar peşpeşe iflas etti ya da hükümet desteği aldı.

Bankaların açık LBO pozisyonları artıyor.

Yüz milyarlarca dolarlık kaldıraçlı kredi finansal kuruluşların bilançolarındaki en büyük kara deliklerden biri haline geldi.

Şirketlerde iflas furyası yaşanabilir.

Dünyanın dört bir yanından iflas haberleri hâlâ geliyor.

Gölge bankacılık sisteminin güvencesi yok.

Hedge fonlara yönelik kaygı arttı. 2007’de 2 trilyon $ olan bu fonların varlığı 1 trilyona indi.

Piyasalar resesyonu fiyatlamaya başlayabilir.

Dünya borsaları resesyon kaygılarıyla düşüyor.

Türev piyasalar da likidite krizine girebilir.

Tüm piyasalardaki likidite krizi merkez bankalarının para desteğiyle aşıldı.

Sermaye azaltımı ve yangın satışlar olur.

Panik satışlar borsalara tarihlerinin en kötü günlerini yaşatıyor.

ETİKETLER

0