Bu her şeyi değiştirir! Ankara'ya soracaklar!

12 Nisan 2017 Çarşamba - 11:06 | Son Güncelleme : 12 04 2017 - 13:44

ABD ile Rusya gerginliği gözleri 16 Nisan'a kilitledi. Orta Doğu'daki yeni duruma nasıl pozisyon alacağı merak ediliyor. Türkiye her iki ülke içinde hayati konumda. Son dakika gelişmelerinin peş peşe geldiği bölgede Türkiye'den neden bu kadar önemli? Yanıtı haberimizde...


Dünya dengeleri son bir haftada neredeyse alt üst oldu. Esad rejiminin İdlib katliamından sonra ABD harekete geçti. Rusya ve İran rejimi savunsa da Ruhani son açıklamasında 'Suriye'de reform gerekli' dedi. İsrail ve İngiltere gibi ülkeler ise ABD'nin yanında. Türkiye de saldırıyı olumlu karşıladı. 
 
Asıl gerginlik ise Rusya- ABD arasında yaşanıyor. ABD kimyasal saldırıda Rusya'nın parmağı olup olmadığını araştırırken, Esad yönetiminin sonu geldiğini açıkladı. 
 
Türkiye'nin Rusya ve ABD ile iyi ilişkileri bulunuyor. Yeni Şafak yazarının bugünkü köşe yazısına göre;   "Ankara'ya yöneltilecek soru, "hangi taraftasın" olarak sadeleştirilebilir ama bu şekilde formüle edilmeyecek" Peki Türkiye'nin yanıtı ne olur? 
 
 
Yeni Şafak'tan Nedret Ersanel yazdı; 
 
Kimyasal silah kullanan Şam yönetimine ABD tarafından -'Esad'ın gidip-kalması umurumuzda değil mealindeki açıklamasının tazeliği sürerken-yapılan füze saldırısı, Rusya ve İran tarafından 'kırmızı çizgi' ilan edildi ve.. Ertesi gün Reuters'ın bu haberi Moskova tarafından, 'yok öyle bir şey' diyerek yalanlandı...
 
Haritadan silinen üsten geri kalanların fotoğrafları ile 24 saat sonra faaliyete geçtiğini gösteren resimlerin neredeyse eş zamanlı küresel medyaya sürülmesinden, Moskova ve Washington'un ruh halini anlayabilirsiniz.
 
Ahval ve şerait;
 
Bir, O füzeler sadece Suriye'yi vurmadı, o üsteki Rus ve Cumhuriyet Muhafızları'nı da vurdu ama yine de menzil kısa kalır; Kuzey Kore ve Tahran'ı da vurdu!
 
İki... “Yerleşik Batı aklına göre", ABD ve İngiltere'nin Ortadoğu'da olması gerekirken (!), Almanya ve Fransa da itilerek, Rusya-Suriye-İran-Irak'ın tüm bölgeyi baskılayan güce sahip olması, bunun komplikasyonları hâlâ devam eden Obama yönetimi eliyle yapılmış olması sorun oluşturuyor. 
 
Üç, Batı ittifakının, ABD ve AB/Kıta Avrupası'nın hem kendi aralarında hem de “içlerinde" kırılmalar yaşanıyor.. Ama Rusya'ya “karşı" olmakta mutabakat kurulması. 
 
Dört, ABD'nin Rusya'ya bakışı küresel dengeler ve özellikle Çin/Pasifik, Avrupa'nın bakışı ise ekonomik/enerjik bağımlılıklar üzerinden yükseltiliyor.
 
Beş, Ukrayna ve ABD-Avrupa arasındaki ticaret anlaşması (TTIP) oydu. Gelinen noktada Rusya'ya karşı askeri, politik, ekonomik zorlamalar işe yaramadı hatta Ukrayna, Kırım ve Suriye'de tersi oldu.
 
Altı, Trump'ın Rusya “sempatisi"nin tüm dünyadaki yankısına Washington iç dengelerindeki savrulmayı da eklediğinizde Kremlin-sever bir Başkan profili parlatıldı. Başkan, önceki Başkan ve bağlılarının planına karşıydı.
 
Yedi, İsrail'e 'eskisinden çok' yaklaşmak ve İran'ı dışlamak zaten odur. Suriye'de ABD füzelerinin vurduğu odur. Rusya-İran bağını, Tahran-Bağdat bağını koparmak için damadını, Genelkurmay Başkanı ile birlikte Irak'a göndermek, Barzani yönetimine bayraklar açtırmak, İran'dan uzaklaş yoksa “parçalarım" demektir.. Nihayet, İran'da yaklaşan seçimler hep odur.
 
Obama yönetimi tarafından yaratılan Ortadoğu'daki “kasıtlı-kaos", ABD müttefiki ülkeleri de kırdı, döktü.
 
Sekiz, artık Trump'ın planını görebiliyoruz. Berlin merkezli ve birleşik bir Avrupa'yı bozdu. İngiltere'nin ayrılması, Paris ve Berlin'in uzağa konulmasıdır.
 
Dokuz, Trump NATO'yu keskin halde tutmaya devam edecek ama 'keseceği yeri' Rusya'ya bakarak değil, Pekin-Moskova hattına göre kestirecek.
 
On, İran'ın oyundan atılması, Irak'ın, ardından Suriye'nin, sonunda Rusya'nın “nefesinin kesilmesi" anlamına gelecek.
 
Onbir, Rusya için hayat zorlaşacak!
 
Oniki, Rusya'da aniden başlayan ve St. Petersburg/Putin zamanlamalarına odaklanan seri terör saldırılarının hangi örgütten geldiğinin önemi yok. Ama ait oldukları coğrafyalar, Moskova'nın Suriye'deki varlığına yönelik bir “ayar veriyor" ve “içerisini" işaret ediyor! Bu işaret faillerin arkasını da tarif ediyor.
 
Takiben, Mısır cunta lideri Sisi'nin Amerika ziyaretinin hemen ardından Tanta ve İskenderiye şehirlerinde düzenlenen terör ataklarının üst paragrafın cevabı olup-olmadığını da düşünmeliyiz. Şüphesiz, İsrail-Mısır ilişkilerini de ilave ederek.
 
Onüç, Ortadoğu'da Obama öncesine dönüş planı mıdır bu, yoksa yeni bir Trump planı mı var bilinmez ama Suriye, “içerisindeki dış unsurlar" boğulana kadar sıkılacak.
 
Boğazdaki ellere İsrail eklenebilir, Irak bile dahil olabilir. Bölgedeki YPG/PYD öyle.
 
Ondört... Rusya'nın meşhur ve sıkıcı “sıcak sulara inme hayali" gerçekleşmiş olacak ama o sular kaynama noktasında tutulacak. İşte Mısır'ın bir önemi de bu. 
 
Baltıklardan başlayıp, Ortadoğu'dan geçip Çin'e çıkan bu hattın en yakın dalgası Ortadoğu'da, yüksek dalgası ise Uzak Doğu'da olacak. Trump'ın, 'Kuzey Kore belasını arıyor' tweeti açık değil mi.
 
Onbeş... Fakat bu zincirin en büyük baklalarından biri eksik. ABD ve Rusya bu halkaya henüz o soruyu sormuyor. Bekliyor. Pazar'a kadar da bekleyecekler.
 
16 NİSAN'IN SONUCU ANKARA'NIN ELİNİ GÜÇLENDİRECEK
 
16 Nisan, yukarıda ancak kaba hatlarını saydığımız ve her biri “ulusal güvenlik sorunu" olan maddeler karşısında Ankara'nın eline güç verecek.
 
Soracakları o soruyu Türk halkının Ankara'ya verdiği gücü tartarak kuracaklar.
 
Ankara'ya yöneltilecek soru, “hangi taraftasın" olarak sadeleştirilebilir ama bu şekilde formüle edilmeyecek. Çünkü Türkiye bu tür sorulara “siz hangi taraftasınız" yanıtını verir.
 
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun, “ABD ve Rusya arasında tercih yapmayız. İlişkilerimizi dengeli şekilde götürürüz. ABD ile Rusya şu an Suriye'de YPG'yi kaptırmamak için uğraşıyor" sözleri böyle anlaşılmalı.
 
TÜRKİYE'Yİ İZLİYORLAR
 
Rusya da ABD de Türkiye'ye bakıyor ve Ortadoğu'daki yeni duruma nasıl pozisyon alacağını izliyor. Türkiye'siz olmuyor.
 
Ama şunlarla yüzleşeceğiz; ABD Türkiye'den, Rusya'nın denizlerdeki alanının daraltılmasına katkı isteyecek. Karadeniz, Akdeniz, Kızıldeniz hatta Basra!
 
Rusya da, Türkiye ile arasındaki ticari, ekonomik bağların yakınında hep makas tutacak.
 
16 Nisan sandığı işte bu kadar ağır dış sorumluluklar da barındırıyor.

ETİKETLER

türkiye 16 nisan rusya abd