• Haberler »
  • Siyaset Haberleri »
  • Hafta içi ve hafta sonu sokağa çıkma yasağı! Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı, işte o saatler...

Hafta içi ve hafta sonu sokağa çıkma yasağı! Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı, işte o saatler...

30 Kasım 2020 Pazartesi - 19:45 | Son Güncelleme : 30 11 2020 - 22:57

Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni koronavirüs tedbirlerini açıkladı. Hafta içi her gün gece saat 21.00 ile sabah 05.00 arasında genel sokağa çıkma sınırlaması uygulanacak. Hafta sonları cuma akşamı 21.00'den pazartesi sabahı saat 05.00'e kadar kesintisiz devam edecek. 65 yaş üstü 20 yaş altı toplu taşıma araçlarını kullanamayacak. Cenaze namazları, yakınları dahil en fazla 30 kişiyle kılınacak, nikahlar da bu sayıyı geçemeyecek. AVM'lere girişte HES Kodu uygulamasına geçilecek. Koronavirüs tedbirleri İçişleri Bakanlığı genelgesiyle düzenlenecek ve salı gününden itibaren uygulanacak. İşte yeni tedbirler...


Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki Cumhurbaşkanlığı Kabine  Toplantısı'nın ardından millete seslenen Erdoğan, toplantının ilk ve en önemli  konusunun yeni tip koronavirüs salgınındaki gelişmeler olduğunu belirtti.
 
Dünyanın her yerinde daha önce görülmedik düzeyde tırmanışa geçen  salgının Türkiye'de etkili olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, son Kabine  Toplantısı'nda bu çerçevede yeni birtakım tedbirlerin hayata geçirileceğini  kamuoyuyla paylaştıklarını anımsattı.
 
Vaka sayısının 30 bine dayanmış olmasının herkesin çok daha dikkatli  ve sabırlı davranması gerektiğini gösterdiğini vurgulayan Erdoğan, tedbirlerin  yol açtığı sıkıntıları gayet iyi bildiklerini, bu sıkıntıları asgariye indirmek  için her türlü gayreti gösterdiklerini bildirdi.
 
Recep Tayyip Erdoğan, "Salgının olumsuz etkisini azaltmak için insan  hareketliliğini en aza indirmeyi amaçlayan tedbirler dışında çare bulunmuyor"  ifadesini kullandı.
 
"83 milyon hep birlikte seferberlik"
 
 Vatandaşlardan, öncelikle "TAMAM" diye ifade ettikleri "temizlik,  maske, mesafe" kuralına en sıkı şekilde riayet etmelerini rica eden Erdoğan,  sözlerini şöyle sürdürdü:
 
"Aynı şekilde belirlediğimiz salgın tedbirlerine de harfiyen  uyulmasını bekliyoruz. Daha önemlisi tüm vatandaşlarımızın, salgın tehdit  olmaktan çıkana kadar mecbur kalmadıkça kalabalığa karışmamalarını, evlerinde  dahi dikkatli hareket etmelerini istiyoruz. Henüz kesin tedavisi bulunamayan bu  salgına karşı en etkili tedbir, kendimizi korumaktır. Kendimiz sağlıklı olsak  bile sevdiklerimizin ve diğer insanların sağlığı için üzerimize düşen  fedakarlıkları yapmak mecburiyetindeyiz. Mevsim itibarıyla soğuk algınlığı ve  gribin de artması sağlık sistemimizin üzerindeki yükü ağırlaştırmıştır. Sağlık  çalışanlarımızın canla başla ortaya koydukları gayrete en büyük teşekkürümüz,  onlara ilave bir yük getirmemek olacaktır. Hastanelerimizdeki doluluk oranlarını  ne kadar aşağıda tutabilirsek, salgınla mücadelede kendimizi o derece güvende  hissederiz. Bunun için salgın tehdidinin, en az fiziki güvenlik tehditleri kadar  önem kazandığını özellikle söylüyorum. Unutmadan 83 milyon hep birlikte  seferberlik ruhu ile hareket etmemiz gerekiyor."
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "salgınla mücadele çalışmalarını ve sağlık  çalışanlarının gayretlerini değersizleştirme niyetiyle yapılan spekülasyonlara  karşı" da dikkatli olunması gerektiğini söyledi.
 
"Bizi kargaşa iklimine sürüklemek isteyenlerin oyunlarına  gelmeyeceğiz"
 
"Bozgunculuğu meslek haline getirmiş bir kesimin gerçeklerle yalanları  harmanlayarak kamuoyunu zehirleme çabalarını boşa çıkarmak hepimizin görevidir."  diyen Erdoğan, şunları dile getirdi:
 
"Pek çok ülkenin sağlık sisteminin ve altyapısının yetersizliği  sebebiyle maruz kaldığı toplumsal kargaşa iklimine bizi de sürüklemek  isteyenlerin oyunlarına gelmeyeceğiz. Nice mücadelelerden alnının akıyla çıkan  Türkiye, salgın karşısında verdiği mücadeleyi de Allah'ın izniyle mutlaka  kazanacaktır. Bu dalganın üstesinden geldiğimizde, inşallah aşı sürecinin de  başlamasıyla, kontrolü ve yönetilmesi daha kolay bir mücadele dönemine gireceğiz.  Önümüzdeki bahar aylarından itibaren bu küresel sağlık krizini geride bırakmaya  başlamış olmayı ümit ediyoruz. Aşı konusunda dünyadaki gelişmeleri yakından takip  ediyoruz. İnsanlar üzerinde kullanılma aşamasına gelen her aşı ile yakından  ilgileniyor, gereken bağlantıları derhal kuruyoruz. İlk etapta 50 milyon dozluk  bir anlaşma yapmış buluyoruz. En başından beri söylediğimiz gibi vatandaşlarımız  herhangi bir ücret ödemeden aşıya erişebileceklerdir. İnşallah önümüzdeki aydan  itibaren sağlık çalışanlarından başlayarak bu aşının uygulaması yapılacaktır."
 
Recep Tayyip Erdoğan, gönüllülerin kullanımı aşamasına gelen yerli  aşıyla ilgili çalışmaları da gün gün izlediklerini, bu süreçte ihtiyaç olan vakti  milletle tedbirlere sıkı sıkıya uyarak kazanmaları gerektiğini ifade etti.
 
ALINAN YENİ KARARLAR
 
Sağlık krizini topyekun bir ekonomik ve sosyal krize dönüştürmemek  için adımları dikkatli attıklarını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Hem halkımızın sağlığını en üst düzeyde korumayı hem de üretimi,  ticareti, istihdamı, eğitimi, sosyal hayatı sürdürmeyi birlikte sağlayacak  yöntemler bulmaya çalışıyoruz. Bu anlayışla toplantımızda ilave tedbirleri  istişare ettik.
 
*Yaptığımız kapsamlı değerlendirmeler sonunda hafta içi her gün  saat 21.00 ile sabah 05.00 arasında genel sokağa çıkma sınırlaması  uygulanacaktır.
 
*Bu kısıtlama hafta sonları cuma akşamı 21.00'den pazartesi sabah  saat 05.00'e kadar kesintisiz devam edecektir. Yani cumartesi pazar artık  evlerimizdeyiz.
 
*Üretim, tedarik, lojistik, sağlık, tarım, orman gibi genelgede  yer alacak sektörler bu kapsamın dışındadır.
 
*Market, bakkal, kasap, manav gibi  işletmeler ile eve paket hizmeti veren yerler, belirlenecek saatler çerçevesinde  hafta sonu kısıtlamasının dışındadır.
 
*Restoranlar paket servis haricinde hizmet  veremeyecektir.
 
*Daha önceki genelgelerde belirtilen istisnalar hariç 65 yaş üstü  ve 20 yaş altı toplu taşıma araçlarını kullanamayacak.
 
*Umumi Hıfzıssıhha  Kurulları, illerdeki toplu taşıma hizmetlerinde salgının yayılmasına yol açan  aksaklıkların tespiti ve giderilmesi amacıyla gereken tedbirleri alacaktır.
 
 *Anasınıfı ve benzeri eğitim kurumlarının faaliyetlerine ara  verilecektir.
 
*Milletimizden salgının evlerde bulaşma oranının arttığını göz  önünde bulundurarak, tehdit geçene kadar misafir kabulüne ara vermelerini  özellikle rica ediyorum.
 
*Evlerde gün, mevlit, taziye, yılbaşı kutlaması gibi  insanların bir araya geleceği etkinlikler yapılamayacaktır.
 
*Cenaze namazları  yakınları dahil en fazla 30 kişi ile kılınacak, nikahlar da yine bu sayıyı  geçemeyecektir.
 
*Hamam, sauna, masaj salonu, yüzme havuzu, lunapark gibi yerler  faaliyetlerine ara verecektir.
 
*Umumi Hıfzıssıhha Kurulları her alışveriş merkezi  ve semt pazarı için aynı anda kabul edebilecekleri müşteri sayısını tek tek  belirleyecektir.
 
*Ayrıca alışveriş merkezlerine girişte HES Kodu uygulamasına  geçilecektir.
 
*Kalabalık caddelere, meydanlara girebilecek kişi sayısı yine Umumi  Hıfzıssıhha Kurulları kararıyla sınırlanabilecektir.
 
*Umumi Hıfzıssıhha  Kurullarının belirleyeceği zorunlu hizmetler dışındaki kamu kuruluşlarının mesai  saatleri 10.00 ile 16.00 arası olarak uygulanabilecektir.
 
*50 kişiden fazla  çalışanı olan iş yerlerinde iş yeri hekiminin gözetiminde mevcut iş sağlığı ve  güvenliği uzmanı veya belirlenen bir personel tarafından salgın tedbirlerinin  uygulaması sıkı bir şekilde denetlenecektir.
 
*Bu hususlarla ilgili detaylar  İçişleri Bakanlığının yayınlayacağı genelgede yer alacak ve salı akşamından  itibaren uygulanmaya başlanacak."
  
Erdoğan, tedbirlerin salgının artışını önlediğine yönelik bilimsel  tespitle alındığını belirterek, kararların hayırlara vesile olmasını diledi.
 
"Bu dönem içinde kesinlikle bırakın"
 
Bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak, milletten bir şey daha istediğini  ifade eden Erdoğan, "Lütfen kapalı mekan, evleriniz, neresi olursa olsun, sigara  içmeyi bu dönem içinde kesinlikle bırakın, nargile içmeyi kesinlikle bu süre  içerisinde bırakın. Benim sigarayla da nargileyle de işim yok, ben bunları sadece  milletimin sağlığı için istiyorum, milletime olan sevgim için istiyorum. Çünkü  hepsi de bunların akciğerlerimizi tehdit eden en önemli, zararlı ürünler." diye  konuştu.
 
Erdoğan,Türkiye'nin, merkezinde yer aldığı geniş bir coğrafyada,  insani, siyasi, diplomatik, ekonomik ve askeri olarak tarihi bir duruş  sergilediğini, hem kendi sınırlarının güvenliğini sağlamak hem dost ve kardeş  halklara destek olmak hem de tüm mazlumlara ve mağdurlara el uzatmak için  imkanları seferber ettiklerini söyledi.
 
Hayata geçirdikleri bağımsız, onurlu ve vicdanlı politikalar sebebiyle  içeride ve dışarıda uğradıkları saldırıları, Allah'ın yardımı ve milletin  desteğiyle birer birer boşa çıkarttıklarını dile getiren Erdoğan, dışarıda  Türkiye'ye karşı açılan cephelerin, kurulan tuzakların, sergilenen vicdan ve  ahlak dışı tutumların sebeplerini gayet iyi bildiklerini kaydetti.
 
"Türkiye'de, ekmeğini yiyip vatanına düşmanlık besleyen bir kesim  var"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, asırlık oyunları bozan, asırlık hesapları  altüst eden, asırlık düzenleri yıkan, zihinlere vurulan asırlık zincirleri kıran  Türkiye'ye, elbette bunun bedelini ödetmek isteyenlerin olacağına dikkati  çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Ülke ve millet olarak bunların hepsini de evelallah göğüslemeye  hazırız. Bizi asıl üzen, içeride karşımıza çıkan tuhaf manzaradır. Açık konuşmak  gerekirse, Türkiye'de, ekmeğini yiyip vatanına düşmanlık besleyen, havasını  soluyup ezanından ve bayrağından nefret eden, sefasını sürüp insanını sevmeyen  bir kesim var. Bunlar, zahirde demokrat, insancıl, hoşgörülü gözükür ama  hakikatte faşistin, darbecinin, vesayetçinin önde gidenleridir. Bunlar, zahirde  çok çalışır gözükür ama esasta hiçbir şey üretmez. Bunlar, çok konuşur ama  aslında hiçbir şey söylemez. Bunlar, dünyayı çok bilir gibi davranır ama hiçbir  şeyden haberleri yoktur.  Bunlar, sürekli bağırır ama hiç dinlemez. Bunlar,  yalanda ve iftirada sınır tanımaz ama sıra gerçeklere gelince hemen arkasını  döner. Bunlar, demokrasiyi milletin iradesinde değil yurt dışından gelen  sinyallerde arar. Bunlar, etrafına kin ve nefret saçmaktan kalbi kurumuş, ruhu  kararmış, gözü körleşmiş, dili çatallaşmış bir güruhtur. Ülkemizin ufkunu  gölgeleyen, enerjisini emen, vaktini heba eden, havasını kirleten, suyunu  bulandıran bu zihniyetin demokrasimize ve kalkınmamıza maliyeti en az yarım  asırdır."
 
 "Bunların derdi, Türk ordusunun özellikle son 5 yıldır ne  yaptığıdır"
 
Milletin gönlüne girerek iktidara ulaşmak yerine, dışarıdan dolanarak  gelmenin peşinde olanlara hak ettikleri cevabı yine milletin vereceğini kaydeden  Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu:
 
"Gerçi, millet her seçimde kendilerine sandıkta hak ettikleri cevabı  vermiştir ama onların gündemi ve derdi hep başkadır. Siyaset, toplum ve sandık  mühendisliği hesaplarına öyle dalmış durumdalar ki milleti görecek halleri bile  yok. Üstelik bunlar milleti hiçe saymakla kalmayıp, ülkenin temel değerlerine ve  kurumlarına saldırmayı da adet edindiler. CHP'lilerin sık sık yaptığı, son olarak  bir milletvekilinin pervasızca tekrarladığı Türk Silahlı Kuvvetlerini hedef alan  bühtan, bu zihniyetin başlı başına bir milli güvenlik meselesi haline dönüşmekte  olduğunun işaretidir. Tek parti diktasının ardından, sırtını ancak vesayete ve  darbecilere dayayarak iktidara gelebilen bir partinin, Türk Silahlı Kuvvetleri  düşmanlığını gayet iyi anlıyoruz. Onların derdi, ordumuzun, artık darbeyle CHP'ye  iktidar yolunu açmak yerine, Türkiye'nin sınırlarını koruma ve sınır ötesi  harekatlarını yaparak asli görevini yerine getiriyor olmasıdır. Yüreklerinde  Türkiye yerine başka mahfillerin sevgisini taşıyanların, sıfatları milletvekili  bile olsa, laf cambazlığıyla bu ülkenin ordusuna bühtan etmesine izin veremeyiz.  Bunların sancısı, ülkemize yapılan yatırımın nereden geldiği değil, Türk  ordusunun özellikle son 5 yıldır ne yaptığıdır. "
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, FETÖ'den PKK-YPG'ye kadar, birliğe ve  beraberliğe saldıran terör örgütlerinin borazanlığını yapanların, Türkiye'nin  siyasi ve ekonomik güvenliğinin sınırlarını genişletme gayretlerini engellemeye  çalıştığını vurguladı.
 
Türkiye'ye karşı açık düşmanlık besleyenlerle hiçbir sorunu  olmayanların, Azerbaycan ve Katar gibi Türkiye'ye dostluklarını kayıtsız şartsız  gösterenlere, saldırdıkça saldırdığına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:
 
"Her fırsatta ülkemize husumetlerini gösterenlere karşı tavır almak  bir yana, onların safına geçip, onların argümanlarıyla bizi hedef alıyorlar. Yine  buldukları her fırsatta Türkiye'yi yabancılara şikayet ediyor, yatırımcılara  ülkeye gelmeyin mesajı veriyorlar. Bunların içlerindeki kinin ve nefretin sebebi,  ne Borsa İstanbul'dur ne Sakarya'daki fabrikadır. Bunların derdi, gerisindeki  kadim medeniyet ve tarih müktesebatıyla bizatihi Türkiye'yledir, Türk  milletiyledir, ülkenin hedefleriyledir. Bu kirli zihniyetin sadece istismarını  yaptığı demokrasinin, özgürlüğün, çoğulculuğun en samimi savunucusu ve  uygulayıcısı biz olduk. Şimdi buradan sesleniyorum: Ey CHP'nin başındaki zat,  senin milletvekilin kalkacak, benim Silahlı Kuvvetlerime bu denli hakaret edecek,  bu denli edepsizce, alçakça hakaret edecek ve sen bunu kapıya koyamayacaksın. Bak  söylüyorum, Mehmetçiğine, askerine bu denli sahip çıkan bu millet, seni asla  affetmeyecektir. Bunu bir defa bilesin. Sandıklar da seni affetmeyecektir."
 
Erdoğan, Türkiye'nin demokrasi ve özgürlük sınırlarının, "güya bu  kavramların kaynağı olan Batı'nın" kendisinin bile uymadığı ve uygulamadığı kadar  ileri seviyede olduğunu söyledi.
 
 "Ülkemizde özgürlük sınırlarının bittiği çizgi tek millet, tek  bayrak, tek vatan, tek devlettir"
 
 "Türkiye'de devlete ve millete yapılan saldırıların binde birini  Batı'da denemeye kalkın, görün bakın başınıza ne geliyor?" diyen Erdoğan, şu  ifadeleri kullandı:
 
"Böyle bir durumda ne milletvekili veya gazeteci sıfatı sizi kurtarır  ne sivil toplum kuruluşu maskesi tepenize binilmesine engel olur. Mesela, Gezi  olaylarında ülkemizi insan haklarından demokrasiye kadar her konuda suçlayanlar,  Fransa'da yaşanan vahim görüntüler karşısında üç maymunu oynuyor. Paris cayır  cayır yanarken, olayları görüntülemek isteyen basın mensupları polis şiddetine  maruz kalırken, Fransız medyasının bunları yayınlamak yerine Türkiye aleyhtarı  haberlerin dozunu artırması da bir başka çarpıklıktır. İlköğretim okullarındaki  öğrencilerin Peygamber Efendimize hakaret eden karikatürleri eleştirdikleri için  saatlerce karakolda sorgulandığı bir ülkeden, başka türlü bir davranış beklemenin  beyhude olduğunu da biliyoruz. Burası Fransa başka bir şey göremezsiniz, başka  bir şey de beklemeyin. Buna rağmen Fransa'da yaşanan olaylarda hükümetin  sergilediği antidemokratik tutum sebebiyle insan hak ve özgürlükleri adına  duyduğumuz endişeleri bir kez daha tekrar ediyoruz. Ülkemizde de elbette özgürlük  sınırlarının bittiği bir çizgi vardır. Bu çizgi tek millet, tek bayrak, tek  vatan, tek devlet diye ifade ettiğimiz Rabiamızdır. "
 
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılan Cumhurbaşkanlığı Kabine  Toplantısı'nın ardından millete seslenen Erdoğan, "Özellikle son 7 yıldır var  güçleriyle saldırdıkları halde Türkiye'ye diz çöktürtemeyenlerin siyasi ve  ekonomik tetikçiliğini yapanlar artık bu çizgiyi de geçerek doğrudan temel  değerlerimizi hedef alıyorlar." ifadelerini kullandı.
 
Erdoğan, tüm bakanlıkları ve kurumlarıyla hükümete, orduya,  istihbarata, Diyanete, savunma sanayine, yatırımlara, hatta Akdeniz ve  Karadeniz'deki hidrokarbon arama faaliyetlerine saldırıldığını, yurt dışında  birilerinin kendilerine biçtiği role karşı seslerini çıkarmayanların kendi  hükümetlerine en galiz ifadelerle saldırmaktan geri durmadığını belirtti.
 
Bunların Türkiye'yi hedeflerine ulaşmaktan alıkoymak için ellerinden  geleni yaptıklarını ama başaramayacaklarını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
 
"Ne yaparlarsa yapsınlar, hangi yollara başvururlarsa vursunlar, hangi  alçaklığa tevessül ederlerse etsinler başaramayacaklar. Çünkü bu millet  Çanakkale'den 15 Temmuz'a kadar her dönemde 1000 yıllık vatanından asla  vazgeçmeyeceğini, bayrağını indirtmeyeceğini, ezanını susturtmayacağını,  istiklalinden vazgeçmeyeceğini göstermiştir. Ziya Paşa'nın dediği gibi 'Zalimlere  er geç dedirtir Kudret-i Mevla, Tallahi lekad aserekellahü aleyna.' Milletçe  Rabbimize olan sarsılmaz imanımız en büyük güç kaynağımızdır. Biz de yardımı  sadece Allah'tan, desteği sadece milletimizden bekleyerek, milli iradenin üstünde  irade tanımadan yolumuza devam edeceğiz."
 
 "Türkiye Varlık Fonu'nun Borsa İstanbul'daki payı yüzde 80,6'dır"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta Borsa İstanbul'un Türkiye Varlık  Fonu uhdesindeki yüzde 10'luk hissesinin Katar Yatırım Otoritesi'ne satışının  yapıldığını hatırlatarak, Türkiye Varlık Fonu'nun bu hisseyi geçen yıl Avrupa  İmar ve Kalkınma Bankası'ndan aldığını anlattı. Erdoğan, şöyle devam etti:
 
 "Bu anlaşmadan sonra Türkiye Varlık Fonu'nun Borsa İstanbul'daki payı  yüzde 80,6'dır. Bay Kemal, bunu öğren, bunu bil, bu sana lazım. Yani 1 yıl  öncesiyle aynıdır. Katar Yatırım Otoritesi, aralarında Almanya, İngiltere, ABD  gibi ülkelerin de bulunduğu 40'tan fazla ülkede 400 milyar dolardan fazla  yatırımı bulunan küresel bir kuruluştur. Bu kuruluş dünyanın en büyük  borsalarından biri olan Londra Borsası'nın da yüzde 10,3 üne sahiptir ama  dünyanın hiçbir ülkesinde bu yatırımlardan dolayı 'Katar bizi ele geçiriyor.'  diye zırvalayan kimse çıkmadı. Almanya'nın tapusunu da Katarlılara verin,  İngiltere'nin tapusunu da Katarlılara verin diyen de çıkmadı. Ne garipliktir ya,  aksine yapılan yatırımdan herkes memnuniyet duydu. Esasen bu tür yatırım ülkemize  duyulan güvenin işaretidir. Bundan niye rahatsız oluyorsun? Türkiye'nin 3.  çeyrekte yüzde 6,7 büyümesi üretimimizin ve istihdamın güçlenmesi bakımından çok  önemlidir. Özellikle ithal etmekte olduğumuz ürünlerin ülkemizde üretimi  konusundaki çabalarımızı yoğunlaştıracağız."
 
Ekonomik ve hukuki reformları süratle hayata geçirerek Türkiye'nin  yerli ve uluslararası yatırımcılar için cazibesini daha da artıracaklarını  vurgulayan Erdoğan, "Ülkemize yatırım yapan tek ülke Katar da değildir. Son 15  yılda ülkemizde doğrudan yatırımı bulunan ülkeler arasında Hollanda birinci  sırada yer alıyor. Onu Amerika ve İngiltere takip ediyor. Katar ise 17'nci  sıradadır." dedi.
 
"Hiçbir zaman yatırımcının kimliğini sorgulamadık"
 
Erdoğan, hükümetleri döneminde uluslararası yatırımcıları Türkiye'ye  getirmek için çok gayret sarf ettiklerini, aynı şekilde Türk yatırımcıların da  yurt dışında yatırım yapmalarını teşvik ettiklerini anlattı.
 
Uluslararası sermaye yatırımlarının hem yatırım yapan hem de yatırım  yapılan ülkeye ekonomik fayda sağladığına işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:
 
 "Ama şimdi CHP ve bir kısım medya çıkmış Katar Yatırım Otoritesi Borsa  İstanbul'a ortak oldu diye ortalığı birbirine katıyor. Halbuki 2015 yılından 2019  yılına kadar Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası Borsa İstanbul'un yüzde 10  ortağıydı. Aynı şekilde 2018 yılına kadar da Amerikalı Nasdaq, Borsa İstanbul'un  yüzde 7 ortağıydı. Peki o zaman niye 'Avrupa Türkiye'yi ele geçiriyor, Amerika  Türkiye'yi ele geçiriyor.' diye yaygara koparmadınız. Hiçbir zaman yatırımcının  kimliğini sorgulamadık. Bunun rengi nedir, dini nedir, sormadım. Çünkü paranın  rengi, dini yoktur, para paradır. 28 Şubat'ta olduğu gibi sermayeyi renklere  bölenlerden de olmadık. Borsa İstanbul'a değer katan Avrupa İmar ve Kalkınma  Bankası da olsa Nasdaq da olsa Katar Yatırım Otoritesi de olsa bizim için  makbuldür ve teşekküre layıktır ama bu faşist kafa, ülkenin ve milletin hayrına  olan böyle bir işte kimliğine bakarak yatırımcı ayrımcılığına gidiyor."
 
 "Ülkesinin felaketinden kendine iktidar çıkarmaya çalışanları millet  affetmeyecektir"
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sadece bu örneğin dahi milletin  CHP ve onun kuyruğuna takılanlara ülkeyi niçin emanet etmediğinin ve  etmeyeceğinin en açık göstergesi olduğunu vurgulayarak, "Tabii bunların niyeti  hiçbir zaman Türkiye'nin çıkarlarını savunmak olmadı. Salgını istismar ederken de  yatırımlara karşı çıkarken de bunlar milleti düşünmediler. Tek gayeleri ülkeye  yatırım gelmesini engelleyerek, milletin sıkıntıya düşmesini sağlamaktır.  Ülkesinin felaketinden kendine iktidar çıkarmaya çalışanları bu millet  affetmeyecektir." ifadelerini kullandı.
 
Darbecilerden arınıp vatan savunmasına sıkı sıkıya sarıldığı için  ordusuna hakaret edenlerin de millet tarafından affedilmeyeceğini belirten  Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:
 
"Sırf kendisi gibi düşünmüyor, kendisini desteklemiyor diye  öğretmeninden işçisine, hakiminden polisine, esnafından iş adamına kadar herkese  hakaret etmeyi siyaset sananı bu millet affetmez. Bize ilim öğreten  öğretmenlerimize hakaret edeni bu millet affetmez. Türkiye bunlara rağmen son 18  yılda Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların 5 kat, 10 kat fazlası hizmete  hamdolsun kavuşmuştur. İnşallah bunlara rağmen de 2023 hedeflerine ulaşacak, 2053  vizyonunu hayata geçirecektir."
 
"Dev opera binamızın perşembe akşamı açılışını yapacağız"
 
 Yatırımlara ve açılışlara devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, şimdi  de Ankara'da dev opera binasının açılışını perşembe akşamı yapacaklarını  bildirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu açıklamalarda bulundu:
 
 "Bununla birlikte Türkiye'de ilk dev opera binamızı Ankara'mıza  kazandırmış olacağız. Tabii ki bu töreni bütün şu andaki Kovid şartlarını dikkate  alarak çok çok az sayıda katılımla yapacağız. Normalde 2 bini aşkın davetlinin  gelebileceği bir yer olmasına rağmen biz bunu 300 kişilik katılımla bunu  yapacağız. Bütün derdimiz bu yatırımlar bir kenarda kalmasın. Biz bir taraftan  yatırımları açalım, bir taraftan yolumuza devam edelim ve yine hafta sonu  telekonferans sistemiyle Türkiye'nin değişik yerlerinde bitirdiğimiz otoyolların,  viyadüklerin, bütün bunların da açılışlarını yapacağız ve benim vatandaşım, benim  halkım, nerede hangi iller birbirine bağlanıyor, otoyollarda nasıl birbirine  bağlanıyor, bunları da izlesinler istiyoruz. Bu hastalık bizi engelleyemeyecek.  Biz yolumuza devam edeceğiz. İnşallah bütün tedbirlerimizi, başta hastanelerimiz  olmak üzere, aşı noktasında attığımız adımlar olmak üzere, bütün bu tedbirleri  alıyoruz. ve işte görüldüğü gibi bu akşam açıkladım hafta sonu cuma akşamından  başlamak üzere cumartesi, pazar evlerimizdeyiz, dışarı çıkmıyoruz ve evlerimizde  de kontrolü elden bırakmıyoruz, buna mecburuz. Bunlar keyfi değildir ama lütfen  evinizde de yok sigaraymış, yok nargileymiş aman ha bunları da içmeyin. Kendim  için değil sadece ben vatandaşım için bunları sizlerden istiyorum ve camlarınızı  da açık tutmayı ihmal etmeyin."
 
"Yeni bir süreci başlatıyoruz, hassas olmamız, dikkatli olmamız  lazım"
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kovid-19 ile mücadele için yeni bir süreci  başlattıklarını belirtip hassas olunmasını isteyerek, "Dikkatli olmamız lazım ve  bu konuda da atacağımız adımlarla alacağımız tedbirlerle şimdi şurada 1 ay, 2 ay  içinde aşılarımız inşallah geliyor ve bunları da ücretsiz olarak biz tüm  halkımıza dağıtımını yapacağız. Şimdi bütün bunlar için bize bir şey lazım, lazım  olan tek şey şu; hep beraber, birlik lazım, beraberlik lazım, kardeşlik lazım. Ne  diyor şair; 'Birbirimize kardeşim derken neden su içiyor gibiyiz. Birbirimize  kardeşim derken neden türkü söylüyor gibiyiz. Birbirimize kardeşim derken neden  doyuyor gibiyiz.' Evet su içer gibi, türkü söyler gibi, doyar gibi birbirine  kardeşim diyen 83 milyonluk bir Türkiye hayali ile yolumuza devam edeceğiz."  dedi.
 
"Karşı karşıya bulunduğumuz kuraklık tehlikesine dikkat çekmek  istiyorum"
 
 Erdoğan, konuşmasının sonunda bu yıl yağışların neredeyse yarı yarıya  azaldığına işaret ederek, "Karşı karşıya bulunduğumuz kuraklık tehlikesine dikkat  çekmek istiyorum. Son 18 yılda inşa edip hizmete açtığımız 585 baraj sayesinde şu  ana kadar kuraklığın etkilerinin günlük hayata yansımasının önüne geçtik."  ifadelerini kullandı.
 
Yağışların mevsim normallerine dönmesi halinde yine bir sıkıntı  yaşanmayacağını belirten Erdoğan, ancak her ihtimale karşı vatandaşlardan su  kullanımında tasarrufa önem vermeleri çağrısında bulundu.