Soframızdaki düşman

23 Aralık 2005 Cuma - 22:07 | Son Güncelleme : 23 12 2005 - 22:07

Geçenlerde bir dostum panik içinde "Her gün kansere yakalanan yeni bir arkadaşımı duyuyorum" diyordu. "Ne kadar artıyor bu hastalık böyle!" Elimde istatistikler yok ama bana da kanser hastalığı Türkiye'de müthiş bir sıçrama gösterdi gibi geliyor


Geçenlerde bir dostum panik içinde "Her gün kansere yakalanan yeni bir arkadaşımı duyuyorum" diyordu. "Ne kadar artıyor bu hastalık böyle!"

Elimde istatistikler yok ama bana da kanser hastalığı Türkiye'de müthiş bir sıçrama gösterdi gibi geliyor.

Ben de her gün yeni kanser vakaları duyuyorum.

Bunu neye bağlayacağız?

Çernobil'e mi, radyasyona mı, gıdalara mı, cep telefonlarına mı, saatlerce karşısında oturduğumuz televizyon ve bilgisayar ekranlarına mı?

Belki de bunların hepsine birden.

Uzmanlar konuları tek tek değerlendiriyorlar ama ben bir ana kuralı dile getireyim:

İnsanoğlu doğadan uzaklaştıkça, kendisini doğanın dışında bir yaratık sandıkça başına gelmeyen kalmıyor.

Ne kadar doğaya uygun yaşarsa, o kadar sağlıklı oluyor.

Doğaya uyum ilkesinin en önemli maddesi de yiyecekler.

Doğa her meyveyi, her sebzeyi yılın değişik zamanlarında veriyor ama yeni kuşaklar bunu bilmiyor.

Mesela domates yıl boyunca yetişir sanıyorlar.

Kış ve yaz ayrımı ortadan kalktı; turfanda diye bir kavram kalmadı.

Her gün seralarda yapay bir şekilde ilaçlarla, hormonlarla yetiştirilmiş domates, biber, kabak, salatalık gibi sebzeleri soframıza koyuyoruz.

Bunun büyük bir yanlışlık olduğu ortada.

Bulaşıcı hastalıklar uzmanı Dr. Seza Avunduk da aynı tehlikeye dikkat çekiyor.

Ayrıca gıdalardaki hile oranının, denetimlerden çok daha hızla arttığını belirtiyor.

Avunduk'un söylediğine göre sütün yağını alıp margarine koyuyorlarmış; küflü kaşar eritme peyniri oluyormuş, kırmızı biberde kiremit tozu varmış.

Bu liste uzayıp gidiyor ama söyledikleri içinde en çarpıcı olanı şu: 27 bin gıda işleyen firmadan 10 bini denetim dışı.

Uğur Dündar dostumuz yıllardır bu büyük tehlikeyi ekrana taşıyıp duruyor.

Halk niye ayağa kalkmaz, niye bunun hesabını sormaz, bilinmez.

Haydi diyelim siyasi konularda, insan haklarına ilişkin sorunlarda vurdumduymaz bir kimliğimiz var.

Bile bile zehirlenmeye, hasta olmaya da mı göz yumacağız?

ETİKETLER

0