Sherlock Holmes-İstanbul’dan Gelmeyen Mektup

17 Şubat 2018 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 17 02 2018 - 2:30

Gökhan Tosun ilk romanı Sherlock Holmes-İstanbul’dan Gelmeyen Mektup’ta ünlü dedektifin İstanbul maceralarını özenle anlatıyor.


Mylos Kitap etiketiyle çıkan Sherlock Holmes-İstanbul’dan Gelmeyen Mektup, Gökhan Tosun’un ilk romanı. Bir ilk romandan beklenmeyecek ölçüde doyurucu, akıcı, özenli. Senaristlikten gelen Tosun, kitabı için “Öncelikle hikyenin filmini çektim zihnimde. İstediğim, senaryo matematiğini roman tekniğiyle birleştirmekti. Olay değil karakter odaklı bir yol izledim. Holmes-Watson ilişkisini farklı bir boyuta taşımaktansa var olanı en doğru şekilde anlatmak istedim,” diyor... 
 
Bir Sherlock Holmes romanı yazmaya nasıl karar verdiğinizden başlayalım isterseniz…
 
Felsefe eğitimi çin İstanbul’a gelmemle paralel olarak metin yazarlığına başladım. Reklam ajansıyla başlayan yazarlık kariyerim, kısa bir süre sonra televizyon programlarıyla devam etti. Editörlük, metin yazarlığı ve skeç yazarlığının ardından senaristliğe taşıdı süreç beni. Türkiye’de senaristlik yapmak çok zor. Hayal ettiğiniz işleri yapmak isterseniz, kirayı nasıl ödeyeceğinizi düşünmeye başlıyorsunuz bir süre sonra. “Türkiye’den neden böyle diziler/filmler çıkmıyor?” serzenişinin altında yatan sebep bu. Reklam verenin kanaldan, kanalın yapımcıdan beklentisi, yapımcının da senaristten beklentisini etkiliyor. Günün sonunda, zengin kız, fakir oğlan hikâyesi yazmak zorunda kalıyorsunuz. Bu anlamda kitap konusunda daha özgür hissettim kendimi çünkü edebiyat, kitleye yönelik, meraklısına ve benimle aynı beklentideki insanlara ulaşacak bir alan. Çocukluğumdan beri Sherlock Holmes hayranı biri olarak büyüdüm ve bir gün en sevdiğim karakteri İstanbul’a getirip bir macera yaşatmak istiyordum. Bu fırsatı kaçırmak istemedim. 
 
Beni tatmin eden bir polisiye oldu
 
Genç bir yazar olarak ilk kitabınızda Sherlock Holmes romanı yazmak, eleştiriler açısından zor bir tercih miydi?
 
Hiç kolay değildi. Elbette herkesin yakından tanıdığı bir karakteri tekrar ele almak eleştiri konusunda birçok kişiye söz hakkı vermek olacaktı ancak bunu göze aldığımda neyle karşılaşacağımı tahmin edebiliyordum. Beni tatmin edecek bir Sherlock Holmes romanı yazarsam, okurlara iyi bir roman sunacağımı düşünüyordum. Bu motivasyon, romanın son cümlesini yazana dek itici güç oldu. 
 
Zamansız ve zeki bir karakter  
 
Romanda hem Abdülhamit dönemini hem cumhuriyetin ilk yıllarına tanıklık ediyoruz. Nasıl bir tarihi çalışması yaptınız? 
 
Romanın kırılma noktalarında yer alacak tarihi olayları belirlemiştim. Döneme dair birçok araştırma kitabını inceledim. Tarih alanında çalışmalar yapan yazarlarla fikir alışverişinde bulundum. Editörümüzle oturduk neredeyse her kelimenin üzerinden tek tek geçtik.  
 
Kurgusal açıdan nelere dikkat ettiniz yazarken?
 
Hikyenin filmini çektim zihnimde ve izledim. İstediğim, senaryo matematiğini, roman tekniğiyle birleştirmekti. Heyecanlı ve macera dolu bir polisiye yazmak için okurun nerede dinlenmesi gerektiğine doğru karar vermelisiniz. Şaşırtmak için durağanlaşmayı beklemelisiniz. İpucu vermeden önce okurun zihnine minik oyunlar oynamalısınız. Cevabını bulmadığım hiçbir soruyu eklemedim bu yüzden romana. İstanbul kısmındaysa klişelerden kaçmak istedim. Okurların bildiği yerlerde geçen olaylar daha keyifli hale geldi böylelikle. 
 
Sherlock Holmes sizce neden bu kadar çok seviliyor?
 
Çok yönlü bir karakter. Bir karakterin bu kadar geniş yelpazeye sahip olması, her kitleye ulaşmasını sağlıyor ama bundan da değerlisi, zamansız bir karakter olması. Sherlock Holmes’ü başka bir yere taşıyan en önemli nokta, zek. Yıllar geçtikçe, dönem değiştikçe her şeyin yeri dolmaya başlayacak ancak zekânın konumu aynı kalacak. 

ETİKETLER