SETA'nın FETÖ raporu yayımlandı! Çarpıcı detaylar var...

AA |  16 Temmuz 2018 Pazartesi - 22:48 | Son Güncelleme : 16 07 2018 - 22:51

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) tarafından Mart 2017'de yayımlanan "Almanya'da FETÖ Yapılanması ve Almanya'nın FETÖ Politikası" başlıklı raporun saha çalışması ve son gelişmeler ışığında genişletilmiş baskısı yayımlandı.


Kemal İnat, Enes Bayraklı, Kazım Keskin, Ömer Yılmaz, Halil İbrahim  Doğan, Serra Can ve Zeliha Eliaçık'ın kaleme aldığı, Hacı Mehmet Boyraz ve Oğuz  Güngörmez'in katkıda bulunduğu raporda, FETÖ'nün Almanya'daki yapılanması,  kurumsallaşmasının tarihi ve profili, ağları, gelir kaynakları, medya ağı, siyasi  yapılanması ile ülkenin örgüte yönelik tutumu da masaya yatırıldı.
 
Raporda, örgütün Almanya'yı önemli merkezlerden biri olarak seçme  gerekçeleri arasında, Berlin yönetiminin örgüt mensuplarına kucak açması ve  ülkedeki örgütlenmelerinde her türlü kolaylığı sağlaması gösterildi.
 
İki bölümden oluşan raporda, Almanya'da FETÖ kurumsallaşmasının tarihi  ve örgüt profili ortaya konularak eğitim, medya, siyaset ve finans ağları ilk  bölümde incelenirken, ikinci bölümde ise Alman devletinin örgüte yönelik  takındığı tutum, 15 Temmuz öncesi ve sonrası olarak ele alındı.
 
SONUÇ
 
Raporun sonuç bölümünde ise bu çalışmada yer alan analizler  doğrultusunda örgütün Almanya yapılanmasıyla mücadelede neler yapılabileceğine  dair değerlendirme ve öneriler yer aldı.
 
Almanya'nın FETÖ'yü bir terör örgütü olarak tanımayıp faaliyetlerini  engellemiyor olmasının Türkiye için olduğu kadar Ankara-Berlin ilişkilerinin  geleceği açısından da ciddi bir sorun olduğu vurgulandı.
 
Almanya'nın FETÖ konusunda Türkiye ile iş birliğine yönelmesi ve  Ankara'nın da Berlin'i buna sevk edecek politikalar geliştirmesi gerektiği  belirtilen raporda, şunlar kaydedildi:
 
"Bunun için öncelikle FETÖ'nün nasıl tehlikeli bir örgüt olduğu ve  Türkiye'nin güvenliği için teşkil ettiği tehdit açık bir şekilde Alman kamuoyuna  anlatılmalıdır. FETÖ'nün gerçek yüzü sadece siyasi karar vericilere değil onlar  üzerinde etkili olan sivil toplum kuruluşları ve halka da izah edilmelidir. Alman  medyasında her geçen gün artan Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan karşıtlığının  ülke halkı üzerindeki olumsuz etkisi düşünüldüğünde Alman kamuoyunun Türkiye ve  FETÖ konusunda doğru bilgilendirilmesinin önemi açığa çıkar. Alman hükümetlerinin  Türkiye karşıtı politikalarının arkasında Türkiye karşıtı lobilerin olduğu  unutulmamalıdır. Bu çerçevede medya ve siyaset dünyasından FETÖ ile olağan dışı  ilişkiler kuranların ortaya çıkarılması Alman hükümeti ve halkı üzerinde Türkiye  konusundaki olumsuz etkilerinin hafifletilmesi açısından faydalı olacaktır."
 
Türkiye'nin, FETÖ'nün ifşa olmasının ardından girdiği tutum  değişikliğinin gerekçelerinin Alman kamuoyunda yeterince anlaşılmadığı aktarılan  raporda, örgütün gelişim ve ifşa sürecinin, eski FETÖ mensuplarının itirafları  ile mahkeme kayıtlarının kamuoyuna aktarılması gerektiği vurgulandı.
 
Raporda, Almanya'daki bazı gazeteci ve siyasetçilerin, Türkiye'deki  seçilmiş iktidar aleyhinde karalama kampanyaları yürüttükleri ve hakarete varan  suçlamalarda bulundukları belirtilerek, bunun, Almanya'daki Türkiye karşıtı  lobinin gücünü ve etkinliğini gösterdiği, FETÖ'nün bu lobinin organizasyon ve  finansmanında çok önemli bir rolünün olduğu dile getirildi.
 
"ÖRGÜTÜN DAYANDIĞI İDEOLOJİK VE YÖNTEMSEL TEMEK 'TAKİYE'DİR"
 
Son dönemde, FETÖ'nün içe kapalı ve gizemli yapılanmasına yönelik  Alman kamuoyunda yapılan eleştirilerin ve şeffaf olması yönündeki baskıların  giderek arttığı aktarılan raporda, şunlar kaydedildi:
 
"Örgütün bu yeni durum karşısındaki şeffaflık stratejisinin bir  manipülasyon yöntemi olduğu Alman kamuoyuna izah edilmelidir. Zira yalnızca  Fetullah Gülen ile ideolojik ve örgütsel bağın artık gizlenmiyor oluşu şeffaflık  manasına gelmemektedir. Örgütün dayandığı ideolojik ve yöntemsel temel  'takiye'dir. FETÖ Türkiye örneğinde açıkça görüldüğü gibi devlet ve toplum  kurumlarına sızmasını tam anlamıyla gerçekleştirip yeterli güce ulaştığında  gerçek yüzünü göstermekte ve esas hedeflerini belli etmektedir. Birleştirici ve  hoşgörülü bir hareket olma iddiası ile Alman kamuoyunda da sempati toplamaya  çalışan örgütün sızdığı kurumlarda yeterince güç elde ettikten sonra kendine  dahil edemediği farklı görüş ve bireyleri fişlemek suretiyle tasfiye ettiği  bilinmektedir. Nitekim bir örgüt mensubunun mahkemedeki ifadesinde itiraf ettiği  gibi TSK’ya sızan örgüt mensupları Alevi kökenli askerleri 'A Takımı' başlığı  altında fişlemiştir. Örgütten olmayan asker ve subaylar yaşam tarzları, namaz  kılıp kılmadıkları ve alkol içip içmediklerine göre bir fişlenmeye tabi  tutulmuştur."
 
Örgütün kurulduğu günden 15 Temmuz darbe girişimine kadarki süreçte  Türkiye'de izlediği siyaset, strateji ve yürüttüğü söylemlerin Alman kamuoyuna  aktarılması gerektiği vurgulanan raporda, özellikle örgütün söylem ve eylemleri  arasındaki zıtlığın ifşa edilmesi gerektiği belirtildi.
 
Raporda, Alman tarafının FETÖ konusunda atacağı ciddi ve somut  adımların ikili ilişkilerin iyileşmesine katkı sunacağı anlatılarak, "Alman  kamuoyunda örgütün şeffaf yapılanmasına yönelik kaygıların daha yüksek sesle  ifade edilmeye başlanması Berlin yönetiminin FETÖ konusundaki tutumunda revizyona  gitmesi gerektiğini işaret etmektedir. Bu noktada antidemokratik, tek merkezden  yönetilen ideolojik ve idari bir yapılanmanın hakim olduğu örgüte ait dernek ve  okulların Alman makamları tarafından daha yakından incelenmesi yerinde bir adım  olacaktır." tespiti yapıldı.
 
Berlin hükümetine, illegal bir örgütü korumaya devam etmesinin Türkiye  ile ilişkilerine vereceği zararın anlatılması gerektiği belirtilen raporda,  "Almanya'nın terör örgütlerine destek vermek ile Türkiye'yle sağlıklı ilişkiler  kurmak arasında tercihini yapması gerektiği ifade edilmelidir. Almanya’da FETÖ ve  PKK gibi terör örgütlerine hareket imkanı sağlamak suretiyle bunları Türkiye’ye  karşı bir baskı aracı olarak kullanmak isteyen siyasetçilerin bu hesabının yanlış  olduğu ve bunun Türkiye kadar Almanya'ya da zarar vereceği izah edilmelidir.  Terörün kendisini destekleyenlere bumerang gibi döneceği gerçeği  hatırlatılmalıdır." değerlendirmeleri yapıldı.
 
 
 
 
 

ETİKETLER