Şehrin ortasındaki “yeşil” saray

BURAK KARA / bkara@gazetevatan.com |  22 Eylül 2015 Salı - 2:30 | Son Güncelleme : 22 09 2015 - 2:30

Fransa İstanbul Başkonsolosu Muriel Domenach, Beyoğlu’ndaki ikametgahı olan Fransız Sarayı‘nı ve İstiklal Caddesi girişinde bulunan Fransız Kültür’ü mesken edinen bir dizi projeyi hayata geçiriyor. Fransız kültürünü Türkler’e daha iyi anlatabilmeyi amaç edinen bu projeleri Başkonsolos Muriel Domenach’ın kendisinden dinledik...


Fransa’da 30 yıldır uygulanan ve günümüzde Avrupa’nın 50’den fazla ülkesinde düzenlenen ‘Ulusal Miras Günleri’ kapsamında, Beyoğlu’nun ulusal mirasının bir parçası olan Fransa Sarayı, bu haftasonu bir günlüğüne, Türk ve Fransız halkına, Fransa’ya ilgi duyan ve Fransa’yı merak edenlere kapılarını açtı.

Basın mensuplarına sarayı gezdiren Fransa’nın İstanbul Başkonsolosu Muriel Domenach, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin 1536’da Kanuni Sultan Süleyman ve 1. François arasında Alman İmparatoru Şarlken’e karşı kurulan ittifakla başladığını anlatarak, bunun dünyadaki ilk diplomatik ilişki olduğunu söyledi. Arazisi 400 yıldır Fransa’ya ait bulunan ve birçok yangından sonra yeniden yapılan sarayın 1839-1847 yılları arasında inşa edildiğini belirten Domenach, “Bu Saray, tıpkı Pera semtinde yer alan diğer saraylar gibi, Beyoğlu tarihinin bir parçasını oluşturuyor ve Saray’ın kapılarını açıyor olmamızın bir sebebi de, onun İstanbul’un ulusal mirasının bir parçası olmasıdır” ifadelerini kullandı.

Günümüzde, büyükelçi ve konsolos ikametgâhı olarak kullanılan ve iki ülke arasındaki yaklaşık 500 yıllık dostluğu temsil eden Fransız Sarayı, aynı zamanda da, Fransa’nın İstanbul’daki varlığının süresini uzatan ve bu varlığı tazeleyen Fransa-Türkiye ilişkilerinin kültürel ve ekonomik aktörleriyle birlikte düzenlenen birçok etkinliğe ev sahipliği yapıyor.

Ziyaretçiler, sırasıyla, Anadolu Araştırmaları Enstitüsü, Fransız Saint Louis Kilisesi, sarayı ve bahçesini, Yeditepe Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğrencileri ve konsolosluk personelinin rehberliği eşliğinde gezme imkânı buldular. Sarayın iç kısmında, ünlü fotoğrafçı, Yann Arthus Bertrand’nın, ‘İklim değişikliğine karşı 60 çözüm’ isimli sergisi, ziyaretçilerden büyük beğeni topladı.

Kasım 2015’te, Paris’te düzenlenecek olan ve teması “Miras; bir gelecek hikayesi” olan ‘İklim konferansı’ öncesinde, iklim ve çevre konuları göz önünde bulundurularak, bu sene, “Yeşil Saray” teması seçildi.

Başkonsolos Domenach, “Saray’ın, ‘Yeşil Saray’ olması için çalışıyoruz; şimdilik ‘Yeşeren Saray’ız. Biyoçeşitlilik için çok önem arz eden “arılar” için arı kovanları getirdik, Beyoğlu Belediyesi’nin yardımı ile, çöpleri ayrıştırmaya başladık, enerji performansımızı artırmak için iyileştirme önlemleri almaya çalışıyoruz, dolayısıyla, İstanbul’da yürütülen çevresel inisyatifler içinde somut birçok küçük adım atıyoruz” dedi.

TÜRKİYE’DEKİ İLK DİPLOMATİK TEMSİLCİLİK

Fransız Sarayı, Fransa’nın Bab-ı Ali ve sonrasında kurulan Türkiye Cumhuriyeti nezdinde, Büyükelçilik başkent Ankara’ya taşınana kadar ilk diplomatik temsilciliğiydi. Halihazırdaki bina 1839’da Pierre Laurécisque’in planlarından yola çıkarak inşa edilmeye başlanmıştır. Binanın, üzerinde inşa edildiği arsa dört yüzyıldan bu yana Fransa’ya aittir. Fransız Sarayı Fransa’nın Türkiye Büyükelçisi’nin ve Başkonsolosunun İstanbul’daki rezidanslarıdır.

 

BABIALİ’NİN SON BÜYÜKELÇİSİ EŞİMİN DEDESİYDİ

Başkonsolos Domenach, İstanbul’la olan aile bağlarını da gezi sırasında şöyle anlattı, “Eşimin büyük büyük dedesi 1909-1914 arasında İstanbul’da görev yapmıştı, bizim Babıâli’deki son büyükelçimizdi. Saray’da onun döneminden izler var, mimar Vallaury tarafından yapılan çeşme Sultan Abdülmecid tarafından büyükelçinin eşi Blignieres’e ithaf edilmiş. Çocuklarımız için onun Fransa’dan 1913’te getirttiği piyanoyu çalmak çok duygusal.”

Eğlenceli etkinlikler ve yeni bir mekan

İstiklal Caddesi’nde bulunan Fransa Başkonsolosluğu’nun girişindeki kafelerin de yenilendiği müjdesini veren Başkonsolos Domenach, iyor.  Kafeler ‘Bistro Français’ adıyla hizmet vermeye başlayacak kafe daha ‘Fransız’ ve daha kültürel bir mekan olmak üzere değişiyor. Ağırlıklı olarak Fransız mutfağı, Fransız müziği olacak, isteyenler için Fransız şarapları ikram edilecek ve en önemlisi kafeyi yönetenler Türk asıllı Fransız vatandaşları olacak. Bu kişiler yüzde 100 Fransız ve yüzde 100 Türkler ve bu sayede hem bir Fransız’ın hem de bir Türk’ün beklentilerini biliyorlar. ‘Bistro Français’ ve Fransız Kültür bundan böyle daha çok sinerji içinde olacak. Bistro kelimesi Rusça ‘bistra’ yani ‘çabuk’ kelimesinden geliyor. Servisin de ‘çabuk’ olacağı kafenin terası 14 Eylül’de       açılıyor.

FRANSIZ PASTACILIĞI TANITILACAK

Entelektüellerle bir konferanslar dizisi gerçekleştirilecek. İlk konferansın konusu Ortadoğu’da Hıristiyanlar’ın yaşadığı sıkıntılar üzerine olacak. Metis Yayınları’ndan ‘Kayıp Şark’ın Peşinde’ adlı kitabı çıkan ünlü İslam uzmanı Olivier Roy konuk olacak. Olivier Roy, gazeteci Ruşen Çakır ile konferans verecek. Sosyolog Nilüfer Göle’yle birlikte tümüyle olumlu bir perspektiften Avrupa’daki Müslümanlar’la ilgili bir konferans gerçekleştirilecek.

Etkinlikler dizisinin en ‘tatlı’ üyesi ‘pastacılık günü’ (Journee de la Pâtisserie).

10 Ekim’de Fransız Sarayı’nda Fransız ve Türk pasta ve tatlı markalarıyla ortaklaşa yapılacak. Fransa’dan pasta ustaları gelecek. Ziyarete gelenlere hem Fransız pastacılığı tanıtılacak hem de Türk tatlıları ikram edilecek.

Saray’da sinema keyfi...

Sinema aktivitesi başlıyor. Başka Sinema’yla ortaklaşa bir program yürütülüyor ve artık haftanın üç günü sinema gösterimleri olacak. Bu sinema gösterimlerinde Fransız kültürünü yansıtan, hem büyükler için hem de çocuklar için filmler izlenebilecek.