Şehir, insan, hayat…

Tülay G. Kurtuluş /tulaygurlerkurtulus@gmail.com |  31 Mart 2018 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 31 03 2018 - 2:30

Yaşamayı her şeye rağmen inatla…Bu haftakikitaplar işte tam da bu konulara dokunuyor...


 
21 günde mümkün…
 
“Daha iyi bir yaşam sürersek mutluluğun kendiliğinden geleceğini ümit ederiz. Oysaki bu büyük bir yanılsamadır. Mutluluğumuzu ancak ve ancak kendimiz yaratırız,” diyen Saba Tümer kendi mutluluk planını okuyucuları ile paylaşıyor. 21 Günde Mutluluk ile gerçek mutluluğa siz de kavuşacaksınız!” İddialı bir yaklaşım değil mi? Ama Saba Tümer, kitabında, bu iddianın hakkını fazlasıyla veriyor. Nasıl bir kitap bu, diyerek aldım itiraf edeyim, ama inanılmaz bir hızla okudum ve çok keyif aldım. Sahici insanların kalemi de sahici işte! Bal gibi yazmış Saba, bal gibi de anlatmış tatlı diliyle… Yaşanmışlıklardan yola çıkarak mutluluğun imkansız olmadığına dikkat çekmiş, kendi gözyaşları ve kahkahasıyla. Kalemine sağlık!
 
Yazarın duruşu
 
Yılmaz Vural kitap yazmış meğer, Beyaz’ın programını izlerken duydum, ben duyuncaya kadar ikinci baskısını yapmış bile! Hemen aldım. Tanıtım metni yeterince ilgi çekiciydi zaten. Ama az çok biliyordum neler yaptığını… Kitap nasıl keyifli, nasıl Yılmaz Vural gibi, anlatamam… Yazmak için illa edebiyata bulaşmış olmak gerekmiyor, bu kitap da en güzel ispatı bunun. Kitabın adı İnadım İnat ! Yılmaz Bey’in kararlı, hayata bağlı, ne olursan olsun istediğinden vazgeçmeyen tavrı, anlattığı her satıra sinmiş. Nefis bir anlatım, tatlı bir ifade, sağlam bir kalem… Elinize sağlık hocam…
 
Bu kitapta hayalleri olan bir insanın hayatta kalma mücadelesini, korkularını, çabalarını, hayal kırıklıklarını, ama en önemlisi trajikomik maceralarını bulacaksınız.
 
Üstada saygıyla…
 
Kısa bir süre önce kaybettik Sevgili Aydın Boysan’ı… Bazı adamlar, hiç ölmezler. O da böyle biri… Tatlı üslubu, hayatla dalga geçen hali, aslında tüm ciddiyetiyle yazdıkları unutulmayacak hiçbir zaman…

Boysan’ın fotoğraflarla desteklediği Nereye Gitti İstanbul, zamandan, mekanlara; Boğaziçi’nden Kapalıçarşı’ya; meze hazırlamaktan derin mavilere uzanan tatlı, sıcak bir sohbet tadında bir kitap… Eski İstanbul’u eski bir İstanbullu olarak anlatmış. Okurken ben bile çocukluğum ve ilk gençlik hallerimdeki şehri özlediğimi fark ettim bazı ayrıntılara yetişmemiş olmama rağmen… Ne olursa olsun İstanbul, İstanbul’dur ama kitabı okursanız fark edeceğiniz değişim içinizi sızlatacak…

 

ETİKETLER