Hep aynı eksiklik hep aynı eskilik! Siz değişin...

Haberin Devamı

Şanslı bir kuşağız aslında...

Türkiye’de olmasa bile bütün inançların, alışkanlıkların değiştiği, tabuların kırıldığı, yeni bir düzenin oluştuğunu dönemden geçiyoruz...

Dünyada olan, pek çok şaşkınlık verecek değişime tanıklık ediyoruz.

Gördüklerimizi, olup biten her şeyi, özgürce düşünüp değerlendirebilir, bu geçiş çağının tüm eğlencesini, heyecanını yaşayabiliriz biz de istersek.

Türkiye olarak bu eğlenceli oyunun içinde olabiliriz... Ama nedense bizler bir inancın içine kıvrılıp yatmaktan çokça hoşlanıyoruz ya da kolay nutuklarla işi idare etmeye bayılıyoruz...

Değişim... Özgürlük... Yenilik... Baş düşmanlarımız gibi...

Hiçbir şey değişmesin istiyoruz...

Bu hâlimizle çok şanssız bir zamanda dünyada yaşıyoruz...

En çok, korktuklarımızın gerçekleştiği bir dünya bu, insanlar özgürleşiyor, bireyleşiyor, iletişim, ulaşım kolaylaşıyor, sınırlar kalkıyor, tabular yavaş yavaş siliniyor...

***


Çevremdeki bazı insanlara bakıyorum da değişim onları heyecanlandırmıyor.

Hatta korkuyorlar. Dünya korkutuyor onları, Türkiye’nin karanlığı içinde büzüşmüş vaziyette duruyorlar.

Ne o karanlığın parçası olmaktan memnunlar, ne de dünyanın aydınlığından yararlanmaya uğraşıyorlar.

Kötürümleşmiş gibiyiz.

Doğrusunu isterseniz bazen karanlık kozasının içinde dertop olmuş tırtılsı bir toplumda yaşadığımızı düşünüyorum ben.

Hep aynı eksiklik hep aynı eskilik...

Şöyle silkinip canlanamıyoruz bir türlü. Kozasını karanlık, bunaltıcı, sıkıcı bulan, o kozayı delip çıktığında ipek böceği olacağını bilmeyen tırtıl gibiyiz işte...

Ülkemizde çok sıkıcı şeyler var.

Haksızlıklar var, dünyanın gidişatını algılamayan politikacılar var; kuşkuyla baktığımız hukukçular, gazeteciler, akademisyenler, iş adamları var...

Ama kozayı delip bir ipekböceği olabileceğimizin işaretleri de var.

Korkmamak lazım...

Değişim oyununu sevmek lazım...

Bu değişimi izlemeyi, parçası olmayı heyecanlı bulmak lazım.

Bunları yaparsak bir süre sonra o bunaldığımız karanlık, ipek böceği olarak terk edeceğimiz kozanın içinde kalacak çünkü...

Bizi aydınlık, özgür, mutlu bir dünya bekliyor ‘dışarıda’. İstersek kanatlanıp arasına katılacağımız aydınlık dünyanın şartları var ama o dünyaya katılabilmek için cesaret ve istek gerekiyor.

***


Hem yaşadığın şartlardan sıkıl, hem o şartları değiştirmek için uğraşma.

Hem içinde yaşadığın karanlıktan bunal, hem de ‘dışarıdaki’ aydınlığa katılmak için bir çaba gösterme.

Hem ‘bu hayat çok sıkıcı’ de, hem de hayatı daha eğlenceli kılacak değişimlerin parçası olma.

Hem yakın, hem kımıldama.

Böyle yaşayan insanlar mutsuz olmazlar da ne olurlar.

***


Türkiye’de, Türkiye’nin karanlığı içinde yaşasak da aslında hepimiz aydınlık bir dünyanın parçasıyız.

Tarihin en büyük değişimlerinin yaşandığı bir çağ bu.

Karanlıkta başımızı bir uzatsak aydınlığı göreceğiz. Ama bizi bunaltan karanlığa o kadar alıştık ki artık aydınlıktan da korkar olduk.

İnsanlığın bu en şanslı döneminde bizim şanssızlığımız da bu işte.

Tırtıllığı sever olduk...

Kelebek olacağımızı bilsek yine de korkar mıydık değişimden merak ediyorum?

Siz etmiyor musunuz?

*****


PS: Dün yeni ay zamanıydı... Ve yeni ay zamanında aynı anda güneş tutulması oldu... Yenilenme ve yenilik zamanı olduğunu söyledi astrologlar bu birleşim için... Gökyüzü bile yanınızda, daha ne bekliyorsunuz kozadan çıkmak için? Değişin, değişimin parçası olun...

DİĞER YENİ YAZILAR