Mehmet Haberal var da Hanefi Avcı neden yok?

Haberin Devamı

Biz, daima ‘demokrasi kahramanı’ bol... Demokrasisi kıt bir ülke olduk. Birkaç sefer en azından yasaları değiştirerek demokratikleşme fırsatı yakalandıysa da, hiçbir zaman antidemokratik yasaklar bütünüyle kalkmadı.

Her zaman necip Türk basını ile o sırada iktidarda ve muhalefette kim varsa onlardan birileri işlerine gelen yasaların değişmesinin demokrasi için şart olduğunu söyleyip, gerisine aldırmadılar.

12 Haziran seçimlerine girecek partilerin milletvekili adayları açıklanınca bunu düşündüm. Beklerkenki duyduğun heyecanı açıklandığında da koruyabileceğin pek fazla açıklama olmaz bizim ülkemizde gerçi ama bu sefer heyecanlı geldi bana. Çünkü çok merak ettiğim konu var.

Beni en fazla CHP’nin aday listesi meraklandırdı. Ergenekon davasının sanıklarından Hanefi Avcı, İlhan Cihaner, Mustafa Özbek, Tuncay Özkan değil de Mustafa Balbay, Mehmet Haberal, Sinan Aygün adayları olmuştu...

Bu seçimi neye göre yapmışlardı acaba?

Niye Mehmet Haberal olabiliyordu da Hanefi Avcı olamıyordu acaba?

Ya da neden Sinan Aygün olabiliyordu da İlhan Cihaner olamıyordu?

Bunu belirleyen o büyük ilke neydi acaba?

Kılıçdaroğlu “CHP’de değişim” derken tam neyi kastediyor?

İsimleri mi? İsimler değişti, evet...
P
eki, parti anlayışı değişti mi?

Ergenekon’u desteklemek pek yeni bir anlayış sayılmaz, Baykal da “ben Ergenekon’un avukatıyım” diyordu.
Yeni isimlerle eski anlayışlar... Buna değişim demek mümkün mü?

CHP bu adayları AK Parti’ye karşı seçim kazanmak, iktidar olmak için mi çıkartıyor önümüze yoksa bazılarının gizli bir iktidarı yeniden kullanmasına olanak vermek için mi?
Ergenekon destekli yeni CHP, neyi temsil ediyor? Değişimi mi, değişmemeyi mi?

Eğer Haberal’ın ve onun hamisi durumundaki Demirel’in istediği türde bir “değişimin” peşindeyse Kılıçdaroğlu, ben değişmemeyi, bugünkü gibi kalmayı tercih ederim.
Değişim için parmağını bile kımıldatmayan, sadece “bugünü” savunan AKP’nin bu politikasını bile “ilerici” gösterebilecek bir liste yaptı Kılıçdaroğlu.

Bir türlü anlamıyorum.

Ergenekon’u mu yoksa AKP’yi mi destekliyor CHP’nin lideri?
Ama anladığım bir şey var.

O da, CHP’nin, Haberal’lı politikasıyla gerçek bir demokrasiyi desteklemediği.

*****

Futbol kulüpleri ‘gol’ü yemiş

Milliyet‘te Güngör Uras, 2 gündür futbol kulüplerinin ekonomik durumlarıyla ilgili çarpıcı tespitler yapıyor. Verdiği rakamlara bakınca ilk aklımdan geçen şu oldu:
“Bu kulüp başkanları futboldan anlamadıkları gibi, ekonomiden de bihaberler..”

Tablo tek kelimeyle korkunç.. Birkaç rakamı sizlerle paylaşayım.

* 4 büyük kulüp F.Bahçe, G.Saray, Beşiktaş ve Trabzon futbolculara toplam 393 milyon lira yıllık ödeme yapmış.

* TBMM Meclis Araştırma Komisyonu için hazırlanan rapora göre, bu kulüplerin yıllık giderleri gelirlerini yüzde 121 oranında aşıyor.

* Son 5 yıldaki transfer açığı tam 226 milyon Euro.

* Bu kulüplerin yıllık gelir-gider hesapları 130 milyon lira açık veriyor.

* Toplam borçları 1.2 milyar lira civarında. “Bu borç kapanabilir mi?” diye sorarsanız, yılda 130 milyon lira açık verdikleri için borç azalmaz, aksine büyür gibi gözüküyor.

* Her alanın en kötüsü olmaya alışan G.Saray, borç konusunda şampiyonluğu elinde tutuyor. Borçları son 1 yılda 417 milyon liraya yükselmiş.

İnsanın tüylerini ürperten bu rakamlara baktıktan sonra, futbolun bir endüstri olduğunu hala farkedememiş, bu işi “gol” atmaktan ibaret sanan kulüp başkanlarının neyle karşı karşıya olduklarını anladıklarına emin değilim.
Çünkü ne Barcelona gibi özkaynaklarına eğilip oyuncu çıkarıyorlar, ne de Porto gibi karlı oyuncu satışları yapıp para kazanıyorlar.

Bildikleri tek şey, işler kötü gittiği zaman gündemi değiştirmek ve taraftarı sakinleştirmek için pahalı transfer yapmak. Oysa bu model artık demode ve kulüpleri batağa sürüklemekten başka işe de yaramıyor.

Baksanıza F.Bahçe şampiyonluğu kaçırıyor, Daniel Güiza‘yı 30 milyon Euro harcayarak transfer ediyor.

Bu para F.Bahçe’nin 1 yıllık yayın gelirine eşit. Adnan Polat kendini kurtarmak istiyor, devre arasında G.Saray 21 milyon Euro‘luk transfer yapıyor. Beşiktaş bu sene düzeldi ama onların da transferde çöpe attığı para 200 milyon Euroları buluyor.

Dünya değişiyor, Türkiye dönüşüyor ama kulüpler hala bu rüzgarın dışında. Sonra bu kafayla Avrupa’da başarı bekliyoruz ya, en çok ona gülüyorum.

*****

2.Köprü’nün ışıklandırması kötü oluyor

2. Köprü de 1. Köprü gibi ışıklandırılıyor. LED Aydınlatma Projesi, Philips‘in çözüm ortağı Aydınlık Lighting tarafından yapılıyormuş. %60 enerji tasarrufu sağlayan Philips LED aydınlatma ürünleri kullanılıyormuş.
Her gün bir takım çalışmalar görüyorum Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nde...

Test yayınlardan, çok zevksiz bir ışıklandırma olacağına dair bir endişe şimdiden sardı beni.
Umarım korktuğum gibi olmaz.

Asıl önemlisi, artık tasarrufsuz ampuller kalkıyormuş.
O şeffaf 100 watt’lık ampüllerin satışı durdurulmuş bile...
Enerji problemi yaşayan bir ülke için geç bile alınmış bir karar...

*****

PEKİ DÜNYADA NELER OLUYOR BU ARADA?

Amerika: Obama darboğazda

Haftalardır bütçe tartışmaları ve “Hükümet daireleri kapanacak mı kapanmayacak mı?” tartışmaları var.
Bu ne demek?

Obama’nın bütçesini beğenmeyen ve harcama yetkisinin durdurulmasını isteyenler, bir türlü bütçeyi onaylamayıp hükümetin neredeyse bütün dairelerini kepenk kapatma noktasına getiriyorlardı.

Cumhuriyetçilerin en azılı kanadı olan Çay Partililer, Obama’nın aile planlaması kliniklerine para ayırmasına karşı çıkıyormuş. Bu kliniklerde yoksul kadınlara kürtaj olma imkanı sağlanıyor, diye.

Son dakikada, kongredeki karşıt görüşlü senatörler Obama’ya halkın parasını kullanma yetkisi verdiler de şimdilik sorun biraz çözüldü.

Obama 38 milyar dolarlık kesintiye razı olunca gerçekleşmiş bu uzlaşma...

Bilmiyorum ‘Gerçek başkanlık’ işleminin sandığı kadar rahat olmadığını öğrendiğinde Erdoğan ‘Başkanlık’ için böyle diretmeyi sürdürecek mi?

Fransa: Peçe yasağı

Fransa sonunda kamuya açık alanlarda peçeyi yasakladı.
Sarkozy, yaklaşan seçimlerde aşırı sağcı seçmenden oy toplamak için bunu yapıyormuş.

Fransız müslümanlar çok rahatsızmış bu durumdan.
Polis sendikaları da en az müslümanlar kadar tedirginmiş yasadan.

Avrupada bu bir ilk....

Bu arada 5 milyon nüfusla en kalabalık müslüman nufusa sahip yer Fransa...

Köktendinci Müslümanlar kadını kapatmaya uğraşırken, ‘Köktenlaikçiler’ açmaya uğraşıyor.
İkisinin ortak noktası ise ‘kadına’ fikrini sormamaları.

Çin: Kültür devrimi

2010 Küresel Sanat Raporu açıklanmış geçen gün...

Küresel Kriz’den sonra sadece ekonominin değil, sanatın da merkezi Çin olmuş.

10 yıl öncesine kadar devasa fabrikalarda Picasso kopyalayıp ihraç eden Çin, 2010 yılında dünya sanat pazarındaki payını %33 büyütmüş.

Çin’in müzayede evleri geçtiğimiz yıl 500 milyon dolara yakın gelir elde etmişler.

Amerikan Lehman Brothers batınca, Çin ekonomik dünyanın motoru haline gelmiş, zenginlik artmış ve o Çinliler koşarak gidip sanat eseri almışlar.

Bu da bir tür yeni Çin kültür devrimi...

Mao da olsa buna “tamam” derdi doğrusu...

DİĞER YENİ YAZILAR