Gazetevatan.com » Yazarlar » Tercihlerinizi şansa bırakmayın

Tercihlerinizi şansa bırakmayın

19 Temmuz 2016 Salı


Her yıl yaklaşık 2 milyon genç, üniversiteye yerleşebilmek için bugünkü adıyla YGS ve LYS sınavlarına hazırlanıyor.

 

Yaklaşık 2 milyon öğrenci ve ailesi için sınav ve sınav sonrası yaşanan kaygının ana temeli hemen herkesin bu sınavlara yüklediği anlamda yatıyor.

Üniversiteye girmek, bir bölümde okumak ama hangi bölüm olursa olsun bir yere yerleşmek arzusu, gençlerimiz ve aileleri için meslek edinmenin birinci şartı. Bu durumun nedenini, Türkiye’nin içinde yaşadığı sosyal ve ekonomik dönüşümün Türk aile yapısına yönelik yansımasında aramak gerekiyor.

Kariyer planlama zamanı

Genç, kendini ne kadar iyi tanır, önünde yer alan kariyer seçenekleri içerisinde kendisine en uygununu belirler ve bu doğrultuda seçimler gerçekleştirirse, sınava ve sınav sonucu elde ettiği başarıya o kadar doğru anlamlar yükleyebilir.

Anne babalar,  çocuklarıyla klişelerden uzak ilişki kurmayı, onların sınırlarını bilerek güçlü yönlerine odaklanmayı ve olaylara ve durumlara kendi pencerelerinden değil, çocuklarının kişilik özelliklerini de gözeterek kariyer planlamalarına destek olmayı başarabilmeli. Bu yaklaşım, sınav sonrası süreci hem çocuklar hem de aileleri ile sorunsuz yaşamalarına neden olacaktır.

Genel kontenjan yüzde 5 artırıldı, AÖF kontenjanı düşürüldü

Üniversite kontenjanları bu yıl yüzde 5.27 artırılarak 867 bin 191 olarak belirlendi. Geçen yıla göre kontenjan sayısı 43 bin 452 arttı. YÖK bu yılın başından itibaren AÖF programlarında kademeli olarak kontenjan azaltmaya başladı. AÖF programlarında yüzde 80’leri geçen kontenjan azaltılmasına gidildi. Kalite artırmak için yapılan çalışma kapsamında toplam 206 bin 53 olan kontenjan, bu yıl 169 bin 615’e düşürüldü. Adaylar bu yıl 24 tercih yapacak. Üniversite tercih kılavuzunda bu yıl ilk kez mezun bilgileri de paylaşılacak. Merkezi sınavlarda (KPSS vb.) üniversite mezunlarının ne kadar puan aldığı da   tercih rehberinde yer alacak.

Üniversite kontenjanlarının yıllara göre değişimi nasıl gerçekleşti?

 

Önce istediğiniz bölümü belirleyin

Öğrencilerin tercih listelerini oluştururken sıklıkla yaşadıkları sorun, seçecekleri yükseköğrenim programlarını nasıl sıralayacaklarıyla ilgili oluyor. Bu noktada adayların kafası karışıyor ve neyi kıstas alacaklarını bilemiyorlar. Kimisi girmek istediği programları en yüksek puandan en düşük puana göre sıralıyor, kimisi önce tıp fakültelerini sonra mühendislikleri sonra işletmeleri sıralıyor, kimi aday üniversitenin bulunduğu ile göre sıralama yapıyor, kimi önce devlet üniversitelerini sonra vakıf üniversitelerini yazıyor. Bu konuda birçok şekilde davranılıyor, ama tek bir doğru yöntem var; adayın gerçekten okumak istediği bölümleri, en çok okumak istediğinden başlayarak sıralamasıdır. Yani İSTEK sırası yapmasıdır. Bu tip bir listede düşük bir programdan sonra ondan daha yüksek puanlı bir program gelebilir. Birçok kişi bu durumun hatalı olduğunu, yüksek puanlı programın düşük puanlı programın üstüne yazılması gerektiğini, aksi durumunda ‘ölü tercih’ olacağını söyler.

Aslında hiçbir tercih ölü değildir!

Adaylar şunu iyi bilmelidir, hiçbir tercih ölü tercih değildir. Aslında işin özü şu: Puanı yetmediği için düşük puanlı programa giremeyen bir aday, bundan sonra yazmış olduğu daha yüksek puanlı programa da giremez. Ancak adaylar şunu unutmamalı: Üniversite programlarının taban puanları yıldan yıla değişir. Puanlarda bazı yıllar artış, bazı yıllar azalış olabilir. Bu nedenle düşük puanlı bir programdan sonra yazmış olduğunuz yüksek puanlı bir program, o yılki tercihlere bağlı olarak daha düşük bir puana gerileyebilir.

Adayların tercih listelerini istek sırasına göre yapmalarının doğru bir yöntem olduğunu söyledik. Ama bu her zaman kolayca yapılabilen bir durum değildir. Aday ne istediğini bilmiyor veya kararlaştırmamış olabilir ya da seçeceği programların hangisini önce hangisini sonra yazacağı konusunda tereddütleri olabilir. Bu, tabi ki tercih dönemine bırakılmaması gereken bir durum. Aday, lise eğitimi ve öğretimi süresince ilgi duyduğu meslekler, üniversite ve lisans programları, kendi kişisel özellikleri, yetenek ve becerileri ile ilgili bilgi toplamalı ve bunları değerlendirmelidir.

Ülkemizde üniversite lisans programlarına yerleşen birçok adayın, daha sonra kazandığı bölüm veya üniversiteden memnun olmayıp tekrar sınava girdiğini biliyoruz. İnsan, değişen dinamik bir canlıdır. Bu açıdan bakıldığında karar, fikir, beğeni ve ihtiyaçların daha sonraki bir süreçte değişmesi normaldir, ancak tercih döneminde var olan bilgilerin yeterince iyi değerlendirilip doğru sonuca ulaşılması gerekir. Bunun için tercih danışmanlığı veren kişinin, adayı çeşitli özellikleriyle tanıyor olması ve var olan tüm bilgileri empatik bir şekilde yorumlayarak, adayın kendisi için en doğru kararı almasına yardımcı olmalıdır.

Boş kalan kontenjanlara YÖK’ten müdahale

Devlet üniversitelerinin lisans ve lisans toplam kontenjanı 679 bin 176, vakıf üniversitelerinin toplam kontenjanı 167 bin 859, KKTC üniversitelerinin toplam kontenjanı 18 bin 266, diğer ülkelerdeki üniversiteler için ise bin 890 olarak belirlendi. Kontenjanlar, tercih döneminden sonra mümkün olduğunca az boş kontenjan kalacak şekilde belirlendi. Boş kontenjanların çokluğu yerleşemeyen öğrenciler için sevindirici olsa da bu kontenjanlar hem üniversiteler hem Türkiye Yükseköğretim Sistemi için atıl kalan kapasite anlamına geliyor. Kontenjan artırımı bu prensibe göre ilk kez geçen yıl belirlenmişti. 2015’te genel kontenjanın yüzde 4.7’si boş kaldı.

 

Tercih sıralamasında puan derinliği

Dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta, tercih edilen programların puan dağılımının açıkta kalma riskini en aza indirecek şekilde geniş tutulmasıdır. Ancak bu durum, tercih listesinde derinlik yaratmak adına, hiç gidilmek istenmeyen bir programın listeye eklenmesi şeklinde algılanmamalı. Puan aralığı olarak dar bir tercih listesi oluşturmak, herhangi bir programa yerleşememe riskini de göze almak anlamına gelir.

Programların hangi puan türüyle aldığını kontrol edin

Farklı puan türlerinden programlar tercih eden aday, yine İSTEK sırası ilkesinden şaşmadan, listesini oluşturmalıdır. Aday gitmek istediği programın, kılavuzda belirtilmiş olan özel şartlarını mutlaka okumalı. Seçmek istediği programın özel şartlarına uygun olmayan adaylar, bu programları tercih listelerinden çıkarmalıdır.

En popüler 20 bölüm hangisi?

En popüler bölümler hukuk, tıp ve psikoloji... Hukuk ve tıp bölümleri geçtiğimiz yıl ilk 100’e giren adayların da en çok tercih ettikleri ilk 3 bölüm arasında yer alıyor. PDR bölümünün popülerliği ve mimarlık programlarının mühendisliklerden daha çok tercih edilmeleri dikkati çeken bir diğer nokta. Mühendislikler arasında ise en çok hedeflenen bölüm bilgisayar mühendisliği. İlk 100’ün en çok tercih ettiği üçüncü bölüm elektrik-elektronik mühendisliği ise adayların hedefleri arasında orta sıralarda yer alıyor.