Gazetevatan.com » Yazarlar » Tercihleri yaparken başarı sırasını kullanın

Tercihleri yaparken başarı sırasını kullanın

12 Temmuz 2015 Pazar


Bu yazı için biraz bekledim, acele etmedim, biraz farklı olsun istedim. Bunca zamandır ne yaptık? Tercih listesi şöyle hazırlanır, böyle sıralanır, şuna dikkat edin, böyle yapın vb. dedik; biraz ‘beylik’ davrandık. Böyle davranmakla, bir şeyi görmezden geldik, sizlerin bu süreci ilk kez yaşadığını dikkate almadık, söylediklerimizi sanki biliyormuşsunuz gibi davrandık, oysa sizler bu önemli olayla ilk kez karşılaşıyordunuz, bizlerse yıllarca aynı işi yapıyorduk. 
 
Onun için şöyle bir yöntem izledim; sizlerin en çok sorduğu, en çok öğrenmek istediği ve bu olayla ilgili en can alıcı noktalara değindim. Öyle lafı fazla uzatmadan, olayı çetrefilli boyutlara getirmeden, az ve net bir şekilde özetlemeye çalıştım.
 
Şimdi gelelim can alıcı sorulara, bunları okuduğunuzda aklınızdaki pek sorunun yanıtını bulacaksınız, ama yine de somak istedikleriniz olursa sgultekin@gazetevatan.com adresinden bana ulaşabilirsiniz.
 
 
30 tercihin hepsini dolduralım mı?
 
Yazdıklarınızdan pişman olmayacaksanız doldurun, 30’ncu tercihiniz bile okuyacağınız tercihse, doldurmakta sakınca yok! ‘Hele bir yazalım, sonra bakarız’ demeyin.
 
Çok tercih yapmak kazanma şansını artırır mı?
 
Yerimiz varken, tercihleri ve alternatifleri çoğaltmakta yarar var. İllaki 30 tercih yapacağız diye bir kural yok, ama bize sunulan olanağı da değerlendirmek gerekir. Örneğin aynı başarı sırasından birkaç yer yazmak, tercihlerden birini kaçırırsak diğerini yakalama şansı yaratır.
 
Puana göre mi, başarı sırasına göre mi?
 
Tercihleri yaparken başarı sırasını kullanın, puanları dikkate almayın.  Kendi başarı sıranızla, girmek istediğiniz bölümün başarı sırasını kıyaslayın.
 
Kendi sıramızın ne kadar üstünden başlayalım?
 
Adayın MF-4’den başarı sırası 170 bin olsun, şayet tercih sayımız 30’u çok aşmıyorsa, bu adayın tercihlerini 100 binden başlatmasında hiçbir sakınca yoktur. Hemen soracaksınız, ‘Peki, olur mu?’ Yanıt vereyim: ‘Ben de biliyorum olmayacağını, ama ne sakıncası var? Olmazsa olmasın! Aklınızda kalacağına, kağıtta kalsın...’ İlk birkaç tercihiniz, sıradan ve puandan bağımsız olsun, gönlünüzde yatan aslan olsun...
 
Nereye kadar düşelim?
 
Pişman olmayacağımız yere kadar! En son yaptığınız tercih bile, kazandığınızda asla pişman olmayacağınız, bir daha sınava girmek istemeyeceğiniz, kazandığınızda okuyacağınız yer olsun. Lütfen şuna dikkat edin: Her bir tercihi yazarken, sanki  başka tercih yokmuş, sadece o tercih varmış gibi hareket edin. Tercihlerdeki temel prensibimiz; ben bu tercihi yazıyorum, ama bu tercihte gerçekten okur muyum, yoksa ‘yazmış olmak için mi yazıyorum’ düşüncesi olmalı...
 
‘Ülü tercih’ tam anlaşılmadı…
 
Örneğin tercihlerimizden birinin sırası 150.616 olsun. Kalkıp da bunun altına 120.387’nci sıradaki bir yeri yazarsak, işte bu ölü tercih olur! Neden mi? Şöyle açıklayayım: 150.616’ncı tercihe giremeyen bir aday, ondan daha yukarı sırada bulunan 120.387’nci sıraya yerleşebilir mi? Bu mümkün değil, işte ‘ölü tercih’ bu demektir... Böyle yaptığınız taktirde, fazladan yer işgal eden bir tercih yapmış olursunuz.
 
Tercihler küçükten büyüğe doğru mu sıralanmalı?
 
Tercihler arasında 3-4 binlik oynamalar olabilir, yani 120.589’un altına 124.724’üncü sıradaki yeri yazabileceğiniz gibi, ondan daha yukarıda bulunan 116.706’ncı sıradaki bir yeri de yazabilirsiniz. Bu ölü bir tercih olmaz, çünkü iki tercih arasında makul bir fark vardır.
 
Bir tercihi daha üst sıraya yazan mı avantajlıdır?
 
Kaçıncı sıraya yazarsa yazsın, kimin puanı daha yüksekse, o avantajlıdır! Cengiz’in TM-1 puanı 485, Sadık’ın TM-1 puanı 486 olsun, Cengiz aynı tercihi 1’nci sıraya, Sadık da aynı tercihi 30’ncu sıraya yazmış olsun, şayet o bölüme bir aday alınacaksa, bu Sadık olacaktır, çünkü Sadık’ın puanı Cengiz’den yüksektir. ‘Peki, bu durumda sıranın ne önemi var’ diyeceksiniz. Şu önemi var: Cengiz, bu bölümü diğer tercihlerinden önce istiyor, Sadık da ‘diğer tercihlerim olmazsa, en son bu tercihime yerleşeyim’ diyor...
 
 
Farklı puan türlerini nasıl karıştıracağız?
 
1- Aday şöyle diyebilir: Ben, önce MF’leri, daha sonra da TM’leri istiyorum. Bu durumda aday, önce MF listesindeki tercihleri olduğu gibi bu kağıda aktarır, sonra bunun altına TM listesindeki tercihlerini sıralayabilir.
 
2- Aday şöyle de diyebilir: Ben, önce TM’leri istiyorum, bunlar olmazsa, o zaman MF tercihlerini istiyorum. O zaman, önce TM listesindeki tercihler buraya aktarılacak, daha sonra da MF tercihleri yazılacak.
 
3- Aday şunu da yapabilir: İlk tercihim, MF’nin ilk sırasındaki yer olmalı, 2’nci tercih olarak yine MF listesinde bulunan 2’nci sıradaki yeri istiyorum. 3’ncü sırada, TM listesinin ilk sırasında bulunan yeri, 4’ncü sıraya MF listesindeki 3’ncü tercihi yazmak istiyorum... Ve bu işlem bu şekilde sürüp gider.
 
Bu üç şekil de doğru, ama adayın olaya yaklaşım tarzı farklı; işte bunun nasıl olması gerektiğine adayın kendisinin karar vermesi gerekir. 
 
 
Üniversitede hangi bölüm iş ararken avantaj sağlar?
 
 
Her yıl 10 binlerce genç liseden mezun olup çeşitli üniversitelerin farklı bölümlerine giriyor. Bu gençlerin bölüm tercih ederken pek çoğunun aklında ise üniversiteyi bitirdikten sonra kolay iş   bulup bulamayacakları yatıyor, çünkü her aday üniversiteden mezun olduktan sonra iyi bir ücret ve iyi bir unvanla iş hayatına başlamak istiyor.
 
Deneyimsiz gençlere en çok yer veren sektörler arasında ilk sıralarda perakende, turizm, hizmet, bilişim, sağlık, tekstil, gıda, çağrı merkezi ve inşaat bulunuyor. Savunma sanayi, ziraat, prodüksiyon ve denizcilik ise yeni mezun alımlarının en az yapıldığı sektörler arasında.    
 
En çok alım satış alanında
 
Üniversiteye başlayacak gençlerin, öncelikle hangi alanlara ilgi duyduklarını keşfetmeleri gerekiyor. Bunu gönüllü işler yaparak, çeşitli mesleklerden çevre oluşturarak, farklı projelerde görev alarak veya stajla deneyerek bulabilirler.  Bütün sektörlerde en çok eleman aranan iş alanının satış olduğu görülüyor. Bilişim sektöründeki pozisyonlarda da ciddi bir   açık söz konusu. Özellikle web ve mobil yazılım bilişimde başı çekecek. Kullanıcı sayısının 10 milyonu geçmesi beklenen e-ticaret sektörü de alımlarını hızla sürdürecek sektörlerin başında. Satış temsilcisi, çağrı merkezi elemanı, yazılım uzmanı, banka pozisyonlarının da önümüzdeki dönemlerde popülerliğini sürdürmesi bekleniyor.
 
Dijital işlerin geleceği parlak
 
Son yıllarda dijital pazarlamadan yazılım mühendisine, web tasarımdan arama motoru optimizasyonu uzmanına kadar çeşitli dijital işler gençlerin ilgi alanında. Ve bu alanda büyüyen bir pazar mevcut. Dolayısıyla önümüzdeki yıllarda tercihini bu sektörden yana kullanan gençlerin iş bulma konusunda daha rahat olacağı görülüyor.
 
Yeşil işler yaygınlaşacak
 
Bir başka potansiyel ise yeşil işlerde. Uluslararası Yenilenebilir   Enerji Ajansı’nın açıkladığı rapora göre dünya genelinde yenilenebilir enerji alanında çalışan sayısı yüzde 14 oranında artarak 6.5 milyon kişiye ulaşmış durumda. Çin, bu alanda en fazla eleman alımı yapan ülke konumunda. Güneş enerjisi üretimi, başı çekiyor. Türkiye’de de yeşil işlerin yaygınlaşması bekleniyor.
 
İkinci dil bilmek avantaj sağlar
 
Üniversiteye giren gençlerin İngilizce dışında ikinci hatta üçüncü bir dil öğrenmeleri mezun olduktan sonra   büyük bir avantaj sağlayacak, çünkü özellikle inşaat sektöründe yatırımların artması, yerli firmaların dışa açılması, yurtdışı projeler gibi sebeplerle işletmeler, İngilizce dışında Çince, Rusça, Arapça gibi dil bilen özellikle uzman ve mühendislere ihtiyaç duyuyor. Yeni mezun gençlerden hedefi ve vizyonu olan, üniversite yıllarında staj ve iş deneyimi edinmiş, seçtiği alanda kendini sürekli geliştiren, şirkete yapabileceği katkıları önceden düşünmüş, iş için istek   ve tutku duyanlar önde olacak.
 
SORULAR&YANITLAR
 
Ö. Albayrak
 
Sosyoloji ve felsefe bitirdikten sonra, özel kurumlarda çalışacaksak hangi üniversiteden mezun olduğumuzun bir önemi var mı?
 
Cevap: Sosyoloji ve felsefe mezunları, bölümlerini bitirdikten sonra, reklamcılık, radyo-TV, halkla ilişkiler, insan kaynakları, işletme alanlarında yüksek lisans yaptıktan sonra, adını saydığımız bu alanlarda rahatlıkla faaliyet gösterebilirler. Mezun olduğunuzda, hangi üniversiteden geldiğiniz değil de, nasıl geldiğiniz ve ne fark yaratacağınız önemli...
 
S. Karakuş
 
MF-4’de 44 bindeyim. Glüm hem yüzde 100 İngilizce eğitimi olmasından hem de çalışma alanlarının geniş olmasından dolayı YTÜ’den yana. Sizce ne yapmalıyım? Lütfen yardımcı olur musunuz?
 
 Yardımcı olmama gerek yok ki, sen zaten doğru kararı vermişsin. Aferin sana, metalurji ve malzeme mühendisliğini güzel teşhis etmişsin. Yolun açık, yakınlarının söylediklerine kulaklarını tıka ve yoluna devam et!
 
S. Pinto
 
MF-4 Puanım 38.848. Endüstri Mühendisliği istiyorum fakat İTÜ ve Yıldız Teknik için yeterli değil.  Özyeğin, MEF mi tercih edeyim, yoksa puanım yeterli geleceği İTÜ ÇEvre Mühendisliği (İngilizce), Metalurji Ve Malzeme Mühendisliği, Şehir ve Bölge Planlama (İngilizce) ve Yıldız Teknik Gıda Müh., Kimya Müh, Matematik Müh. (İngilizce) tercih etmeliyim.
 
Ben derim ki, önceliği Özyeğin’e ver, sonra da MEF’i yaz; daha sonra İTÜ Metalurji ve Malzeme gelsin, YTÜ Gıda ve Kimya’yı da bunlardan sonra düşünebilirsin...