Gazetevatan.com » Yazarlar » Kuş uçtu…

Kuş uçtu…

26 Ağustos 2017 Cumartesi


Aşk, avucuna konmuş bir kuş gibidir...   
Çok sıkarsan ölür, serbest bırakırsan uçar gider.
Bu söz, aşağıdaki yazının ana fikrini oluşturuyor.
Bir farkla, bizimki ‘eğitim aşkı’…
 
Futbolda basit bir kural vardır; kendi evindeki maçı kaybetmeyeceksin!
Tribünler ne der: “Bu maçı alıcaz, başka yolu yok!” 
Kendi evindeki maçı kazanacaksın, ilk kural bu!
Yoksa deplasmanda işin zor, maazallah kevgire dönersin…
 
Aynı durum eğitim için de geçerli…
Okula gelen çocuk, aslında avcunun içindedir.
Fazla sıkıp bunaltma, işi gevşek tutup kaçırma…
Eğitimde ilk kural: Öğrenciyi okuldan uzaklaştırma...
 
OECD’nin   ‘Bir Bakışta Eğitim  ’ raporuna göre, Türkiye   eğitime katılım   oranı en düşük üçüncü ülke…
Türkiye ‘okula devamsızlık’ sıralamasında 55’lik oranla ilk sırada yer aldı  .
OECD ülkelerinde bu   ortalama ise sadece yüzde 14…
Türkiye’de eğitimden erken ayrılma oranları   da AB ülkelerinin çok çok üstünde.  
 
Okul çağındaki her üç gençten biri eğitimine devam edemiyor. 
Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde eğitime devam etme oranının yüzde 51,
Batı Marmara’da bu oran yüzde 74…
Okula devam etmeyenlerin yüzde 74’ü ilköğretim mezunu.
 
Türkiye’de 15  -19 yaş aralığında eğitime katılan öğrenci oranı yüzde 69.  
OECD ülkeleri ort  alamasında bu oran yüzde 84.  
Bir ayrıntı daha var…
Yüzde 69’luk oranı  n içinden yüzde 7’lik dilim çeşitli sebeplerle örgün eğitimin dışına çıkıyor.  
 
Türkiye’de 18-24 yaş arasındakilerin liseyi bitirmeden eğitimden ayrılma oranı yüzde 38.
AB ülkelerinde liseyi bitirmeden eğitimden ayrılan gençlerin oranı yüzde 11.  
Türkiye’de 15-29 yaş arasındaki gençlerin yüzde 29’u ne iş hayatında ne de eğitimde yer alıyor.   
OECD ülkeleri arasındaki ortalamanın yüzde 16 olduğu görülüyor.  
 
Peki, bütün buunların sebebi ne?
Okula bağlı nedenler ve kişisel nedenler olmak üze  re iki başlık altında ele alınabilir .  
Okula bağlı nedenler arasında başarısızlık, dersleri ve okulu sevmeme gibi nedenler yer alıyor. 
Kişisel nedenler arasında ise kız-erkek ilişkileri, maddi durum, arkadaş etkisi, kötü alışkanlıklar var.
 
‘Devamsızlık  ’ ve   ‘okul terki  ’ arasında güçlü bir ilişki   var.
Örgün eğitimin dışına çıkan   öğrencilerin çoğunun daha öncesinde devamsızlık yaptığı biliniyor.  
Yani olayın öncüsü ‘devamsızlık’, artçısı ‘okulu terki’…
Bu biliniyor…
 
Bilinmesine rağmen önlem alınıyor mu?
Ne yazık ki, okul terki ve devamsızlığı izlemeye yönelik etkin bir mekan  izma bulunmuyor.
Konuya ilişkin atılacak adımlar öğretmenlerin ve yöneticilerin inisiyatifine bırakılmış durumda.  
Anlayacağınız, bireysel çabalarla toplumsal sorunu çözüme gayreti…
 
Önleyici hekimlik şart…
Öğrencinin okul terki noktasına gelmeden önceki süreci iyi analiz etmek gerekiyor.
En olumsuz faktörler  , olumlu okul iklimi sağlanamamış olmasının  dan kaynaklanıyor.
Okullar öğrenciler için daha cazip mekanlar haline getirilmeli.  
 
Ne yazık ki, eğitim sistemimizde akademik başarının ön plana çıkarıldığı ve içerik öğretmenin birincil amaç olduğu görülüyor. 
Öğrenciler okul ekosisteminde öğretim dışında sosyal, kişisel ve fiziksel talepleri için de karşılık bulabilmeli.
Latice güzel bir söz var: ‘Non scholae, sed vitae discimus’ , ‘okul için değil, yaşam için öğreniriz’ …
İşte, okul böyle bir yer olursa, belki devamsızlık ve terk konuları önceliğimiz olmaz…