Gazetevatan.com » Yazarlar » Ebeveynlerden rica...

Ebeveynlerden rica...

16 Temmuz 2017 Pazar


Üniversite giriş sınavları (YGS-LYS) pek çok öğrenci tarafından ‘olmak ya da olmamak sınavı’  olarak görülüyor. Sınav bitti, artık sadece aldığım puan önemli diye düşünülüyor; ancak sınavda alınan puandan daha önemlisi, belki de en önemlis, yapılacak tercihlerdir. Bu dönemde yapılacak tercihler, öğrencilerin geleceklerini büyük ölçüde belirleyecek. Böylesine önemli ve öğrencilerde sıkıntı yaratacak bir dönemde ailelere çok önemli görevler düşüyor. Peki siz, çocuklarınıza bu dönemde nasıl yardımcı olabilirsiniz? 
Bu dönemde pek çok belirsizlik yaşayan genç, kendi adına karar veren kişiler yerine, onlara destek olacak kişilere ihtiyaç duyar. Bu dönemde çocuğunuzun karar verme ve problem çözme becerilerini geliştirmede yardımcı olabilirsiniz. Aslında bu kriz durumunu bir fırsat durumuna dönüştürebilirsiniz. Kriz yönetimi, krizi doğru yönetmek aslında son derece önemli. Çocuğunuzun kendine özgü, farklı ve yetişkin bir birey olduğunu hatırlamalı ve kendi hayatının sorumluluğunu sahiplenmesi için önünü açmalısınız. 
Bilgi verelim, tavsiyede bulunalım, ama zorlamada bulunmayalım. Kendi istek ve düşüncelerimizi, çocuğumuz aracılığıyla gerçekleştirmeye çalışmayalım. Bu, yapacağınız en büyük hata olur. Bırakın, mesleğini kendi seçsin, bu karar ona ait; bize düşen görev, gücümüz yettiğince ona maddi ve manevi destek sağlamak olmalı.
Öncelikle çocuğunuzu dinlemeyi ve ona hissettiklerinizi anlatmayı başarabilmelisiniz. Genellikle aileler, hissettiklerini davranışlarıyla anlatma yolunu tercih ederler, ancak davranışlar her zaman doğru etkiyi yaratmaz. Çocuğunuzun bir birey olduğunu kabul edin ve onunla duygularınızı paylaşın, bu kritik dönemde sürtüşmeye fırsat vermeyin. Onun neler hissettiğini öğrenmeye çalışın. Öncelikle onun tercihlerinin ne olduğunu öğrenin. Siz hangi üniversiteleri ya da bölümleri tercih etmesi gerektiğini belirtirseniz, çocuğunuzun kendi isteklerini açık bir şekilde ifade etmesini engellemiş olursunuz. 
Bu dönemde gençler, ergenlik döneminin de etkisiyle, kendilerini belirsizlik içinde hissederler. Bu dönemde meslek seçimi yapan gençler kadar, aileler de kaygı yaşarlar, doğal olarak çocuklarının geleceği ile ilgili endişe duyarlar. Bu kaygı; çevredeki insanların neler düşüneceği, ekonomik olanakların sınırlı olması, gerek dünyadaki gerekse kişilerde olan değişimlerden doğan belirsizlikler, popüler kültüre uyum sağlama isteğinden kaynaklanır. Gençlerin çoğu kez lise, meslek ve üniversite tercihlerini ailelerine bıraktıklarını ve sorumluluğu kendi üstlerine almadıklarını görüyoruz. Sizler, meslek seçimi ve tercihler döneminde çocuklarınızın yanında olarak onları olumlu yönlendirmelisiniz.
Çocuklarınızla bu dönemde yaşayacağınız çatışmaları önlemek için, bu dönemde onlarla etkin iletişim kurmak, karşılıklı olarak kaygılarını paylaşmak; sizin ve çocuğunuzun birbirini daha iyi anlamasını sağlar.
Bu dönemde çocuğunuzu sadece kendi isteğiniz veya çevrenin etkisiyle yönlendirmemeniz oldukça önemli. Pek çok aile, çocuklarına para ve kariyer getirecek ya da onlardan kendi aile işlerini devam ettirecek meslekler seçmelerini ya da kendi istedikleri üniversiteleri tercih etmelerini ister. Ancak insanların ve çevrenin sürekli bir değişim içinde olduğu unutulmamalıdır. Çevrenin ve kişilerin talepleri doğrultusunda para ve kariyer kavramları değişir ve farklı mesleklere kayabilir. Aile işlerini kapsayan meslekler ise genç bireyin özellikleriyle örtüşmeyebilir ve onların gelecek taleplerini karşılamayabilir. 
İlk adım, kendini ve isteklerini iyi tanımaktır. Çocuklarını en yakından tanıyan kimseler olarak, onların ilgi ve yeteneklerini belirlemelerine bu anlamda geribildirim vererek yardımcı olabilirsiniz. Meslek  seçiminin, çocuğunuzun kişilik özelliklerine uygun olmasına dikkat edin. Üniversite tercihlerinde de aynı hassasiyeti göstermelisiniz, çocuğunuzun gelecekte iş yaşamından neler beklediğini ve kişilik özelliklerini dikkate almasını sağlamalısınız. 
Atılması gereken bir diğer önemli bir adım ise, meslekleri ve üniversiteleri tanımaktır. Bu adımda da rehberlik görevini üstlenebilirsiniz. Meslekleri ve üniversiteleri çocuğunuz için araştırmak yerine, onun bunları kendi başına araştırmasını sağlayacak yöntemleri çocuğunuza göstermeniz daha etkili olabilir. Bu araştırmalar; meslek ve üniversiteleri tanıtıcı kitaplardan, ilgili İnternet sayfalarından ve çevredeki meslek sahipleriyle yapılabilecek görüşmeler vb. içerir. Ayrıca onunla birlikte tercih etmeyi düşündüğü üniversiteleri gezebilirsiniz.
 
Tercihlerinizi şansa bırakmayın
 
Her yıl yaklaşık 2 milyon genç, üniversiteye yerleşebilmek için bugünkü adıyla YGS ve LYS sınavlarına hazırlanıyor. Bu sınavlarda başarıyı hedefleyen öğrenci ve velilerin, sınavlara hazırlık sürecinde ve sınav sonrasında yaşadıkları duygular farklılık gösteriyor. Kimi zaman motive olmanın, çaba ve hedefe kilitlenmenin getirdiği yüksek enerji, kimi zaman da beklentilerin yorduğu bıkkın ve dağınık bir ruh hali duruma hakim oluyor... Hemen her gencin ve ailesinin yaşadığı inişli çıkışlı bu ruh hali, sınavlardan sonra yerini başka sürece bırakıyor, tercih sürecinin karmaşasına bırakıyor…
Tercih dönemleri, aslında gençlerin sınava hazırlanırken yaşadığı stresi, biraz daha fazla olarak anne ve babanın da işin içine girdiği duygusal ve bir o kadar da zor karar verme sürecine dönüşüyor. Yaklaşık 2 milyon öğrenci ve ailesi için sınav ve sınav sonrası yaşanan kaygının ana temeli hemen herkesin bu sınavlara yüklediği anlamda yatıyor. 
Üniversiteye girmek, bir bölümde okumak ama hangi bölüm olursa olsun bir yere yerleşmek arzusu, gençlerimiz ve aileleri için kaçınılmaz bir durum oluyor. Bu durumun nedenini, Türkiye’nin yaşadığı sosyal ve ekonomik dönüşümün, Türk aile yapısına yönelik yansımalarında aramak gerekiyor.
Genç, kendini ne kadar iyi tanır ve önünde yer alan kariyer seçeneklerinden kendisine en uygununu belirler ve bu doğrultuda seçimler gerçekleştirirse, sınava ve sınav sonucu elde ettiği başarıya o kadar doğru anlamlar yüklemiş olur. 
Anne babalar, çocuklarıyla klişelerden uzak ilişki kurmalı; onların sınırlarını bilerek güçlü yönlerine odaklanmalı ve olaylara ve durumlara kendi pencerelerinden değil, çocuklarının kişilik özelliklerini de gözeterek kariyer planlamalarına destek olmayı başarabilmeli. Bu yaklaşım, sınav sonrası süreci hem çocuklar hem de aileleri ile sorunsuz yaşamalarına neden olur.