Cemaatten manifesto gibi açıklama

Haberin Devamı

Fethullah Gülen hareketinin “amiral gemisi” olarak tarif edebileceğimiz Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı dün çok kapsamlı bir açıklama yaptı

(http://gyv.org.tr/Haberler/Detay/2454/)

ve haklarında ileri sürülen 11 iddiaya cevap verdi. Son günlerde medyada yaşanan polemiklerin hemen ardından gelen açıklama birçok açıdan önemli:

1) Açıkçası cemaatin şu günlerde bir açıklama yapması şaşırtıcı olmadı ancak ben daha çok Fethullah Gülen’in konuşmasını bekliyordum. Muhtemelen, bu açıklamanın yankılarına bağlı olarak daha sonra kendisi de konuşabilir.

2) Hükümet ile Gülen cemaati arasında mevcut olup geçen yıl 7 Şubat günü patlak veren MİT kriziyle alenileştiği ileri sürülen sorunların (bunu “gerginlik, gerilim, mücadele, kavga”, hatta “savaş” olarak tanımlayanlar var) varlığı böylece Gülen cemaati tarafından resmen kabul edilmiş oldu.

3) Normal şartlarda hükümet ile cemaatin aralarındaki sorunları üçüncü şahısları bulaştırmadan çözmeleri gerekirdi. Nitekim biz de MİT krizinin hemen ardından, “Üçüncü şahıslar heyecanlanmasın, krizin geleceğini iki taraf belirler”

(http://rusencakir.com/Erdogan-Gulen-iliskisi-dun-bugun-yarin-4-Ucuncu-sahislar-heyecanlanmasin-krizin-gelecegini-iki-taraf-belirler/1675)

diye yazmıştık. Ancak böyle olmadığı anlaşılıyor. Cemaat her ne kadar iktidar partisini muhatap almış olsa da, açıklamada üçüncü şahıslara yönelik mesajlar da var.

4) Dolayısıyla artık “aramızda sorun yok, kimse boşuna fitnecilik yapmasın” dönemi geride kalmış, bundan böyle hükümet ile cemaat arasındaki anlaşmazlıklar, sorunlar vb. tüm kamuoyunun tartışmasına açılmış oluyor.

Açıklamanın analizi

Açıklamanın kendisine bakacak olursak şu noktaları vurgulamak doğru olabilir:

1) Açıklamanın tümü savunma diliyle kaleme alınmış ancak bu, kesinlikle başı, boynu eğik bir savunma değil. Tam tersine birçok iddia üzerine söylenenler savunmadan çok suçlama olarak tanımlanabilir. Yani Başbakan Erdoğan’ın çok sevdiği tabirle, Gülen cemaatinin “diklenmeden dik durduğunu” söyleyebiliriz.

2) Buna bağlı olarak, cemaatin iktidar partisine karşı “özür dilemeci” bir tavrı olmadığını, kendisini hükümete “şirin gösterme”ye çalışmadığını da söyleyebiliriz.

3) Öte yandan bu açıklamayı cemaatin bir tür manifestosu olarak görmek ve bunun esas muhatabının da iktidar partisinin ötesinde tüm Türkiye olduğunu ileri sürmek abartılı olmayacaktır.

İlginç ayrıntılar

Açıklamadaki 11 iddia ve o iddialara verilen cevaplar hakkında ayrı ayrı çok şey söylenebilir, söylenmeli de. Bu yazıda şimdilik en çok dikkatimi çeken noktaları aktarmakla yetineyim:

- Gezi direnişinin ilk günlerine sahip çıkmaktaki ısrar;

- Hizmet’e yakın olduğu iddia edilen yargı mensuplarının tasfiye edildiği iddialarının doğrulanması;

- Siyasi eleştiriler karşısında “siyasete karışma”, “öyleyse parti kur”, ya da “seçimleri bekle” denmesinden duyulan rahatsızlık;

- Bürokrasideki cemaate yakın isimlerin fişlenmesi ve tasfiye edilmesinden kaygı duyulması;

- Hükümetin KCK davalarının faturasını kendilerine kesmek istemesine itiraz;

- “Cemaat Başbakan’ı tutuklayacaktı” iddialarının yol açtığı öfkeyle karışık rahatsızlık;

- “Siyasi partilerle ittifaklar yapmamakla birlikte, demokrasi, çoğulculuk, insan hakları, inanç özgürlüğü, adalet gibi temel ilkelerine uygun politikaları ve uygulamaları hangi parti tarafından yapılırsa yapılsın” destekleme kararlılığı...

Sonuç olarak, Fethullah Gülen cemaatinin ülkemizin önde gelen güç odaklarından biri olduğu, bir süredir de AKP ile belli bir mücadele içinde olduğu tescillenmiş ve bu tartışma/mücadelenin kapıları herkese açılmış durumda.

DİĞER YENİ YAZILAR