Gazetevatan.com » Yazarlar » Heykel ve konser!

Heykel ve konser!

25 Ocak 2006 Çarşamba

Heykelleri, mayolu reklam panolarını bile müstehcen veya tahrik edici bulan bir anlayışla karşı karşıya olduğunuzda sanatla ilgili her olumsuz gelişme sizi şüpheye düşürebilir. "Acaba bu da rahatsız mı etti, bu da anlayışlarına aykırı mı geldi" diye düşünebilirsiniz


Heykelleri, mayolu reklam panolarını bile müstehcen veya tahrik edici bulan bir anlayışla karşı karşıya olduğunuzda sanatla ilgili her olumsuz gelişme sizi şüpheye düşürebilir. "Acaba bu da rahatsız mı etti, bu da anlayışlarına aykırı mı geldi" diye düşünebilirsiniz.

Nitekim bazı okurlarımız düşünüyorlar. Gelen mektuplarda TV kanallarında sazdan, göbekten geçilmediğini buna karşılık TRT 2 de önce Cumartesi ve Pazar günleri yayınlanan, sonra sadece Cumartesi'ye (sabah 11.00) indirilen klasik müzik konserlerinin tümüyle kaldırılmasından duyulan şüpheler yer alıyor.

"TRT 2 klasik müzik konserlerini neden kaldırdı?".. Bu soruyu sormam isteniyor ve cevabını ben de merak ediyorum.

Hani Araplardan beter, koca koca kadınların adamların şıngır şıngır göbek kıvırmasını anlayabiliyorum. O padişah fıkrası geliyor aklıma; önce vergileri arttıran, her arttırışta adamlarını "gidin bakın bakalım halk ne tepki veriyor" diyerek halkın arasına salan,
"üzülüyorlar, eziliyorlar" cevabı geldikçe arttırmaya devam eden ama sonunda "zil takıp oynuyorlar" haberini duyduğunda "Tamam artık, durdurun vergileri" diyen padişah...

Memleket öyle bir hale geldi ki, insanlar bir yandan ezilirken kültür düzeyi TV'ler yardımıyla öyle düşürüldü ki geriye kala kala "göbek" kaldı... Salla göbeği, kıvır kalçayı... Ekranlar bununla dolu. Ama hiç değilse TRT düzeyini korumak zorunda değil midir?

"İBO ŞOV"u geçmek!
İşte 'Heykel ve Konser' başlıklı yazımı doğrulayacak bir haber. Şarkıcı Ceylan'in sunduğu ve "Seda Sayan'ın sevgilisi" olarak bir anda şöhrete kavuşan Nihat Doğan'ın katıldığı program Ibo Şov'u geride bırakarak reytingde birinci sırayı almış.

Programdaki olay bir nikah masası, gelinlikle masada oturan bir şahıs, sahte bir nikâh defteri, bir nikah memuru, Seda Sayan'in telefondaki sesi ve Nihat Doğan'in tüm bu tabloya yalancıktan inanması idi (küçük kızım izlerken ben de görmüş oldum, iyi ki görmüşüm.)

"Yalancıktan" çünkü masadaki Seda Sayan olsaydı onun aynı anda telefon etmesi, konuşmalara telefondan cevap vermesi mümkün olmazdı veya ses telefondan geldiğine göre bir ilkokul öğrencisi bile masadakinin Sayan olmadığını tahmin edebilirdi.

"Senaryo" olduğu için Nihat Doğan edemedi(!).. Sonra da nikah memuruna ve şakaya maço tepkiler vererek Seda Sayan'ın yanındaki "süt dökmüş kedi" karakteri olmadığını izleyenlere (yine senaryo gereği) gösterdi.

Bu program da Banu Alkan'la sevgilisinin insanlık dışı kavgaları, şiddet sahneleri gibi reyting rekorları kırdı. Her iki programın karşısına en önemli ülke meselelerinin tartışıldığı bir program konsaydı yine kırardı.

Düşünün ve siz de karar verin... Türk izleyicisinin beğeni düzeyi, tercih seviyesi nerelerde... Ya da nerelere indirildi...

Çok üzücü, çok!
(Not: Bu arada Banu Alkan ve sevgilisinin Beyaz Şov'daki hali de içler açışıydı. Pop müzik sanatçısı Hadise'yi açıkça taciz eden bir adam, buna karşılık Beyaz'a asılarak ona nisbet yapan bir kadın... Beyaz durumdan rahatsızlığını açıkça gösterdi ama nezaketini korumayı başardı. Banu Alkan'ın kapatıldığı evde de tek skandal bir kadına, 10 yıl beraber olduğu ve sözünden çıkmadığı söylenen bir kadının her lâfına hakaretle, şiddetle cevap veren saygısız, ölçüsüz bir erkek görüntüsünü halka izletmek değil. Böyle bir adama bile hâlâ sevgi duyulabileceğini, bir kadının hakaretin her türlüsüne aşk uğruna katlanabileceğin! izletmek aynı zamanda. Banu Alkan kadınlar adına topluma büyük bir kötülük yapmakta... Yoksa bunu da söylememek mi lâzım? Malûm halkımızdan ve basınımızdan ses çıkmıyor!)