Gazetevatan.com » Yazarlar » AKP aidiyet arıyor!

AKP aidiyet arıyor!

21 Ağustos 2003 Perşembe

AKP'nin "muhafazakâr demokrat” olma iddiası ve DP ile aralarında bir benzerlik olup olmadığını Demokrat Parti döneminde Gençlik Kolları Başkanı olan, daha sonra Adalet Partisi döneminde parlamentoya giren Hüsamettin Cindoruk'la konuştuk


AKP'nin "muhafazakâr demokrat” olma iddiası ve DP ile aralarında bir benzerlik olup olmadığını Demokrat Parti döneminde Gençlik Kolları Başkanı olan, daha sonra Adalet Partisi döneminde parlamentoya giren Hüsamettin Cindoruk'la konuştuk.

Cindoruk AKP ile DP arasında bir benzerlik olup olamayacağı sorusuna önce AKP'nin meşruiyetinden söz ederek başladı.

"Baraj Türkiye'de yüzde 5 olsaydı AKP tek başına iktidar olamazdı. Beş parti daha meclise girerdi ve o meclis halkı daha çok temsil ederdi. Bugün halkın yüzde 50'sinin temsil edilmediği bir parlamento var. Eğer oy kullanmayanları hesaba katarsanız daha büyük bir rakam. Demokrasi sadece usulen yapılmış bir seçimle kurulmuyor."

* AKP sizce "muhafazakâr demokrat" tanımına uyuyor mu? Ve neden DP'nin devamı olduğunu iddia ediyor?
Demokrat Parti muhafazakâr değil, liberal partiydi. Bu programında da belirtilmiştir. 1946 yılında kurulmuş, 14 yıl ömrü olan bir partiyi tartışıyoruz. Demokrat Parti'nin temeli CHP'ye dayanıyor. Cumhuriyet'e, rejime, milli mücadeleye, laikliğe bağlılık açısından CHP'den farklı değildi. Kökleri itibariyle ikisi de rejime bağlıydı. Bununla birlikte halkta başlamış muhalefet düşüncesini ciddi bir programla ortaya koyan partiydi. Demokrat Parti, Atatürk'le ilgili en ufak kıpırdanmada Atatürk Kanunu çıkardı. İrticai hareketlere karşı 161. maddeyi çıkarttı. DP Atatürkçü partidir, Anıtkabir'i bitiren de, Atatürk'ün naaşını Arkeoloji Müzesi'nden oraya götüren de odur. DP'nin laiklik çizgisi ilk günden son güne kadar sürmüştür. Bugün dört kere irtica tehlikesi nedeniyle kapatılmış bir partinin içinde yetişmiş insanların kurduğu parti için "DP'nin devamıdır" demeye haklan yok. Bunu söyleyebilmek için rejime bağlılıklarını ispatlamaları lâzım.

* Demokrat Parti'nin dine bakışı nasıldı?
Benim tanıdıklarımın hepsi dindardı. Ben Bayar'la 21 yaşımda Gemlik'te Cuma namazı kıldım. Adnan Bey de dindardı, namaz kılar, Kur'an okurdu. Sabah namazlarını Eyüp'te kılardı. Duyulurdu, bilinirdi ama bunu hiçbir zaman kullanmamıştır.

Adnan Menderes'in bütün konuşmaları ortadadır. Dini referans yapan bir konuşması var mı? Ben Tayyip Erdoğan'ın Siirt'teki konuşmasından dolayı mahkûm olmasına karşıyım ama orada sadece şiir okumadı. Konuşmanın tamamını çıkarsınlar ortaya. O konuşmanın tamamına sahip çıkıyorsa Demokrat Parti'nin nasıl devamı olacak? Tamamen dini istismar eden bir konuşma. Şunu söylemek istiyorum: Ben Demokrat Parti'ye 18 yaşında girdim, bu 50 yılı yaşamış biri olarak bütün partilere saygım var. Hükümete muhalefet partisi gibi rejime muhalefet partisi de olmalı. Ama o parti iktidar olmamalı. Ben AKP'nin iktidar olmasına karşı değilim ama bu oyla meclis çoğunluğunu elde etmesine karşıyım. Onlar bunu başarı olarak görüyorlar ama büyük şanssızlıktır, sonun başlangıcıdır. Bunu fark eder ve demokratikleşme sürecini hızlandırırlarsa....

* Yani Seçim ve Partiler Yasası mı?
Tabii. İki şey çok önemli Türkiye'de. Siyasi Partiler Yasası ve baraj... Bir de partilerin ittifak yapmasını yasaklıyorlar. Bugün Fransa'da, İtalya'da hatta Bulgaristan'da istikrar varsa partiler arası ittifaklarla sağlanıyor.

* DP ile benzerlik kurmalarında 'Arapça ezan' gibi uygulamaların etkisi var mı sizce?
Arapça ezan halkın talebiydi. Daha 1950 senesinde, DP iktidar olduktan bir ay sonra muhalefetle işbirliği içinde, CHP'nin katkısıyla yapılmıştır. Bu arada İmam Hatipleri açan, köy enstitülerini kapatan Halk Partisi'ydi. Onların hepsi Demokrat Parti'nin üstünde kalmıştır. İlk İlahiyat Fakültesi de Halk Partisi tarafından açıldı.

Türbanlı kız yoktu
* Türban Demokrat Parti döneminde arttı mı?
Türban diye bir sorun yoktu. Ben Hukuk Fakültesi'nde dört sene okudum, Türkiye'nin her yanından öğrenci vardı, aralannda türbanlı yoktu. Bütün üniversite camiasında da yoktu.

* O zaman bu kadar çok üniversiteye giden kız da yoktu herhalde...
Yoo, meselâ Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nde, Güzel Sanatlar'da kızlar daha çoktu ama orada da böyle bir sorun hiç duyulmadı.

* Ama onların çoğu şehirli kızlardı belki...
Olur mu? Benim sınıf arkadaşlarım içinde ilçelerden gelen taşralı çok kız öğrenci vardı. Burada asıl söylenmesi gereken şu; o dönemde her parti bazı hatalar da yapmış olabilir ama sistematik olarak dini referans tutan, öne çıkaran ne DP'dir, ne CHP'dir. İkisi de rejime ve rejimin resmi ideolojisi olan Atatürkçülüğün temel ilkelerine bağlıdırlar. O dönem hakkında ciddi, bilimsel bir araştırma yapmadı Türkiye. 1946-60 arası ciddi şekilde araştınlmalı ondan sonra Yassıada kararlarının hukuksallığına bakılmalı.

Yarın:DP meclisinin hayatta kalan son milletvekili Ahmet İhsan Gürsoy ve eşi Celâl Bayar'ın kızı Nilüfer Gürsoy ne düşünüyor?