Rengarenk bahar!

AYŞE BRAV / bravayse@yahoo.com |  14 Mart 2015 Cumartesi - 2:30 | Son Güncelleme : 14 03 2015 - 2:30


 
2015 Sonbahar/Kış koleksiyonunun tanıtıldığı Paris Moda Haftası’nda Chanel’in bol tüvit yün kumaşları ve kapitoneleri dikkat çekti. Ayrıca markanın 30 yıldır hiç kullanmadığı siyah-beyaz bilekten bağlı ayakkabıları da podyumdaydı. Balenciaga, Lanvin ve Arora gibi markalar ise son derece renkli koleksiyonlar tasarlamışlardı.
 
 
İhtişamlı ve ağırbaşlı bir kış...
 
Paris Moda Haftası yine modaseverlere "göz banyosu" yaptırdı. Birbirinden iddialı defileler önümüzdeki sonbahar kış sezonunda neler giyeceğimizin ipuçlarını verdi. Lanvin'in Fas'a yolculuk yaptığı tasarımları ve Chanel'in siyah beyaz ayakkabıları çok konuşuldu.
 
Chanel: Yün, tüvit, kapitone 
 
Paris Moda Haftası'nın kuşkusuz ki en enteresan defilesi Chanel'indi. Karl yine yapacağını yaptı yani... Chanel tarafından Grand Palais'e kurulan setteki ahşap bar, masalar ve sandalyeler bir görsel şölen gibiydi. Garsonların şıklığı zaten olaydı. Derken tabii ki sahneyi mankenler aldı. Karl bu defileyi yaparken çok Fransız bir şey yapmak istemiş ve tabii ki bir brasseriden daha Fransız ne olabilirdi ki deyip bu seti kurmaya karar vermiş. 
 
Modeller boyun bağları ve uzun etekleri üzerine bileklere kadar uzanan önlükler giyiyorlardı ve sezonun şık çantaları olduğunu sonradan öğrendiğimiz "tabaklar" taşıyorlardı. 
 
Bu cafe-society oyunu, ustanın geçen sezonlardaki sanat galerisi ve süpermarket setinden sonra sergilediği bir başka sahne performansı. Bu yöntem, Karl'ın günlük giyime daha fazla odaklanabilmesini sağlıyor. Podyumda bu kadar fazla yün, tüvit ve kapitone ceket görmeyeli uzun süre olmuştu. Bu garsonlar siyah beyazdan ilham alan Karl 30 yıldır hiç kullanmadığı siyah beyaz bilekten bağlı ayakkabıları kullanmış; belli ki kışın hiti bu ayakkabılar olacak. Defilenin en dikkat çekici yanı bol tüvit yün kumaşlar ve kapitoneler kullanılmış olması. Ayrıca örgü elbiseler gerçekten görülmeye değerdi. Gül goncası rengi örgü elbiselere bayıldım desem yeridir.
 
Dries Van Noten: Uç sınırlarda 
 
Drıes Van Noten gerçekten kumaşlarıyla fazla oynamış . Yani dümdüz kumaşları müthiş hale getirmiş. Sade bir trençkotun üstündeki tarihsel brokar veya dokuma pamuk kumaşın üzerine bağlanmış çiçek işlemeli önlük... 
 
Dries "Sınırları zorladım" diyor. Koleksiyon hippi tarzıyla buluşturulmuş ve kumaş ihtişamının sergilendiği bir görsel şölendi. 
 
Lanvin: Fas anıları 
 
Beaux-Arts'ın çatısında Lanvin defilesi için adına kadeh kaldırılan Kreatif Direktör Alber Elbaz zengin dokuların, püsküllü iplerin ve "Berber" çizgilerinin ardındaki sırrı açıklıyor. Doğduğu topraklara geri dönmüş. "Daha önce Fas'a hiç gitmemiştim, 2014’te Lanvin'in 125. yıldönümüydü bu sefer ben de kendi doğumgünümü kutlamak istedim. 
 
Tabii, Fas'tan ilham alıp Fas'tan ilham alınmamış gibi göstermenin bir yolunu bulmalıydım" diyor Elbaz.  Alber Elbaz, Paris'te Palais Galliera'da düzenlenen Lanvin sergisine gönderme yapıyordu. Alber'in ve markanın kurucusu Jeanne Lanvin'in ortak noktasıysa kadınlara duydukları saygı.
 
 
Balmain: Işıldayan farklılık 
 
Farklı farklı renkler ortaya çıkıyordu, her yer parıl parıl ışıldıyordu, müzik güm güm çalıyordu ve yeni sarışın Kim Kardashian Balmain koleksiyonunu izlerken kendinden geçiyordu. İpek pileler verilmiş, şelale gibi aşağı inen pantolonlar, kabarık hafifliğiyle kürk ve göğüsten geçen Lurex çizgileri... Olivier Rousteing bu 3D tarzı ihtişam orkestrasının sadece şefi olmakla da kalmıyor. Bir zamanların ağırbaşlı Balmain markasını, cesur (ve zengin) kadınlar için baştan yarattı. Balmain'in son yöneticisi Alain Hivelin tarafından bizzat seçilmiş olan Rousteing, Kim ve Kanye gelmeden önce sahne arkasında çok daha derin duygularla bu koleksiyonu hazırladığını anlattı. Parisli modaevlerinin arasında karma bir ırka sahip tek tasarımcı olarak daha çeşitli bir görüntü yaratmayı denemiş. Bu sezon, o ispanyol paça pantolonlarla 1970'lerden esinlenmiş, ancak egzotikliğe ve çeşitliliğe de yönelmiş.  Bu defileden yükselen özgüven çok farklıydı! Kıyafetler de pırıl pırıl parlıyordu. 70'lerden, kalça ve eteklerdeki püsküller esin alınmıştı. Ancak yatay pilelerden, yarı şeffaf dantellere kadar her şey çok tutkuluydu. Tasarımcının cesur terziliğini ve zanaatkarlığını sevdim. Kıyafetlerin herkes için olmadığı açık. Ama Balmain'in cesur yüreği bu moda dünyasına lazım.  
 
Celine: Yıkım alanı 
 
Cesur bir elbisenin üstünde büyük, uçuşan keçe çiçekler, zebra çizgileri, birbirine uymayan korseler ve sutyenler... Bunlar gerçekten de her çalışkan dinamik modern kadının hayallerini süsleyen  Celine'in koleksiyonuna ait olabilir mi?  Turuncu-beyaz fayanslı podyumda, ellerinde tüylü toplar taşıyan veya bluzlarında garip hayvan çizimleri olan kıyafetlerle yürüyen mankenler iki tür etki yarattı: Şok ve heyecan. 21. yüzyılın önemli tasarımcılarından Phoebe Philo kendisine gerçekten zorlu bir yol seçmiş ve bu mücadelesini görmek heyecan yarattı.  Tasarımcı, podyum arkasında"Sevdiğim türden cazibe üzerine çalışıp onu nasıl pratik hale getirebileceğimi düşündüm" diyor. 
 
Phoebe, ciddiyet sahibi bir şıklık yarattığı terzilik yeteneklerini biraz değiştirerek, tek kollu kıyafetler de tasarlamış. Hala çok şık parçalar da vardı, özellikle de keskin hatları olan ve koca bir çantanın eşlik ettiği o tulum. 
 
Celine kadını her zaman amaç sahibi olmuştur.  
 
Ancak, defilenin genel havası başlı başına bir farklılık yaratmıştı. Phoebe önceden de Afrika'dan vahşi desenler almıştı. Ama kıyafetler hiçbir zaman bu kadar "bitmemiş" gibi durmuyordu. Yaratılan bazı etkiler çok güzeldi: saten bir bluzun üstündeki bir iş gününü yumuşatacak hayvan çizimleri hoştu.

ETİKETLER