Gazetevatan.com » Yazarlar » Kolej’li Emin Çölaşan ile Atatürk Liseli Mehmet Barlas...

Kolej’li Emin Çölaşan ile Atatürk Liseli Mehmet Barlas...

23 Eylül 2016 Cuma


Emin Çölaşan; Turgut Özal’ı “takunyalı” diye eleştiren en ağır muhalif yazar olarak biliniyor o günlerde Türkiye’de...

-Takunyalılar iktidarı...” diyor Turgut Özal ve yönetimi için...

***

Mehmet Barlas; Turgut Özal’ın “Türkiye’ye çağ atlattığına” inanan; ANAP’ın en ateşli savunucusu bir köşe yazarı... Ara ara eleştirmesine karşın ne pahasına olursa olsun Özal’ın yanında duran en önemli kalem...

***

Emin Çölaşan;

Atatürk’ün kurduğu TED’in Koleji’nden mezun; Atatürkçü laik, sosyal demokrat, siyasi iktidarlara muhalif bir kişilik...

***

Buna karşın Mehmet Barlas;  Atatürk’ün silah arkadaşı İnönü’nün CHP’sinden “Bakan”  bir babanın “sosyal demokrat ve sonra liberal olan” oğlu...

***

O da Ankara’da büyüyor Emin Çölaşan gibi...

TED Koleji’yle başkentte kronik rekabet içinde olan; Atatürkçü’lerin Kalesi olarak bilinen; “Ankara Atatürk Lisesi muzunu...”

***

İki gazeteci-yazar birbirlerini en ağır şekilde; en belaltı vuruşlarla mahkum ediyorlar... Mehmet Barlas ve Emin Çölaşan’ın o sıralarda; hayatta biraraya gelmeyi düşünebileceği tek bir ortak zemin, tek bir program, tek bir organizasyon, tek bir platform bulunmuyor...

***

Gazeteci; Hayata siyasetin sağladığı kimliklerden ve aidiyetten bakmıyor...

O arkadaşlığın ve dostuluğun ilişkisinin genlerinden gelen bir kişilik...

***

Siyasi düşüncelere saygı duyuyor...

“Siyasi duruşların, insan kişilikleri üzerindeki etkisine inanmıyor...”

Gazeteci; Emin Çölaşan’ı çok yakından tanıdığını biliyor....

***

Emin Çölaşan’ın; ismindeki büyük şöhrete karşın, kendi mütevazı dünyasında yaşayan, kendi mutluluklarından ilham alan, Atatürk döneminin; Metereoloji Genel Müdürü dedesinden  gelen Atatürk’çü genlerin izcisi ve kovalayıcısı bir gazeteci-yazar olduğunu biliyor...

***

Gazeteci; Emin Çölaşan’la Milliyet Gazetesi’nin Ankara bürosunda karşı karşıya odalarda çalışıyor...

Emin Çölaşan’la birbirlerini biliyorlar...

İnsani olarak yakınlar, dostlar arkadaşlar...

***

Milliyet’in Ankara Büro’sunda; kariyer olarak birbirleriyle hiç çatışmıyorlar...

Birbirlerinin ayağına basmıyorlar...

“Çok yakın arkadaş” olmasalar da, “yakın dostluklarını” hiç bozmuyorlar...

***

Gazeteci; Emin Çölaşan-Mehmet Barlas tartışmasını yapmayı düşündüğünde şöyle konuşuyor yüreğiyle;

***

-“İkisi de bana güvenirler... Benim ikisine karşı da bir kumpas içine girmeyeceğimi  bilirler...

*****

GAZETECİ-MEHMET BARLAS İLİŞKİSİ...

Gazeteci’nin Mehmet Barlas’la  ilişkisi ise daha farklı bir nitelik taşıyor; Çölaşan’a göre...

***

Mehmet Barlas Gazeteci’nin on yıl boyunca Ankara’da, İstanbul’da ve .

Atina’da çalıştığı “Milliyet Gazetesi’nin” “Başyazarı...”

***

Gazeteci için; Milliyet aidiyeti çok önemli bir kimlik...

Üstelik Mehmet Barlas; Gazeteci’nin “liberalliğini, sivilliğini ve kişiliğini” çok sevdiği Turgut Özal’ı desteklediğini söyleyen bir kalem hala...

***

Gazeteci Atatürkçü...

Gazeteci laik...

Gazeteci sosyal demokrat...

Ancak Gazeteci liberal...

“Özal”ı seviyor...

Ve “sivil...”

***

Mehmet Barlas ile Emin Çölaşan programıma gelirler” diye düşünüyor...

*****

“EMİN ÇÖLAŞAN-MEHMET BARLAS TARTIŞMASINI KESTİRECEĞİM BİL BUNU...”

Emin Çölaşan-Mehmet Barlas canlı yayınına 10 dakika kala TRT Genel Müdürü bir kez daha arayınca Gazeteci’nin başına kaynar sular dökülüyor...

***

TRT Genel Müdürü Tayfun Akgüner, Gazeteci’ye aynen şöyle diyor programın başlamasına on dakika kala;

***

-“Programı ya iptal et...

Ya da Amerika’da yaptıkları gibi bip sesi koydur... İstenmeyen bir şey söylendiğinde biplesinler...”

Gazeteci; o sırada TRT Genel Müdürü’nü yanındaki hangi televizyoncu işlediğini anlıyor...

-“Hocam” diyor... -“Bu bant programlar için olur... Şu anda daha TRT’de bip tekniği yok... Hangi sözü nasıl bipleyeceğiz?... Millet bizi tefe koyar çalar...”

***

Çevresinde programın yayınlanacak olmasından çatlayan televizyoncu gazeteciler, TRT Genel Müdürü’nü Emin Çölaşan’ın söyleyecekleri konusunda gaza getiriyorlardı...

***

-“Hocam sakın yaptırmayın bu programı... Sizin genel müdürü olduğunuz kanala; size Bizanslı diyen adamı çıkartıyor Gazeteci...

Hoca etraftan bu duyduklarını açıp Gazeteci’ye söylüyor...

***

Genel Müdür’le yayın öncesi son konuşmasında Gazeteci “artık bu kadar da olmaz” diye iç geçiriyor...

Ne moral, ne konsantrasyon, ne taktik, ne yayın hakkında hiçbir şeyi düşünecek halde olamadığını fark ediyor...

***

Yalnız kalsa hüngür hüngür ağlayacak kıvama geliyor... TRT Genel Müdürü Tayfun Akgüner’le konuşması aynen şöyle bitiyor:

***

Genel Müdür ona programdan beş dakika önce son söz şöyle söylüyor:

-“Tamam yap programını... Ama ters bir şey olursa yayını kestireceğim; bil bunu...”

*****

“BARLAS-ÇÖLAŞAN YAYINI KESİLECEK...”

Canlı yayına başlıyorlar...

Ancak Gazeteci’nin aklı “Tayfun Akgüner’de...” Hoca ne zaman kestirecek yayını?” sorusunda kalıyor...

***

O halet-i ruhiye içinde iki devin tartışmasını yönetecek...

***

İlk sözü kura sonucu Barlas’a veriyor Gazeteci... En büyük korkusu; Emin Çölaşan’ın, yayının başında “TRT’yi bir Bizanslı yönetiyor...” diye konuşmaya başlaması... Bu konuşma başlarsa; TRT Genel Müdürü yukarıdan yayını kestirecek...

***

En azından kura sonucu ilk konuşmacı çıkan Mehmet Barlas, “Bizanslı” demeyeceğine göre “İki dakika rahatım” diye düşünüyor içinden Gazeteci...

***

Oysa; Mehmet Barlas konuşmaya başlıyor ve ilk cümlesinde aynen şöyle diyor:

***

“Şu karşımda oturan kişi var ya... O kişi TRT’nin saygıdeğer Genel Müdürü’ne bile Bizanslı diye hitap ederek onu aşağılamaya çalışan kişidir...”

***

“Bir dakika...” demeye kalmıyor, golü Çölaşan’dan beklerken Barlas’tan yiyor Gazeteci...

***

Daha ilk dakikadan tartışma Bizans’a çekiliyor, sonra yönet yönetebilirsen...

***

Özel televizyonlardaki  meslektaşları da bekliyor ne zaman tökezleyecek bu herif diye?.. Çünkü günler öncesinden onlar da ilan etmişler...

***

-“Bu tartışma TRT’nin kalıplarında olmaz... Özel televizyonlarda olur...  Özgür ortama gelin bekliyoruz...”

***

“Tanrı bugün beni öldürmediyse bir daha öldürmez...” diyor ve bütün gücüyle programa asılıyor Gazeteci...

***

O kadar ki, “Hakaret etmeden konuşun... Öyle söylemeyin... Böyle söylemeyin...” derken, kendini bir anda 3. tartışmacı pozisyonuna sokuyor...

***

Tartışmanın doğası gereği, birbirlerine bel altından vurmakta sakınca görmeyen iki dev, ara ara birbirlerini bırakıyorlar ve Gazeteci’ye vurmaya başlıyorlar...

***

Onları da güç bela savuruyor Gazeteci...

Rating patlıyor... TRT tarihinin futbol maçları dışındaki rekoruna vuruyor...

***

Program içi reklam neredeyse 40 dakikaya fırlıyor... Çölaşan’ın arkasında daha geniş bir kamuoyu desteği var...

***

Çölaşan Türkiye’nin en Atatürkçü yazarı olarak şöhret yapıyor...

***

Barlas’a, liboş gibi” kelimelerle saldırıyor... Maça galip başlıyor...

***

Buna karşın, Barlas çok entellektüel bir kişi ve programa çok iyi hazırlanıyor...

***

Ertesi günü bütün televizyonlar, bütün haber bültenleri; ratinglerin zirvesinde seyreden Ateş Hattı’na ayırıyorlar...

***

Türk medyasında başarının cezasız kalmayacağını Gazeteci: ilk kez o gün bütün hücrelerinde hissediyor...

-“İyi bir şey yaparsan kafanı gözünü kopartıyorlar... “Acı var mı acı günleri” başlıyor...