Gazetevatan.com » Yazarlar » Tesadüfler; hiçbir zaman tesadüf değiller...

Tesadüfler; hiçbir zaman tesadüf değiller...

10 Eylül 2016 Cumartesi


18 Haziran 2015 Perşembe günü, öğle saatlerinde Bebek’te bir kafede oturuyor, Gazeteci...

***

Sabahki işlerini yapmış, öğleden sonra yapacağı işleri planlıyor...

Ertesi günü, 15 parça bagajı arabasıyla Bodrum’a yollamayı planlıyor...

***

Kendi de, ertesi sabah erkenden iki küçük çocuğu, 85-90 yaşlarında anne ve babası, bakıcılarıyla; toplam 7 kişiyi uçakla Bodrum’a götürecek organizasyonu yapıyor...

***

Yazıları, işleri, 2.5 aylık seyahatin hazırlıklarıyla; yoğun saatler geçiriyor...

Evde hummalı bir çalışma sürüyor...

Eşyalar toplanıyor, bavullar yapılıyor, ev temizleniyor ve gitmeye hazır hale getiriliyor...

BABALAR GÜNÜNDE GAZETECİ’NİN KENDİSİNE ALDIĞI HEDİYE...

Öğle saatlerinde kafenin dışında oturmuş yağan yağmuru izlerken; içinden bir ses “Pazar gününün Babalar Günü olduğunu” hatırlatıyor Gazeteci’ye...

***

“Babalar Günü” demek Gazeteci’nin günü demek... Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı dışında hayatında birkaç temel aidiyeti bulunuyor Gazeteci’nin......

***

Gazeteci-yazar-televizyoncu, evlat, baba; sevgili, Kolej’li; Beşiktaş’lı...

Hayatta hiçbir şeyi hak etmese de, “Babalar Günü”nü bir nebze hak ettiğini düşünüyor o gün...

***

Ona “baba” diyen üç çocuğunun varlığına, “kendi babasının hayatta olmasına” şükrediyor o sırada...

***

İçinden bir ses onu uyarıyor;

-“Babalar Günü’nde de, yılın 365 günü yaptığın gibi her şeyin organizasyonunu tek başına sen yapmak durumundasın... Baba 85 yaşında... Çocukların 6 yaşında... Babalar Günü’nde yine rahat oturamayacaksın...

İki kuşağın öyle bir orta noktasındasın ki; sana senden başka hediye alabilecek kimse olmayacak Babalar Günü’nde...” diye sesleniyor...

***

-“En iyisi, bu sene de mağduru oynamak yerine, git kendine bir hediye al; keyfini çıkart...” diye dürtüklüyor içindeki ses onu...

***

Kendi kendine alacağı hediyeyle, ‘Babalar Günü’nde bir kez olsun kendi kendini keyiflendireceğini, kızlarını, oğlunu yaşlı babasını ve annesini bu keyfe ortak edeceğini düşünüyor...

***

Üç kuşağın babalar gününü, tek bir ortak keyifle çıkartacağını hissediyor...

***

Telefona sarılıyor...

Bir arkadaştan aldığı telefonu çeviriyor... Şirketin CEO’su yöneticileriyle konuşuyor...

Utandığı için söyleyemiyor;

-“Pazar günü Babalar Günü... Babayı Bodrum’da o gün, yeni bir arabayla yemeğe götürmek istiyorum... 10 yıldır arabamı değiştirmedim... Bu babalar günü vesile olur diyorum... Üç gün içinde bana satışını yapıp vereceğiniz bir arabanız varsa; babama babalar günü hediyesi olarak kullanıp onu keyiflendirmeyi düşünüyorum...

Bu vesileyle kendimi de... Çünkü bana Babalar Günü’nde hediye alacak kimsecikler yok...” diye...

***

Şirketin yöneticileri sonuç almak için her yolu deneyebilecek potansiyelde profesyoneller...

Ancak perşembe öğlen pazardan alışveriş yapmaya kalksa, o erzakı üç gün sonra Bodrum’daki evinin mutfağına, sağ salim ulaştıramayacağını biliyor Gazeteci...

Modelini bile bilmediği arabayı nasıl alıp götürecek iki gün içinde?..

***

Aynı anda, bardaktan boşanırcasına bir yağmur yağmaya başlıyor...

Yağmur eşliğinde, cep telefonuyla küçük masasından, sakin sakin konuşmaya başlıyor yetkililerle...

***

Mucizevi tesadüfler sonucu, istediği model bir arabayı buluyor... Hem dışının hem içinin istediği renkte olduğu görünce, “yine Tanrı’nın mucizelerinin gelmekte olduğunu” fark ediyor...

***

Perşembe günü konuşmaya başladığı modeli meçhul arabayı bulup, tüm evraklarını tamamlayıp, satış işlemlerini yapıp, yola koyup Babalar Günü olan Pazar Günü’ne Bodrum’a nasıl yetişecek?..

***

Bunun mümkünatı yok gibi görünüyor...

-“Satın alacağınız arabayı görmek için Hasköy’e gitmeniz lazım...” diyorlar Gazeteci’ye... -“Burada yağan yağmurda on metre yandaki bankaya bile zor giderim...” diyor Gazeteci... -“Yapacak tek şey görmeden almak arabayı...”

***

Karşısındaki genel müdür; hafiften dalga geçtiğini düşünüyor... Oysa, Gazeteci; böyle durumlarda “ilahi tesadüflerin arka arkaya geleceğini” ve olmaz denilen şeyi olur yapacağını biliyor...

***

-“Siz satış işlemine başlayın... Alıyorum arabayı...” diyor...

Görmeden...

TALİHSİZ KAZA...

Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurda noterden iki çocuk gelip, nüfus cüzdanını alıyorlar Gazeteci’nin... Fotokopi çektirip ona bir kağıt imzalatarak gidiyorlar...

***

On senedir arabasını hiç değiştirmeyen Gazeteci karar verdiği gün yarım saatin içinde görmediği arabanın ödemesini yapıp; kendisine bir “Babalar Günü” hediyesi alıyor...

***

Babalar Günü’nde arabasının geleceğine dair hiçbir umut yok içinde...

Ama yaşadığı heyecanı seviyor...

***

Ertesi günü; Cuma... Akşam saatlerinde on yıllık eski arabasına 15 parça valizi koyuyor ve şoföre veriyor... Şoför eski arabayı Bodrum’a götürecek...

***

Şoför evden feribota gitmek üzere ayrıldıktan on dakika sonra, zır zır kendisini arıyor...

Telefonu açıyor...

Şoförün sesi ağlamaklı geliyor...

-“Ağır kaza geçirdim, Abi...” diyor;

-“Ehliyetsiz bir sürücü bana çarptı... Hastaneye gitmek zorundayım... Kolum kırıldı galiba...”

***

Gazeteci “çaresiz”, çocuklarını alarak kaza yerine gidiyor...

10 yıllık tank gibi gördüğü arabasının; akordeon haline geldiğini fark ediyor...

Şoför ambulansla hastaneye gidiyor...

Valizler ortadalar...

Araba çekilecek;  Gazeteci iki çocukla valizleri nasıl eve taşıyacağını düşünüyor...

***

Valizleri o gece neyle nasıl gönderecek?..

Ertesi günü, 7 kişilik aileyi valizsiz, eşyasız nasıl uçakla Bodrum’a transfer edecek?..

***

Valizleri götürecek bir araba, arabayı götürecek şoför; akşamın o saatinden sonra nasıl bulunacak?..  Bu arada araba çekilecek, polis raporları alınacak...

***

Aklına; Bir gün önce tesadüfen araba almaya kalktığı firmayı aramak geliyor...

-“Şoför arabayla kaza yaptı... Bana test sürüşü için verdiğiniz arabalardan birini verebilir misiniz?.. Eşyaları Bodrum’a götürsün...” diyor...

***

Böylece bir iki saat içinde bir araba...

Ben birkaç saat içinde bir şoför buluyor...

Gece yarısı, bilinmedik bir arabayla 15 parça valizi son dakikada bulduğu bir şoföre verip Bodrum’a gönderiyor...

***

Ertesi sabah; iki yaşlı ebeveyn, iki çocuk iki bakıcıyı toplayıp Bodrum’a gidiyor...

Valizler gelecek mi bilmiyor?..

Araba kaza yapmadan varacak mı, onu da düşünemiyor?..

Sonra ne olacak;

Hiçbir şey bilmiyor...

Kendini kaderin akışına bırakıyor...

“NEDENSİZ TESADÜF OLUR MU?..”

İçimden “Babalar Günü’nde kendine hediye alayım” diye geçirdiği niyet; onu ertesi gün oluşan kazanın olumsuz etkilerinden koruyor... Kendine “Babalar Günü” hediyesi almayı düşünmese, ertesi günü kaza yapan ve perte çıkan arabasıyla ortada kalacaktı, büyük tatil öncesi...

***

-“Böyle anlar; sadece tesadüfle yorumlanabilir mi?.. Elbette yorumlanabilir... Ama dikkatli bir inceleme, bunları hayatlarımızın mucizevi kesitleri olduğunu kanıtlar... Ben şahsen nedensiz tesadüflere inanmam... Her tesadüfün bir çeşit mesaj taşıdığına ve yaşadığımız hayatta; üzerine parmak basılması gereken kesit ile ilgili bir ipucu taşıdığına inanırım...” diyor Deepak Chopra...

CUMARTESİ AKŞAMI GELEN MUCİZE...

Cumartesi günü; ma-aile Bodrum’a gidiyorlar...  Yaşadığı bunca olaydan sonra, hayatı olduğu gibi kabul ediyor ve çocuklarla yaşlı ebeveynleri için otelin düzeneğine alışmaya çalışıyor Gazeteci...

***

Ertesi günü Pazar ve Babalar Günü... Akşam saatlerinde; otel resepsiyonundan Gazeteci’yi arıyorlar... Gazeteye yazısını yazıyor o sırada...

***

-“Aşağıya gelir misiniz...” diyorlar...

Aşağıya indiğinde, iki gün önce hiç görmeden almaya karar verdiği arabanın karşısında durduğunu görüyor... Hediyesi karşısına çıkıyor Gazeteci’nin...

***

Babalar Günü’nde babasını, çocuklarını, annesini akşam yemeğine götüreceği araba; İstanbul’da kalbinin sesini dinleyerek yaptığı bir konuşmadan iki gün sonra, 600 kilometre ötede, Bodrum’da karşısında duruyor... Ertesi akşam bütün aileyi yeni arabasıyla “Babalar Günü”nü kutlamaya yemeğe götürüyor Gazeteci...

ANNEYE SON YAZ TATİLİ...

Yeni arabalarıyla bütün bir yazı birlikte geçiriyorlar... Miniklerin ablaları geliyor...

Miniklerin anneleri bütün bir yaz otele gelip onlarla tatil yapıyor... Bütün bir aile mutlu bir tatili yaşamanın keyfine varıyorlar...

***

Gazeteci o sırada yeni arabayla yaşadıkları mucizenin diğer anlamını bilmiyor... Gazeteci’nin annesi, son kez birlikte bir tatili geçiriyor ailesiyle ve biricik oğluyla... Anne bir sonraki yazı göremiyor;  Hakkın rahmetine kavuşuyor...

Oğlunun yüreğinin sesini dinleyerek aldığı “hediye” annenin hayatındaki son hediye ve keyif oluyor... Tanrı; Anneyi son yazında yeni arabayla mükafatlandırarak cennete gönderiyor...

Tesadüfler hiçbir zaman sadece tesadüf değiller... Gazeteci bu gerçeği anlıyor...