Gazetevatan.com » Yazarlar » Gazetecinin kontrgerillayla karşılaştığı 20 Temmuz 2010 gecesi...

Gazetecinin kontrgerillayla karşılaştığı 20 Temmuz 2010 gecesi...

25 Ağustos 2016 Perşembe


“Gazeteci” çocuklarıyla yaşadığı hayatın izdüşümü üzerinden “gazetecilik” yaptığı ülkedeki korkunç olayları ve dilemmayı anlamaya çalışıyordu...

***

20 Temmuz’u 21 Temmuz 2010’a, bağlayan gece, çocukları henüz on beş aylıkken; doğum gününün arifesinde, “çocuklarının annesi olan hayat arkadaşından ayrılmak zorunda kalıyordu Gazeteci...”

***

Paulo Coelho’nun söylediği gibi; “Hayat fırlatmak istediği oku geriye çekiyordu...”

Korkunç azap veren dramlar Gazeteci’nin başına geliyor; kontrgerilla sahneye çıkıyor; ve Gazeteci’nin hayatını yaşanmaz kılıyordu...

Hayat; her alanda bütün taarruzları ve azapları aynı sürece sığdırıyor; “mağdurun” bunların hepsini birden nasıl göğüsleyeceğini merakla beklemeye başlıyordu...

***

20 Temmuz’u “Gazeteci”nin 51. doğum günü olan 21 Temmuz’a bağlayan gece; hayatının en önemli kırılma anıydı Gazeteci’nin...

***

O gece “çocuklarının annesi olan hayat arkadaşından ayrılarak” hayatının en önemli kararlarından birini vermek zorunda kalıyordu...

***

Ancak aynı gece “ülkede hala faaliyet gösteren kontrgerilla çetesi üzerine oynadığı kirli oyunun sahnesini alıyordu...”

Gazeteci bilmeden; kontrgerilla çetesinin saldırılarına karşı masum savunmasını yapacağı görüntüleri “karşı tarafın elemanına” veriyordu...

***

O görüntülerin Gazeteci’nin suçsuz olduğunu gösteren görüntüler olduğunu anlatan yazı; “Gazeteye basılmıyor”, tersine “o görüntüler; Gazeteci’nin suçlu olduğu görüntülermiş gibi bir optik çarpıtma yapılarak, linç faaliyetine özne yapılıyorlardı... 

***

Gazeteci; özel hayatının kırıldığı en ağır gecede bilmeden, karşı tarafın adamına “masum olduğunu kanıtlayan görüntüleri” vermişti...

O görüntüler bir süre sonra; kontrgerilla tarafından gazeteciyi linç etmek üzere kullanılacaktı...

***

Gece her açıdan acıklı bir geceydi “Gazeteci” için...

Ancak üzerinden yıllar geçtikten sonra, Gazeteci acıklı değil; “korkunç” bir gece olduğunu anladı...

***

Hayat arkadaşından ayrıldığı gece; masum olduğunu gösteren “görüntüler” bir süre sonra, “çarpıtılarak” onun infazı için,  kullanılacaktı...

***

Gazeteci o gece görüntüleri verirken;

-“Özel hayatım bir anda tarumar oldu... Ama hiç olmazsa masum olduğumu gösteren belgeleri arkadaşlara verdim... Onlar durumu anladılar... Hayat o kadar da kötü olmuyormuş demek ki...” dediğini hatırladı...

***

Yıllar geçtikten sonra ise şöyle diyecekti o gece için;

***

“Kontrgerilla; masum olduğu bir olayda linç edilmesine o geceden itibaren aktif olarak başlıyor; bizzat kendi elleriyle  masumiyetini kanıtlamak için verdiği görüntülerle bu operasyonu yürütüyordu...

***

Özel hayatının “korkunç kırılma anı” ise onu izleyen günlerde, aylarda, hayatını tarumar edecek,  aylarca çocuklarından mahrum bırakacaktı...

Bu iki olay arasında bir bağlantı var mıydı acaba?..

Kim bilir?..

***

Nihayetinde;

20 Temmuz 2010 gecesi, Gazeteci’nin hayatında hiçbir zaman unutamayacağı, bütün hayatını etkileyen, izleyen yıllar içinde bütün olayları deşifre etmeye başlayacağı “gece”ydi...

***

Kontrgerillayla endirekt olarak o gece tanıştı...

Henüz farkında değildi bunun Gazeteci...

KABUS VE BABANIN GEÇİRDİĞİ FELÇ...

Kabus; izleyen günlerde, aylarda senelerde artarak hayatına girdi Gazeteci’nin...

Yediği her darbe, bir öncekinden daha büyük geliyordu...

***

Önce çocuklarını aylarca göremez oldu...

Çocuklarından “mahrum bırakıldı...”

Birkaç hafta sonra; bu duruma dayanamayan “babası” aniden felç geçirdi...

Günlerce yoğun bakımda kaldı...

***

Hastaneden çıktığında; artık sağ tarafı tutmaz olmuştu babasının...

Kendi başına yürüyemiyordu...

Konuşması peltekleşmişti...

***

Bir sene daha sürdü bu korkunç süreç...

Bu süre zarfında; kontrgerilla boş durmuyor; “masum olduğu bir olayda, kendi verdiği görüntülerin üzerinden onu linç etmeye” kalkıyordu...

***

Çocuklarından mahrum bırakıldığı günlere, kontrgerillanın kirli operasyonu karışmıştı...

Okul arkadaşının ısrarıyla;

-“Belki bir futbol programı kafasını dağıtır, biraz rahatlatır... Stresini alır...” diye düşündü...

***

Oysa kontrgerilla boş durmayacaktı...

“Bir televizyon canlı yayınının en gaddar operasyonlarından birini yapmaya koyuldu” Gazeteci’ye...

***

Canlı yayında taammüden “çıngar çıkartarak”, Gazeteci’yi orada bitirmeye çalıştılar...

***

Sinirlerine hakim olarak; 30 yılın tecrübesiyle çıktı o canlı yayından Gazeteci...

Yayından çıktığı gece şöyle diyecekti kendi kendisine;

-“Seni bu korkunç tezgahtan bile sağ salim çıkartan Gazeteci”liğine, televizyonculuğuna şükret... O asetlerin olmasa, sen şimdi “Gazeteci ve televizyoncu olarak bu hayatta yoktun çocuk!..”

SAKINCALI TELEVİZYONCU...

Canlı yayın kumpasının mimarı yorumculardan biri; “futbol ve şike operasyonunda, Gazeteci’nin ismini polise verecek ve Gazeteci’nin şike olayını yayında kendisini konuşturmayarak örtbas ettiğini ima edecekti...”

***

-“Polise her şeyi anlattım...” diyordu gerine gerine...

Emniyetten çıkıyordu televizyon kameralarına sırıtarak...

***

Gazeteci o günlerde, bir yıldır doğru düzgün göremediği çocuklarına sarılarak; Ege’de akşamları piyanodan nostaljik Türkçe pop şarkıları dinleyerek, güç ve moral topluyor, çocuklarını seviyordu...

***

O günlerde bir daha hiçbir spor programına çağırmadılar Gazeteci’yi...

Algı operasyonunu yürütmek için uygun bir isim değildi...

***

Tersine; ne söyleyeceği belli olmayacağından, gönül ve akıl ibresinin kime kayacağı önceden  anlaşılamayacağından o süreçte  Gazeteci ekran için “sakıncalı bir televizyoncuydu..”