Gazetevatan.com » Yazarlar » “Bana mertçe söyleyin; kimden yanasınız?..”

“Bana mertçe söyleyin; kimden yanasınız?..”

24 Temmuz 2016 Pazar


Darbe girişimi esnasında; insan unsurunu öne çıkartarak; en etkili haberciliği yapan Posta gazetesinin haberinden; 15 Temmuz gecesi Tayyip Erdoğan’ın, tatil yaptığı Marmaris’ten çıkarak helikoptere bindiği anı ve sonrasını okuyorum...

***

Tayyip Erdoğan kendisini Marmaris’ten almaya gelen helikopterin iki pilotuna; “Bana mertçe söyleyin...” diye soruyor;

“Kimden yanasınız?..”

***

Bir Cumhurbaşkanı’nın; gece vakti helikoptere binerken; pilotlara dönüp “kimden yanasınız?..” diye sorması, olayın perde arkasını bütünüyle açık ediyor...

***

Erdoğan kendisini almaya gelen; helikopterin pilotlarının bile kimden yana olduklarını bilmiyor...

O sırada fiili olarak Cumhurbaşkanı olsa da, bulunduğu durum bir savaşın ortası...

Bir Cumhurbaşkanı’nın, bindiği helikopteri kullanacak pilota “kimden yanasın” diye sorması; durumun hangi hassas noktada olduğunu gösteriyor...

***

Darbe anlarında liderler ilk anda tamamen yalnız kalıyorlar...

12 Eylül sabahı erken saatlerde Bülent Ecevit ve eşi ile Süleyman Demirel ve eşi evlerinden alınmak için kapıları çalındığında; çevrelerinde bulunan o inanılmaz kalabalıklardan hiç birisi bulunmuyor...

Kendilerini almaya gelen albayla karşı karşıyalar o anda; ve nereye götürüleceklerini bilemiyorlar...

***

Tayyip Erdoğan o gece otelde 6 saat kaldıktan sonra, helikoptere yöneliyor...

Helikopter otelin pistine, ışıklarını söndürmüş olarak iniyor...

Erdoğan’ın yanında eşi Emine Erdoğan; kızı Esra Albayrak, Enerji Bakanı olan damadı Berat Albayrak; torunları 11 yaşındaki Ahmet Akif, 6 yaşındaki Mahinur; 7 aylık Sadık ile helikoptere geliyor...

***

O soruyu kızı üç torunu ve eşi yanındayken soruyor pilotlara;

-“Bana mertçe söyleyin kimden yanasınız...” diye...

*****

“SEN DE Mİ BRÜTÜS?..”

Kokpitteki iki pilot; “Sizden yanayız... Sizi ve ailenizi gideceğiniz yere ulaştırmak için ne gerekiyorsa yapacağız...” diyorlar...

Erdoğan; “sağolun...” diyor...

***

Ancak kafasının içinden geçenleri kimse bilmiyor...

Bu soruyu, helikopterin pilotlarına soran kişinin; sadece bu cevapla ikna olmuş olduğunu söylemek imkansız...

***

Erdoğan’ın kafasındaki o soru işareti; helikopterin Marmaris’ten Dalaman havaalanına inene kadar gitmiyor...

***

Helikopter bu süre zarfında ışıklarını söndürerek uçuyor...

Risk alıyor ve radara yakalanmamak için çok alçaktan uçuyor...

Erdoğan’ın yanında ailesinin dışında, Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan ve Koruma Başmüdürü Muhsin Köse var...

***

Bu noktada üzerinde durulmayarak atlanan bir olay daha var...

Darbe girişimi gecesi Genelkurmay Başkanı, kuvvet komutanları karargahta bizzat kendi emir subayları ve yaverleri tarafından rehin alınıyorlar...

Öyle söyleniyor...

***

Darbe anlarında, liderlerin ve komutanların en yakınındaki kişilerin, aslında karşı tarafa çalıştıklarının ortaya çıkması çok sık görülen bir Brütüs vakası...

***

Roma senatosu önünde suikaste uğrayan İmparator Jül Sezar’ın; “Sen de mi Brütüs” sözü; yeğeni Brütüs’ün kendisine bıçak saplama girişimine karşı edilmiş bir söz...

Sezar’dan ve Brütüs’ten bu yana; hayat binlerce Sezar ve Brütüs çıkartıyor yaşamın ve siyasetin her sahnesinde...

***

Helikopter pilotlarına “Kimden yanasınız” diye soran Erdoğan’ın; o esnada Roma senatosu önündeki Sezar ve Brütüs vakasını  hatırlamaması; yanında bulunan özel kalem müdürüyle, koruma müdürünü bu ihtimaller dahilinde düşünmemiş olması imkansız...

***

Erdoğan’ın en yakınındaki insanları seçme konusunda; Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları’ndan daha basiretli davranmış olduğu, Marmaris’den İstanbul’a gelirken ortaya çıkıyor...

*****

ERDOĞAN’I İSTANBUL’A SAĞ SALİM İNDİREN UÇAĞIN İSMİ; “ATA”

Helikopter kalktıktan 15 dakika sonra, darbeci askerlerden oluşan suikast timi, Erdoğan’ın kaldığı otele geliyor...

***

Helikopter ışıklarını kapatarak otelin pistine inip,  kalktığından Erdoğan ve ailesinin otelde olduklarını düşünüp, yoğun bir ateşe başlıyorlar suikastçiler...

***

Helikopterde bulunan Erdoğan; İstanbul Valisi, İstanbul Emniyet Müdürü ve 1. Ordu Komutanı ile görüşüyor...

Her üç yetkiliden de Atatürk havalimanının geri alındığını; durumun limanda güvenli olduğu mesajını alıyor...

***

Tayyip Erdoğan’ın o gece; yanında olması hayati derecede önemli olan birkaç isim var...

Bu isimlerin başında, 1. Ordu Komutanı Ümit Dündar geliyor...

***

Ümit Dündar Tayyip Erdoğan’a; “Genelkurmay’daki darbe girişimini ilk elden ve ilk olarak haber veren; darbecilerin kendisiyle de görüştüklerini söyleyen Orgeneral...”

Askeriyedeki konumu itibariyle o gece dengeleri değiştiren kişilerin başında geliyor Orgeneral Ümit Dündar...

***

Etkisi bununla sınırlı değil...

Dündar’ın görev alanı Trakya, Boğazlar ve İstanbul olan 1. Ordu’nun komutanlığı...

***

Darbe girişiminin askerler arasında yer yer çatışmaya sahne olduğu hassas saatlerde; İstanbul ve Boğaz’lardan sorumlu 1. Ordu Komutanı’nın; Atatürk Havalimanı, Köprü ve İstanbul’daki kritik noktaları kontrol altına alması; gecenin bütün akışını değiştiriyor...

***

Nitekim; gecenin ilerleyen saatlerinde Ümit Dündar’ın, sadece İstanbul’un değil; Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bütün komutasının fiili başkanı olarak Genelkurmay Başkan’lığına vekalet edeceği açıklanıyor...

***

Türkiye; önümüzdeki Ağustos ayında; büyük ihtimalle 15 Temmuz darbe girişimini engelleyen en etkin komutanın Genelkurmay Başkanlığı’na geçişine tanık olmaya hazırlanıyor...

***

Tayyip Erdoğan; o gece sabaha karşı, Cumhurbaşkanlığı uçağı ATA’ya Dalaman’dan binme kararı veriyor...

***

İstanbul’a dönerken, uçağın kuyruk kısmındaki yazılar kapatalıyor  ve ATA’ya yolcu taşıyan Türk Hava Yolları uçağı süsü veriliyor...

***

O sırada semalarda darbe girişimi için uçan F-16 uçaklarından biri ATA uçağının 50 metre yakınına kadar geliyor ve fark etmeden geçiyor...

ATA uçağı adeta bir hayalet gibi uçarak, kontrolün sağlandığı “Atatürk Havalimanı”na iniyor...

***

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı; İstanbul’a sağ salim indiren uçağın adının ATA uçağı olması; iniş sağlanan güvenli havaalanının Atatürk Havalimanı olması da hayatın ilginç bir tesadüfü olarak anılara kazınıyor...