Gazetevatan.com » Yazarlar » Bir kadının ‘yalnızlık’la hesaplaşması...

Bir kadının ‘yalnızlık’la hesaplaşması...

14 Haziran 2016 Salı


“Herkesin hayatın bir döneminde, kendisini çok yalnız hissettiğini bilmemize rağmen,

-“Ben yalnızım... Arkadaşa ihtiyacım var... Herkesin masallardaki ejderhalar gibi hayalden ibaret sandığı, ancak öyle olmayan bu canavarı öldürmem gerekiyor...

***

Hayatımız adeta herkesin sonucunu görmek istediği için izlediği bir satranç karşılaşmasına benziyor...

Kazanmak veya kaybetmek önemli değilmiş gibi davranarak, önemli olan mücadele etmek diyerek, gerçek hislerimizi saklayabileceğimizi umarız...

Halbuki;

***

Arkadaş arayacağımız yerde, kimselerle konuşmadan yaralarımızı yatıştırabilmek için, daha da içimize kapanırız...

Ya da bizle hiç alakası olmayan, sürekli önem vermediğimiz konulardan bahseden insanlarla öğle veya akşam yemeklerine çıkarız...

***

Bir süreliğine kafamızı dağıtırız, yiyip içip eğleniriz...

Oysa ejderha hala hayattadır...

En sonunda en yakınımızdaki insanlar bir şeylerin yolunda gitmediğini fark eder... Ve bizi mutlu edemedikleri için kendilerini suçlarlar...

Derdimizin ne olduğunu sorarlar...

Her şeyin yolunda olduğunu söyleriz ama öyle değildir...

***

Her şey berbattır...

Lütfen beni yalnız bırakın; gözyaşım kalmadı...

Kalbim dayanmıyor...

Gözüme uyku girmiyor...

İçim bomboş hissizim...

Sizler de aynı şeyi hissediyorsunuz; kendinize sorabilirsiniz...

Ama onlar ısrarla, sadece kötü bir dönemden geçtiğinizi veya depresyon geçirdiğinizi söylerler...

Çünkü her şeyi anlatan o lanetli sözcüğü söylemeye korkarlar...

Yalnızlık...”

Paulo Coelho’nun Aldatmak romanından...

*****

BENJAMİN BUTTON’IN TUHAF HİKAYESİ...

İrlanda asıllı Amerikalı yazar F. Scott Fitzgerald 1860 yılında dünyaya getirdiği Benjamin Button’ın Tuhaf Hikayesinde; herkes bebek doğarken Benjamin’i 86 yaşında yaşlı bir adam olarak doğurtur...

***

Benjamin Button’ın hayat hikayesi çocuk olarak doğduğu dünyasındaki, yaşlı görüntüsünden, gençliğe doğru tersten gitmektir...

Benjamin; gizemli bir şekilde yaşlı olarak doğar ve gençleşmeye başlar...

***

Yaşlılıktan gençliğe doğru ilerlerken, hayatın cilveleriyle karşılaşır...

Savaşa katılır...

Sonra iş hayatına atılır...

Aşık olur evlenir çoluğa çocuğa kavuşur...

Daha sonra üniversiteye, ardından liseye gider...

Anaokulundan sonra iyice küçülür ve yaşlılığında bir bebek gibi hemşirenin kollarına döner...

***

İnsanın hayatının, yaşlılıktan gençliğe doğru yaşanmasının ilginç hikayesi, inanılmaz bir aşk hikayesiyle bezenerek anlatılır Benjamin Button’ında...

***

Bejamin’le ‘çocukluk yani Benjamin’in yaşlılık sevgilisi’ Daisy’nin hayatı; ikisinin de hayatında ortalardan sonlara doğru gidilen bir yerde kesişir...

***

İkisi 7 yaşlarındayken; Benjamin 80 yaşlarında görünen bir adamdır...

O yaşlılıktan gençliğe giderken; sevdiği kız Daisy, çocukluktan genç kızlığa, oradan genç kadınlığa doğru gider...

İkisinin hayatının kesiştiği yer çok çarpıcıdır...

***

Ancak kesişme sonrası; Daisy’nin kadınlığa; Benjamin’in ise, çocukluğa hatta bebekliğe doğru gittiği yerler; izleyiciyi izlerken altüst eden bir senaryoyu ihtiva eder...

***

Aşağıdaki sözler; Benjamin Button’ın Daisy ile tuhaf hikayesinin akıllarda kalan birkaç repliğidir;

*****

“HER NE OLURSA OLSUN; KENDİN OLMAK İÇİN ASLA GEÇ DEĞİLDİR...”

“Her ne olursa olsun; kendin olmak için asla geç değildir...

Ya da benim durumumda asla ‘erken’ değildir...

Bunun zamanı yoktur...

İstediğin zaman başlayabilirsin...

Değişebilir; ya da aynı kalabilirsin...

***

Bu işin bir kuralı yoktur...

Hayatımızı iyi ya da kötü yaşayabiliriz...

Umarım seninki mükemmel olur...

Umarım seni şaşırtacak şeyler yaşarsın...

Umarım daha önce hiç hissetmediğin duygular yaşarsın...

Umarım hayata başka bir pencereden bakan insanlarla karşılaşırsın...

Umarım gurur duyduğun bir hayat yaşarsın...

Ve eğer yaşamadığını düşünürsen; umarım içinde her şeye yeniden başlayacak gücü bulursun...

***

Sevdiklerimizi kaybetmek zorundayız... Yoksa değerlerini nasıl anlarız...

***

Mesele bir şeyi ne kadar iyi çaldığın değil; önemli olan çalarken neler hissettiğindir...”

BENJAMİN BUTTON...

*****

SON PİŞMANLIK FAYDA ETMEZ; GİT ONA SÖYLE...

“İnsanların büyük çoğunluğu ölürken;  “Keşke başkalarının benden beklediği hayat yerine, kendi hayatımı yaşama cesaretim olsaydı...” derler...

***

İnsanlar geriye baktıklarında, bir sürü duygularının tatmin olmamış, tamamlanmamış olduğunu fark ederler...

***

Bunun nedeni yaptığımız ve yapmadığımız seçimlerdir...

***

Sağlığımızı kaybettiğimiz an her şey için çok geçtir... Sağlık insan hayatına özgürlük sağlar... Çok az insan vakt-i zamanında bu gerçeği fark eder...

***

Erkekler; zaman geçtikten sonra ‘keşke işimle bu kadar meşgul olmasaydım’ demeye başlarlar...

***

İkinci pişmanlık; ‘keşke bu kadar çalışmasaydım’ pişmanlığıdır...

***

Üçüncü pişmanlık sözü;

“Keşke duygularımı daha rahat ifade edecek cesaretim olsaydı...” sözüdür...

Birçok insan başkalarıyla huzursuzluk yaşamamak için, duygularını baskı altına alır ve bunları ifade etmekten çekinir...

Bunun sonunda vasat bir hayat tutturur... Hiçbir zaman, sahip olduğu gerçek kapasiteyle yaşayamaz...

Duyguların baskı altına alınması, kendini ifade edememe, birçok hastalığa davetiye çıkartır...

***

Dördüncü pişmanlık;

“Keşke arkadaşlarımla daha çok görüşseydim...” cümlesinde yatar...

İnsanlar ölmeye yakın, eski değerli arkadaşlıklarının kendileri için ne kadar önemli olduğunu kavrar...

Ancak her şey için çok geçtir...

Herkes ölümüne yakın, eski arkadaşlarını özler...

***

Çoğu kişi, hayatta mutlu olmanın bir kişisel seçim olduğunu fark etmez...

İnsanlar geçmiş takıntılarına ve alışkanlıklarına bağımlı kalma eğilimi gösterir...

***

Oysa mutlu olmak, kişisel bir seçimdir... Mutlu olacağınız şeyleri yaparsanız; mutlu olursunuz...”

PAULO COELHO