Gazetevatan.com » Yazarlar » Çocuklarla Anıtkabir'e giderken...

Çocuklarla Anıtkabir'e giderken...

31 Mayıs 2016 Salı


İstanbul’un fethinin yıldönümünde, 29 Mayıs Pazar sabahı; üç çocuğumla Ankara’dayız...
 
Cumartesi gecesi Kolej’in 40. mezuniyet balosu yapılıyor...
 
***
 
Çocukları Pazar sabahı Anıtkabir’e götürmeye söz veriyorum...
 
Sabah 9 gibi, hepsini uyandırıyorum...
 
-“Kalkın; bugün Anıtkabir’e gideceğiz... Merak ettiğiniz Anıtkabir’i göreceksiniz...” diyorum...
 
 ***
 
Çankaya’dan Taksi’ye biniyoruz; Ankara’yı geze geze; taksici bizi Anıtkabir’e getiriyor...
 
 
YEŞİLLİKLERLE KAPLI KIZILAY MEYDANI...  (2)
 
Yolda taksiciyle sohbet ede ede gidiyoruz Anıtkabir’e...
 
-“Ankara’da yeşil kalmadı...” diyor...
 
-“Doğrusu bana öyle gelmedi...” diyorum...
 
-“Dün Kızılay’dan geçerken, caddenin iki tarafının yemyeşil ağaçlarla kaplandığını gördüm...” diye ekliyorum...
 
-“Hatta Kızılay ne kadar yeşillenmiş...” dediğimde; taksici arkadaş bana, “Bu ağaçların yeni dikildiğini söyledi...” diyorum...
 
***
 
Taksici,
 
-“Kızılay öyle de...” diyor...
 
-“Diğer yerler pek öyle değil...”
 
Anlıyorum ki şoförümüz Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek muhaliflerinden biri...
 
***
 
Bu yargıyı pekiştirdikten sonra, uzun zamandır görmediğim Ankara’yı; muhalif bir taksicinin penceresinden dinlemeye karar veriyorum...
 
 
HAFIZALARDAN SİLİNMEYE ÇALIŞILAN TANDOĞAN MEYDANI...   (3)
 
“Tandoğan Meydanı artık yok...” diyor taksici...
 
-“Anlamadım...” diyorum...
 
-“Meydanı mı kapattılar?.. Nasıl yol veriyorlar ki?..”
 
-“Hayır abi...” diyor...
 
-“Tandoğan Meydanı’nın adı; artık Anadolu Bulvarı ve Anadolu Meydanı oldu... Tandoğan diye bir şey kalmadı artık...”
 
***
 
Ankara’nın “yeşil”iyle ilgili iddialı konuştuğunu düşündüğüm taksici arkadaşın, sözlerine irkiliyorum...
 
***
 
Ona bir şey söylemiyorum ama, “Tandoğan Meydanı isminin kaldırılarak; Ankara’da toplumsal hafızanın silinmeye çalışıldığını” fark ediyorum...
 
***
 
Tandoğan...
 
Solcu yıllarımızın... Özgürlük ateşiyle tutuşan gençliğimizin;
 
İstisnasız tüm mitinglerimizin...
 
Meydanında haykırdığımız eşitlik ve özgürlük sloganlarımızın...
 
Ana sahnesi ve doğal dekoru olan meydan...
 
Tandoğan...
 
***
 
Ona Anadolu Meydanı demekle; tek kelime üzerinden şehrin ve meydanının bütün tarihini değiştiriyorsunuz...
 
***
 
Ankara’da Tandoğan ismi tedavülden kalkıyorsa; başkent tarihinde siyasi mitingler, gençlik hareketleri, kitle mücadeleleri yok farz ediliyor demek oluyor...
 
***
 
Onların hepsini anlatacak tek kelime kalkıyor şehrin demokrasi tarihinden...
 
Tandoğan Meydanı’nı ilk gittiğim günü hatırlıyorum...
 
16 yaşındayım...
 
Bülent Ecevit’in mavi gömleğiyle Tandoğan Meydanı’nda konuşma yaptığı yerdeyim...
 
***
 
Mitinge katılan Marksist sol ayrılıkçı örgütlerle, sosyal demokrat gençlerin bulunduğu bölümlerin tam ortasındayım...
 
Arkamda ayrılıkçıların da bulunduğu sol örgütler, önümde sosyal demokrat gençler var...
 
***
 
Arkamdan atılan sloganlar; olabildiğince tehlikeli, önümden atılan sloganlar mümkün olduğunca Ecevit’e endeksli...   
 
Bir ara Ecevit; hemen arkamdaki grubu işaret ederek;
 
-“Onların provokasyonuna gelmeyin...” diyor...
 
Ecevit’in sözleri üzerine arkamdaki gençler, sloganları daha hararetli seslendiriyor...
 
Önümdeki gençler Ecevit’e endeksli sloganlarla, grubu bastırmaya yelteniyor...
 
***
 
Tarihi bir kavşakta Marksist ve ayrılıkçı sol ile; Marksist olmayan demokratik sol arasında ortada bir yerde durmanın hazzını yaşıyorum...
 
***
 
O günden sonra kaç kez Tandoğan Meydanı’nda mitinge katıldığımı hatırlamıyorum...
 
Kaç kez Maltepe Camii’nin önünde polis tarafından durdurulup yürüyüşe son vermemiz gerektiğinin söylendiğini de anımsamıyorum...
 
***
 
Maltepe Camii’nin arka sokaklarından hangi yol şemalarını izleyerek Kızılay’a vardığım da, hafızamın tamamen derinliklerine itilmiş bir dehlizde...
 
***
 
Ne var ki; Tandoğan Meydanı; halen ismindeki tüm haşmetiyle duruyor...
 
Kişisel demokrasi tarihimin... 
 
Meydanları ve sokağı öğrendiğim bireysel gelişim terrakimin...
 
En önemli abidesi olarak bilincimdeki yerini tüm azametiyle sürdürüyor...
 
***
 
Tandoğan Meydanı bitiyorsa;
 
“Ankara’nın siyasi mitingler tarihi de bitiyor” demek anlamına geliyor...
 
Taksi şoförüne bir şey söylemiyorum...
 
Çocuklarımın önünde; bu konuyu konuşmayı da doğru bulmuyorum...
 
Ne ki; içim bir garip oluyor...
 
Ankara’nın başkalaştığını hissediyorum...
 
***
 
Mançuryalı Aday filmini hatırlıyorum...
 
Filmin kahramanı Amerikalı yüzbaşıyı oynayan Denzel Washington’un hafızasının takılan çiplerle değiştirilmesi sahnesi gözümün önüne geliyor...
 
Tandoğan’ı “kişisel belleğimden sildirmemek” için çiplerle mücadele etmeye; hafızamın sahici halini muhafaza etmeye karar veriyorum...
 
 
İSTANBUL’UN FETHİ Mİ; İSTANBUL’UN KURTULUŞU MU?..    (4)
 
Anıtkabir’de çocuklar Atatürk’ün mozolesini görüyorlar...
 
Çok zengin Anıtkabir müzesinde bir saat boyunca geziyorlar...
 
***
 
Heyecanlı ve mutlular...
 
Ben de onlara Anıtkabir’i göstermekten mutluyum...
 
Kendilerine cüzdan, anahtarlık gibi hediyeler alıyorlar...
 
***
 
TED Koleji’nin ilkokul olarak okuduğum, şimdi üniversite olan binalarını gezmeye gidiyoruz...
 
TED Vakfı Genel Başkanı Selçuk Pehlivanlıoğlu; yeni yapılan tesisleri, yüzme havuzunu, spor salonunu bana ve çocuklara gösteriyor...
 
***
 
İlkokuldaki ve lisedeki sınıfıma götürüyorum çocukları...
 
Lisede okulu astığım günlerde kaçtığım tuvalet penceresini gösteriyorum...
 
Dedelerinin; babalarına kinayeli;
 
“Teşekkür konuşması yaptığı” kapıyı gösterip, video çekimi yapıyorum onlarla...
 
***
 
Uçağa biniyoruz ve İstanbul’a geliyoruz Pazar akşamüstü...
 
Taksiciler ve telefonda konuştuğum arkadaşlar; İstanbul trafiğinin “fetih yıldönümü kutlamaları nedeniyle” kapandığını söylüyorlar...
 
***
 
Yenikapı’daki miting ve kutlamalar; yollardan birini tamamen kapatıyor, trafik diğer iki yola kayıyor...
 
***
 
Anıtkabir’de çocuklarla birlikte Gazi Mustafa Kemal’in konuşmalarını kendi sesinden, görüntüsünden dinliyoruz birkaç saat önce...
 
İşgal edilmiş vatanın, nasıl kurtarıldığını “az zamanda çok ve büyük işler yaptık” şeklinde anlatıyor Mustafa Kemal...
 
***
 
İstanbul’da ise; İstanbul’un; Osmanlı tarafından alınmasının yıldönümü kutlanıyor... İstanbul’da; İstanbul’un alınışı kutlanıyor... Ankara’da, İstanbul’un düşman işgalinden kurtuluşu anlatılıyor... İkisinin arasında bir fark yok bana göre... İkisi de bu ülkenin tarihinin; mihenk zafer taşları...
 
***
 
İstanbul’da yaşıyor, çocuklarımı İstanbul’da büyütüyor, İstanbul’luyum diyorsam; İstanbul’un alınışıyla, İstanbul’un kurtuluşu arasında bir fark göremiyorum... Suni fark yaratanları da anlayamıyorum...
 
***
 
Mutlu ve huzurlu bir hafta sonu geçiriyoruz... Pazar’dan yadigar tek buruk nokta; Tandoğan Meydanı...
 
Meydanın isminin tedavülden kaldırılmasını içime sindiremiyorum...