Gazetevatan.com » Yazarlar » MİT müsteşarlığına kimin geleceğiyle ilgilenmeyen bir gazeteci...

MİT müsteşarlığına kimin geleceğiyle ilgilenmeyen bir gazeteci...

26 Mayıs 2016 Perşembe


36 yıllık gazetecilik hayatının sonunda; dün bir olay karşısında daha ayılıyor; çok geç öğrendiğim bir olgu karşısında hayrete düşüyorum...

***

Bunca yıllık gazetecilik yaşamımda, bir günden bir güne; “MİT’in (Milli İstihbarat Teşkilatı’nın) başına kimin geçtiğini, ya da geçeceğini merak etmiyorum... Çoğu zaman gelen kişinin kimliği dışında; hakkındaki hiçbir şeyi merak edip bilmemenin yarattığı derin travmayı şimdi yaşamaya başlıyorum...

***

Yıllarca bu davranışımı; gayet doğal ve demokratik buluyorum...

-“Bana ne ki MİT’in başına geçen kişiden...” diyorum...

-“Devlet benim kirli ilişkilerimin, alangirli işlerle işimin, olmadığını biliyor... O gelmiş, bu gitmiş beni ne enterese eder?..” diye düşünüyorum ve konuyu hiçbir şekilde gündemimin hiçbir tarafına sokmuyorum...

***   

MİT’in başına atanan kişinin; birçok insanın kaderinde çok etkili olabileceğini düşünmek istemiyorum...

Piyasada faaliyet gösteren, iki adımda bir gölgelerine çarptığım; yalan ve iftirayla beslenen etki ajanlarının varlığından bihaberim yıllar yılı...

***

MİT müsteşarlığı görevi, doğru, düzgün ve dürüst elemanlar kadar, piyasada faaliyet göstermekte olan yalancı ve sahtekar etki ajanlarını kapsadığından önemli bir boyut taşıyor...

***  

Birkaç gündür sözünü ettiğim; “yalan ve iftiralarla” insanları gammazlayan, soğuk savaş dönemi artığı kontrgerilla tipi çetenin  tepesindeki hanımefendiyle, bir zamanlar bu köşede sözünü ettiğim kurnaz etki ajanı, yeni bir operasyon çekmeye uğraşıyorlar...

***

Yalanları ve iftiraları onlarca kez suratlarına çarptığı halde, hakkımda kargaların bile güleceği yeni bir yalanı tezgahlama peşindeler...

***

Beni konudan haberdar eden yakın arkadaşlarıma;

-“Allah Allah...” diyorum;

-“Bayram değil, seyran değil... Bunlar niye kontrgerilla yöntemli iftiralara bugünlerde yeniden başvuruyorlar acaba?..”           

***

Dün; 36 yıllık meslek hayatımda ilgilenmediğim haberler gözüme çarpınca; “kontrgerilla çetesinin bugünlerde neden hareketlendiğini” de anlıyorum...

***

MİT’e yeni bir müsteşar atanacak mı; eskisi mi yerinde kalacak?..

Yeni atanacaksa kim atanacak; kulisler bu sorularla çalkalanıyor...

***

Anlıyorum ki bu durum için kontrgerilla çetesi yeni yalanlar tezgaha sürüp, yeni duruma göre pozisyon almaya çalışıyor...

***

Hanımefendi ve ona gizliden bağlı; genelkurmay başkanlarına ayar çekip, fırça atan...

Birkaç yıl süresince  davalarda sanıkların içeri girmesi ve içerde sürünmesi için televizyonlarda bangır bangır bağıran...

Apo’ya “sayın”; genelkurmay başkanlarına da “haddini bileceksin; memursun” diye fırça çeken;

Asya Finans gibi kuruluşlardan bir milyon liranın üzerinde kredi çeken...

Kurnaz bir etki ajanı yeni pozisyonlama yapmaya çalışıyor...

***

Hayatta kimselerle gazetecilik, dostluk ve arkadaşlık dışı bir ilişkim olmadığından; hiçbir tarakta bezim bulunmadığından; ne yaptıklarını ilk anda anlayamıyorum...

***

“Meselenin göreve gelecek, ya da görevde devam edecek MİT müsteşarıyla ilgili bir pozisyon alma çabası olduğunu” sonra fark ediyorum...

***

-“Allah Allah...” dememin;

-“Yine niye yalan ve iftiralara sarılma ihtiyacı duydular ki?..” diye sormamın nedeni bu...

***

Bugüne kadar üzerime attıkları bütün yalan ve iftiralar tokat gibi patlıyor yüzlerinde...

Tanrı; bundan sonra da öyle olacağını sanki gözlerinin içine baka baka söylüyor...

Ancak onlar yine “pes” etmiyorlar...

Hayatta tek bildikleri işi fütursuzca ve umutsuzca yapmaya devam ediyorlar...

***

Prefabrike üretilen yalan, iftira ve kumpastan medet umuyorlar...             

Soğuk savaş döneminden kalma kontrgerilla eğitimi sadece bunu kapsıyor...

Başka bir sanatları yok ve olmadığı için, hayat için yararlı bir değer sunamıyorlar...

Durumlarına; kızmak mı gerek, üzülmek mi, acımak mı?..

Hâlâ kestirebilmiş değilim...

*****

ÇOCUKLAR GECCE COM’UN GECESİNDE BİR SAAT KALINCA...

Dün akşam saatlerinde; prefabrike yalan ve iftira üreten kontrgerilla artığı çetenin, kirli işlerini açığa çıkartırken; GECCE COM’un sahibi Kenan Erçetingöz’e mesaj atıyorum...

***

-“İyi bir zamanımda değilim... Yazı yazıyorum... Anneciğin çete yüzünden zor geçirdiği günleri hatırlıyorum... Onları yazıyorum... Bu sene, ödül verme merasimi nasıl olsa yok... Ben katılmayayım; yazımı yazayım...” diyorum...

***

Beni dinlemiyor...

Tepki gösteriyor...    

Kenan’ı sakinleştirene ve gerçek durumumu anlatana kadar akla karayı seçiyorum...

Nihayet durumu anlıyor; sakinleşiyor;

Fakat bu sefer de benim içim elvermiyor...

-“Bir ara çocukları alır, kısa bir süre uğramaya çalışırım gecce com’un ödül törenine...” diyorum...

***

Çocuklara; konserler, Broadway müzikalleri, tiyatro oyunları, gece mekanları, ödül törenleri, sahne şovları, futbol maçları, sinemanın konulu filmleri, dünyanın belli başlı şehirleri, sporun envayi çeşitiyle dolu, bir yaşamı bütün renkleri ve kesitleriyle tattırmaya çalışıyorum...

-“Hadi hazırlanın... Sizi Suada’da çok şık bir geceye götüreceğim...” diyorum...

-“Bir saat kalıp döneceğiz... Çok seveceksiniz...”

***

Gözlerini dikip, her detayı içlerine sindirmeye çalışıyorlar; gecce com’un mekanlara ödül verilen gecesinde...

***

Bir saatin sonunda Poyraz uyumaya başlıyor...

Alıyorum onları; hayatlarına yeni bir fotoğraf karesi eklemenin manevi hazzıyla eve götürüyorum...

***

Hayatta kim hangi kötülüğü yaparsa yapsın, yaşam; kendi enerjisini, sevgisini, dostluğunu, arkadaşlığını ve sinerjisini sunmaya devam ediyor...

Gecenin bitiminde ailemden bana, benden çocuklara yadigar sevgi yumağının sonsuza kadar devam etmesi için Tanrı’ya dualar ediyorum...